Filter
Exclude
Time range
-
Near
İktidar dan korkmuyorsanız her gün cemat olarak yürüyüş eylem yapmalıydınız bur da boş yazılar ile kimseyi savunamazsınız siz Gazze yi bile savunamadınız!
7
Okuduğunuzu anlama sorunu mu var tayfa olarak burda konu cemat tarafından evlendirilen iki genç diyor beşik kertmesi dayatması kuma demiyor yada okumak istiyorum diyip koca çalmayı planlayan kadın demiyor lütfen yargılamadan önce biraz dikkatli okuyun öyle yargılayın
1
35
Humanoid robotics is moving fast, and the possibilities for automation keep getting bigger. From live demos to real conversations, CeMAT Southeast Asia gave us a closer look at what the next generation of robotics could bring to industry.
1
5
CEMAT Schill n'aime pas les chars
44
CEMAT Schill ist kein Panzerfreund
2
1
29
Replying to @Kader3229388961
Cok ve cok cahil insanlar var yavas yavas bize seriata dogru gidiyoruz Cemat meclise girdi eski akp kurucusu itiraf etti sonumuz hic iyi degil Afganistan'a dönecegiz halimiz cok perisan chp bitti bitirdiler amaclari buydu amaclarina ulastilar yazik cahil halkimiza
3
14
Replying to @ErkanTrukten
Ha konuyu watandaş şikayet etse devlet gale alırmıydı almazdı konu BİM olunca BİM’in sahibi cematçi olunca devlet araştırıyor.deki bana BİM cemat devlet ilişksi var de bende bir tayyibci olarak seninle olayım gerçeği söyleyin
149
Replying to @samiltayyar27
En azindan chp den baska bir konuya dönmüş oldunuz. Ama Turk milletinin derdi "Memis in altin 8000 tl olacak" tahminleri degil. Enflasyon ,emekli maaslari ,cücük asgari ucret,hukuksuzluk, adaletsizlik ,tarikat cemat yuvalanmalari...
1
250
Stop wasting warehouse space, time and labour on tasks that automation can handle better.  See how smarter systems reduce manual movement, improve density and keep operations flowing at CeMAT Australia 2026. Book your 1-on-1: [zurl.co/U6wx9](zurl.co/U6wx9)
1
Kusura bakmayın ama sen hâlâ gülen cemaati diye hitap ediyorsan o hain terör örgütünden kopmamışın.bu feto denen alçak terör örgütü bu milletin bir neslini yok etti siz hala cemat,gülen hareketi diye hitap ediyorsan ya çok safsın yada uyuyan hücre de sıranı bekliyorsun.
2
118
Replying to @TheDeadDistrict
In the French LPM (Military Programming Law), which sets out the orders and objectives for the French Army, a target of 300 EBRC Jaguar by 2038 is mentioned. The Drailer LMP is a target for acquisition, but the numbers have not yet been finalized. It is strongly desired by the French General Staff (EM) for rapid and massive procurement, alongside other robots, to support the French infantry soldier. The VBCI Mk2 is an ongoing modernization program, but there is no firm figure yet on the quantity. For now, a small number is planned in order to guarantee the VBCI fleet an optimal service life, adapt it to the modern battlefield, and resolve an internal crisis of "skeletons in the closet" that was threatening more than half of the fleet. The Leclerc EVO has been rejected by the French Army Chief of Staff (CEMAT) Pierre Schill for budgetary reasons. Acquiring the EVO would prevent the acquisition of the Leclerc’s successor in the 2040-2045 timeframe. However, an update to the LPM is expected very soon. So it remains to be seen. But it is highly unlikely.
1
2
186
Driven by booming e-commerce and cold-chain sectors, automated picking & packaging gear upgrades logistics efficiency and green development. CeMAT ASIA 2026 runs Nov 3-6 at SNIEC for global visitors. #CeMATASIA2026#AutomatedPicking
2
Il aurait décoiffé comme Cemat
Vous avez eu de la chance. Il avait, je crois, ce mélange d’une droiture et intégrité parfaites, et un petit grain de folie qui font les grands chefs. Et pas l’inverse (trop de folie, une droiture de travers).
