GLADİO'DAN SOYUTLAYARAK BUTLANI ANLAYAMAYIZ, ANLATAMAYIZ!
Yazının başında kestirmeden söyleyeyim. İnsanları göstermelik gerekçeler/kişiler etrafında saflaştırmaya sürükleyen butlan operasyonu; gerçekte Gladio'nun ülkemizi bir ahtapot gibi sardığını gösteren, tüm katmanlardaki ilişki ağları devreye girdirilerek titizlikle yürütülen bir çalışmadır. Geleceğimizi belirleyen bu türden büyük bir operasyonu Kılıçdaroğlu ile sınırlamak, arkasında sadece Akp-Erdoğan ve düşük profilli kalemşörleri var demek meseleyi daraltır. Bu darlıkta bir butlan anlatısı, Gladio'nun 'Mutlak Abd-İsrail, Mutlak Butlan, Mutlak Sultan' başlığı altında hayata geçirdiği Türkiye'nin yeniden dizayn sürecini "kim daha Amerikancı" düzeyinde sosyal medya polemikleriyle sınırlar.
Böylece, şaşırtıcı düzeydeki olayları anlayamayız. Ekonomiden siyasete, medyadan sanat dünyasına kadar Gladio'nun ülkemizi sardığını görmemiş isek, manipülatif yönlendirmelere de açık oluruz. Gladio'unun ekonomi politik arka planına dair teorik bilgilere girmeden (girilmeli de) pratikten örneklemelerle konuyu açayım.
Hangi Güç Bunları Yaptırıyor?
Mesela, yakın geçmişte Erdoğan'a en ağır hakaretlerde bulunan Devlet Bahçeli nasıl oldu da Erdoğan'ı Akplilerden bile daha çok savunan bir pozisyona geçti? Öcalan için urgan atarken ne oldu da "kurucu önder" diyen, "statü" vermeye öncülük eden bir dönüş yaptı? Ya da bir sabah ansızın erken seçim kararı aldıran hangi güçtür?
Mesela, 12 Eylül döneminde solculara selam verenler bile içeri atılırken, hem Tunceli'li hem Alevi hem "solcu" olan Kılıçdaroğlu bir gün bile nezaret yüzü görmüyor, tam aksine devlette koşar adım yükseliyor. Her röportajında "ben devletten geliyorum" ile söze başlaması bir tesadüf olmayabilir mi?
Veya kazanma ihtimali sıfır olan Ekmeleddin'i partisinin karar organlarının bile haberi olmadan aday yapması neye dayanıyordu? Ya da 2,5 milyon mühürsüz oyun geçerli sayıldığı o kritik seçimde çıt çıkarrmamasına, partideki itirazları dizginlemesine ne demeli?
Peki, yakın adamı G.Tekin Chp İstanbul'a kayyum atanırken, diğer adamı B. Yarkadaş'ın ABD ile bağları bilinen ve iktidarın en baş medyası Tgrt'de maaşlı programcı olması, yine CHP'ye öfkesi net bilinen basın danışmanının aynı Tv'de olmasına, ardından kendisinin de CHP'ye butlan olarak atanmasına bütünlüklü baktığımızda sürecin şifresi çözülmeye başlamış olmaz mı?
Mesela, Trump'tan "meşruiyet" alan Akp'ye/Erdoğan'a "en Abd karşıtı" görünen Perinçek'in "Artık Erdoğan Abd-Nato karşıtı" deyip iktidarın yanında hizaya geçmesi garip değil mi!?
Bahçeli, Kılıçdaroğlu, Perinçek üçlüsünün, her sıkıstığında Erdoğan'a can simidi olmaları bir tesadüf müdür yoksa asli görevleri midir?
Mesela Erdoğan'ın başbakan bile olmamışken tüm protokol teamülleri alt üst edilerek Amerika'da kırmızı halılarla karşılanması ve görüştüğü kişiler niye unutturuldu?
Ya da 'zeka küpü' Bilal'in Dünya'nın en prestijli okulu olan Harvard'a kaydına referans olan Örit Gadiesh'in Mossad üst düzey temsilcisi olduğu, Şimon Perez'in baldızı olduğu, neo-conların yıldız ismi ve AKP kuruluşunda rol oynayan Grenville Byford ile evli olduğu bilinmiyor mu?
Mesela, ülkemizin en eski ve en kıdemli Cıa ajanı olan Fethullah Gülen'in yıllarca hüküm sürdüğü, tüm iktidarlarla içli dışlı olduğu ve özellikle de Akp ile kol kola hali ve bunca suç siciline rağmen en küçük zarar bile görmeden Fbı'ın koruduğu bir çiftlikte eceliyle öldüğü ne çabuk unutuldu?
