677 sayılı Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu ile sınıflandırılmamış bu tip dini müesseseler kapatılmış, ancak kültürel ve sosyal tesislere dönüşmesine zaman içinde bin bir zorluk aşılarak izin verilmiştir. Bir çok sünni cemaatin dernek binası, vakfı, kültür merkezi, kampüsü, külliyesi vardır ki hiçbiri göstere göstere bunu camiye alternatif yapmaz. Mutlaka içinde özellikle umuma açık bir mescid ya da cami bulunur. Geri kalan tüm tesisler caminin etrafında tamamlayıcı hüviyettedir. Her hıristiyan mezhebinin kendine özgü kutsal mekanı vardır. Ancak bunun adı da yine kilisedir. Küçük ise şapel, büyük ise katedral olur. Kilise özelliği değişmez. Cami, kilise, havra 3 semavi dinin herkesçe kabul edilen ibadet yerleridir. Her toplumda ve her inanç içerisinde farklılık arz eden görüşler olabilir. Bu görüşlere uygun cemaatleşme de normal kabul edilir. Hoşgörüye tâbîdir, olmalıdır. Ancak inatla aynı Rabden, aynı kitap ehli olmaktan, aynı peygambere tabi olmaktan bahsedip bu dinin mabedine alternatif üretmeye çalışmak zorlamanın ötesinde paralel din meydana getirmeye benzer. Siz cemevini camiye, kiliseye, havraya eşdeğer ibadethane olarak dayatırsanız, camiye mesafe koyar, ezanın sesini kısar, hatta tanımazsanız yarın karşınıza başka bir grup dikilir; canevi, demevi, gülevi, yolevi gibi başka inanç merkezleri çıkarır. O gün geldiğinde bu sözde duyarınız gider, bize meydan mı okunuyor şeklinde isyan edersiniz. İsyan etmeden, umumun kabul ettiği gerçekleri tersyüz etmeden ibadet edemiyor musunuz? Herkes sizin sözde doğrularınıza uymak zorunda mı? Hem çoğunluk olmayıp hem de çoğunluğu rencide etme pahasına ayrımcılık yapmak doğru mudur? Hak mıdır?
Cumhurun seçtiği yüce meclis yasa yapar, iktidarlar uygular, mahkemeler denetler, devletin kurumları yönetmeliklerle durumu tanımlar, düzenler, özetle devlet size uymaz, siz devlete uyarsınız, başta kim olursa olsun, siz kim olursanız olun yasalara karşı imtiyaz isteyemezsiniz, gerçeği eğip bükemezsiniz. Haddinizi bilmek zorundasınız ve bileceksiniz.
Cemevi bir “kültürel tesis” değil, ibadethanedir.
22 Ocak’ta yayımlanan yönetmelik, Alevi toplumunun taleplerine çözüm değil; inkar siyasetinin yeni bir ilanıdır.
Cemevinin ne olduğuna yönetmelikler değil, Alevi yurttaşlar karar verir. Devletin görevi tanımlamak değil, tanımaktır.
Cami, kilise ve havra yasalarda ibadethane olarak kabul edilirken; Cemevlerini bunun dışında tutmak, eşitlik ilkesinin açık ihlalidir. Bu bir teknik düzenleme değil, siyasi bir tercihtir.
Alevi inancı bu ülkenin asli inançlarından biridir. Aleviler, bu ülkede herkes gibi vergisini veren, askerlik yapan, vatanına ve Cumhuriyetine bağlı yurttaşlardır. Kimseye ayrıcalık değil, eşitlik talep etmekteyiz. Cemevlerinin statüsü, Anayasa’da açıkça ibadethane olarak tanınmak zorundadır.
İnkarı reddediyoruz.
Asimilasyonu kabul etmiyoruz.
Eşitlikten vazgeçmiyoruz.
@alevibektasi_f @turkiyealevifed @HaciBektasVakfi @psakd1988