2
3
2,529
Replying to @Haluk_Yurekli
Haluk sorun bu zaten övünülecek bişey değil utanılacak bişey sizi bu ülkede dokunulmazlığınız var yasa dışı bahisten para alırsınız sırtınıza reklam yaparsınız hocanız oyuncularınız ülkenin başkasını hortumlar olan zavallı bir kıza olur kulüp cemat yuvası ama ceza yok
3
585
Highlights from LET-a CeMAT ASIA 2026 From the global debut of the OT10 to live demos of our autonomous forklifts and intelligent software, it was great connecting with industry professionals worldwide. #MultiwayRobotics #WarehouseAutomation #AutonomousForklift #Robotics
1
13
Automation is more than robots.  It is about solving real operational challenges, improving flow and making better use of space, people and systems.  See what smarter warehouse automation looks like at CeMAT Australia 2026. Book your 1-on-1: zurl.co/YSYEP
1
5
#AMİN AMİN AMİN İNŞALLAH ⚘️⚘️⚘️🇹🇷🇹🇷🇹🇷⚘️⚘️⚘️ RABBIM TÜM İSLAM ÜMMETİNE YAR VE YARDIMCI OLSUN İNŞALLAH RABBIM BİZLERİ KUDUSA CEMAT EYLESİN İNŞALLAH HUZUR İSLAMDA HUZUR NAMAZDA HUZUR ALLAH"HI ANMAKTA
🔴Hasan Alkan Hoca öğrencileri ile birlikte çektiği videoda "İçişleri Bakanımızın Kudüs'e vali olmak gibi bir hayali varmış. Bizimde hayalimiz mescidi aksada bakanımızın arkasında namaz kılmak." Dedi ve öğrenciler hep bir ağızdan tekbir getirdi.
42
Külliyatta Başyücelik Devleti: İSLÂM VE ADALET Necip Fazıl ● Âlemde tek adâlet kaynağı, İslâm… ● Adalet, hakkı “mâvuzua leh”ine, lâyık olduğu yere koymaktır. Bir şeye hakkını vermek, onu dengi olan karşılığı kavuşturmak, gereğine erdirmek. Bir şeyi, o şey ister bir mânâ, ister bir madde olsun, uygun olduğu hak makamına oturtmak, nisbet belirttiği ölçü plânına çıkarmak, muhtaç olduğu kıymet vâhidine ulaştırmak… Adalet budur. ● En büyük, nâmütenahi büyük hak Allahındır ve bütün bu kâinat onun tarafından yaratılmış olmak makamına oturtulunca, kalbde imanın ilk şartı ve bu hak tecelli eder. En büyük haksızlık da bunun aksi… Mükâfat ve cezaları da en büyük hakla, en büyük haksızlığa göre… Bu bakımdan her mânâ ve maddenin, kalıbına nisbetle oturtulacağı yer, ulaştırılacağı karşılık, kavuşturulacağı ölçü, ayrı ayrı… ● Hakikatin, yerini bulmasından ve bir cisimle onun kumdaki yatağı arasındaki intibakı kazanmasından ibaret olan adalet, zat ve tecelli, keyfiyet ve takdir, iş ve karşılık olarak, iki kefeli bir terazi halinde, iki cepheli bir oluş ve muvazene arzeder; ve içimizle dışımızı denkleştirici ruhî ve maddî, ferdî ve içtimaî, bütün kıymet hükümlerini kuşatır. ● Anlaşılıyor ki, adaletin, en mücerret fikirden en müşahhas madde tezahürüne kadar, hudutsuzdan gelip hudutluda meydana çıkan bir kök ve dal mâhiyeti vardır; ve insanoğlunun amelî manâda adaletten anladığı, onun cemiyet münasebetlerindeki müşahhas tezahürlere bağlıdır. ● Adaletin tam zıddı olan zulüm de, eşya ve hâdiseleri, nispet ve liyakat belirttikleri makamların, plânların, ölçülerin dışına çıkarmaktan başka bir şey değil. En büyük