Avukat ~ Parêzer ~ Lawyer ~ İÜHF

Joined March 2020
212 Photos and videos
Nitelikli dolandırıcılık. Fabrika ayağına 50 bin aracı vergi avantajıyla satmışlar. Ortada fabrikada yok.
⛔BYD Türkiye fabrika yatırımını askıya aldığını açıkladı! Neredeyse iki yıl önce Türkiye'de fabrika kuracağını açıklayan, teşvikler sayesinde 50 binden fazla aracı gümrük vergisiz satan BYD, yatırımın askıya alındığını açıkladı. Reuters'a konuşan BYD yöneticisi Stella Li, Macaristan fabrikasında seri üretimin 2026 dördüncü çeyreğinde başlayacağını, Türkiye fabrikasında ise çalışmaların durduğunu doğruladı. Ülkemizde üretim için bir planları olmadığını söyleyen Li, Avrupa'da ikinci bir fabrika için çalışmalarının devam ettiğini ekledi. Yatırım vaadiyle elektrikli araç satışına izin verilen BYD, bundan sonraki süreçte bir cezai yaptırımla karşılaşır mı yoksa Macaristan'da üretime geçilmesiyle işlerine hiçbir şey olmamış gibi devam mı eder merak konusu.
1
2
126
Şüpheli Rahmi Mustafa Koç ile ilgili şikayet dilekçemizi sunduk. Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Dün kamuoyuna yansıyan görüntülerde, Koç Holding ‘Onursal’ Başkanı Rahmi Koç’un, İzmir’deki bir hastane açılışı sırasında Kürt kadını figürü üzerinden aşağılayıcı ve ahlaksızca bir “fıkra” anlattığı; aralarında eski Başbakan Binali Yıldırım’ın da bulunduğu protokol mensuplarının ise bu söyleme gülerek karşılık verdiği görülmektedir. Söz konusu anlatım; Kürt kimliğini ve Kürt kadınını aşağılayan ve kadın bedenini aynı anda araçsallaştıran, etnik kimliği ve cinsiyeti alay konusu haline getiren, insan haysiyetini zedeleyen ayrımcı bir söylemdir. Bir halkın kimliği, bir kadının mahremiyeti ve toplumsal hassasiyetler “espri” adı altında tahkir edilemez. Bu tür sözler yalnızca münferit bir nezaketsizlik olarak görülemez. Aksine, Kürt kimliğine yönelik tarihsel önyargıları yeniden üreten, aşağılamayı normalleştiren ve toplumsal barışı zedeleyen bir zihniyetin dışavurumudur. Hele ki bu sözlerin kamuya açık bir ortamda, devlet protokolünün de hazır bulunduğu bir zeminde dile getirilmesi ve kahkahalarla karşılanması, meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Rahmi Koç’un sözleri; Kürt kimliğini ve Kürt kadınının haysiyetini hedef alan, insanlık haysiyetiyle bağdaşmayan ayrımcı bir söylemdir. Bu söyleme gülerek iştirak eden protokol mensupları da Kürt toplumuna yönelik bu incitici ve aşağılayıcı tavır karşısında sorumluluktan kaçamaz. Rahmi Koç ve bu söyleme alenen ortak olanlar, başta Kürt toplumu olmak üzere tüm kamuoyundan açık ve koşulsuz şekilde özür dilemelidir. Kürt kimliği bir fıkra malzemesi değildir. Kürt kadını da hiçbir elit protokol ortamında alay konusu yapılamaz. Kimden gelirse gelsin; etnik, cinsiyetçi ve aşağılayıcı her türlü söylemi reddediyoruz. Bu kapsamda, söz konusu ifadelerin TCK’nın 216/2. maddesinde düzenlenen “halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçunu oluşturduğundan gerekli hukuki başvuruları yapacağımızı ve süreci yakından takip edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
55
369
1,086
19,234
Hasan Ece retweeted
Ben 47 yaşında bir uzman doktorum. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Aslen Trabzonlu, doğup büyüdüğüm şehir ise Manisa. 