Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

Joined March 2018
7,063 Photos and videos
Pinned Tweet
İndim Tuna'nın boyuna yol göremedim, gizli gizli yar sevdim de ben diyemedim.. youtu.be/OxheTBoEk8g?si=DCay…
3
1
24
24,383
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
"Ben uzun bir yolculuktan geldim. Yol boyunca heybemi, bu güzel ülkenin insanlarının öyküleriyle doldurdum."
2,614
3,578
29,175
1,642,350
RT @TCAytunCiray: KENDİNİ HEM GURUP BAŞKANI SEÇTİRİP MUTLAK BUTLANI TANIYORSUN, HEM PARTİYİ İŞGAL EDİP PARTİYE POLİS GELMESİNE NEDEN OLUYOR…
152
5
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
📣 Saadet lideri Mahmut Arıkan: ⭕ Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağını Yunanistan’da ilan etmesi Türkiye'nin egemenlik haklarına açık bir tecavüzdür. ⭕ İktidara soruyoruz; Bu skandal açıklamadan haberiniz var mı? Varsa neden millet bilgilendirmediniz? ⭕ Neyi, kimden ve neden saklıyorsunuz? Yoksa; Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi egemenlik alanıyla ilgili bir konuyu Yunanistan’dan mı öğreniyor? ⭕Batı Trakya’da Türk kimliği baskı altındayken, Türk okulları kapanırken ve soydaşlarımızın hakları görmezden gelinirken verilen bu tek taraflı taviz kabul edilemez. ⭕ Üstelik Patrik, Yunan Meclisi’nde “Yeni Roma ve Konstantinopolis Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik” olarak tanıtıldı. ⭕ Buradan bir kez daha söylüyorum: -Yeni Roma diye bir yer yoktur! -Konstantinopolis diye bir şehir yoktur. -Patrikhane de bizim Fatih Kaymakamlığımıza bağlıdır. ⭕ Bizim için Milli egemenlik ve devlet ciddiyeti vazgeçilmezdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti; başka ülkelerde yapılan açıklamalarla yön verilen değil, kendi kararlarını kendi milletiyle ve kendi kudretiyle alan güçlü bir devlet olmak zorundadır. ⭕ Türk milleti iktidardan artık hamasi sloganlar değil; kadim tarihine uygun şahsiyetli bir duruş ve devlet vakarına yakışır bir irade beklemektedir!
4
171
536
9,684
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
Damat Ferit: İngiliz Yüksek Komiserliği’ne, "Bütün umudum İngiltere'dedir," diyebilecek kadar teslimiyetçiydi. Vahideddin: General Harington'a bizzat, "Hayatımı tehlikede gördüğümden İngiliz hükümetine sığınırım," yazılı mektubu mühürleyip teslim etmiştir. Ali Kemal: Dahiliye Nazırı sıfatıyla Anadolu hareketini "başıbozukluk" olarak nitelemiş ve politikalarını bizzat İngilizlerin "ihtilal" korkusuna göre şekillendirmiştir. Sait Molla: İngiliz Muhibleri Cemiyeti kurucusu olarak, 13 Ağustos 1919 tarihli Türkçe İstanbul gazetesinde "İngiliz Taraftarıyım" başlıklı makaleler kaleme almıştır. Tüm bu isimlerin İngilizlerle olan belgeleri, sığınma talepleri ve açık beyanları ortadayken; Mondros Ateşkes Antlaşması ve Sevr Antlaşması’i görmezden gelip, bu kişiler hakkında tek satır eleştiri yazmadan, hiçbir belge sunamadıkları ‘Atatürk İngilizlerle anlaştı devleti yıktı’ iddiasını sürekli tekrarlamak; MALLIK olmuyor mu?
12
61
183
4,004
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
Şeriat naraları atan, Türkiye'deki eğitimin dinleştirilmesini gerektiğini söyleyen İslamcı yazar Yusuf Kaplan, kendi kızını Paris'e okumaya göndermesinin eleştirilmesine yanıt verdi: "Bundan size ne?"
991
2,132
6,764
189,027
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
Replying to @Mhmtcicek02
Gazetcilerin Küfür etme yetkisi mi var ?
