İnsan niçin yaşar?
Belki de insanın en temel ihtiyaçlarından biri görülmek, anlaşılmak ve takdir edilmektir.
“Herkese yaptığının karşılığı eksiksiz verilir. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir.”
Zümer Suresi, 70. Ayet
İnanç boyutuyla baktığımızda insan bilir ki; yaptığı iyilik, gösterdiği sabır, verdiği emek Allah katında karşılıksız kalmaz. Bazen insanlar görmese de Rabbimizin gördüğünü bilmek insana güç verir. Çünkü asıl kıstas; insanların alkışı değil, niyetin temizliği, emeğin samimiyeti ve Allah katındaki karşılığıdır.
Ama insanız…
Dünyada da görülmek, anlaşılmak ve değer görmek isteriz.
Evlat anne babasının takdirini bekler.
Anne baba evladının bir “Allah razı olsun” demesiyle mutlu olur.
Bir insan ailesinden, sevdiklerinden destek gördüğünde daha güçlü yürür. Çünkü aile, insanın ilk aynasıdır. Orada duyulan bir “helal olsun”, bazen ömür boyu insanın kalbinde kalır.
Meslek hayatında da böyledir.
Bir işi yapan insan, emeğinin fark edilmesini ister. Bir öğretmen öğrencisinin gelişiminde, bir doktor hastasının duasında, bir işçi alın terinin görülmesinde, bir yönetici yaptığı doğru hamlelerin anlaşılmasında değer bulur.
Futbolda da durum farklı değildir.
Bir çocuk sahaya ilk çıktığında tribündeki anne babasının bakışını arar.
Bir oyuncu hocasının güvenini, takım arkadaşlarının desteğini, taraftarın adil takdirini hissetmek ister.
Bir teknik adam, bir yönetici, bir kulüp çalışanı emek verdiğinde bunun sadece sonuçla değil; niyetle, süreçle ve fedakârlıkla da değerlendirilmesini bekler.
Ama gel gör ki biz çoğu zaman bunu başaramıyoruz.
Takdir etmek yerine kıyaslıyoruz.
Anlamak yerine yargılıyoruz.
Değer vermek yerine ötekileştiriyoruz.
Başarının arkasındaki emeği görmek yerine, eksik aramayı tercih ediyoruz.
Oysa takdir beklemek ne kadar insani ve güzelse, takdir etmeyi bilmek ondan çok daha büyük bir erdemdir.
Bir oyuncuya, bir hocaya, bir yöneticiye, bir evlada, bir anne babaya, bir emek sahibine samimi şekilde “helal olsun”, “tebrik ederim”, “Allah razı olsun” diyebilmek zor olmamalı.
Çünkü takdir etmek, karşımızdakini büyüttüğü kadar bizi de büyütür.
Futbolda da hayatta da ihtiyacımız olan şey biraz daha adalet, biraz daha empati, biraz daha vefa ve biraz daha hakkı teslim edebilme ahlakıdır.
Hayatta bazen en büyük zenginlik; birinin emeğini görmek, hakkını teslim etmek ve bunu içtenlikle ifade edebilmektir.
Bu vesileyle,
emeği, sabrı, iyiliği ve gayreti takdir etmeyi bilen bir toplum olabilmek duasıyla…
Hayırlı cumalar.