hakka karşı en büyük zulmün ne olduğu kendi kendisine anlaşılıyor: Allahı inkâr… Nefsin kendi kendisine zulmü… ● En hâlis ve mutlak adalet emirleriyle, en sağlam ve keskin zulüm yasakları sadece İslâmdadır. Ve İslâmda örgüleşen adalet emirleriyle zulüm yasakları, cemat, nebat, hayvan ve insan, her şeyin, her maddenin, her mânânın ve bütün bunlar arasında her münasebet şeklinin hakkını sımsıkı çerçevelemiştir. Bütün dünya kadrosunda hakkını isteyen kim ve ne varsa bize gelsin!.. ● Bize dünyanın en kokmuş, çürümüş ve azmış cemiyetini teslim ediniz; teahhüt ediyoruz ki, o cemiyette İslâm ideolocyasının sonsuz ruhu sindirilinceye kadar, sadece İslâm adaletinin kışrındaki ölçüler tatbik edilmekle, göz açıp kapayıncaya kadar kurtuluş, dış yapıda gerçekleşecektir. İslâm adâleti öyle bir şeydir ki, İslâma inanmayan bile onun adaletini şekilde tatbik etmekle dünyasını olsun kurtarır. Müslüman için de en üstün adalet görüşü, Allah neylerse onu adaletin ta kendisi bilmek, bu sırra akılla ulaşmanın muhal olduğunu anlamak ve adaleti Hakkın emirlerine noktası noktasına riayette aramaktır. Adalet, ne türlü olursa olsun, Allahın işi; ve bize, mutlaka şu ve bu türlü olarak Allahın emri… ● İnsan hayatına kıyanların hemen başlarını uçuracağına, onlara hayatlarını bağışlayan; ve hırsızlık edenlerin derhal kollarını keseceğine kendilerine hapishane köşelerinde rahat rahat geviş getirecekleri yataklar ve sanatlarını ilerletecekleri dershaneler hazırlayan zihniyet, birer kötü kişiye medeniyet göstermek için bütün iyi kişilerin hayatına ve malına kıymış olmak mânâsındadır. İslâm adaletinden başka her ölçü, bizce, cezalandırmaya yeltendiği kötülükle bilmeden ittifak halindedir. ● İslâmda hâkim, bütün devlet ve millet manzumesinin bağlı olduğu kök telâkkiye ait ölçülerin müstakil kazaî temsilcisidir. Bu hüviyetiyle o, devlet ve hükûmet reislerine, herhangi bir çöpçü ve dilenciden ayırt etmez bir irtifadan bakar. ● İslâm adaletini ışıldattığımız ve insanlığa serpmek istediğimiz çağlarda en küçük kazancımız Viyana surları önünde boy göstermek olduysa, o adaleti paslandırdığımız devirlerde de en küçük kaybımız, yurt dışını düşmana ve yurt içini eşkiyaya sardırmak oldu. Ondan sonra da, her zaman ve mekâna ait ebedî adalet hazinesinin anahtarını cebimizde taşıdığımızdan habersiz, çapraşık ve dolambaçlı medeniyet dünyasının binbir icabı karşısında, bir adalet buhranından öbürüne atlayarak, adalet adına boyuna zulüm kopyacılığı yapmaktan ve en hâs ve halis zâlimleri sürü sürü türetmekten başka işimiz olmadı. Kaynak: Necib Fazıl, İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ, Büyük Doğu Yayınları, 30. Basım, İstanbul 2021, s. 125-128.
🔴 Prof. Mehmet Ulukütük: Hukuk fakültelerinin varlık sebebi adaleti tesis etmektir. Ancak bir araştırma yaptım, hukuk fakültelerimizde adalet üzerine yazılmış neredeyse hiçbir doktora tezi yok. Adaletin ne olduğunu bilmeyenler, nasıl adalet dağıtabilir?