2
2
4
1,166
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
🔴Gülistan Doku’nun ölümünün araştırılması talebini AKP ve MHP reddetmişti 📌23 Şubat 2022’de Halkların Demokratik Partisi, TBMM Genel Kurulu’na araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi. 📌CHP ve İYİP de bu öneriyi desteklediklerini açıkladı. 📌AKP Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar HDP’yi “provokasyon” yapmakla suçladı. “Genç bir kızımızın kaybını istismar ediyorsunuz” dedi. 📌CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Gülaçar’a tepki gösterdi. 📌Muhalefette yer alan üç partinin teklifi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
202
3,439
10,756
567,919
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
📣 Turhan Çömez: Tunceli Valisi'ne; 🏆Tam 5 kez "Yılın Kaymakamı Ödülü" verilmiş. 🏆"Yılın Yetim Babası Ödülü" verilmiş. 🏆"Çocuk Hakları, Çocuk Dostu Ödülü" verilmiş. 🏆"Yılın İdarecisi Ödülü" verilmiş. 🏆"Türkiye’nin Geleceğine Yön Verecek 100 İsim" arasında gösterilmiş. 🏆"Teşekkür Belgesi" verilmiş. 🏆"Farkındalık Ödülü" verilmiş. 🏆"Sosyal Sorumluluk Ödülü" verilmiş. 🏆Valilerden toplam "15 Başarı Belgesi" verilmiş. 🏆Millî Eğitim Bakanlığı’ndan 2 "Takdirname", İçişleri Bakanlığı’ndan "Teşekkür Belgesi" almış. 🏆3 "Fahri Hemşehrilik Beratı" verilmiş. 🏆"Of’un Altın Anahtarı" verilmiş. 🏆Diyanet Vakfı tarafından "İyilik Ödülü" verilmiş. 💡Bir tek “insanlık” verilmemiş, “ahlak” verilmemiş, “devlet adamlığı vasfı” verilmemiş!
376
3,065
14,990
681,500
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
What's happening to America's scientists? Ten high-profile scientists and military officials connected to U.S. nuclear and aerospace programs have mysteriously died or disappeared since 2024
1
1
105
RT @SMEYDAN: İHANETİN BELGESİ GİBİ GAZETE İşte Gerçek Saray Operasyonu ! Aşağıda 11 Nisan 1920 tarihli Alemdar gazetesinin birinci sayfası…
427
5
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
zeki bahçe, şu paylaşımı yaptıktan sonra neden sildin?
81
291
1,916
62,816
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
Yetmez Gökhan efendi, Seçim önü Cumhurbaşkanlığı adaylık konusu tartışılırken İBB Kasımpaşa’da senin odanda toplantı yapmadın mı? O toplantıya katılanlar; hatırladığım kadarıyla Beyoğlu Dursun Horlu, Şişli Tufan Emre Nadar, Avcılar’dan Sivaslı biri İETT müdürü Müfit Yetkin, Bağcılardan ben, Avukat Miyase Özgen diye bir hanım Ben bu toplantıya siyasi değerlendirme yapacağız diye davet edildim. Ancak bu toplantıda Ekrem İmamoğlu’nu ne olursa olsun aday yapacağız, Türkiye çalışması yapacağız diye konuşulmadı mı? Herkes konuştu ben konuşmadım. Dursun Horlu arkadaşımız “Başkanım herkes konuştu asıl konuşması gereken Özkan arkadaşımız. Sol Kanatta ve Devrimci Demokratlarda çalışma yapmış biridir. Akademik ve örgütçü yanı vardır. Onu dinleyelim dediğinde tam masanın önünde oturuyordum. Bana dönüp nedir hocam değerlendirmen dedin? Ben: Ben sizin gibi düşünmüyorum. Kılıçdaroğlu’nun aday olmasından öte Cumhurbaşkanı olması bu ülke için zorunludur. Sen: Ama Alevi… Seçmenin 65-35 arasında tercih sorunu var. Ben: Bu “ama alevi” propagandası seçmenden ziyade parti içerisinde köpürtülüyor. Bu gerekçe olmaz. Sen: Sonuç olarak halk böyle bakıyor. Ben: Bu doğru değil. Ayrıca 2018 yılında Ünal Çeviközü’ün de olduğu 2 saat 15 dk. Süren bir sunum sonrası Kendisine mutlaka Cumhurbaşkanı olmalısınız. Bu ülke için büyük bir kırılma olacak. Bu ülkede Kürt biri Cumhurbaşkanı oldu, Muhafazakâr biri oldu, Milliyetçi biri oldu. Olmayan ise bir Alevi kaldı dedim. Sen: Sen aday olacağına inanıyor musun? Bana göre aday olmaz. Ben: Kesinlikle aday olacak. Olmak zorunda. Sen: Alevi olmasından dolayı kazanamaz. Risk değil mi? Ben: Toplumun derdi bu değil, geçim derdi ve iktidardan kurtulmaktır. Ayrıca Alevilikte olan aslanla ceylanı dost eden kucak anlayışı bölgede kazan kazan ve uzlaşı çabasına girerse, devlet politikası bunu üzerine kurulursa, çatışmadan uzak herkesin kazandığı bir iklimde gerçek manada abi konumuna sahip ülke olabiliriz. Bu bir bakış açısı tabi. Ülke kazanımları esas olmak zorunda. Sen: Ben hiç bu açıdan düşünmemiştim. Ben: Bir de bu açıdan değerlendirin o vakit Demiştim. Herkes masum Kılıçdaroğlu suçlu öyle mi alay komutanı? Yatacak yeriniz yok Gökhan efendi…!
