🐫 den büyük 🦏 var
🦏 dan büyük 🐘 var.
Kuralsızlığa alıştılar.
Kendileri için hiçbir kural kabul etmiyor, başkaları için ise en ağır cezaları talep ediyorlar.
Senelerdir haz duygularına teslim oldular; empatiyi, adaleti, vicdanı ve dostluğu yavaş yavaş kaybettikçe şımardılar.
Artık sporun, rekabetin veya adil oyun ruhunun temsil ettiği hiçbir vicdani emareye sahip değiller.
Onlar fair play’le, barışla, yetenekle, emekle ve gerçek rekabetle ilgilenmiyor.
Tek dertleri aşağılama, hakaret, alay ve mobbing.
İlkokul çocuklarına kadar uzanan bu saldırganlıktan ister prof olsun ister payton ister sanatçı ister öğretmen , asla çekinmiyorlar.
Sosyal medyada rakip taraftar gibi davranmaktan, yenildikleri her maç sonrası saldırgan suçlu bularak bahaneler üretmeye, açıklamalar yapmaya kadar her yolu deniyorlar.
Tek motivasyonları var: Her ne pahasına olursa olsun, her yerde, her şartta, haklı ya da haksız kazanmak.
Kendilerini “iyiler” olarak görüyorlar ve “iyiler mutlaka kazanır” diye inanıyorlar. Bu inanç, onları her türlü yöntemi meşru kılmaya itiyor. Kestirme yol varsa kullanacaklar. Gri bir alan varsa istismar edecekler.
Açıkça yanlış olan bir şey, zafere yaklaştırıyorsa tereddüt etmeden benimseyecekler.
Sonuç her şeyi haklı çıkarıyor; süreç, etik, dürüstlük veya onur onlar için sadece aşılması gereken engeller.
Pragmatizmden öte, tam bir Makyavelizm hakim onlarda: Kurallar isteğe bağlı, adalet önemsiz, onur ise yok sayılabilir.
En tehlikeli yanı ise bunu normalleştirmeleri. “Oyunun bir parçası” diye sunuyor, herkese “böyle yapmazsan kazanamazsın” diye dikte ediyorlar.
Etraflarında bir kültür inşa ediyorlar; kendilerini ve başkalarını bu çürümüşlüğe ikna ediyorlar. Böylece hırs, çaresizliğin kılığına bürünüyor.
Tutku değil, spor değil, rekabet değil; sadece kazanma takıntısı ve vicdansızlık kalıyor geriye.
Türkiye’de yıllardır bunu yaşıyoruz. Tribünlerde, sosyal medyada, kulüp yönetimlerinde ve hatta saha dışında.
Artık Avrupa da görüyor ve biliyor. Fanatizmle birleşen karanlık kişilik özellikleri —özellikle Makyavelizm ve psikopati— siber zorbalıktan şiddete uzanan bir döngü yaratıyor.
Türk futbol taraftarlığında bu eğilimlerin ne kadar yaygınlaştığını yaşıyoruz.
Ve artık bu canavarla Avrupa da karşılaştı...
Oysa gerçek spor bambaşka bir şey. Yetenek, emek, saygı, yenilgiyi kabul etme ve rakibe değer verme üzerine kurulu.
Adalet duygusu olmadan rekabet olmaz; vicdan olmadan zafer boş kalır. Bu kültürü değiştirmek zor, ama imkânsız değil.
Kurallara uyanlar, fair play’i savunanlar, etik çizgiyi koruyanlar sesini yükseltmeli.
Çünkü kazanmak önemli olabilir, ama nasıl kazandığın her şeyden daha önemlidir.
Sporu yeniden bir oyun, bir sanat, bir karakter eğitimi haline getirmek istiyorsak, bu zehirli zihniyete dur demeliyiz.
Yoksa geriye sadece kazanmak için her şeyi mubah gören, vicdansız bir arenadan ve zehirlenmiş nesillerden başka bir şey kalmaz. Vesselam