Ülkemizde adalet terazisi eşit tartmıyor.
Elektrik faturasını ödemeyenin hakkını savunacak birileri mutlaka çıkıyor.
On binlerce suçlunun tahliyesi için kürsüler kuruluyor, nutuklar atılıyor.
Tarihin bile yükünü hafifletmek için, her tartışmada yeni “mağdurlar” icat ediliyor.
Ama bir bakıyorsunuz;
vergisi daha maaşı eline geçmeden kesilen, kimseye yan bakmamış, sokakta taşkınlık yapmamış, çocuğunu okutmaya, evine helal ekmek götürmeye çalışan ortalama, sessiz, suçsuz Türk vatandaşı için ortada kimse yok.
Onun için bir kürsü yoktu.
Onun için yükselen bir ses yoktu.
Onun için risk alan, bedel ödeyen yoktu.
Artık biz varız.
Bu memleketin yükünü hep, kurallara uyan, bağırmadan yaşayanlar taşıdı. Ama ne hikmetse, en kolay da onlar unutuldu.
İtirazımız tam da buraya.
Devlet; suçluyu konuşurken bu kadar cesursa, suçsuzun hakkını koruması gerektiğinde neden bu kadar suskun?
Adalet; sesi çok çıkanın değil,
haklı olanın yanında durabildiği gün yeniden itibar kazanacaktır.
Her tartışmada “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir” diyerek hukuk devleti olunmaz. Binlerce suçluyu hapishaneler çok doldu bahanesiyle düzenli aralıklarla sokaklara bırakıp sonra tekrar toplandığı bir görüntüyü bize kimse hukukla, adaletle izah edemez.