Bak Gökhan Günaydın; Nam-ı diğer “Ziyaaaa” Daha pazar günü Ekmeleddin İhsanoğlu yalanlarını yüzüne vurdum. “Utanırsın” sandım, yanılmışım. Ben sizin kurultay öncesi pavyonda delege satın alacağınızı tahmin edemedim. O yüzden kurultayı kazanamayacağınızı düşündüm. “CHP seçim kazanamaz” demedim. Bu da senin yeni bir kuyruklu yalanın.. Evet; kurultayı kazanamayacağınızı düşündüm. Çünkü CHP tarihinde delegeyi pavyonda satın almak gibi bir pislik yoktu. Bunu yapabileceğinizi düşün(e)medim. Siz pavyonda delege satın alarak kurultayı kazandınız. Oturduğunuz koltuk o yüzden şaibelidir. Ben senin gibi PM üyesiyken gidip parti hiyerarşisinde daha alt sırada olan Ekrem İmamoğlu’nun önünde düğme ilikleyip İBB iştirakinde İSYON Yönetim Kurulu Başkanı olmadım. PM üyesi iken İBB’de Danışmanlık yapmadım. PM Üyesi iken İBB’den maaş / huzur hakkı almadım. Ben genel başkanımı arkasından hançerleyip zoom toplantısında Ekrem’e bağlılıklarımı bildirmedim. Bindiğim arabamı helal kazancımla aldım. Vekillik yaptığım dönemde yasal hakkım olan çakarlı araç plakamı Ekrem’in sekreterine vermedim. Bununla da övünmedim. Sen bunu yaptın ve “Trafikte geç kalıyor. O yüzden verdim” dedin. Sen grup başkanvekili değil, Ekrem’in CHP’deki gözcüsüsün. Başka da bir vasfın yok. Yerini bil; bilmediğin için hatırlatmak zorunda kaldım. Özgür Özel’i uğurlamaya geç gittiğin için daha iki ay önce yediğin fırçayı ne çabuk unuttun. Özgür odana gelip “İstersen ben gelip seni uğurlayayım” dediğinde sustun. Utanman olsa istifa ederdin. Beni konuşturma… Sen PM Üyesi iken Ekrem’in önünde düğme ilikleyip görüşmek için sıra bekleyen adansın. Sende bir parça utanma olsa, Aziz İhsan Aktaş’ın “CHP yönetimine rüşvet verdim” lafını ona yedirirdin. Sende bir parça utanma olsa, havlucularla, pavyoncularla Özkan Yalımlarla aynı çatı altında olmazdın. Utanman olmadığı için seni hiçbir şey rahatsız etmiyor artık. Sende bir parça utanma olsa, Özgür Özel’i koltuktan indirmek için Kılıçdaroğlu’nun kapısında randevu beklemezsin. Hadi “yalan” de! Kılıçdaroğlu’ndan iki aydır randevu beklemiyor musun? Hadi “yalan” de! Sende utanma olsa, Kılıçdaroğlu CB adayı iken arabanda “Nasıl olsa kazanamayacak. Bakanlık beklemiyorum. O yüzden vekil olacağım” demezdin. Sende utanma olsa, Kılıçdaroğlu’nun kurultay salonundaki odasında yaşanan tartışma sırasındaki görüntüleri personele çektirip medyaya servis ettirmezdin. Sende utanma olsa “Ekrem Bey ‘Geleceksin dedi geldim’ demezdin. Bir iradenin olmadığını bu sözlerle göstermezdin. Sende bir parça utanma olsa bu kadar yolsuzluk ve hırsızlığa kol kanat germezdin.. Utanma duygusundan söz edecek en son kişi bile değilsin… Gazeteciliği bırakayım da siz de belediyeleri “Atatürkçülük ve AKP karşıtlığı adına” yağmalayın e mi.. Yok öyle yağma… CHP’mizi arındıracağız . Bu pisliklerin üstünün örtülmesine ve bu yüzden AK PARTİ’ye can suyu olmanıza izin vermeyeceğiz. Partimizi, “Mutlak Butlan” çıkmasın diye AK PARTİ’nin kapılarında dolaşan sözde CHP’lilerden arındıracak ve bu utanca da son vereceğiz.