8
15
1,047
Smart warehouse technology is innovating with digital and automated solutions, and CeMAT ASIA 2026 presents full smart warehouse systems for industrial upgrading. It will debut Nov 3–6 at SNIEC for global visitors. #CeMATASIA2026#SmartWarehouse#LogisticsTech
13
Jun 10
Ortaca Alevi Katliamı'nın 60. Yıldönümü (5-16 Haziran 1966) 12 gün süren çatışmalarda ne kadar insan öldüğü tam olarak bilinmiyor. Dönemin karanlıkta kalmış/bırakılmış Alevi katliamlarından birisidir Ortaca katliamı. Bu topraklarda bir çok katliam yaşandı. Bunların bir kısmı geniş kitlelerce biliniyor, anılıyor, hesap verilmesi isteniyor; bir kısmı ise nispeten az biliniyor. Geçtiğimiz günlerde yolum Muğla'nın Ortaca ilçesine düştü. Bir sohbet sırasında 1966 yılında Ortaca'da bir katliam yaşandığını öğrendim. Yaşananların detaylarını Ortaca'da öğrenemedim. 50 yıl önce yaşananlar nedeniyle hala bir tedirginlik var. Dönüşümde Ortaca vakası hakkında bulabildiklerimi okudum. Osmanlı kayıtlarında “Cemat tahtacıyan” olarak geçen ve genel olarak “tahtacılar” olarak adlandırılan Türkmen Aleviler, 11. Yüz yılda Anadolu’ya göç eden “Ağaçeri” soyundan gelen bir topluluk. Genel olarak Anadolu’ya göç ettikten sonra yoğun olarak Toroslar bölgesine (Akdeniz) yerleşen göçebe topluluk, ağaç işleriyle uğraştıklarından dolayı “Tahtacılar” olarak anılıyor. Göçebe süren yaşamları gereği eğitimden ve yol, su, elektrik gibi hizmetlerden yoksun bir hayat sürdüklerinden, dışlanmış ve hor görülmüşler. Kapalı bir toplum olarak yaşam sürmeleri nedeniyle, Alevi olmalarına rağmen şamanizmin etkileri günümüzde bile görülüyor. 1942 başlarında İstanbul gazetelerinde genel olarak gayrimüslimler, özel olarak da Yahudileri hedef alan, hırsızlık, vurgunculuk, dolandırıcılık temalı haberler ve karikatürler yoğunlaşmıştı. Şair Orhan Seyfi Orhon, 24 Eylül 1942 tarihli Akbaba’daki yazısında iktidarın ağzındaki baklayı çıkaracaktı: “Kelle İstiyorum! Ben ki bir tavuk bile kesilirken bakamam; karıncaları, sinekleri öldüremem, kelle istiyorum. Yumruklarım sıkılmış, dişlerim kısılmış, at meydanında kazan kaldıran yeniçeriden daha hiddetli bir sesle kelle istiyorum, vurguncunun kellesini!” 7 Temmuz 1942 tarihinde Başbakan Refik Saydam’ın ani ölümü sonrası 9 Temmuz'da kurulan Şükrü Saraçoğlu hükümeti, bu kışkırtmalarla birlikte 11 Kasım 1942’de Mecliste oy çokluğu ile Varlık Vergisi kanununu çıkarır. Gayrimüslimlere tahakkuk ettirilen vergiler ödenemeyecek kadar yüksektir ve birçoğu bu vergileri ödeyemezler. 27 Ocak 1943 tarihinde vergilerini ödeyemeyen gayrimüslimler için başta Eskişehir/Sivrihisar, Erzurum/Aşkale olmak üzere değişik yerlerde hazırlanan çalışma kamplarına gönderilirler. Aşkale’ye gönderilen 1229 mükelleften 21’i, Kötü hava koşulları ve yetersiz bakım (kayıtlara göre) yaşamını yitirir. O dönemdeki çalışma kamplarından birisi de Muğla/Dalaman'da kurulmuştu. Dalaman'da kurulan kamp yerinde Tahtacılar yaşamaktaydı. Kampın kurulması için bölgede yaşayan Tahtacılar önce yakında olan Fevziye köyüne gönderildi. Fevziye köyü de tahtacıların yerleşim bölgesiydi. Fevziye köyü küçüktü ve bu nüfusu kaldıramadı. Dalaman'dan Fevziye’ye gönderilen Tahtacılar buradan da şu anda “Ortaca” olarak bilinen eski adı “Oritenya” olan bölgeye gönderildiler/sürüldüler. Gönderildikleri bölge bataklıktı. Tahtacılar çalışarak bölgedeki bataklığı kurutup tarıma elverişli hale getirdi. Bölge zenginleşti, yerleşim/nüfus arttı. Bölge yeni bir yerleşim alanına dönüştü. Böylece bugünkü Ortaca ilçesinin temeli atılmış oldu. (Her ne kadar Fethiye ve Muğla’nın arasında ve tam ortada bulunduğu için “Ortaca” denildiği söylense de eski adı olan “Oritenya”nın dönüştürülmesiyle yeni adının oluşturulduğu söylenir.) 