21 yıllık meslek hayatımın 14 yılını Doğu Anadolu'da; başta Bitlis olmak üzere Van ve Cizre'de görev yaparak geçirdim. Yıllar boyunca binlerce Kürt aileyle, binlerce Kürt kadınla karşılaştım. Şunu çok net gördüm ki; Kürt kadını her şeyden önce ailesinin, kültürünün ve onurunun temsilcisidir. Muayeneye çoğu zaman annesiyle, kardeşiyle, eşiyle ya da evladıyla gelirdi. Bunun sebebi bir doktora güvenmemek değil; yüzyıllardır taşıdığı örfün, edebin ve aile terbiyesinin bir yansımasıdır. Bu yüzden Kürt kadınını konuşurken, onu siyasi tartışmalara ya da kişisel çıkarlara malzeme yapmak büyük bir haksızlıktır. Kürt kadını; yoklukta ailesini ayakta tutan, acıda dimdik duran, evladını büyüten, emeğiyle hayatı omuzlayan güçlü bir değerdir. Bir insan konuşmadan önce sahip olduğu makamına, servetine ya da şöhretine değil; aynaya bakmalı, kendi ailesine bakmalı, kendi değerlerine bakmalıdır. Çünkü bir toplumun namusu, kadınlarına gösterdiği saygıyla ölçülür. Kürt kadınının onuru da ne bir tartışmanın konusu olacak kadar küçüktür ne de birilerinin diline düşecek kadar değersizdir. O onur, yüzyıllardır dimdik ayakta duran bir halkın en kıymetli emanetidir. 🌹
348
1,464
10,309
267,516
Cumhuriyet sürecinde Koç gibi burjuvalar semizlendi. O esnada ise Kürt kadının dili yasaklandı, devlet dairelerinin önünden dahi geçemeyecek duruma sokuldu. Fakirlik, göç ve yoklukla imtihan olundu. Ancak buna rağmen namusundan, iffetinden ve edebinden ödün vermedi. Her biri onlarca çocuk yetiştirdi. Heykelleri dikilse yeridir. Onlar, namuslarının zekatını verseler Koç’un 7 ceddine yeter.
5
161
Özrü kabahatinden büyük… ROK bile daha samimiyetle özür dilemişti. En azından günlerce Aliya paylaşımı yapmıştı. Sermayesi dışında bir varlığı olmayan kibir budalalarından umarım hesabı devlet sorar.
4
179
Dün kamuoyuna yansıyan görüntülerde, Koç Holding ‘Onursal’ Başkanı Rahmi Koç’un, İzmir’deki bir hastane açılışı sırasında Kürt kadını figürü üzerinden aşağılayıcı ve ahlaksızca bir “fıkra” anlattığı; aralarında eski Başbakan Binali Yıldırım’ın da bulunduğu protokol mensuplarının ise bu söyleme gülerek karşılık verdiği görülmektedir. Söz konusu anlatım; Kürt kimliğini ve Kürt kadınını aşağılayan ve kadın bedenini aynı anda araçsallaştıran, etnik kimliği ve cinsiyeti alay konusu haline getiren, insan haysiyetini zedeleyen ayrımcı bir söylemdir. Bir halkın kimliği, bir kadının mahremiyeti ve toplumsal hassasiyetler “espri” adı altında tahkir edilemez. Bu tür sözler yalnızca münferit bir nezaketsizlik olarak görülemez. Aksine, Kürt kimliğine yönelik tarihsel önyargıları yeniden üreten, aşağılamayı normalleştiren ve toplumsal barışı zedeleyen bir zihniyetin dışavurumudur. Hele ki bu sözlerin kamuya açık bir ortamda, devlet protokolünün de hazır bulunduğu bir zeminde dile getirilmesi ve kahkahalarla karşılanması, meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Rahmi Koç’un sözleri; Kürt kimliğini ve Kürt kadınının haysiyetini hedef alan, insanlık haysiyetiyle bağdaşmayan ayrımcı bir söylemdir. Bu söyleme gülerek iştirak eden protokol mensupları da Kürt toplumuna yönelik bu incitici ve aşağılayıcı tavır karşısında sorumluluktan kaçamaz. Rahmi Koç ve bu söyleme alenen ortak olanlar, başta Kürt toplumu olmak üzere tüm kamuoyundan açık ve koşulsuz şekilde özür dilemelidir. Kürt kimliği bir fıkra malzemesi değildir. Kürt kadını da hiçbir elit protokol ortamında alay konusu yapılamaz. Kimden gelirse gelsin; etnik, cinsiyetçi ve aşağılayıcı her türlü söylemi reddediyoruz. Bu kapsamda, söz konusu ifadelerin TCK’nın 216/2. maddesinde düzenlenen “halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçunu oluşturduğundan gerekli hukuki başvuruları yapacağımızı ve süreci yakından takip edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
26
330
754
27,505
Bugünde Koç adına utanacağız. Bu nasıl rezil ve gayriahlaki bir konuşma. Beyaz Türkler nezdinde Kürt algısının bilinçaltındaki dışavurumu. Bu hikaye bir Kürt kadını için değil Afrika’da X kabilesine mensup birisi için söylenseydi bile aynı derecede etik dışı.
