Bu senenin başında, Fed’in 3 yıllık parasal sıkılaşması (QT) bitti ve yerini rezerv koruma adı altında yapılan parasal genişlemeye (RMP) bıraktı.
Bunun etkisini Fed bilançosunda çok net şekilde görüyoruz. Fed bilançosu grafikte görüldüğü gibi artık sürekli olarak büyüyor.
Bu büyümenin varlık fiyatlarına etkisi QE dönemlerinde olduğundan daha az olabilir (çünkü RMP kısa vadeli senetleri satın alıyor, QE uzun vadeli senetleri alarak daha hissedilir bir likidite sağlıyordu); ama yine de piyasada vadesi gelip yenilenme ihtiyacı doğan borçların yükünü hafifletici bir etkisi var. Yani varlık fiyatlarını desteklemesini bekliyoruz.
Bu önemli adım #1.
Bankaların bilançosunu ciddi şekilde etkileyecek ikinci bir adım ise Nisan ayı ile devreye girecek Zorunlu Karşılık (SLR) revizyonları.
Bankaların verdiği kredilere vb. varlıklarına karşılık sistem dışına ayırdıkları yedek akçe miktarları azalacak. ABD’deki bankalar eğer isterlerse yüzlerce milyar doları daha Fed’den çekip piyasaya sokabilecek.
Bu yeni sermaye, özel sektöre kredi, kamuya kredi, tüketicilere ve konut sektörüne kredi, finansal piyasa tradeleri, hisse geri alımları gibi amaçlarla kullanılacak. Yani bankaların kaldıracı artacak ve bu mevcut hükumetin genişleyici finansal planlarından biri.
Diğer bir genişleyici plan ise bildiğiniz gibi yazın Fed başkanının değişip faizleri baskılamaya çalışması olacak.
Nisan ayında ayrıca yüksek ihtimalle ABD ve Çin başkanlarının yüzyüze görüşmesi olacak. İran konusu oraya kadar uzarsa, o da görüşülecektir tabi ki. Ama ekonomik ve ticari konularda Çin iç talebini kuvvetlendirme adımları atarak ABD hükumetinin istediği bir yol izlemeye başladı bile. O görüşmede birçok maddenin çözüme kavuşması, benzer tarihlerde savaşın da soğuması, ve yukarı da bahsettiğim 2. çeyrekte hız kazanacak genişleyici politika, ekonomiler&piyasalar için güzel bir karışım olabilir gibi duruyor.
Genişleyici politikanın ekonomik etkisi daha büyük olacak gibi görünüyor, ama piyasalara da yardım etmesi beklenebilir. Bu durumda akla ilk gelen yatırımlar, Citi, BofA, WellsFargo gibi daha düşük çarpandan işlem gören bankaların hisselerini almak olabilir çünkü oluşan ek sermaye ile hisse geri alımı yapmayı düşünebilir bu şirketler. Yine bölgesel bankalar (etf: KRE) bu politikadan kazançlı çıkabilir. Piyasalarda oluşacak ek kaldıracın ciddi bir kısmı konut kredilerine gidecek gibi duruyor, bu sebeple konut sektörü yatırımları da benim için ilk sıralarda (etf: XHB, NAIL). Genişlemenin savaş durulmasıyla birlikte gerçekleştiği kümede ise uzun vadeli tahviller (etf: TLT, TMF) mantıklı olabilir.
Yılın ileri dönemlerinde finansal koşulların nette genişleyici olup olmayacağı denklemi daha karmaşık olabilir, döndürülmesi (roll edilmesi) gereken borç yükünün piyasalar üzerinde baskı yapmaması için kamu bilançolarının düzenli olarak desteği gerekiyor ve o dönemlerde bu destek ne durumda olacak şimdiden söylemek zor. Ama Nisan ayı itibarıyla bir süre borç baskılarını yatıştıracak bir politika izlenecek gibi duruyor.