1943 tarihinde temeli atılan Ortaca’nın nüfus yoğunluğu Dalaman’dan sürgün gönderilen Alevi Türkmenlerden oluşmaktaydı. 1960 başlarında Fevziye köyünün çok yakınında bulunan ve o dönemdeki adı “Kızılyurt” olan Güzelyurt bölgesinde yaşayan Sunnilerin Ağasına Fevziye köyü ile Ortaca arasındaki büyük bir bölge/arazi devlet tarafından verilir. Karşılığında Fevziye köyünde bulunan bir bataklığın kurutulması gerekmektedir ve ağa bu işlemi yerine getirmez. Bataklığın kurutulma işlemi yapılmadığından Fevziye köyünde yaşayan Alevi Türkmenlerle ağanın aşireti Nurcu Sunniler arasında küçük çatışmalar başlar. Önceleri küçük kavgalar ve sataşmalarla başlayan bu çatışma gittikçe büyür. Ağa Nazmi Yavuz adamlarını toplayarak Fevziye köyünde yaşayan ve Dalaman çayı etrafında pamuk toplayan Alevi kadınlara ve çocuklara saldırır. Hasırlara sararak çaya atarlar. Sunnilerin ağası kendi çıkarları ve toprak için din kisvesi adı altında, “Aleviler camilerimizi yıkıyorlar” yalanıyla “Yeşil Bayrak” açarak 16 sunni köyü birleştirir. Amaç bölgede bulunan Alevi Türkmenleri kovmak ve bölgeye tamamen sahip olmaktır. “Bu topraklar bizimdir, tahtacılar dağlarınıza gidin” , “Bir tahtacı öldüren cennetliktir” , “Alevilerin namusu olmaz”  sloganlarıyla 5 Haziran 1966 tarihinde Ortaca’ya doğru yola çıkan yaklaşık 1000 silahlı insan ilk önce bir sinemayı basar ve iki kadına tecavüz edilir. Sinema sahibi ve içerisinde bulunanlarla birlikte yakılır. Ortaca’nın ilk belediye başkanı Ziya Çavuş makamında grupça yakalanır, zorla saç ve sakalı kesilir, bir belge imzalattırılarak makamından alınır ve yerine saldırganlarca Sunni biri atanır. (Bugüne kadar Aleviler Belediye Başkanı olamamıştır) Hiçbir güvenlik görevlisi müdahalede bulunmaz. Alevi Türkmenler bu baskını beklemediği için şaşkındır ve kaçmaya çalışırlar. 12 Haziran’da odun toplamaya çıkan Alevi aileye dört kişi saldırır, erkeği ağaca bağlayıp eşine tecavüz ederler. Ertesi gün olayı öğrenen Aleviler Ağanın köyünü basarlar, çatışmada bir sunni ölür. Çatışmalar ve Alevilere karşı uygulanan baskı artarak devam etmektedir. Ne dönemin Muğla Valisi Hasan Basa, ne İçişleri Bakanı Mehmet Faruk Sükan ne de Başbakan Süleyman Demirel hiç bir müdahalede bulunmazlar. Aleviler elde silah nöbet tutmaktadır. 16 Haziran’a kadar devam eden çatışma ve baskılar sonucu birçok Alevi Türkmen bölgeyi terk etmek zorunda kalır. Kalanlar ise silahla nöbet tutarak her an korku içerisinde yaşamaya devam ederler. Günümüzde de bu sinmişlik ve korku kendisini belli etmektedir. 12 gün süren bu çatışmalarda ne kadar insan öldüğü tam olarak bilinmiyor. Dönemin karanlıkta kalmış/bırakılmış Alevi katliamlarından birisidir Ortaca katliamı. Bine yakın insanın bir günde nasıl silahlandığı, on kilometrelik yolda neden emniyet tedbirleri alınmadığı ve 12 gün süren olaylara neden müdahalede bulunulmadığı soru işaretleri olarak kalır! Ortaca olayları/katliamı için yetkililerin sözlerine bakınca asıl vahamet ortaya çıkmaktadır. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay; “Türkiye Laiktir. Sunnilik-Alevilik olmadığını, halkın itikatını kendisinin ayarlayabileceğini” söyler. Başbakan Süleyman Demirel; “Olaylar münferit vakalardır” diyerek bizi asla yanıltmaz! İçişleri Bakanı Mehmet Faruk Sükan; “Türkiyemizde sureti katiye de bir mezhep kavgası olamaz” diyerek bugünlerimize kadar yaşananların gelmekte olduğunu vurgular. Muğla Valisi Hasan Basa; “Mezhep çatışması yoktur. Irza geçme iddiasının da olayla ilgisi olmayan münferit bir hadisedir,” diyerek “olay nasıl kapatılır” konusunda gelecek nesil’e örnek teşkil eder... Nami Temeltaş - Bianet
3
46
157
5,516