Bu olay öyle bir olay ki, o dönem bir film olsa en epik sahnelerinden olurdu.
Türkçü bilinen Rıza Nur, Maliye Bakanı Renda'yı mecliste anti-Türkçülükle suçlar. O gün mecliste olmayan Renda, konuyu öğrenir, bir sonraki oturumda Rıza Nur'a bir şans tanır ve sözünü geri almasını ister.
Rıza Nur sözünü geri almayınca, İttihatçıların en nazik adamı Renda, kürsüde bir öldürücüye dönüşür ve Rıza Nur'un geçmişte Türk karşıtı Arnavut isyanına silah desteği verdiğini ve bölücülük yaptığını ifşa eder.
Bu ifşa mecliste öyle şok etkisi yaratır ki locada oturan Atatürk bile şaşkınlığını gizleyemez ve Nutuk'ta bu hadiseden bahsetme gereği duyar.
Rıza Nur söylenenleri inkar edemez. Sadece o devirde kimsenin Türkçü olmadığını gevelemeye çalışır. Tabi bu kez Türkçü mebusların tepkisini çeker.
Bu hadise deyim yerindeyse Rıza Nur'un ayarını bozar. Onu siyasi bir ölü haline getirir ve en naziği dahi olsa bir İttihatçıya Türklük üzerinden saldırmanın ne kadar ölümcül hata olduğunu gösterir.
"Ben devletin kaymakamı olarak sırtımda tüfek, Arnavutluk dağlarında isyan edenleri takip ederken, sen Hürriyet ve İtilafçı Rıza Nur, Arnavutları devlete karşı isyan etmeye teşvik edenlerle beraberdin. Onlarla yanyana çalışıyordun!"
Mustafa Abdülhalik Renda