Prof. Dr.

Joined October 2014
589 Photos and videos
Sana kimse karışamaz, sen özgürsün gibi saçma sapan, altı doldurulmamış kavramlarla annelerimizi, kızlarımızı, göz bebeklerimizi alabildiğine müstehcen kıyafet seçer hale getirdiler. Halbuki işin Türkçesi, tavuklara özgürlük diyen tilkilerin çağrısı gibiydi. Sen özgürsün, sana baban, Ağabeyin, kocan, oğlun karışamaz söylemi altında, alabildiğine frapan kıyafet tercih et ki ben de seni istediğim gibi izleyeyim, seyredeyim şeklinde röntgenci, ırz düşmanı çağrılarıydı bu temelsiz ÖZGÜRLÜK söylemi. Bu söylemlerle gözlerimizden bile esirgediğimiz kadınlarımızı, kızlarımızı, tercih adı altında kıyafetlerini alabildiğine azaltmaya zorladılar. Ve ne yazık ki bu konuda da oldukça başarılı oldular.. SENİN TERCİHİN şeklindeki, görünüşte masum gibi görünen terörize söylemlerle kıyafetlerinden arındırdıkları kadınlarımızı, kızlarımızı vahşi bir şekilde salyaları aka aka seyre koyuldular
41
646
2,152
45,688
Neredeyse Yahudilerin şahsi kurumu haline gelmiş olan Lahey Adalet Divanı tarafından bile SOYKIRIMCI olarak tanımlanan, böylelikle soykırımcılığı resmileşen, kesinleşen, Türkiye düşmanı, bu soykırımcı katilin Mustafa Kemal hakkındaki sözleri sizi düşündürmüyor mu, sizi hiç üzüntüye sevk etmiyor mu? Sizin Mustafa Kemal sevginiz bu kadar mıydı? Onun adının, bu, Lahey Adalet divanınca tescillenmiş soykırımcı katilin ağzında dillendirilmesine gönlünüz nasıl razı olabiliyor? Onun kurduğu Parti, CHP bu konuda neden açıklama yapmıyor? Esat Coşan Hocaefendi Hazretlerine ve bunun gibi Evliyaullaha hürmetin sonsuzdur. Sadece bebeklerin, kadınların, çocukların, silahsız tüm sivillerin deği, kelimenin anlamlarını bilerek konuşuyorum; dünya tarihinde görülmemiş derecede İNSANLIĞIN KATİLİ ve şu an, en az Milyonlarca kişi tarafından lanetlenen bu katil ve katiller sürüsünden bir tanesi, Esat Coşan Hocaefendi Hazretleri (tenzih ederim) ya da herhangi bir Evliyaullah hakkında övgü ifadesi kullansa, bundan üzülür, şüphelenir Esat Efendi Hazretleri hakkında değerlendirmelerimi, araştırmalarımı tekrar gözden geçirirdim. Ya da bu katil, insanların lanetlediği bu soykırımcı, bir İslam alimini övseydi yine aynı sessizlikle mi karşılık verirdiniz? Ve ayrıca bu soykırımcı, insanlık katilinin ülkesinde Türkiye'nin yani şehitlerimizin kanlarıyla sulanarak kurtardığımız ülkemizin 22 vilayeti onların hedef haritaları arasında yer aldığı da akıllardan çıkarılmamalıdır. Yani Türkiye düşmanlığını lüzumlu lüzumsuz her yerde ifade eden bir şahıs olduğu da unutulmamalıdır.
Kudüs’ü yönetmeyi hayal eden ve tehditler savuran Türkiye İçişleri Bakanı’na şunu söylüyorum: Kudüs, Konstantinopolis değildir ve İsrail Devleti de çökmekte olan bir Haçlı İmparatorluğu değildir. İsrail, her türlü tehdide karşı kendini savunma kapasitesini kanıtlamış güçlü ve kararlı bir devlettir. Kudüs, 3.000 yıldır Yahudi halkının başkentidir ve sonsuza dek İsrail’in başkenti olmaya devam edecektir. Siz ve Erdoğan’ın hayalini kurduğu Osmanlı İmparatorluğu ise çökmüştür ve bir daha asla geri dönmeyecektir. Ne yazık ki, Türkiye’yi modern bir devlete dönüştürmek için çalışan Atatürk’ün mirasından hiçbir ders çıkarmadınız; aksine, Türkiye’yi yeniden karanlık ve geri kalmış bir döneme sürüklemek için çalışıyorsunuz. @RTErdogan @mustafaciftcitr @kilicdarogluk @ekrem_imamoglu @mansuryavas06
3
48
157
4,696
Yargıtayın bozma kararının da ortaya çıkmasından sonra Yusuf Ziya hocaya hala ısrarla yapılan bu muamele Müslümanların onurunu, haysiyetini yansıtır. Müslümanların vakarından zerre miskal tedirgin olsalardı, toplumda, sosyal medyada Yargıtaya yapılan bu direnci akıllarına bile getirmezlerdi. Bir de Allah, Müslümanlara niye yardım etmiyor diyorlar. Kendi haklarının arkasında duran Müslüman gösterin de Rabbim o zaman yardım eder işte. Pısırık, korkak kendi hakkının arkasından gitmeyen, kendi hakkını bile talep etmeyene neden yardım edilsin ki? Kendi Hakkı ortadayken ağzını bıçak açmıyor belli ki yardım da istemiyor? Çünkü ağzını bile açmıyor. O zaman Rabbim de diyor ki(temsilen) demek ki senin bir yardım talebin filan yok, buyur o zaman, bildiğin gibi davran diyor adeta. Müslüman ne yazık ki izzetini, haysiyetini, şerefini, vakarını, duruşunu kaybetti. Hele Yargıtayın bu kararından sonra Yusuf Ziya Hoca ile ilgili hala hücumlara devam etmek Müslümana duyulan hissiyatın yansımasıdır. Müslümanlar, haklarının arkasında durmamaya devam ettikçe daha enselerinde çok boza pişirilir, pişirilecek de. Üç kuruşluk batıcı, lumpen, birçoğu sahte kimlikli