Bence bunu söyleyen kadın kesinlikle Kürt kadını değildir. Herhangi bir kadının da bunu söyleyeceğine inanmıyorum. Bu yakıştırma çirkin ve iğrenç bir hakarettir. Bunu söyleyen Koç da ona gülen ekip arkadaşları da derhal özür dilemelidir. Herhangi bir etnisiteye bağlı kalmaksızın, bir insan olarak şiddetle kınıyorum. Kadına saygı bu kadar düşmemelidir.
1
1
50
2,426
Bayramınız mübarek olsun Cejna we pîroz be. Iyda şıma mubarak bo. عيدكم مبارك ܥܐܕܟܘܢ ܡܒܪܟܐ
7
107
Bu enfes eser şu manzume ile bitiyor: “Ehl-i Sünnet itikadı dürr-i manzum-veş civan Oldu bir bir bu risalede kemal ile beyan İtikad-ı hakkı bulmak ister isen ey fetâ Gece gündüz bu risaleyi oku ez-dil u can Takdis-i esrar olunsun Halid ile Sahib’in Oldular çun-Ahmed u Cibril mesul sâilân Kulda yoktur halka kudret Mutezilî olma gel Söyleme Kur’an mahluk ru’yet-i Hakk’a inan Cennet u nâr mahluk elan caiz oldu aff-ı zenb Hem şefaat edecekler müznibe peygamberân Savt-ı himmetini darp et bin irade esbine Cebriye butlanına bakma ta erince asuman Bast u kabz-ı medh u zemde bir aradadır delil Midhat-i sengde görülmez ne keder ne Şaduman Kâr-ı ukbâya gelince cebrî oldu ey belîd Kûşeşin hadden füzûndur kâr-ı dünya câhilân Cem’-i zıddeyn caiz olmaz ender-ehlü’l-fatin Tâir-i üşter-revendin kavline bak bed-gümân Girdi evlâd-ı Ali’ye canı der ehl-i reva Faz tenasüh işte budur kailidir kâfirân Söyleme ashaba çirkin hûb güftârda bulun Sebb-i ashap adet-i Şia’lar oldu bil heman Efdal-i nâstır Ebubekr u Ömer Osman Ali Hem Muaviye’ye sövme oldu bu Kur’an yazan Cevher u a’râz u ecsâmdan münezzehtir Huda İttihattan hem hululden şeş cihetten hem mekan El ayak hem göz kulaktan vasf-ı kullardan beri Ehl-i tecsim itikadından beri ol ey mehân Küllü şey’in hayr u şerrin hâlıkı Hak’tır fetâ Mezheb-i Kaderiye oldudur mezâhib pek yaman Gece gündüz tut evâmir et nevâhîden firar Mürciiyye gerçi taatsiz ümit eyler cinân Ta ezelden adet oldu kim ekerse ol biçer Mağbûn oldu merdut oldu bî-zer’ hinta uman Fırka-i nâciye oldu ehl-i sünnet dem-be-dem Bu füyûzu onların isrinde oldu bî-gümân”
Büyüyenay daha önce hiç basılmamış Mevlana Halid’in bir risalesini bastı. Büyüyenay çok güzel kitaplar basıyor, okunur.
1
3
616
Düşük bütçeyle kaliteli içerik üretiyorlar. Memnunuz. Bir kaç faşisti memnun etmek zorunda değil. Takipteyiz ve destekliyoruz. #DoluBatarya
1
1
23
991
UETS çöktü giremiyorum.
Geldiler abi geldiler
1
1,111
Büyüyenay daha önce hiç basılmamış Mevlana Halid’in bir risalesini bastı. Büyüyenay çok güzel kitaplar basıyor, okunur.
Yeni kitabımız: Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’den Cibril Hadisi Şerhi Ferâidü’l-Fevâid Tercümesi Tercüme: Kemahlı Hacı Feyzullah Efendi Yayına Hazırlayan: Mahmut Karadağ
15
1,658
Elindeki tesbih menengiç ağacından yapılmış 200’lük tesbih. Eğer o eller sadece yumruk sallamıyorsa ne mutlu:)
A pleasure to see Kurdish MMA star Namo Fazil in Erbil today. You made us all proud and we will continue supporting and rooting for you.
6
1,041
Dolubatarya kanalı sadece elektrikli araçlarla ilgili habercilik yapan bir kanal. Takip edenler bilirki düşük bütçeyle çok kaliteli içerikler üretiyorlar. Prensip olarak hiçbir bayramı kutlamıyorlar. 19 Mayıs bayramını kutlamadı diye vatan haini yaftasıyla linçlenmiş. Bu ülkedeki faşizm ve cehaleti hafife alıyoruz!
