İMAMOĞLU'NDAN KILIÇDAROĞLU'NA 'FATOŞ PINAR TÜRKER' TEPKİSİ: "ANA MUHALEFET PARTİSİNİN BAŞINA KAYYUM OLARAK ATANAN KİŞİYİ, TEK LAF EDEMEYEN SAVCIYI KINIYORUM"
Elif Güven, savunmasını son kısmı olan tahliye talebinde şöyle konuştu:
"15 ay sonra bulduğumuz bu şans, sizle bir dertleşmeye dönüştü. Doktora diye çıkartılıp savcıya götürülmemi mi söyleyeyim, İstanbul’dan Bolu’ya sürülmemi mi söyleyeyim..
Bolu’daki memurlar, sen İmamoğlu’nun örgütündensin diye beni yaftalayıp üstüne bir de ‘terör örgütüsün’ demeye getirdiler. Cezaevlerinde sağlığımız dahil hiçbir şeyimiz güvende değil aslında. Annemle tek yaşıyorum, babamı pandemide kaybetmiştim. Annem artık her geldiğinde, 15 aydır kendi simülasyonun içinde hissediyor yani gerçekten. Artık böyle her geldiğinde sıkıntı, her geldiğinde gözü yaşlı ama benim sizden talebim hem tahliye hem de gerçekten ailemize kavuşmak."
Hakim ve savcının ek ifade süreci ve çeşitli şirketlerle yapılan işlere yönelik kısa sorularının ardından Ekrem İmamoğlu, Güven’e soru sormak için söz aldı. Önce Güven ile tanışıklığını ve talimat verip vermediğini soran İmamoğlu, daha sonra şu ifadeleri kullandı:
“İki gündür burada dinlediklerimiz beni gerçekten çok etkiledi. Özellikle kadın tutukluların anlattıkları. Ben kendi adıma söylüyorum. Eğer bunlardan etkilenmiyorsam dönüp kendimi sorgulamam gerekir, sizin de sorgulamanız gerekir”
“Kadına şiddet ciddi bir meseledir. Bu uygulamalar, kadına şiddete eğilimli olan insanlar tarafından, ister adı başsavcı olsun ister kim olursa olsun, özellikle kadınlar üzerinde baskı oluşturabilecek ve kötüye kullanılabilecek uygulamalardır."
CHP'nin başına mahkeme heyeti tarafından atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nu ve savcıları, Fatoş Pınar Türker'in mahkemede anlattıklarına bir tepki göstermemeleri üzerinden eleştiren İmamoğlu, şöyle devam etti: "Ana muhalefet partisinin başına kayyum atanan kişiyi, tek laf edemeyen siyasi savcıyı da kınıyorum. Bu kadar açık biçimde anlatılan olaylar karşısında hiçbir şey olmamış gibi davranılmasını da doğru bulmuyorum.”
Hakim İmamoğlu’nun soru sorarak ilerlemesini ve beyanda bulunmamasını talep ederken daha sonra sözü eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu aldı.
Elinede bir anayasa kitapçığı tutan Erdoğdu, Güven’e “Sizce siz şu an buna göre mi yargılanıyorsunuz?” sorusunu yöneltti. Mahkeme başkanı, “Bu soru sizin dosyanıze ne katacak?” Sorusuyla araya girerken Erdoğdu, Anayasa kapsamında ‘şüpheli ve sanık beyanlarının alınma şekline’ yönelik maddeleri sıralarken Güven’e “İfade verirken korktunuz mu?” sorusunu yöneltti. Güven korktuğunu ifade ederken mahkeme başkanı, benzer bir soruyu çapraz sorguda yönelttiklerini belirterek Erdoğdu’nun başka bir soru sormasını talep etti.
Mahkeme başkanının davada kadına yönelik şiddet iddiaları karşısında suç duyurusunda bulunması gerektiğini belirten Erdoğdu, “Burada soru sormak benim hakkım. Yatarımı doldurdum ama bu masum insanlara yönelik muameleyi ele almanıza katkı sağlamak istiyorum. Beni engelleyemezsiniz, isterseniz salondan atabilirsiniz” karşılığını verdi. Mahkeme başkanı, kendisinin suç duyurusu yapması ile Erdoğdu'nun suç duyurusu yapması arasında bir fark olmadığını belirtirken devam eden tartışmalar üzerine sanıkların Güven’e soru sorduğu sırada duruşmaya ara verdi.
İBB Davası'nın 49.günü, Medya A.Ş. Reklam Alanları Müdürü Elif Güven'in savunmasıyla başladı.
Güven savunmasına kariyerini anlatarak başlarken zaman zaman gözleri doldu ve ağır ağır konuştu:
“Bu burada söylenir mi bilemiyorum ama aileden varlıklı biriyim. Paraya pula ihtiyacım yok. Kamuya yararlı olabilmek için İBB’de işe başlamak istedim. Dolandırıcılık ve usülsüz gelir elde etmenin aksine, İBB’deki görevime başladıktan sonra gelirim özel sektöre göre geriledi. Ben İBB’de çalışmayı başka bir tecrübe olsun diye kabul ettim ama cezaevi tecrübesini tahmin etmemiştim. İddianamede yazılanların aksine kimseye kurguyla ihale vermedik.
İBB'nin AKP dönemine dair de konuşan Güven, şöyle devam etti:
"Ben bizden önceki dönemde neler yapıldığını da bilirim. Bilirkişi raporları somut verilere göre değil subjektif şekilde hazırlanmıştır. Savcılığın 2019 öncesine hiç bakmaması siyasi saiklerle soruşturma yapıldığı izlenimi yaratıyor. Önceki dönemler araştırılıp 2019 sonrası ile kıyaslansa, 2019 sonrasının ne kadar püri pak olduğu ortaya çıkar. Sayıştay eliyle denetlenirken sadece gizli tanık ifadeleriyle suçlanmamızı anlamıyorum. O zaman bizi denetleyenler suç mu işlediler, göz mü yumdular?"
Para dolusu çantalar görmedim, duymadım. Kimse benden ihalelere fesat karıştırmamı istemedi. CHP üyesi bile değilim. İçinde bulunmadığım sözde bir örgüte neden yardım yapayım? Hiçbir menfaatim olmadan kendimi neden tehlikeye atayım? Neden Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı olacak diye katkı sağlayayım? Bu sebeple cezaevinde olmak çok trajik. Suçsuz günahsız şekilde neden bu kadar zamanımı cezaevinde geçirdiğimi düşünsem deliririm, delirmek istemiyorum. İddia makamının sunduğu tek bir delil yoktur. O zaman neden ben cezaevindeyim?”