soysuzlar ortalığı velveleye verecek diye Müslümanların gıkının çıkmaması ne kadar acı! Halbuki gerçekten üç kuruşluklar ve gerçekten kendi gerilerinden korkuyorlar. Bunlar, kendi gerilerinden çıkarttığı seslerden korkan 3 kuruşluklar olarak bunlardan daha fazla işte böyle siz de korkarsanız burnunuz pislikten çıkmayacaktır. Kimsenin hakkına, hukukuna, haysiyetine, şerefine zarar verici teşebbüslerin hepsinin karşısındayım. Ama Müslümanların hukuku söz konusu olduğunda başta ezik muhafazakar aydıncık tenekeler olmak üzere Müslüman denilen kitlenin bu pısırık sessizliği tarihin çok az dönemlerinde yaşanmıştı. Şimdi biz de o dönemlerden birini yaşıyoruz. Aman sessiz kalalım bu da geçer diyor belki yüz binlerce kişi. Geçer evet geçer ama sıra sana da gelecek bunu unutma. Ve senin onursuzca, sessizliğin, pısırıklığın, akıllarda, hatıralarda kalır ama o geçmez. Bu üç kuruşkluk batıcı kitle, çok hafif bir tökezlemende senin de üzerine yürüyecek. Fakat yukarıda söylediğim gibi gerçekten üç kuruşluk ve gerçekten kendi çıkarttıkları seslerden korkan zavallılardan siz de korkuyorsunuz. Bunlar sokakta bile tedirgin olmadan yürüyemez, bir köpek havlamasında ayakları gerisine vura vura kaçar. Bu kadar korkak tiplerden siz de korkuyorsunuz. Çok yazık! Daha Türkiye'de Müslümanların yiyecek çok fırın ekmeği var demkki. Müslümanlar, tekrar söyleyeyim üstelik bu Yargıtay kararının ortaya çıkmasından sonra da vakarlarına sahip çıksalardı Yusuf siyah hoca ya da bir başkasına bu yaptıkları tutumun zerresini yapmayı akıllarına bile getiremezlerdi. Ama Müslümanlar ne yazık ki büyük megafonların önüne konulmuş sinek vızıltılarından korkar halden bir türlü sıyrılamıyorlar. Açın gözlerinizi bir bakın; ortalığı velveleye veren, çoğu sahte kimlikli batıcı soysuzların tamamı üç kuruşluk ve tamamı sinek vızıltısı. Tabii bunları kime söylüyorsunuz? Ortada her şeyden korkan güya Müslüman bir kitle var. Müslümanların daha kat edecek çoook mesafesi var.
Ne kadar ilginç! Yargıtayın, Üst mahkeme olmasına ve açık kararına rağmen, İstinafın direnmesi kabul edilir bir şey değildir.
32
376
1,071
12,157
Ne kadar ilginç! Yargıtayın, Üst mahkeme olmasına ve açık kararına rağmen, İstinafın direnmesi kabul edilir bir şey değildir.
60
631
1,935
34,066
Rümeysa kardeşim ve ben elbette tüm Kemalistleri kastetmiyoruz tabii ki. Çünkü onların içerisinde son derece aklı başında, düzgün, saygın insanlar da var. Fakat bu tanımlamaları taşıyan binlerce örnek de rahatlıkla gösterilebilir ve bunların önemli bir kısmı hemen yanı başımızda her tarafımızda yaşıyor. Yani biz bu örnekleri kendi gözlerimizle de görüyor, bunlara şahit oluyoruz. Sanki bunlar yalnız kaldıklarında hatta milletin ortasında ulu orta mesela rakı-balık edebiyat yapmıyorlarmış gibi de nasıl da pişkin pişkin konuşuyorlardı Ancak Rümeysa kardeşimin tanımlamasına dahil etmediği bir başka nokta da bu şahısta vücut buluyor. Kemalistlerin önemli bir kısmı belge olmadan kendilerini kahraman tanımlayan, sıradan söylenmiş birçok cümleye o kadar kolay inanırlar ki bu şahıs da burada tam olarak bunu yapmıştır. İneklerin sayılıp kadınların sayılmadığı metaforu ne yazık ki pazarda o kadar çok alıcı buluyor ki buna inananlar acaba yanlış olabilir mi diye demek ki ihtimal bile vermeden hemen bu tanımlamaya atlıyorlar. Bu konu adeta bir lise bilgisidir. İneklerin sayılıp kadınların sayılmaması meselesi vergi sebebi iledir. Osmanlı, erkekleri vergiye tabi tutuyor kadınlardan tek kuruş vergi almıyordu. Şahsi işletmeleri, gelir kaynakları olan kadınlardan işletmeleri, gelir kaynakları çerçevesinde vergi alınan örnekler de elbette vardı. Fakat normal şartlarda Osmanlı, vergiyi erkeklerden alırdı kadınlardan değil. Bu anlamda vergiye tabi mallar bağlamında araziler, mısırlar, buğdaylar vs gibi bir sürü ürünlerin sayıldığı gibi koyunlar, tavuklar, inekler de sayılırdı. Bu da o kişiden alınacak verginin tespiti içindi. Yoksa onu insan sınıfına koyup koymamak gibi bir saçmalık için değildi. Osmanlı bir devlet ti devlet. Ama kendisini Kemalist tanımlayan bu şahıs, bu kadar ayrımı yapamayacak durumda olduğunu bu saçma metafora inanarak göstermiş oldu. İnekleri sayıp kadınları saymamak, KADIN adına zül değil kadına ayrıcalıktır, ondan vergi almamaktır. Kadından vergi alınmadığı için kadınlar, inekler gibi koyunlar gibi tavuklar gibi yani bir MAL gibi sayılmamıştır. Gelin görün ki Kemalizmin başka bir örneğini yansıtan bu şahıs bu bilgiye hemen atlamış durumdadır. Bu haliyle zeka seviyesini de bu şekilde sergilemiş olmaktadır.
