Serbest piyasaya kayyum eliyle müdahale etmek, ekonomik sorunları çözmek değil, yangına körükle gitmektir.
Sayın
@inanmutlu1’in hazırladığı ekli grafikte açıkça görüldüğü gibi; Ocak 2022’den bu yana gıda fiyatları yüzde 611,3 artarken, tavuk eti fiyatlarındaki artış yüzde 372,7 seviyesinde kalmıştır.
Bu tablo, ortada iddia edildiği gibi fahiş bir fiyat artışı olmadığını; aksine tavuk eti fiyatlarının genel gıda enflasyonunun gerisinde kaldığını göstermektedir.
Enflasyonun asıl kaynağı olan yüksek maliyetleri, yanlış ekonomi politikalarını ve üreticinin üzerindeki ağır finansman yükünü çözmek yerine, şirketleri hedef almak ve serbest piyasa mekanizmasına idari müdahalelerle yön vermeye çalışmak, ekonomik sorunları derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.
Oysa devletin elinde piyasaları düzenlemek ve denetlemek için yeterli araç bulunmaktadır. Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu ve ilgili düzenleyici kurumlar; hukukun sınırları içinde, şeffaf ve tarafsız biçimde işletildiğinde piyasa aksaklıklarına müdahale edebilecek yetkilere sahiptir.
Bu mekanizmaları kullanmak yerine şirket yönetimlerine kayyum atamak; serbest piyasa ekonomisi, hukuk devleti ve mülkiyet hakkı ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Dahası, bu tür uygulamalar sadece ilgili şirketleri değil, Türkiye’ye yatırım yapmayı planlayan yerli ve yabancı sermayeyi de doğrudan etkilemektedir.
Bir yatırımcı için en önemli unsur; hukuk güvenliği ve öngörülebilirliktir. Şirketlere kayyum atanması, uluslararası yatırım çevrelerinde Türkiye’de ticari faaliyetlerin ve mülkiyet haklarının idari müdahalelere açık olduğu algısını güçlendirir. Bu da zaten zayıflamış olan yatırım iklimini daha da bozarak doğrudan yabancı yatırımlar açısından ciddi bir risk yaratır.
Üstelik tavuk eti sektöründe yaşanan bu sürecin arka planında, ilgili kamu otoritelerinin zamanında ve doğru politika üretememesinin, sektörü sağlıklı biçimde analiz edememesinin ve ortaya çıkan sorunları etkin şekilde yönetememesinin önemli payı bulunmaktadır. Sorunun gerçek nedenlerini ortadan kaldırmak yerine, sonuçları üzerinden işletmeleri hedef almak; kamu yönetiminin kendi sorumluluğunu göz ardı etmesinden başka bir anlam taşımamaktadır.
Yanlış değerlendirmeler ve eksik bilgilendirmeler sonucunda alınan kararların bedelini ise sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte üreticiler, çalışanlar ve nihayetinde vatandaşlarımız ödemektedir.
İktidar, kendi yanlış ekonomi politikalarının ve yüksek enflasyonun bedelini işletmelere yüklemeye çalışmaktadır. Oysa sorun şirketler değil; üretim maliyetlerini artıran, finansmana erişimi zorlaştıran ve ekonomik öngörülebilirliği ortadan kaldıran politikalardır.
Kayyum kararı ne üretimi artırır ne de fiyatları düşürür. Tam tersine, yatırım iştahını azaltır, arzı daraltır ve sonuçta vatandaşın karşısına daha yüksek fiyatlar ve tedarik sorunları olarak çıkar.
Türkiye’nin ihtiyacı; enflasyonu doğuran sebepleri ortadan kaldıran, üretimi destekleyen, hukuka güven veren ve piyasalarda istikrarı sağlayan akılcı ekonomi politikalarıdır.