Bilimsel paylaşımlar Jennifer'in götü kadar ilgi görmüyor bu ortamda. Çok üzücü.
Benimde mi Jennifer paylaşmamı istiyorsunuz? Açık konuşun...
Vücudunuzda tam 7 oktilyon atom var.
Yani 7'nin yanına eklenmiş 27 sıfır.
Bu sayı tek başına inanılmaz gelebilir ama gerçek bundan çok daha tuhaf.
Çünkü aslında neredeyse tamamen "boşluktan" ibaretsiniz.
Eğer vücudunuzdaki tek bir atomun çekirdeğini bir bilye boyutuna getirseydik, etrafında dönen elektron yüzlerce metre uzakta olurdu.
Geriye kalan her şey devasa bir hiçlik.
Peki o zaman dokunduğumuz şeyleri nasıl hissediyoruz?
Bir duvara dokunduğunuzda ya da birine sarıldığınızda, aslında onlara asla gerçekten "değmezsiniz".
Hissettiğiniz şey katılık değil.!
Atomlarınızın elektron bulutları ile karşı tarafın elektron bulutlarının birbirini elektromanyetik kuvvetle itmesidir.
Siz sadece kusursuz bir itme kuvvetini hissediyorsunuz.
Üstelik şu an "benim" dediğiniz o beden kalıcı da değil.
Her nefeste, her yudum suda ve her lokmada milyarlarca yeni atom alıyor, eskilerini çevreye bırakıyorsunuz.
Birkaç yıl önceki atomlarınızın büyük kısmı şu an dünyada başka yerlerde. Siz sürekli yenilenen bir akışsınız.
Ve en çılgın kısmı: Bu atomların geçmişi.
Şu an bu yazıyı okurken akciğerlerinize çeken oksijen, bir yıldızın çekirdeğinde pişti.
Damarlarınızda dolaşan demir, bir süpernova patlamasıyla evrene saçıldı.
Vücudunuzdaki hidrojen ise Güneş Sistemi'nden bile yaşlı; doğrudan Büyük Patlama'dan kalma.
Gökbilimcilerin "Biz yıldız tozundan yapılmışız" demesi edebi bir benzetme değil, tamamen fiziksel bir gerçek.
İnsanı özel yapan şey atomların kendisi değil.
O atomların milyarlarca yıllık evren hikayesinin sonunda bir araya gelip, şu an bu cümleyi anlayabilecek bir bilinci oluşturmuş olması.
— Uzaktan Gelen