6
25
111
3,059
Kafeler, diskolar, barlar ve bu bağlamda konserler, kız erkek tanışmalarının mekanlarıdır. Ya da kız erkek yakınlaşmalarının güçlendirildiği mekanlardır. Erkek, yakınlaşmak istediği kızı konsere davet eder, konser vesilesi ile o kızı iğrenç ağına düşürür. Konserler, tanışmaları ve sonunda karşılıklı rıza ile yapılıyormuş gibi görünen ama açıkça ifade edilmese de evlilik vaadi ile gerçekleştirilen iğrenç tecavüz fiillerinin meşrulaştırma araçları haline gelir. Genç kızlarımızın birçoğu konserlerin sonunda evleneceğini safça zannettiği tecavüzcülere kendilerini teslim ederler. Bu haliyle konserler tecavüzcülerin kızlarımızın masumiyetlerini kullandığı dolandırıcılık aracı, taciz tecavüz manivelası haline döner. Bu haliyle genç kızlarımızın içeceklerine koyulan ilaç gibi fonksiyon icra ederler konserler Konsererde müzik eşliğinde samimiyet artar, yakınlaşmalar güçlenir, taraflar ileri giderler hatta kimi zaman da beraber olmalar gerçekleşir ve nihayetinde kaçınılmaz son olarak kızlar terk edilir. Kadınların 'ından fazlası cinsellik beklentisi ile hareket etmez, evlilik beklentisi ile hareket eder. Ama ne yazık ki erkeklerin de 'ından fazlası cinsellik beklentisi ile hareket eder, hedefine ulaştı mı başka bir kıza yönelir, ona ulaştı mı yine başka bir kız, başka bir kız derken bütün tertemiz kızları iğrenç bilmem neleriyle kirletir. İşte bunların ilk adımlarının başladığı yerlerden bir tanesi de konserlerdir. Tacizcilerin, tecavüzcülerin, röntgencilerin, ırz düşmanlarının tuzak kurduğu alanlardır konserler. Peki bu konserleri tertip edenler bunları bilmiyor mu? Artık çoğunlukla başı açık, başı örtülü ayrımı kalmadı da kimi başı örtülü kızlarımız hepten ölçüyü kaçırmış, başı açıklığı geçmiş, çıplaklık seviyesine gelmiş kişilerin konserlerine gitmezler. Ama bu tür konserlere gitmeyen kendilerini bu şekilde olabildiği ölçüde muhafaza etmeye çalışan kızlarımız da görünüşte başında örtü var gibi görünen bu tiplerin konserlerine giderler. İşte bu kızlarımız da görünüşte başında örtü var gibi görülen bu kişilerin konserleri nedeniyle bu sürece dahil olurlar, perdeyi bu kişilerle yırtarlar ve artık bunun peşi gelir. Yani konsere hiçbir şekilde gitmeyecek kızlarımız da bu şekilde başında örtü gibi görünen bir şey olan kişilerin konserleriyle onlar da o sele kapılırlar, nesiller bu şekilde yavaş yavaş heba olur, kaybedilir, gider. Konserlere, şiddetle gidilmemesi gerekir şeklindeki tavsiyemizle biz mi abartıyoruz yoksa? Konsere gidince ne oluyor o zaman? Cep telefonu mu imal etmiş oluyorsunuz, çip mi bulmuş oluyorsunuz, laboratuvarda deney mi yapmış oluyorsunuz? Ya da birden vatanseverlik duygularınız mı artıyor veya ülkeniz için ben de bir şey yapmalıyım mı demiş oluyorsunuz? Aile sevginiz, komşuluk, akrabalık bağlarınız mı güçleniyor? Ne oluyor, ne tarafınız güçleniyor, hangi açıdan zenginleşiyorsunuz, ortaya ne koymuş, ne üretmiş oluyorsunuz? Hiçbir şey olmuyor, şeytanın pis amelleri denilen müzik aracılığıyla da hangi kontrol noktasında iseniz o kontrol noktalarınız da kayboluyor. Kimi zaman konserler alkol kullanmanın başlangıç seviyeleri haline de geliyor. Müzik denilen mel'un gürültüyle kafanız şişiyor, şişiyor, şişiyor, davul gibi bir kafayla geri geliyorsunuz. Belki konser sırasında geçici şeytani bir haz alıyor olabilirsiniz ama konser bitince yorgunluk, davul gibi kafa yapılan bir sürü hata kaynaklı hissedilen yoğun pişmanlıklarla geri dönüyorsunuz. Konserlere hiçbir şekilde gitmeyecek kızlarımızı da başında örtü gibi görünen bir nesne olan bu tipler konser seline dahil eder nesillerimizi de böyle böyle kaybederiz
36
112
465
31,580
İslam ilerlemeye mani midir cümlesi 1839 Tanzimattan beri ne yazık ki 200 yıldır konuşulmakta ve neredeyse ittifakla, İslam ilerlemeye manidir sonucuna varılmaktadır. Ve ne yazık ki kendisini muhafazakar tanımlayan aydıncık tosuncuklar da kamuoyundan korkmasa İslam'ın ilerlemeye mani olduğu kanaatini öne süreceklerdir. Her ne kadar bunu söyleyemeseler de İslam ilerlemeye mani değildir kanaatini güçlü bir şekilde söyleyememektedirler. Halbuki ilerlemeye mani olan taraf modernitedir. Şöyle bir metafor üzerinden yürüyelim: İlerleme bilimsel çalışmalarla olur. Bu bağlamda bilimsel çalışma yapacak bir akademisyenin önüne İslam mı yoksa modernite mi engellemeyi çıkarmaktadır hep birlikte bir görelim. Tabii ki bu engelleme, sakın bilimsel çalışma yapma şeklinde açıkça gerçekleşmemekte ama bilimsel çalışmanın önü her defasında modernite tarafından sinsice tıkanmaktadır. Dolayısıyla ilerlemeye modernite mani olmaktadır. Halbuki İslam bir bilimsel çalışmayı engellememekte, bilakis teşvik etmekte hatta onun önüne çıkabilecek engelleri tümden ortadan kaldırmaktadır. Peki modernite bilimsel çalışmayı nasıl engellemektedir? Bilimsel çalışma yapacak kişinin önüne