Yeni yılın ilk paylaşımında bazı hususları tekrardan dile getirerek hatırlatmak isterim.
Bu topraklar, üzerinde inşa ettiğimiz hayatlar ve fikrini koyduğumuz hayallerin hepsi uğrunda bedel ödenmiş, tek gayesi mülkiyet hakkı ve vatan olan atalarımızın eseridir.
Bugün her geçen gün daha da köhnemiş, daha da riyakar davranış eğilimiyle büyük bir hıyanete, nankörlüğe doğru itildiğimiz bir dönemin içerisindeyiz. Tarihin bize öğrettiği tüm öğretileri bir kenara atmış, günümüz kaygılarında boğularak gündelik yaşamımızı tamamlamayı hedefliyoruz. İnsanın tek gayesinin daha lüks arabalara, daha lüks evlerde yaşamak ve yoksulun hayalini kurduğu ziyan sofralarda şov peşinde koşmak olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Oysa aynı torunların ataları, dava uğruna ellerinde güç varken hem kendilerini hem torunlarını doyurabilecek kadar maddiyatı elinin kenarı ile itmiş ve beş parasız bir şekilde inandıkları değerler uğruna kefensiz gömülmeyi tercih etmişlerdi.
Öyle ki orduyu tahkir etmek, kurucu değerlere muhalefet etmek, barışçıl olduğu iddiasıyla atalarının kellesini ayaklar altına alan heykeller dikmiş milletlere dahi boyun eğen ve bunları öven, değersizleşmeyi batılılaşma olarak gören bir dönemin içerisinde bu profilin ve şahsımın tek derdi her zaman doğru tarafta olmak ve bu mücadeleyi koltuğunun üstünde cılız bir sosyal medya paylaşımıyla değil atalarına yakışan şekilde tamamlamaktır.
Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan da yaşananlar, 2008 de 32 bin hayasızın topladığı imzalar, Kerkük de Musul da toprakların örgütlere peşkeş çekilmesi ve bunların dışında saymakla bitmeyecek omurgasızlıkları dahi utanmadan savunanların seslerinin gür çıktığı bir dönemde bizlerin kaygılar taşıyarak sessizliğe bürünmemizi bekleyenlerin ne kadar yanılgı içerisinde olduğunu yakın bir vakitte herkese göstereceğimizi umuyorum.
Son olarak kendimizle baş başa kaldığımız süreçte sormamız ve düşünmemiz gereken şu cümlelerdir; Siz hangi tarafta var olacaksınız? 5 kuruşsuz bugün yaşadığınız topraklara kurduğunuz hayallere imzası olan atalarınıza vefa gösterebilecek misiniz? Kendi algınızda doğru yanlış belirleyip 1 gün sonra hayatınıza devam mı edeceksiniz yoksa O doğru taraf uğruna mücadele mi edeceksiniz? Omurgalı bir yaşam sürecek misiniz yoksa bir ömür boyunca sağdan soldan duyduklarınızı sosyal medya da paylaşıp gününüze devam mı edeceksiniz?
Daha da net olmak gerekirse;
- Faysalların kölesi olmayı mı tercih edeceksiniz yoksa sonunda dar ağacı olsa da Fahreddin Paşa'nın davasını sahiplenmeyi mi?
- Hain Nemrud'un savunucusu mu olacaksınız yoksa Mehmed Kemal Bey'in torunları mı?
- Apostol'un izinden mi gideceksiniz yoksa Enverin peşinden mi?
- Korkak Tehliryan'ın peşinden gidenler gibi özür imzası mı toplayacaksınız yoksa Talat Paşa'nın emanetine sahip mi çıkacaksınız.
- Her gün fotoğraflarını paylaştığınız kurucu değerlerin arkasında mı duracaksınız yoksa onların her gün itibarsızlaştırılma sürecine cılız paylaşımlarla sessiz mi kalacaksınız?
Asıl sorun tüm bu kurucu değerlere karşı olanlar seslerini çekinmeden, nankörce taraflarını saklamadan her yerde ifade ederken karşısında duramayanlardır. Güç birinde olabilir, konjonktür tek elleşmiş ve yozlaşmış olabilir. Bugün hain dahi olabilirsin. Ancak tarihin bize net öğrettiği bir şey var ise o da şudur;
Hainle kahraman arasındaki farkı mahkemeler değil, tarih belirler.
Saygılar.
2/2) İttihat Terakki eylem gerektirir. Sorumluluk almaktır. Mücadeleye hazır olmaktır. Teşkilatlanma, örgütlenmedir.
Aylardır örgütlenmenin önemini anlatıyorum. Örgütlenmek hayatidir.
"İçinde ki ateşi eyleme dönüştürmek istersen kapımız sana her zaman açık, aramıza gelin."