“Biz yakarsak söndüremezler.”
Bu sözde nereden başlamak lazım?
Önce soruyu soralım: Neden yakıyorsunuz? Neden yıkıyorsunuz?
Yakmak tehdit değil mi? Nefret söylemi değil mi?
Bu ülkede insanlar gerçekten yakılmışken, bu kelimeyi slogan yapmak nasıl bir rahatlıktır?
Bir şarkıdan alıntıymış…
Kendine demokrat diyen, değişim isteyen, devrimci olduğunu iddia eden insanlar…
Sonra da çıkıp “mafya dizileri gençleri bozdu” diyorlar.
Peki dil?
Dilin seçtiği kavramlar?
Nereden beslendiği, neyi çağırdığı, neyi hedeflediği?
Bunlar hiç mi önemli değil?
Oysa “Daha yeni başladık, mücadelemiz sürecek” dense ne kaybederlerdi?
Bir ülke düşünün: İnsanlar yakılmış, mallar talan edilmiş.
Siz de siyasetten bunu değiştirme iddiasındasınız.
Ama sizi destekleyenler hâlâ yakmak, vurmak, kırmak üzerinden slogan atıyor.
Siz de bunu görmüyor, görmezden geliyor ya da destekliyorsunuz.
---
Trabzon’da CHP’li Özgür Özel karşılanırken açılan o pankart…
Bir anda ortaya çıkıp, tepkiler yükselince aynı hızla ortadan kaybolan o cümle…
Kimse bana bunun “masum bir şarkı sözü” olduğunu anlatmasın.
Masum olsaydı, neden apar topar toplandı?
Neden kameraların göremeyeceği bir köşeye itildi?
Neden kimse çıkıp “Bu söz yanlış anlaşılabilir” deme ihtiyacı hissetmedi?
Çünkü herkes biliyor:
Bu ülkede “yakmak” kelimesi Alevilerin üzerine gölge gibi düşer.
Bu kelime bir şarkıdan daha ağırdır.
Bir slogan olmaktan daha derindir.
Bir hafızayı tetikler.
Bir travmayı çağırır.
Ve bunu en iyi bilenler, o pankartı kenara çekenlerdir.
---
Kılıçdaroğlu sürecinde Alevilik zaten yeterince siyasetin malzemesi yapıldı.
Alevi kavramları sağa sola savruldu.
Alevi kurumları birbirine düşürüldü.
Alevi sanatçıları bile Alevilik üzerinden mesaj taşımaya zorlandı.
Alevilik, CHP içi hesaplaşmaların fon müziği haline getirildi.
Şimdi aynı tartışmanın ortasında “Biz yakarsak söndüremezler” pankartı açılıyor.
Ve bazıları hâlâ “Ne var bunda?” diyebiliyor.
Ne mi var?
Alevilerin yaşadığı hiçbir şeyin telafi edilmemiş olması var.
Bir özrün bile edilmemiş olması var.
Bir davanın bile sonuçlanmamış olması var.
Bir failin bile hesap vermemiş olması var.
Bu ülkede Aleviler için hiçbir yara sarılmadı.
Sadece üzeri örtüldü.
Ve örtünün altından hâlâ duman çıkıyor.
---
Sözde herkes demokrat, herkes devrimci, herkes özgürlükçü.
Ama iş dile gelince, şiddetin dili normalleşmiş.
Yakmak, yıkmak, kırmak…
Sanki bunlar birer metafor değil de, birer karakter özelliği.
Ve bu dili kullananlar, Alevilerin itirazına “abartıyorsunuz” diyebiliyor.
Bu ülkede insan yakılmışken…
Aleviler abartmıyor.
Aleviler hafızasını koruyor.
Aleviler unutmuyor.
Unutursa insanlığından olur.
---
Siz unutmuş olabilirsiniz; biz unutmadık.
Siz normalleştirmiş olabilirsiniz; biz normalleştirmeyeceğiz.
Siz ateşi slogan yaptınız; biz ateşten geçtik.
Siz yakmayı güç sandınız; biz küllerimizden doğmayı öğrendik.
Ve belki bir gün…
Yaktığınız ateşin utancı da söner.
Aşk ile
Haydar Ceylan
12.Haziran.2026
@HydrCeylan
@dAbtvAlevi