sürekli lüzumsuz meşguliyetler çıkarılmak suretiyle bilimsel çalışmalar engellenmektedir. Bilimsel çalışmaların önüne çıkartılan lüzumsuz meşguliyet alanlarından bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür: Felekten bir gece çalma adına alkol seansları Dizi filmler Sinemalar Konserler Video klip izlemeler Okey tavla oyunları İnternet bilgisayar oyunları Futbol, Voleybol, Basketbol türü tüm spor oyunları Gitar, Piyano, Bağlama, Fotoğrafçılık , Resim vs türü kurslar Sanatsal etkinlikler Öğlenleri, Akşamları yemek için bir yerlere çıkmalar çıkıldığında uzun kalmalar Hafta sonları, ara tatiller, bayram tatilleri, yaz tatillerinde seyahatler Tatil turları Cafe, disko, bar gibi eğlence yerlerine gitmeler Lig Maçları, Olimpiyat kupaları, Dünya kupaları, Avrupa kupaları türü periyodik spor turnuvaları Maçlar için statlara hatta deplasmanları hatta yurt dışılarına gitmeler İnternet, sosyal medya başında saatlerce lüzumsuz vakit geçirmeler Çapkınlık turları vs vs vs Bu liste daha da uzatılabilir. Modernite bilimsel çalışma yapacak birinin önine, sen bilimsel çalışma kesinlikle yapma diyerek elbette değil ama sinsice bunları teker teker çıkarmaktadır. Böylelikle de bilimsel çalışma yapacak kişileri o faaliyetlerden alıkoymaktadır. Halbuki İslam bu lüzumsuz uğraşların tamamını kökden reddeder. Böylelikle kişinin önünde engin bir bilimsel çalışma yapma alanı açılır. Sonuç itibariyle de kişiyi doğrudan topluma faydalı işlere yönlendirir. Bütün bunlara yani şu lüzumsuz ve faydasız faaliyetlerin tamamını modernitenin teklif etmesine hatta türlü türlü oyunlarla şeytanca özendirmeler üzerinden dayatmasına rağmen ilerlemeye mani olma hususunda yine İslam vicdansızca, hayasızca suçlanmaktadır. Az önce söylediğimiz gibi halbuki İslam yukarıdaki faydasız malayanilerin bir tanesini önermemekte hatta yasaklamaktadır. Söyleyin bakalım ilerlemeye kim manidir? Tabii ki modernite, sakın bilimsel çalışma yapma, yukarıda şu sıraladığım şeylerle vaktini ziyan et şeklinde elbette konuşmaz fakat tüm bunları özendirme üzerinden kişilerin önüne sunar ve sonuç itibariyle tüm bilimsel çalışmaların önüne geçmiş olur. Şimdi düşünün bakalım, teknolojinin, tıbbın, fennin üretilmesi anlamındaki çabaların tamamı bu lüzumsuz, faydasız hatta zararlı meşguliyetlerle baltalanmakta değil midir? youtu.be/epsovnwB_lU Daha fazlasını Youtube'da izah etmeye çalıştım
6
23
103
3,262
Hac sebebiyle bir ay ara verdiğimiz Sohbetimiz bugün (10 Haziran 2026 Çarşamba) Saa: 19:00'da olacaktır. Evliliklerin kısa sürede boşanma ile sonuçlanmasının bir sebebi de sosyal medya ve diğer kitle iletişim araçlarındaki kimi aile danışmanı ve psikologların kadınlara, kocaları hakkında gerçekleştirilemez beklentiler yüklemesi sebebiyle olmaktadır. Haliyle kadınlar, evlendikleri kişilerde gerçekleştirilmesi fiziken dahi mümkün olmayan beklentiler içine girmekte, bunlar karşılanmayınca da evliliklerden ümitler kesilmeye başlanmaktadır. Tabii ki her evlilikte kadın ve erkek en güzel davranışları, konuşmaları, diyalogları hak etmektedir. Ancak bu davranış ve diyaloglar reel olmak durumundaydı. Kadın ve erkek her defasında, karşısında karşılanamaz beklentiler, sürekli yükseltilen çıtalarla karşı karşıya kaldığında, bunlar karı kocanın azmini tüketen sonuçlara dönmektedir Ne yazık ki böyle olmayınca da mutlu evlilikler bile sorunluymuş gibi kaçınılmaz neticelerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu hafta sohbetimizde bu konuyu konuşacağız. Sohbetimizde ele aldığımız çözüm tekniklerimizi bir deneyin güzel sonuçlarını göreceksiniz İnşaAllah. Bu da hiç tahmin edemeyeceğiniz bir şekilde aile içi ilişkilerinize, arkadaşlık, akrabalık, komşuluk irtibatlarınıza ciddi faydalar sağlayacaktır İnşaAllah. Bu bağlamda aile içi konuları işlediğimiz NESLİ MÜDAFAA sohbetimiz her zaman olduğu gibi bu akşam da (10 Haziran 2026 Çarşamba) saat 19:00'da Hayder Kültür Merkezi'nde icra edilecektir. Hanım kardeşlerimize müsait yer ayrılmıştır.
2
12
64
2,905
Ebubekir SOFUOĞLU retweeted
Hendek savaşı için Hendek açmak üzere kayalar kırılırken, Peygamber Efendimiz’in Selman-ı Fârisî’ye “Vur ya Selman, Şu an Kisrâ'nın (İran hükümdarının) saraylarını görüyorum” demesi… Kudüs Haçlı esaretindeyken, Şamlı bir marangozun yaptığı minberi kimseye satmayıp “Bu minber Mescid-i Aksâ içindir” demesi; “Ama Kudüs esaret altında” diyenlere de “Elbet o esareti kaldıracak bir yiğit gelir” diye cevap vermesi… Bir Türkiye Cumhuriyeti valisinin mesleğin zirvesi olarak Kudüs valiliğini hayal etmesi… Bunların hepsi aynı büyük idrakin parçalarıdır: Gözün gördüğüne mahkûm olmamak. Zamanın dar sınırlarına hapsolmamak. Bugünün imkânsızlığına bakıp yarının fethinden vazgeçmemek. Kızıl Elma biraz da budur: Sınırı aşan, ufku büyüten, insanın zihin dünyasını görünenin ötesine taşıyan büyük ülkü.