Mesela, Mossad ile bağlantısı mahkemelerde söylenen Adnan Oktar'ın daha düne kadar bu ülkede yıllarca saltanat sürdüğü, İslamı dejeneri etmede başrol oynadığı, kendi ve iktidar rakiplerini şantajla, davalarla sindirmeye çalıştığı, "dokunulmazlık zırhı" unutuldu mu?
Mesela, Fethullahçıların gözdesi R.O. Kütahyalı ve eski eşi N. Alçı'nın Bankasya'dan milyonlarca lira kredi ile yalı aldığı, Akp-Fethullah ilişkisi iyiyken de 15 Temmuz sonrasında da tüm kanalların ve gazetelerin vazgeçilmezleri olduğu, sabah akşam ekranlardan salonlarımıza süzülen o vıcık vıcık özgüvenleri nereden geliyor?
Mesela, trafikte/rezidanslarda can alan, her tür suça bulaşan çakarlı muktedir çocukları neden bir gün bile gözaltına alınamıyor?
Tankerle petrol, bavullarla altın, gemilerle uyuşturucu kaçakçılığı yapanlar neden korunup kollanıyor? Dokunuluyor görünülmesinin bağlı oldukları merkezle bir ilgisi var mı?
Mesela, bunca şaibeye, 102 dosyaya rağmen Melih Gökçek'e hiç dokunulamaması ve hatta oğlunun milletvekili yapılarak odüllendirilmesi hangi ilişki ağlarına dayanıyor?
Mesela, onca kirine rağmen rahatça yaşayan Mehmet Ağar'ın yakın adamı Bülent Kuşoğlu'nun yıllarca perde arkasından Kılıçdaroğlu Chp'sini yönetmesi ve butlanla yine sahnelere dönmesi hiç mi kuşku uyandırmıyor?
Mesela, Cıa'nın kurduğu bilinen Milli Türk Talebe Birliği veya Yeniden Millî Mücadele Hareketi kökenli isimlerin siyasette her dönem önemli koltuklarda olmasının sırrı, yıllar öncesinden başlayan bu ilişkinin bir sonucu olabilir mi?
Mesela, kamu kurumlarını haraç mezat satarak Türkiye'yi kendilerine daha da muhtaç hale getiren yapı ve uzantıları bilinmiyor mu? Ya da borsa spekülasyonları üzerinden milyarların yurt dışına aktarılması nasıl bir gücün eseri olabilir?
Neden ülkemizde özellikle eğitim ve tarım bitme noktasına getirildi? Bu devasa planı kimler kimlerle hayata geçirdi? Neden dağımız taşımız, derelerimiz talan edilirken memleketi en çok sevdiğini söyleyen Mhp'nin çıtı çık(a)maz?
Mesela, hiçbir altyapıları olmadığı halde bir anda ünlenen, gençlerin dilinden düşmeyen filmciler, şarkıcılar, fenomenler, medyaya serpiştirilmiş 'nöbetçi yorumcular' nasıl oluyor da bir anda toplumsal hayatımızın orta yerine konumlanyor?
Mesela, kendi arşivlerinde tüm detaylarıyla Türkiye'de 72 tarikatı nasıl örgutlediklerini isim isim, yer yer açıklayan Cıa-Mossad'ın bu ağa yönelmelerinin nedeni hiç merak edilmez? Veya bu tarikatların ekonomik ve siyasi devasa güçleri niçin hep dokunulmazdır?
Mesela, katillerin arkasında nasıl bir güç olmalı ki binlerce gazeteci, aydın, siyasetçi cinayeti, yüzlerce katliam bu ülkede hiç aydınlatılamadı?
Mesela, neredeyse son 25 yıldır her seçim şaibeyle, sandıklarda/bilgisayarda hırsızlıkla anılırken, en kritik anda elektrikler kesilirken bu duruma hiç kimse engel olamadı?
Bunca örnekle (eklenebilecek binlerce örnek var) ülke gerçeğimize ve butlan operasyonuna bir nebze ışık tutmaya çalıştım.
Sözün özü; "yerli-milli" görünen bazı unsurlar, "sol" maskeli kişi ve yapılar eliyle "dindarlık/ milliyetçilik/solculuk yapacaksanız bizim istediğimiz biçim ve sınırlarda yapacaksınız" diyen bir mekanizmadan bahsediyorum.
Dolayısıyla, her gösterilen olayı veya kişiyi gerçek sanmayalım, birbirimizi yapay figürler için boşu boşuna da yemeyelim. Ayrışmayalım.
Bu sistematiğin tek panzehri, kafa karıştırıcı bunca aktöre ve söyleme rağmen oldukça net:
Nerede 'TAM BAĞIMSIZ DEMOKRATİK TÜRKİYE' veya 'ÜRETENLER YÖNETSİN' haykırışı duyarsanız bilin ki, bir süredir sakince "bekleyen" bu ülkenin aslanları hırsızların peşine düşmüş demektir. Onların türküsüne, halayına, ceug'una gururla katılın. Karşılaşırız elbet...
Alıntı.