46
90
261
117,505
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
📍Müyesser Yıldız yazdı AKP ve MHP’yi karıştıran Muğla olayı: Geçtiğimiz Ocak’ta Muğla’da yerel medya mensuplarına yönelik bir operasyon yapıldı. Operasyonun gerekçesi; sahte bir sosyal medya hesabı üzerinden “kamu görevlisine hakaret, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlâl” ve şu çok meşhur “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuydu. Sonradan suç listesine “Cumhurbaşkanına hakaret” de eklendi 12punto.com.tr/yazarlar/muye…
33
139
20,283
🇹🇷 Hasan Kara 🇹🇷 retweeted
Bugün size tarihimize 93 Harbi olarak geçen hezimetin meydana gelmesinde Abdülhamit'in "büyük rolünü" anlatacağım. Evet, büyük hezimet ve Abdülhamit! Cennet mekan diye kutsanan Sultanın vahim hatalarıyla kaybedilen imparatorluk topraklarının dramatik hikayesini anlatacağım. Hiçbir yerde okumadığınız boyutuyla... Mart ayı... Rusların İstanbul’u ele geçirmelerine ramak kaldığı, Rus ordusunun Yeşilköy önlerine kadar girdiği, koskoca Osmanlı hakanı (!) Abdülhamit’in içine düştüğü dramatik hezimetten kurtulmak için diplomatlarına “Anlaşma için Ruslar ne istiyorsa kabul edin!” diye talimat verdiği; 3 Mart 1878 Ayastefanos Antlaşması’nın ve de Rus ordusunun İstanbul’u ele geçirmek üzere olduğu acı günlerin 148. yıldönümü. Bugüne kadar 93 Harbi’nin neden kaybedildiği, Abdülhamit’in hangi askeri ve akıldışı talimat ve taktiklerinin savaşın kaybedilmesine yol açtığı pek gündeme gelmedi. Hamaset ve padişah kutsamaktan öte bir mantık taşımayan tarih anlayışı, gerçekleri hep örtbas etti. Osmanlı-Rus Savaşı’nın diğer adıyla 93 Harbi’nin kaybedilmesinin asıl sebebi, Osmanlı ordusunun ve komutanlarının yetersizliği değil, tam tersine savaşı kazanacak yetenekte olan komutanların “saray tarafından” korkunç bir cehaletle yönetilmesindendir. Çağın en büyük direnişi olan Plevne Savunması bile sarayın bu yeteneksizliğine rağmen verilen bir kahramanlık örneği olmuştur. NEDEN YENİLDİK? Osmanlı ordusu, karşısındaki düşmanla sayı, silah, top gücü olarak aşağı yukarı eşitti. Sultan Abdülaziz, Abdülhamit’e iyi bir ordu ve güçlü bir donanma devretmişti. Komutanlar vatansever, azimli ve başarılı kişilerden oluşuyordu. Buna rağmen yenildik. Yenilgimizin tek sebebi, savaşın, savaş meydanlarından değil, deneyimsiz ve yeni padişah olmuş Abdülhamit tarafından saraydan idare edilmesi yönündeki baskı ve kararı olmuştur. Padişah, savaş boyunca meydana gelen bütün hareketleri saraydan değerlendirmek, saraydan emirler vermek, stratejik ve taktik manevraları saraydan düzenlemek ve bunları o zaman tek bir telgraf hattı olan Balkanlar’dan ordulara ulaştırmak gibi bir hata içine düşmüştü. Abdülhamit ciddi bir eğitim görmemişti, devlet deneyimi hiç yoktu, hele harp sanatı konusunda hiçbir bilgisi yoktu, amcası Abdülaziz’le seyahati dışında İstanbul’dan hiç ayrılmamıştı, cuma selamlıklarındaki askeri merasim bölüklerini selamlamak dışında hiç asker görmemişti, harita okumak ve değerlendirmek nedir bilmiyordu ama Rusya’yla savaşan Osmanlı ordusuna komutanlık yapıyordu. Böyle bir durumda padişahın yapması gereken şey harp sanatı konusunda uzman olan, hepsi de ordularının başında bulunan ve her an değişen durumları savaş alanında değerlendirmek yeteneğinde olan Türk komutanlarına “harp meydanlarında inisiyatif” bırakmak