3
33
146
5,366
Biri size, 8 yaşında bir çocuğu taciz ettiğ ini anlatsa ona güler misiniz? Ya da elden ayaktan düşmüş yaşlı bir insanı evire çevire dövüp kemiklerini kırdığını söylese yine ona güler misiniz? Veya ne güzel iş yaptın dercesine tebessüm eder misiniz? Veya hayatını, almış olduğu üç kuruşluk emekli maaşıyla geçindirmeye çalışan bir yaşlının maaşını çalan ve onu ballandıra ballandıra anlatan hırsıza, yaa biz böyle yapamıyoruz ya, ya sen hayat nasıl güzel yaşanır, bunu çok iyi biliyorsun türünden ifadeler kullanır mısınız? Muhtemelen bu örneklerin hiçbirinde olumlu tepkiler göstermezsiniz. Ama kimileri içki içen, alkol alan ve bunu ballandıra ballandıra anlatan kişi ya da işleri dinleyince ona memnuniyet ifadeleri kullanır. Hatta, ya ne güzel ya! Hayatı sen yaşıyorsun, biz ot gibi yaşıyoruz, ot geldik, ot gidiyoruz şeklinde örgü dolu ifadeler bile kullanır. Tabii bu örneği söylediğimde kimilerinin, içki içmenin, tacizle hırsızlıkla, yaşlı insanları kemiklerini kırarcasına dövmekle ne alakası var diyecektir? Çok yakından alakası var! İçki, insana her kötülüğü yaptırtır. Tacizin de hırsızlığın da gücün yettiği kişilere şiddet uygulamanın da en önemli sebeplerin başında gelen alkoldür. Her içen için söylemiyorum ama alkol alan sapıtır, her türlü kötülüğü yapar, cinayet işler hatta çocuklarını, ana babasını bile öldürür. Tacizlerde bulunur, hırsızlıklar yapar hatta intiharlar bile edilir. Hatta daha fazlası, trafik kazaları, kanser, felç, kalp krizi, şeker hastalığı vs gibi tüm ölümcül hastalıklara da yol açar. İçki böyle aşağılık bir şeydir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, emniyet kayıtlarında cinayetlerin, trafik kazalarının, şiddet olaylarının, en önemli sebeplerin arasında yine içkiyi görürsünüz. Dünyanın neresinde hangi doktorla görüşürseniz görüşün size yapacağı ilk tavsiye içkiden alkolden uzak durun olacaktır. Tüm resmi kayıtlara, tüm bilimsel verilere, sağlık otoritelerinin tüm uyarılarına rağmen dünyada İslamdan başka içkinin ne kadar kötü bir şey olduğunu söyleyen tek bir sistem var mıdır? Yani az önce söylediklerim gibi trafik kazalarının, cinayetlerin, kadına, çocuğa, şiddet vakalarının, hırsızlıkların, kanser, felç, kalp krizi şeker hastalığı gibi ölümcül rahatsızlıkların en önemli sebeplerinden bir tanesi alkol değil midir? Buna rağmen tüm dünyada tek bir sistem, içkiyi, alkolü eleştirir mi? Sanırım tüm dünya anayasalarında suçu ve suçluyu övmek başlı başına bir suçtur. Bunun tam tersine yukarıda saydığım adli vakaların, tıbbi krizlerin sebebi olan içkiyi övmek memnuniyet verici bir fiil olarak değerlendirilir. Alkol masasına arkadaş olarak oturursunuz, arkadaşınızın katili olarak kalkarsınız. Alkolün zararlarını sıralamaya bu satırlar yetmez. Bunlara rağmen kimse içkinin aleyhine tek bir kelime bahsetmez. İslam işte böyle bir şeydir. Alkol alıp kendi istifrasında(afedersiniz) sere serpe bayılıp yatmaktan muhafaza ederek onun saygınlığını korur. Onu, alkolün yol açtığı adli vakalardan, hastalıklardan uzak tutar. İslam insanlığa, bu haliyle hizmet eder. Buna karşılık şöyle bir savunma geliştirildiğini de biliyorum. Aklı başında içince hiçbir şey olmaz, kontrollü içtiğin zaman içki sana zarar vermez şeklinde safsataların sıralanacağını da düşünüyorum. Bunlara karşı da şunu söyleyeyim. Küüresel Burjuvanın aparatı olan Dünya Sağlık Teşkilatı bile alkolde sarhoş olmama şeklinde bir alt eşik yoktur diye açıklama yapar. Yani sarhoş olmayacak kadar içtiğinizde içkinin tadını tam olarak zaten alamıyorsunuz, sarhoş olma aşamasında ancak içkinin tadı alınmaktadır. Bu manada sarhoş olma aşaması da her defasında aşama aşama yukarıya doğru çıkmaktadır. Bu süreç de kişiyi daha fazla alkole hatta Allah korusun uyuşturucuya, kokaine kadar sürüklemektedir. Yani bu safsataların hiçbir karşılığı yoktur. Buna benim hiç ciddiye almadığım Dünya Sağlık Teşkilatı bile karşı çıkar. Bu arada şunu da söyleyeyim; Bu sözlerim, alkol belasından kurtulamayan kişilere değil bizzat alkolün kendisi nedir
9
39
145
4,066
RT @oktay_saral: İstanbul’da sahnelenen Kanye West konseri, sıradan bir müzik organizasyonu olarak kabul edilemez. 118 bin genç, para vere…
632
Ebubekir SOFUOĞLU retweeted
Replying to @Ebsofuoglu
SELAMUN ALEYKÜM... ADIM ÖMER. YAŞIM 37 SAKARYALİYİM BİR TAKIM SEBEPLERLE OKULA GİDEMEDİM VE KENDİMİ EVDE EĞİTTİM. 16 YILDIR YEREL GAZETEDE KÖŞE YAZIYORUM. BU DA YENİ YAZIM... OKUYUP VE BOLCA OKUTALIM... Gerçek, gerçek mi? sakaryayenihaber.com/makale/… .
2
18
2,962
Ömrünü neyle geçirmiş! Kimi zaman kimi kalabalıkları düşünerek diyorum da Türkiye bir açık hava tımarhanesi diyorum. Şu piyano denilen gürültüden zerre miskal hiçbir şey anlamadığı halde aman ayıplamasınlar diye anlıyormuş gibi yapan zavallıların sayıları milyonları geçer. Çok kişi, övgüyle bahsettiği için bu piyanoda bir halt var diye düşünerek, dinlerken rahatsız olduğu halde bu konuda son derece kibarca, nazikçe de olsa tek bir kelime eleştiri yapamayan aşağılık kompleksli tipler o kadar fazla ki. Eleştirirseymiş onu ayıplarlarmış! Ne kadar zavallı bunlar
38
45
380
20,067
Tanzimattan beri 200 senedir bize Teknoloji, Tıp, Fen eksiğiniz var, Batıdan onu almalısınız dediler de dediler. Ama bize batının tekniğini, fennini, tıbbını değil de cümbüşünü, eğlencesini getirdiler. Allahınızı, kitabınızı severseniz, şu eğlencenin, cümbüşün neresinde teknoloji, fen, tıp var. Bizi hep bu şekilde oyaladılar. Böyle olunca muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkacakMIŞIZZZ. Tanzimattan beri bu topraklarda 200 senedir batılı mantık hakim. 2-3 Padişah ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde de son derece sayıları sınırlı kimi Başbakan ve Cumhurbaşkanlarımız hariç 200 senedir, Batı ne dediyse yaptılar. Hala gözümüz açılmayacak mı? Teknoloji, tıp, fen eksiğiniz var diye diye diye diye diye bize, Batının rezil aşağılık hayat tarzını dayattılar. Ayrıca bize hiç faydası olmayan çalgıyı, çengiyi, cümbüşü, eğlenceyi alkolü, uyuşturucuyu, malayaniyi getirip yerleştirdiler. Dönüp bize dayattığınız şu batılı hayat tarzı ve temelinde bireyci bencillik olan bir o kadar aşağılık batılı eğitim hiç fayda vermedi diyen kişilerde çıkmayacak mı ya? Görmüyor musunuz çocuklarımızı ne ile oyalıyorlar. Görmüyor musunuz çocuklarımızdaki aile sevgisi, vatan sevgisi neredeyse sıfıra indi. Çocuklarımız kendi kardeşleri, annesi, babası ile bile ellerindekini paylaşmıyor. Anne babasına çemkiren çocukların sayısı neredeyse milyonları buldu. Bütün bunların sebebinin bize dayatılan bu aşağılık Batı tarzı eğitim olduğunu sorgulayacak kimseler çıkmayacak mı Allahınızı severseniz. Şu çalgıyı, şu dümbelekleri organize bir şekilde çalmak için belki kaç hafta prova yaptılar. Akademik başarıya ne gerek var? Bizim işimiz gücümüz, Bremen mızıkacıları gibi çalgı, dümbelek, darbuka, oyun, eğlence. Çocuklarımızı teslim ettikleri öğretmen de ne güzel eğitim veriyor değil mi?
