Feel the sea, the wind and the sky and just close your eyes and dream.

Joined September 2011
124 Photos and videos
Pinned Tweet
Güncel listeyi en doğru şekilde muhafaza etme yöntemi bu olacak sanırım. vuralbozoglu.blogspot.com/20…

1,284
Şimdi bu bilgiyi alın ve geceleri yatmadan önce izlediğiniz 3 saatlik, bol gerilim müzikleri ile dolu dizileri de üstüne ekleyerek bir düşünün. 😉
''Müzik çalma listeleriniz aslında yaptığınız dua'dır...''
9
Vural Bozoğlu retweeted
"Japonya'da satılan tüm akıllı telefonlarda (iPhone dahil) kamera deklanşör sesi mevcuttur ve bu ses varsayılan ayarlarda tamamen kapatılamaz." Neden acaba?
Japonlar dünyanın en ahlaklı milletidir.
1
2
1
230
Vural Bozoğlu retweeted
Freud, histeri hastalarıyla çalışırken ilginç bir şey fark ediyor.
 Bazı insanlar yaşadıkları çatışmayı bilinçte tutamıyor. Ama o çatışma ortadan da kaybolmuyor. Bir kadının kolu tutmuyor mesela ama ortada nörolojik bir problem yok.
Bir başkası konuşmakta zorlanıyor fakat dili sağlam.
Kimi nefes alamıyormuş gibi hissediyor, kimi bedeninde yıllardır taşıdığı bir ağrıyla yaşıyor. Freud burada çok önemli bir şey görüyor:
Bazen beden, ruhun taşıyamadığı şeyi taşımaya başlar. Çünkü insan zihni düşündüğümüz kadar geniş bir alan sunmuyor.
Bazı duygular vardır; bilinçte tutulduğunda içeride yoğun bir gerilim yaratır. Öfke gibi.
Suçluluk gibi.
Yas gibi.
Bazen de insanın kendisine bile itiraf etmekte zorlandığı arzular gibi… Zihin bu duyguları bastırmaya çalışır. Bir başka deyişle, bastırma mekanizması oluşur.
İnsan, kendisi için fazla ağır olan şeyi bilinçten uzaklaştırır. Ama burada kritik bir nokta var.
Bastırılan hiçbir şey yok olmaz. Sadece yer değiştirir. Ve bazen konuşamadığı yerden değil, bedenden geri döner.
18
97
5,386
Vural Bozoğlu retweeted
Bir Afrika seyahatimde Uganda, Kongo ve Ruanda’ya gitmiştim. Ruanda gezim esnasında genellikle orman içlerinde ya da çeperlerinde yaşayan, tatlı patates, muz ve havuç yetiştiren Pigmeler ile tanışma şansım olmuştu. Pigmeler malum kısa boylu, fiziken bizlerin neredeyse yarısı kadar olan insanlar. Benim tanıştıklarım arasında adı Yahya olan bir Pigme vardı. Çoğu Sünni Maliki mezhebinden Müslüman. Yahya 1.15-1.20 boylarında, zayıf, çelimsiz görünümde biriydi. Hutuların 1 milyon civarında Tutsi’yi katlettiği feci Ruanda Katliamı esnasında 35 Tutsi’yi bir ay kadar süren katliam boyunca köyünde, evinde oluşturduğu bir alanda gizleyerek kurtarmış Yahya. Kendisine bu senin kavgan değildi, neden böyle bir risk aldın diye sordum. Hutular yakalasa onu ve ailesini de palalarla doğrayarak öldürecekti. Yahya soruma “Ben Müslümanım” diye cevap verdi ve ekledi: “Benim inanışıma göre bir insanı kurtaran tüm insanları kurtarmış gibi olur. Ben 35 insanı kurtardım. Allah’ın bundan dolayı beni bağışlamasını ve cennete almasını umuyorum.” Yahya’ya baktım, düşündüm. Ben olsam aynı şeyi yapabilir miydim diye kendime sordum. Evet kesin ben de böyle yapardım diyemedim açıkçası. 1.20 boyunda bir adam ama mangal gibi yürek… O an bana dağ gibi geldi Yahya’nın heybeti. Ardından din işte bu diye düşündüm. Somurtan bet suratlarıyla sabah akşam insanlara ayar veren kibir abidesi, inancını, imanını yitirme noktasındaki insanları teferruat denizinde boğan, ufunet yayan tiplerin sözleri değil. Doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden dirileceği gün selam olsun Yahya’ya. V’esselam
26
220
1,537
54,126
Vural Bozoğlu retweeted
During a fasting window, insulin falls and the body relearns how to access stored fuel. Fat use rises, metabolic flexibility improves, and growth hormone increases—supporting tissue repair and muscle preservation. This shift helps explain fasting’s benefits for metabolic health.
