"...Kayseri T1 Cezaevi’nde hapis yatan 7 tane Uzman çavuşuyuz ve hepimizin cezası müebbet hapistir. Yaklaşık 9 senedir de hapisteyiz. Allah’ın varlığını ve peygamberin nebiliğine and olsun ki tek suçumuz uzman çavuş olmak. 15 Temmuz gecesi hiçbir şeyden haberimiz yokken komutanlarımız ve amirlerimizce kandırılarak yasal ve kanuni emirler ile kışladan çıkartıldık ve sabaha kadar Genelkurmay bahçesinde bekletildik.
Bizler zaten bu mesleğe girmeden önce fakirdik. Şimdi ise fasfakir olduk. Para yok, ev yok, iş yok, gelir yok ama 9 senedir bol bol acı var. Istıraplar, fakirlik var, ölüm var, hastalık var, Meclis kürsüsünden sizin bahsettikleriniz haricinde şahit olduğumuz acılar var.
Ben Kadir, kime ağlayacağımı şaşırdım. Ben hapse girdiğimde 2 yaşındaki kızım bebeklikten ağlıyordu. Şimdi 11 yaşında babasızlıktan ağlıyor. 9 senedir gözyaşımız dinmedi. Eşim, komşularım ve akrabaların fitre, zekâtıyla hem kendine hem kızıma hem de burada bana iaşe etmeye çalışıyor. Babam da yok, anam da yok, perişanlık tüm ailemizi çevreledi.
Kızım hasta oluyor, doktor paramız yok. Okula gidecek okul paramız yok. Ailemin çektiği ıstırap ve acı burada kalem ile yazılacak şey değil.
Yine burada bir uzman çavuş arkadaşım adı Levent, 9 senedir çekmediği acı kalmadı. Kalp hastası oldu, ilaç ile yaşıyor. Eşinden boşandı çünkü kimse bakmadı ailesine, ortada kaldılar. Çocuğu okulunu fitre ve yardımlarla okuyor. 6 Şubat depreminde kardeşini ve kardeşinin tüm ailesini kaybetti. Cenazelerine bile gidemedi yokluktan. Annesine memleketindeki akrabaları bakıyor ve bakıma muhtaç. Yine çektiği ıstırabı yazmaya kalemin gücünün yetmediği insanlardandır.
Yine burada bir başka uzman çavuş arkadaşım adı Mehmet. Annesi ve ninesi bakıma muhtaç, köyde akrabaları ve komşularıyla hayatlarını ikame ve iaşe ediyor. Bacısının kocası öldü, bir dul kadın ve iki çocuk ortada kaldı. Hepsi bizim Mehmet’in yolunu gözlüyor, hapisten çıkıp da gelsin onlara kol kanat gersin diye. Fakirlikten 70 yaşındaki kadın tarlalarda ırgatlık yapmaya çalışıyor çünkü yokluğun ızdırabı onları da sarmış durumda. Mehmet’in babasının kalbi, Mehmet’in suçsuz yere 23 yaşında hapis olmasına dayanamadı. Oğlunun hapisliğinin kahrından kalbi durdu, vefat etti. Oğlunun mağduriyetinin derdiyle bu dünyadan göçüp gitti.
Biz ayın 15’inde maaş aldığımızda 2 kilogram et alınca mutlu olan insanlardık. Biz uzman çavuşlar bahsedildiği gibi kimseye zarar vermedik. Kimseyle kavga etmedik ama inanılmaz bir şekilde, akıl almaz bir şekilde cezalandırıldık. Generale sorulmayan hesap bize soruldu. Terörist ilan edildik, katil ilan edildik. Bakkaldan veresiye sigara alan, ordu evlerinin önünden geçemeyen, itilip kakılıp ötekileştirilen, subay ve astsubayla aynı tuvalete bile giremeyen gariban uzman çavuşlar bir gecede subay muamelesi gördü.
Fikir ve eylem birliğiniz var denildi. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan yargılama ile müebbet hapis oldular.
Sayın Vekilim, umudumuz kalmadı. Lütfen sesimiz olun."
Kadir Özsağlam
Kayseri T1 Kapalı Cezaevi
Kuyuların dibinden gelen sesler-54