35
211
748
19,507
Mecbur kalınmadığı sürece kadının sesi erkeğe haramdır. Bu açık bir hükümdür. Bu hükme rağmen bir de tegannili yani ilahiler söyleyerek kadının sesini duyurmak, buna ön ayak olmak açıkça Allah'ın farzlarına meydan okumaktır. Cenab-ı Hakkın, sizin hakkınızda tayin ettiğini bekleyin. Sadece Allah'ın haramlarına meydan okumakla kalmıyorsunuz. Küçücük kızları bunlara özendirmiş oluyorsunuz. Genç kızlarımız şu müzik dediğiniz malayani ile kalmayacak daha ileri müziklere gidecek. Tıpkı 20 sene öncesinde olduğu gibi. 20 sene önce özgün müzik diye bir müzik çıkardılar. O özgün müzik zamanla terk edildi yerini yeşil popa bıraktı. Karşımıza yemyeşil bir pop çıktı. Hard Rock'lar, tekno müzikler bu özgün müzik adı altında başlayan necis süreçle karşımıza çıktı. Özgün müzikle başlayan süreç gençlerimizi en aşağılık müziklerin tam ortasına kadar itti. Halbuki müzik, alkol kadar tehlikelidir. Kişi birçok günaha önce alkol alarak müzikli ortamlarda girer. Müzik, kişiyi ciddiyetten uzaklaştırır. Ortada, ilke, prensip, usul, gibi hiçbir şey kalmaz. Müzik, ortamların ağırlığını giderir, kişileri gayrimeşru fiillerin dibine kadar iter. Öyle değil midir. Diskolarda, kafelerde alkollü ortamlar müzik eşliğinde icra edilmiyor mu? Siz bu ilahi dediğiniz malayaninin orada kalacağını mı zannediyorsunuz? Burada mı kaldı, gençlerimiz özgün müzik denilen o eserlerle poplara kadar savrulmadı mı? Allah korusun burada da aynısı olacak. Şu yaptığınız malayaniyi bir süre sonra gençler hiç ciddiye almayacak. Buradan popa, rocka, teknoya kadar ilerleyecek. Gençlerimizi zehirliyorsunuz. Sizin ve sizin gibiler sebebiyle başörtülü kızlarımız gitar kurslarına, bağlama kurslarına, ud kurslarına, piyano kurslarına gidiyor. Peygamber Efendimizin SAV, faydasız ilimden Allaha sığınırım demesine rağmen siz, bunu özendiriyorsunuz. Çocuklarının böyle malayanı ile meşgul olmasına karşı çıkan anne babalara karşı çocukları da kışkırtmış oluyorsunuz. Bilin ki devamı da gelecek ve Allah korusun onların gireceği günahlara siz de ortaksınız. Rabbim sizden kadınlarımızı kızlarımızı korusun İnşaAllah. Allah'nı seven söylesin bunun kime ne faydası var?
130
305
1,253
39,215
İşte bu videoda da açık ve net görüldüğü üzere Türkiye'de Hz Muaviye RA düşmanlığının temelinde Rafızi-Şia anlayışı vardır. Kimi Müslüman kardeşlerimiz Şia iftiralarıından etkilenip hakkaniyetli yaklaşayım diye Hz Muaviye RA'ı suçlar ama bu videoda görüldüğü gibi Hz Muaviye RA hakkında ne yazık ki Rafızi-Şia iftiralarına inandığının farkında bile olamaz. Türkiye'deki Hz Muaviye RA düşmanlığı gerçeklere dayalı değil Şii-Rafızi-Pers iftiralarına dayalı bir düşmanlıktır. Bir de videonun sonundaki dua kısmına dikkat edin. Siiyonist İsrail-Amerika düşmanlığını (göstermedik) Ehli sünnet düşmanlığıyla eşdeğer olarak tuttuğuna kendi cümlelerinden siz de şahit olun
🔴 Diyanete Bağlı Camide Sahabeye Hakaret! Şii imam Hüseyin Tunç, hutbede Hz. Muaviye’ye iftira dolu, Şii kaynaklı rivayetlerle hakaret etti.