Herkes konuştu, sıra bizde. Açıklama: youtube.com/watch?v=7M1TqxcP…
61
12
335
21,313
12. Yargı Paketi taslağında, IBAN kiralama fiili müstakil bir suç tipi olarak yer alıyor. Geç de olsa önemli bir adım.
12.YARGI PAKETİ... "İban kiralama konusuna yönelik düzenleme" taslağı: ▫️Kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla; kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiili, müstakil suç olarak kabul edilmektedir (1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası).(5237 S.K. md. 245/B) ▫️Buna göre, dolandırıcılık suçuna yönelik herhangi bir iştirak durumunun bulunmaması halinde, failin 245/B maddesi uyarınca cezalandırılması söz konusu olabilecektir. Fiil, dolandırıcılık suçunun unsuru olması halinde ise fail dolandırıcılık suçundan sorumlu olacaktır.
5
3,423
BEDAŞ’ın İstanbul’da vatandaşı canından bezdirdiği bilinen bir gerçek. Özellikle kendi düzenledikleri tutanaklara hukuki bir değer atfetmeleri ve her ne hikmetse kolluk güçlerinin de onlara destek çıkması zayıf konumdaki vatandaşı daha da çileden çıkarıyor. Davalı olduğumuz bir dosyada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi BEDAŞ’ın talep ettiği ihtiyati haczin reddine ilişkin istinaf incelemesinde muhalefet şerhiyle beraber konuyu izah eden hukuki açıklamalarda bulunmuştur. Muhalefet şerhiyle beraber ilgili kısımları paylaşıyorum…
1
4
281
OY ÇOKLUĞUYLA VERİLEN KARAR: “Dava, kaçak kullanıma dayalı tahakkuk eden fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz talebine ilişkindir. : : Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Bu noktada ölçülülük ilkesinin niteliği üzerinde durulmasında fayda görülmektedir. Bir hukuk sistemi ancak ilkeler sayesinde korunur, yaşar ve gelişir. İcra hukukunda anayasal ilkeler bakımından gözetilmesi gereken en önemli ilkelerin başında ölçülülük ilkesi gelmektedir. Çünkü cebri icra tedbirlerinin birçoğu temel hak ve özgürlüklere müdahale sonucu doğurmaya elverişlidir. Bu nedenle tedbir ve işlemlerin uygulanması aşamasında ulaşılmak istenen amaca yönelik kullanılan aracın ölçülülüğü önem arzetmektedir. Ölçülülük ilkesi, Anayasa’da belirtilen sınırlama nedenlerine dayanılarak temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında öngörülen amaç ile sınırlanan hak arasındaki dengeye ilişkindir.
1
2
157
Bu ilke demokratik ülkelerde temel hak ve özgürlüğün kural, sınırlamanın istisna olma anlayışından ileri gelmekle birlikte öğretide farklı şekilde yapılan tanımlamalarla ifade edilmiştir. Ölçülülük ilkesinin unsurlarına bakış açısının farklılıklarından kaynaklanan bu tanımlamalar öz bakımından aynıdır, fakat ölçülülük ilkesinin farklı unsurlarını ön plana çıkarmaktadır. Kapsayıcı ve kuşatıcı nitelikte yapılan bir tanımda ölçülülük ilkesi “bir özgürlük ya da hakkı sınırlamada başvurulan aracın sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, sınırlandırma aracının amaç için gerekli olması, araçla amaç arasında ölçülü bir oran bulunması” şeklinde ifade edilmiştir. Ölçülülük ilkesi Danıştay kararlarında ise, “adil denge”, “gerekli denge”, “adil bir oran ”, “fiil ile ceza arasında uyum” gibi kavramlarla ifade edilmiştir. Bu bağlamda, yukarıda belirtilen yüksek mahkeme tarafından belirtilen ölçülülük ilkesinin, takibe konu alacağın belli bir oranının haczedilebileceği anlamında yorumlanmasının hatalı olduğu görülmektedir. Yüksek mahkeme tarafından değinilen ölçülülük ilkesinin, mahkemece yargılama sonunda alacağın varlığı hakkında karar verilmeden önce ihtiyati haciz kararı verilmesinde kişi temel hak ve özgürlüğünün tedbir kararı ile sınırlanıp sınırlanamayacağına ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacı elektrik dağıtım şirketi olan BEDAŞ kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunmaktadır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur. Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında esasen aynı ilkeler benimsenmiş olup somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, davacı tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır. İhtiyati haciz talep eden, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır.” (2026/1348 E., 2026/1438 K.)
1
101