2
6
51
1,629
Vural Bozoğlu retweeted
Fotoğrafta gördüğünüz şu heybetli ağaç, aslında çoğumuzun evinde saksıda yetiştirdiği kauçuk bitkisinin doğada devleşmiş hâlidir. Bilimsel adıyla Ficus elastica, yani kauçuk ağacı. Akdeniz’in sıcak ve nemli iklimine mükemmel uyum sağlayan bu tür, yıllar içinde büyüyerek adeta dev bir doğal şemsiye oluşturur. Yazın altında yürürken sağladığı serinlik, çoğu zaman bir klimayı aratmaz. Kauçuk ağacının en dikkat çekici özelliklerinden biri yapraklarıdır. Kalın, sert ve sanki cilalanmış gibi parlak olan bu yapraklar yıl boyunca dökülmez. Bu nedenle ağaç her mevsim gür, canlı ve yemyeşil görünümünü korur. Açık gri renkli, pürüzsüz gövdesi ise hem estetik hem de son derece güçlü bir yapıya sahiptir. Peki bu etkileyici ağaç nerede bulunuyor? Fotoğraf, Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı, sakin atmosferi ve eşsiz koylarıyla ünlü Göcek’in kordon boyunda çekildi. Sol taraftaki kafe tabelaları ve sahil boyunca uzanan yürüyüş yolu, bölgeyi bilenler için hemen tanınabilecek detaylar. Bu ağaçlar Göcek’e tesadüfen gelmiş değil. 1980’li yılların sonlarında gerçekleştirilen sahil düzenleme ve dolgu çalışmaları sırasında, yürüyüş yoluna gölge sağlamak ve denizden gelen tuzlu rüzgârlara dayanıklı bir yeşil doku oluşturmak amacıyla özellikle tercih edilerek dikilmişler. Aradan geçen yaklaşık 35–40 yılın ardından ise yalnızca büyüyüp gelişmekle kalmamış, aynı zamanda Göcek sahilinin en karakteristik simgelerinden biri hâline gelmişlerdir.
12
36
345
12,861
Ulus devletlerin (veya devletlerin) olmadığı bir dünya nasıl bir yer olurdu? Bayrakların birer kimlik olarak kullanılmadığı ve sınırların bu bayraklar altında çizilmediği bir coğrafyalar bütününe sahip olmak nasıl bir his uyandırırdı? Hadi gelin bir Ütopya hayal edelim.⬇️
1
14
devletlerin (veya ulus devletlerin) tarihteki iç yapısı ve uluslararası siyasi yaklaşımlarını incelediğimizde, bu anlayışın bireylerin bilinçli bir tercihi olmak yerine birtakım kitlelerin propagandası sebebiyle yer ettiğini görebiliyoruz. Toparlarsak eğer; hepimiz, bir bütünün⬇️
1
12
parçalarıyız. Irklarımızdan ya da yaşadığımız coğrafyanın sınırlarından kaynaklı bir kimlik tanımlamasının insanlığa bir fayda getirmediğini de tarih bize gösteriyor. Bir âlem var ve bizler de bu âlemin içerisindeki birer notalarız ve birlikte birer müzik eserine dönüşüyoruz.