164
189
604
20,128
3
39
231
3,265
Bir nevi Takriri Sükun kanunu geri geliyor. Rahmetli Özalın kaldırdığı 163. maddeden daha beter bir kanun hazırlığı var. Tekrar söyleyelim; İslam düşmanı Marks bile dahil hiç kimseye hakaret etmek ilkemiz değildir bu bağlamda hiç kimseye hakaret etmeyiz. Ancak İLKE ve İNKILAPLARA AYKIRI YAYIN YAPILAMAZ dediğiniz an tek parti dönemindeki CHPnin neredeyse tüm uygulamalarına tek kelime dahi kullanamazsınız. Çünkü ilke ve inkılaplar aynı zamanda CHPnin faaliyetleriydi ve CHPnin mecliste verdiği kanun teklifleri ile inkılap haline gelmişti. Yani siz bir bakıma bu madde ile bir Koruma Kanunu da CHP için getirmiş oluyorsunuz. Eğer bu madde bu haliyle yasalaşırsa, mesela neler hakkında tek kelime edemeyeceksiniz: İsviçre medeni yasasının kabulu Kur'an kurslarının ve camilerin önemli bir kısmının kapatılması İşgalcilerimizin alfabelerinin alınması Batı kanunlarının 1.000 yıllık birikimimizinin yerine getirilmesi Şapkanın mecbur hale getirilmesi Ezanın Türkçeye çevrilmesi Ölçü ve tartının değiştirilmesi Cuma gününün tatil olmaktan çıkartılması vs vs vs Bu bağlamda İsmet İnönü'nün ve diğer CHP genel başkanlarının yaptığı uygulamaları da eleştiremeyeceksiniz. Çünkü İsmet İnönü ve diğer CHP Genel Başkanları da ilke ve inkılaplar çerçevesinde hareket ediyordu. Dolayısıyla sizin cezaevine girmeniz, bir hakim ve savcının, ilke ve inkılapları uygulayan İsmet inönü veya diğer Genel Başkanları eleştirdiniz şeklindeki değerlendirmesi ile rahatlıkla gerçekleşecektir. Bu maddeye dayalı olarak değil iddianame, ansiklopedi bile yazılabilir. Çünkü maddenin ucu çok açık ve çok geniş; İLKE ve İNKILAPLARA AYKIRI YAYIN YAPILAMAZ Hakim ya da savcı bu yukarıda birkaç örneğini verdiğimiz inkılaplar hakkında da yaptığınız eleştirilere yönelik (kabul edildiği takdirde) bu kanuna ters düştüğünüz için sizi cezaevine atabilir. Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek gibilerinin şimdi mezarda kemikleri sızlar. Onlar da İLKE ve İNKILAPLAR çerçevesinde cezaevlerine atılmışlar, mahkum edilmişlerdi. Tabii ki onaylamıyoruz ancak Takriri Sükun kanunu harbin hemen ertesinde gelişmişti şimdi ise harp vs yokken çok geniş bir yelpazeyle İLKE ve İNKILAPLARA AYKIRI YAYIN YAPILAMAZ demek CHP seçmeni olmayan HERKEZİN eleştiri hakkını elinden almaktır. Bu millet; Arapça ezan okudu Çocuklarına Kuran öğretti Şapka kanununa muhalefet etti vs vs vs diye ne dayaklardan ne işkencelerden ne zulümlerden geçirildi. Dedelerimizin bizzat yaşadığı bu hadiselerin hiçbir şekilde bahsini bile yapamayacaksınız. Böyle bir kanun hazırlığına, kendi seçmeni olmayan kitleyi karşısına alma korkusuyla CHP bile cesaret edemezdi. Bu maddenin bu tasarıdan derhal çıkartılması gerekir elbette ancak bu maddeyi hazırlayan kişinin de kamuoyuna deşifre edilmesi gerekir. Kim ya da kimler Türkiye'nin yaşadıkları eziyetleri aktarmasına, paylaşmasına mani olmak istiyor? Böyle bir şey olabilir mi? İstiklal harbinde canını dişine tak ülkeyi kurtar sonra CHP gelsin senin bin yıllık kültürünü işgalcilerin kültürü ile değiştirsin ve seni tek kelime laf edemeyecek hale getirsin. Allah razı olsun, Adnan Menderes, Turgut Özal halka zulmeden bu maddeleri bedelini canlarıyla ödeyerek teker teker kaldırsın şimdi ise bu tasarıyla rahmetli Adnan Menderes, Turgut Özalın 20-30 yıl içinde zahmetlerle Türkiyeyi kurtarmış olduğu bu maddeleri tek kalemde geri getir. Bu tasarıyı hazırlayan dünya siyasi tarihinden de mi haberdar değil? Yasaklayınca zihinlerdeki acıyı durdurabilecek misiniz? Ama o maddeyi hazırlayanlara bir söz de geçmez ki zaten. Böyle bir maddeyi hazırlayan kişi de ne insaf vardır ne halka saygı. Uzun uzun uğraşırsınız, özgürlüklerinizi teker teker geri almaya çalışırsınız, eloğlu gelir, işte böyle tek bir maddeyle İLKE ve İNKILAPLARA AYKIRI YAYIN YAPILAMAZ diye Türkiyenin ağzını kapatır. CHPyi koruma altına alır Tek parti, uygulamalarıyla tarih oldu bu maddeyi hazırlayan ya da hazırlayanlar da tarih olacak. Milletin, kamunun vicdanından kurtulamayacak.
299
1,920
4,360
58,754
Kadının adı yok, kadını dört duvar arasına hapsediyorsunuz, size göre kadın insan bile değil İFTİRALARININ peşinden, sen özgürsün, nasıl Baban, Ağabeyin, Kocan, Oğlun istediği yere istediği saatte gidiyor ve eve istediği saatte geliyorsa sen de aynı haklara sahipsin, sana karışamazlar şeklindeki zehirli söylemlerle, etrafındaki Baba Ağabey Oğul Koca dan oluşan dörtlü koruma duvarını bizzat kadının kendisine yıktırdılar. Sen özgürsün, tesettür de neymiş, senin kişiliğin yok mu, istediğin tercihi yapamayacak mısın şeklindeki necis cümlelerle de röntgenciler, ırz düşmanları, namussuz şerefsizler kadının alabildiğine müstehcenleşmesini sağladılar. Daha bundan 30-40 yıl öncesinde diz altı etek giyen kadına keşke öyle giymese denilirken bugün sokaklar derin dekolteli kadınlarla hatta ne yazık ki 13 yaştan itibaren çocuk kadınlarla doldu. Baba, Ağabey, Oğul, Koca dörtlü koruma duvarındaki muhafızlardan bir tanesi, etrafındaki kadınlara bir şey söyleyecek olsa bana karışamazsın bu benim tercihim saygı duymak zorundasın istediğim gibi giyinirim şeklindeki ağır tepkilerle laflarını ağzlarına tıktılar, tırnaklarıyla yüzlerini tırmaladılar. Modernite kadınlarımızı, adeta kendilerine not verecek erkeklerin önünde geçit töreni yaptırırcasına süslete süslete sokaklarda gezdirdi. Sokaklarda dikilen it köpekler de (af edersiniz) kadının mahremlerini röntgenledi dikizledi birbirlerine gösterdi edepsiz şakalar yaptı öyle gördüğü kadınlara ahlaksız laflar attı. Bu aşağılık durumları bile kadına tehlikeli göstermediler, olabilir