“Hz. Ömer aramızdaydı sanki…”
Gazze Şeridi'nden bir genç kız şöyle anlatıyor:
"Babam vefat ettikten sonra annem evde tatlı yapar, Gazze'nin batısındaki Şati Mülteci Kampı'nın sokaklarında satardı.
Bir gün hiç tanımadığımız bir adam geldi. Annemin yaptığı bütün tatlıları satın aldı, ardından onları evimize kadar taşıdı.
Bize bir miktar para verdi ve şöyle dedi:
‘Bugünden sonra sokaklarda yorulma. Geçiminiz artık bana emanet.’
O günden sonra her ay bizi ziyaret etmeye başladı. Yardım getirir, hâlimizi hatırımızı sorar, bizim için dua ederdi.
Altı yıl boyunca bir kez olsun gecikmedi...Sessizce gelir, yüzündeki tebessümle ayrılırdı... Ne teşekkür beklerdi ne de kim olduğunu söylerdi.
Annem'e sadece şunu derdi:
‘Çocuklarına iyi bak. İyilik hiçbir zaman tükenmez.’
Savaş şiddetlenince birden ortadan kayboldu.
Ateşkesten sonra onu haberlerde gördük...
Fotoğrafını, sesini, yüzünü...
Kalplerimizin hiç yanılmadığı o insanı...
İşte o zaman kim olduğunu öğrendik:
Ebu Halid Muhammed ed-Dayf...
Direnişin Genelkurmay Komutanı...
Allah senden razı olsun Ebu Halid...
Bugüne kadar kaç aileye kol kanat gerdin, kaç yetimin başını okşadın da seni tanıyamadılar...
Sen yeryüzünde bilinmeyen, gökyüzünde ise tanınan biriydin..
Bugün ise hem yeryüzünde hem de gökyüzünde tanınıyor ve anılıyorsun.
Ebu Halid, sen daima kalplerimizde yaşayacaksın.
Tertemiz ruhun cennetin huzurunda ve Allah'ın rahmetinde olsun.
Mekânın cennet, makamın âli olsun..."