13
Vural Bozoğlu retweeted
Fotoğraftaki Ihlamur 4 yaşında ve geçen sene buraya dikildi. Şimdilik her şey yolunda gidiyor. Ihlamur ağaçları aslında ne çok hızlı ne de çok yavaş büyür, tam bir orta hız ağacıdır diyebiliriz. İlk yıllarında, yani fidan döneminde köklerini toprağa salmaya çalıştığı için biraz ağır canlı gelebilir ama yerini sevdikten sonra yılda ortalama 30-50 santim kadar boy atar. Zamanla da 20-30 metre gibi devasa boylara ulaşabilir. Çiçek açacak olgunluğa gelmesi ise genelde bir 5-10 yılı buluyor. Yaprak dökme konusuna gelirsek, kışın yapraklarını tamamen döken bir ağaçtır. Sonbahar gelip havalar soğumaya başlayınca, yani genellikle ekim ve kasım ayları gibi yaprakları önce güzelce sararır, sonra da dökülür. Kış mevsimini tamamen çıplak dallarla geçirir ve ilkbaharda yeniden yeşerir. Gölgesi gerçekten harikadır, hatta bahçelerin en keyifli gölgelik ağaçlarından biridir diyebilirim. Yaprakları geniş, kalp şeklinde ve çok sık olduğu için güneş ışığını neredeyse hiç geçirmez. Altında çok koyu, serin ve adeta doğal bir klima etkisi yaratan kaliteli bir gölge alanı oluşturur. Toprak konusunda ise biraz seçicidir. Böyle derin, nemini koruyan ama suyu da içinde hapsetmeyen, yani süzek ve besin yönünden zengin toprakları çok sever. Killi, sürekli çamur gibi su tutan topraklarda kökleri rahatsız olur ve çürüyebilir. Ayrıca ilk yıllarında düzenli sulanmak ister ama büyüyüp yaşlandıkça kuraklığa karşı çok daha dayanıklı hale gelir.
10
19
213
5,701
TÜRKER BEY'DEN KEYİFLİ BİR YAZI DAHA Beyin, gerçekliği bir fotoğraf gibi kaybetmiyor. Gerçekliğin bağlantı haritalarını oluşturuyor. Yaşam ise her düzeyde aynı ilkeyle işlemektedir. Bağlantılar güçlendikçe anlam derinleşir, anlam derinleştikçe yeni olanaklar doğar.
YAPAY ZEKÂ, BEYİN VE YAŞAMIN AĞI (1/2) Bağlantısallık Bilimi Perspektifinden Yeni Bir Paradigma Bilim tarihi zaman zaman bazı kavramları yeniden düşünmek zorunda kalır. Atomun bölünemez olmadığı, genlerin yalnızca DNA dizilerinden ibaret bulunmadığı, evrenin durağan olmadığı nasıl anlaşıldıysa; bugün de zekânın yalnızca tek tek bileşenlerin toplamı olmadığı giderek daha açık biçimde görülüyor. Neuron dergisinde yayımlanan yeni bir makale (künye ekteki mesajda), yapay zekâ ile beyin bilimlerinin kesişim noktasında duran önemli bir soruya odaklanıyor: Zekâ nerede ortaya çıkar? Nöronlarda mı? Yapay sinir ağlarındaki parametrelerde mi? Yoksa bunların oluşturduğu daha üst düzey örgütlenmelerde mi? Makalenin yanıtı oldukça net: Zekâ, tek tek parçaların içinde değil, parçalar arasındaki ilişkilerden doğan yeni örgütlenme düzeylerinde ortaya çıkmaktadır. (ScienceDirect) Bu sonuç, aslında Bağlantısallık Bilimi’nin uzun süredir dile getirdiği temel ilkeyle büyük ölçüde uyumludur: Varlıkların anlamı parçalarında değil, bağlantılarındadır Şemalar: Yaşamın Bilgi Örüntüleri Makalenin merkezinde “şema” (schema) kavramı bulunuyor. Şema; tekrar eden deneyimlerden ortaya çıkan, geleceği anlamlandırmayı kolaylaştıran, soyut bilgi örgüleridir. İnsan beyni yaşadıklarından şemalar oluşturur. Bir çocuk yüzlerce farklı köpek görür ve sonunda “köpek” kavramını öğrenir. Bir cerrah binlerce ameliyat deneyiminden sonra