dediler, kendini bilmez birileri böyle davranabilir dediler. Halbuki kadını bu şekilde gören erkeklerin ciddi bir çoğunluğu onu ameliyat edercesine süzdü, adeta üzerindeki elbiseleri çıkarırcasına gözleriyle onu yedi bitirdi. Cesaretini toplayan yanına gitti; tanışabilir miyiz vaktin var mı kahve içsek nasıl olur bir çaya ne dersin yemek yiyecek iyi bir yer biliyorum ve devamında hafta sonu ne yapıyorsun birkaç buluşma sonunda da yaz tatili programın nedir gibi namusunu hedefe koyucu cümlelerle kadının hayallerini yıktı. Herkes arasında olabilecek tartışmalar, karı koca arasında olduğunda kadını kocasına saldırttılar. Sana bu şekilde konuşamaz senin hakların var sessiz kalırsan daha ileri gider diye kadını kocasına düşman ettiler. Ama ne yazılı ne görsel ne sesli medyanın hiçbir saniyesinde hiçbir karesinde hiçbir parçasında çapkın adı altındaki ırz düşmanı erkekleri hiçbir şekilde eleştirtmediler. Ne yani yeryüzünün en kötü erkeği o kadının hayat arkadaşı olan kocası mıydı? Yani yolda, kafede, diskoda, eğlence merkezinde bir tane çapkın denilen ırz düşmanı onunla tanışmak istediğinde bu masum bir teşebbüs müydü? Tanışmanın devamında namus kirletilecek, bu o kadar netti ki ama bu tehlikeye hiç dikkat çekmediler. Tehlike kocandan gelir, sokaktaki erkeklerden gelmez dercesine söylemler geliştirerek tertemiz kadınlarımızı sokağa ittiler. Mutluluğu sokakta, telefonda, sosyal medyada arayacak hale getirdiler. Kocasını kadına kötületen medya çapkın denilen ırz düşmanlarıyla ilgili tek bir kelime laf etmedi. Babasına, Ağabeyine diklenen kimi 13 yaşından itibarenki çocuk kadınlar, çapkın adı altındaki ırz düşmanı serserilere ağızlarını açamadı. Çünkü Baba merhametli, Baba Ağabey kızı, kız kardeşi kendisine diklense bile merhameten birçoğu sessiz kalır, sesini çıkarmaz Ama çapkın adı altındaki ırz düşmanı, namussuz el oğulları acımaz, hedefine ulaşıp namusunu kirletince def eder, kapının önüne koyar. Bu ırz düşmanlarına karşı kadınlarımız haklarını aramaya kalktığında da kafasını kesip bir köşeye atar. İşte bu serserilere kadınlarımızın birçoğunun gıkı çıkmadı ama Kocalarına, Babalarına, Ağabeylerine aslan kesildiler. Çünkü komuta modernitenin elindeydi. Nerede o pırlanta gibi meltem yürekli, tertemiz kızlarımız, kadınlarımız. Tabi ki hepsi değil ama şimdi karşımıza çıkanların önemli bir kısmı pençelerini çıkartmış, modernitenin esiri yırtıcı kaplana dönüşmüşler.
13
146
421
8,124
Kadını 4 duvar arasında hapsediyorsunuz diye diye onu (hepsi için diyemem ama) tacizci, tecavüzcü, röntgenci, çapkın adı altında ırz düşmanı erkeklerin önüne attılar. Sen özgürsün diye diye etrafındaki Baba, Oğul, Ağabey, Koca şeklinde oluşan KALE'yi ona yıktırdılar. Bu dörtlü koruma duvarını kovdurup yıktıkları ve böylece yalnızlaştırdıkları kadına yürüdüler. Çay içer misin? Kahve içelim mi? Yemek yiyelim mi? Hafta sonu ne yapıyorsun? Yazın tatil planın nedir? Vs vs vs şeklindeki zehirli sorularla ASLINDA onun namusunu hedefe koydular. Evlenecekmiş gibi yaklaşımlarla hedefe ulaştılar sonra da kullanılmış mendil gibi kapıya fırlattılar. Kadın boş çuval gibi her defasında yığılıp kaldı. Buna da kişisel tercih, özgürlük dediler. Nedense kişisel tercih SÖYLEMLERİNDEN kazançlı çıkan, hep erkekler oldu. Bunu da kimseye sorgulatmadılar. Evi ve Baba, Oğul, Ağabey, Koca'dan oluşan koruma duvarı kadının en güvenli KALE'siydi. Modernite onu, ne yazık ki bizzat kadının kendisine yıktırdı. Kadın görünür olacakmışşş Kadının adı yokmuşşş. Bunu bilmeden söyleyenlere bir şey diyemem ama bilerek söyleyenlerin Allah ağızlarını kurutsun. Kadın, kadınlara yönelik zaten görünür, bunda bir sorun yok. Kadının, yine kadınlara yönelik bir adı, bir ismi, bir kimliği de var bunda da sorun yok. Namussuz, ırz düşmanı erkek, kadınların arasına o iğrenç burnunu neden sokacakmış? Kadın, erkekler sürüsünün ortasına atıldığında mı görünür oluyormuş ve bir ada, bir isme, bir kimliğe sahip oluyormuş? Kadının görünür olmaması sadece yabancı erkeklere yöneliktir. Kadın, yabancı erkeklere yönelik görünür olmayacak ve onların ifadesi ile adı olmayacaksa kadın bundan ne kaybedecek ya da erkeklere yönelik görünür olacak ve adı olacaksa ne kazanacak? Kadına taciz türü yaklaşımlar hep karma ortamlardan gelmedi mi? Kocasını kaybeden kadınlar karma ortamlarda tanıştığı kadınlar üzerinden bu kayba maruz kalmadı mı? Karma ortamlarda evli erkeklerle tanışan kadınlar başka bir kadının yuvasını yıkmadı mı? Daha sonra, yıktığı bir yuva üzerine kurduğu kendi yuvaları da yıkılmadı mı? Bunlar yüzlerce, binlerce, on binlerce hatta yüzbinlerce kez olmadı mı? Daha kaç örnek görmeyi bekliyorsunuz? Kadının adı yokmuş, kadın görünür değilmiş şeklindeki şeytanca cümlelerle kadını, sinsice namussuz, ırz düşmanı erkeklerden oluşan kurtlar sofrasına sürdüler. Sonra da bu iğrenç sofrada kadının başına gelenlerden tek kelime de etmediler. Kadının başına bu gelenleri gündeme getirenleri de linç ettiler. Çünkü bunu kimse gündeme getirmesin, kadının gözünü açmasın diye. Lanet olsun sizin bu tacizci tecavüzcü röntgenci ırz düşmanı alkolik uyuşturucu bağımlısı pislik dolu medeniyetinize. Ne medeniyetiniz var ama! Ağzınızı açıyorsunuz alkol, kapatıyorsunuz uyuşturucu, bir daha açıyorsunuz zina, fuhuş, kapatıyorsunuz aldatma hatta aldatmalar, kumar vs vs vs. Yüz binlerce yabancı el kimin cebinde belli değil? Bir bu kadar acı olan da kimsenin, bu şeytanın aşağılık pis amellerine tek bir kelime laf etmemesi. Çok yazık! Bu iğrenç fiiller, su gibi işlenir durur. Ezik muhafazakar aydıncık tenekeler de yine hala Müslümana hiza vermeye kalkarlar.
20
288
899
11,138