olmalıydı. Ama öyle yapmadı. ABDÜLHAMİT: EMRİM DIŞINDA BİR ŞEY YAPMAYIN! Bu komutanlara Saray’dan sürekli emirler yağdırdı. Bu emirler tek bir telgraf hattının olduğu savaş bölgelerine üç gün, beş gün hatta sekiz gün gecikmeyle ulaşıyordu. Bu arada karşılıklı savaş pozisyonları ve hareket şartları değişiyor, savaş başka bir şekle bürünüyordu. Saraydan gelen emrin dışında savaş planı uygulamama emri verilen komutanlar ise bu korkunç gecikmelerden dolayı, yapılması gereken ani hareketleri yapmakta sürekli geciktiler, sürekli toprak kaybettiler. Ruslar, savaşın ilanı ile birlikte 24 Nisan 1877’de Romanya’ya girdi. Bize bağlı olmasına rağmen asker bulundurmadığımız Romanya, Rusların eline geçti. Büyük bir hızla ilerleyen Ruslar, Ziştovi’ye ulaşınca Türkler Tırnova’ya çekilmek zorunda kaldı. Halbuki Tuna’nın güney kıyılarındaki köprü boyları karşı hücumlarla rahatlıkla ele geçirilebilirdi ama komutanların karar yetkisi yoktu. Bu sırada Çar ve komutanlar ise cephe hattındaydı! Osmanlı padişahının savaşı idare ettiği sarayın pencerelerinden ise Boğaziçi ve Çamlıca tepeleri görülüyordu. Marangozluk konusunda yetenekli olan padişahın, askeri yetenek ve eğitimi sıfırdı. Savaşı ve cepheyi denetlemesi gereken seraskerin bile cephe denetimi yapmak üzere İstanbul’dan ayrılmasına izin verilmiyordu! 93 Harbi’ni değerlendiren uzmanlar, sarayın alandaki komutanlara işi bırakması durumunda savaşın renginin değişeceğini söylerler. Plevne Kalesi’nde Osman Paşa’ya destek gitmedi, büyük kahramanlıklar gösteren ve Şıpka Geçidi’ni ele geçiren Süleyman Paşa’ya destek gitmedi, sonunda da Ruslar, sarayın yönettiği Osmanlı ordusunu bugünkü Yeşilköy’e kadar atarak burada karargâh kurdu. RUSLAR NE İSTİYORSA VERİN! Abdülhamit Han, Yeşilköy’e dayanan Rus grandükü Nikola’nın gönlünü almak için ona ziyafetler tertipledi. Saraydan altın, gümüş kaplar, billur takımlar ve nefis yemekler gönderdi. Ayastefanos Antlaşması’nın imzalanması için masaya oturulduğunda Abdulhamit’in, Osmanlı delege kuruluna verdiği talimat şuydu: “Ruslar her ne teklif ederlerse kabul edin.” Sonuçta da bu anlaşma ile teslim bayrağı çekiliyordu. Ruslara yenilginin sonuçları ağırdı. Osmanlı devleti büyük toprak kaybına uğrayacak, 100 bin askerimiz şehit olacak, milyonlarca Osmanlı vatandaşı Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan İstanbul’a göç edecekti. İşi yetkilisine bırakmayan, saraydan savaş yönetme hatasına düşen deneyimsiz ve yeteneksiz bir padişahın yenilgi sonrasında “Ruslar ne teklif ederse kabul edin” cümlesiyle şekillenen perişanlık üzerine başka bir şey söylemeye gerek kalmıyor. 93 hezimetini baş sorumlusu Abdülhamit'tir. Ama bu acı gerçeği ne tv dizilerinde ne de tek yanlı tarih kitaplarında görmeniz mümkündür. (Bkz: Şevket Süreyya Aydemir’in “Makedonya’dan Ortaasya’ya Enver Paşa, Cilt 1” kitabından yararlanılmıştır.) (MUHARREM BAYRAKTAR)
7
54
170
6,071
Replying to @barisyarkadas
element uydurmanın manası da yok beyaa. eko'da hodri meydan yığarım Türkiye'yi buraya resti cekerken hesaba katmadığı minnacık bi gerçek var memletin yarıdan fazlası gırtlağa kadar borclu bi gösteriye yürüyüse katılıp 2ay tutuklu kalsan aha sictin. kira-elekt-kredi kartı patladı
1
230
üstüne av masrafı hapis gideri şu bu.. sonrasında adını anan mı olacak, zararını karşılayan mı?
62