yalnızca anatomiyi değil, ameliyatın örüntüsünü de görmeye başlar. Bir müzisyen notaları değil, melodik yapıları algılar. Şema tam olarak budur: Bilginin bağlantılarından ortaya çıkan yeni bir organizasyon düzeyi. Makalenin dikkat çekici yanı, benzer süreçlerin büyük yapay zekâ modellerinde de ortaya çıktığını göstermesidir. Yapay zekâ milyonlarca örnek üzerinden eğitildikçe yalnızca veri depolamaz. Veriler arasındaki ilişkileri öğrenir. Ve sonunda bu ilişkilerden yeni soyut yapılar oluşur. (ScienceDirect) Bağlantısallık Bilimi Ne Söylüyor? Bağlantısallık Bilimi açısından bakıldığında burada şaşırtıcı olan hiçbir şey yoktur. Çünkü yaşamın temel özelliği budur. Bir hücreyi oluşturan moleküller tek başlarına canlı değildir. Canlılık, onların kurduğu ağdan ortaya çıkar. Bir nöron düşünmez. Düşünce, nöronların oluşturduğu bağlantısallıktan doğar. Bir insan tek başına kültür yaratamaz. Kültür, insanların oluşturduğu toplumsal ağlardan doğar. Yaşamın her ölçeğinde aynı ilke görülür: Yeni özellikler parçaların toplamından değil, ilişkilerinden ortaya çıkar. Bilim buna emergence (belirme) diyor. Bağlantısallık Bilimi ise bunu yaşamın temel örgütlenme ilkesi olarak görüyor Beyinden Yapay Zekâya Makale, yapay zekâ ile beyin arasında yeni bir ortak dil kurulabileceğini savunuyor. Bu ortak dilin merkezinde “soyutlama düzeyleri” bulunuyor. Bir beyni yalnızca iyon kanalları düzeyinde açıklamaya çalışmak nasıl yetersizse; bir yapay zekâyı yalnızca milyarlarca parametrenin toplamı olarak görmek de yetersizdir. (ScienceDirect) Çünkü anlam daha yukarıdaki organizasyon katmanlarında ortaya çıkar. Bu durum nörobilim açısından da önemlidir. Son yıllarda hipokampusun deneyimlerden soyut temsiller oluşturduğunu gösteren çalışmalar yayımlanıyor. İnsan beyni yalnızca olayları depolamıyor; olaylar arasındaki ilişkileri de kodlayarak bilişsel haritalar oluşturuyor. (Nature) Başka bir ifadeyle; beyin gerçekliği fotoğraf gibi kaydetmiyor. Gerçekliğin bağlantı haritalarını oluşturuyor Yaşamdaşlık Kültürü Açısından Anlamı Burada Yaşamdaşlık açısından önemli bir sonuç ortaya çıkıyor. Eğer zekâ bağlantılar içinde ortaya çıkıyorsa; insanlığın geleceği de yalnızca bireysel başarılarla açıklanamaz. Bilginin, kültürün, ekonominin, bilimin, hepsi ağlar içinde gelişir. Bir üniversiteyi değerli yapan binaları değildir. İnsanları arasındaki bilgi akışıdır. Bir şehri yaşatan yolları değildir. İnsanların kurduğu ilişkilerdir.
1
68
Bir üniversiteyi değerli yapan binaları değildir, insanları arasındaki bilgi akışıdır. Bir şehri yaşatan yolları değildir, insanların kurduğu ilişkilerdir. Bir uygarlığı ileri taşıyan şey ise kaynakları değil, kaynaklar arasındaki bağlantıları kurabilme yeteneğidir.
1
13
Burada, başta ülke genelindeki yönetimler olmak üzere topluma da siyasi sınırları da kapsayan bir pare verilmiş. Güzel de olmuş. x.com/i/status/2062914187643…

Replying to @VuralBozoglu
Bir üniversiteyi değerli yapan binaları değildir, insanları arasındaki bilgi akışıdır. Bir şehri yaşatan yolları değildir, insanların kurduğu ilişkilerdir. Bir uygarlığı ileri taşıyan şey ise kaynakları değil, kaynaklar arasındaki bağlantıları kurabilme yeteneğidir.
6