Anlattığın ülkelerde seçim, beğensen de beğenmesen de demokrasi ve hukuk var.
Birde Kuzey Kore eski devlet Başkanı Kim Cong-il'in en büyük oğlu Kim Jong, Azerbaycan İlham Aliyev, eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in oğlu, Suriye'de de Hafiz Esad'ın oğlu ülkeden topuklayan Beşir Esad var.
Sözde orada da seçimler vardı ama demokrasi ve demokratik hukuk
yoktu, aile ve otoriter yönetimler vardı.
Anlayacağın Baba Erdoğan'ın olmadığı yerde o tecrübeyi önce parti sonra da toplum ret eder. Oğul Erdoğan partinin başına gelir gelmesine de seçim kazanamaz. Sonra da oğul Erbakan bile olamaz.
Seçim kazanırsa da ülkenin Kuzey Kore, Azerbaycan, eski Suriye benzer ülkelerdeki gibi rejim olması gerekir. Ki birilerinin amacı o ülkelerde gibi rejim kurma hayali olabilir ancak bu ülkenin, o ülkeler gibi bir geleneği de yok!
Bilal Erdoğan ile ilgili…
Samimi fikrimi söylüyorum; bir kesim kökten bu fikre karşı. Sebebi de şu: Babadan oğula geçermiş.
Neden geçmesin? Geçen ne bu arada? Padişahlık mı? Bilal Bey partinin başına geçer, seçimlere girer, arslanlar gibi yarışır ve hakkıyla kazanır.
Bu söylemi dile getirenler şunu unutuyor: Türkiye’de devlet, seçimlerle iş başına getirilen hükümet tarafından yönetilir. Bunun şartları ve kuralları Anayasa’da açıkça mevcuttur.
Gelelim Bilal Bey konusuna… Madde madde yazmak isterim.
Bilal Bey genç biri değil; aksine, 100 yaşında bir insanın sahip olabileceği kadar tecrübeye sahip. Sayın Erdoğan ile geçen 25 yıl, bence ömre bedel. Yani çok ciddi bir tecrübesi var.
* Kriz anlarında ailesinin yanında durdu.
* Darbe gördü.
* 17/25 Aralık sürecini gördü.
* Onlarca seçim gördü.
* Yüzlerce diplomatik toplantı ve ziyarette bulundu.
Parti içi çatışma nedir, münafıklık nedir, adam satma nasıl olur, sırtından hançerleme nasıl olur; bunların hepsini zaman içinde gördü. Bunlarla muhatap olduğunda ne yapılması gerektiğini yaşayarak öğrendi ve tecrübe etti.
Devleti tanıdı.
STK’ların önemi konusunda ayrıca bir şey anlatmaya gerek yok.
Birçok yabancı dili çok iyi konuşuyor.
Bürokrasiyi çok iyi tanıdı. Birçok siyasetçi gözünün önünde büyüdü, gözünün önünde eridi. Kime ne kadar güvenmesi gerektiğini ezbere biliyor.
Çok dindar.
Babası, Allah var, sert bir insan. Kendisi ise daha naif ve daha sıcak.
Bölge ülkelerini, o ülkelerdeki geri plandaki STK’ları ve siyasetçileri çok iyi tanıyor. Yani kimin dost, kimin düşman olduğunu ezbere biliyor.
Bunların hepsinin dışında, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin açık ara en büyük siyasetçilerinden birinin yanında, aklı erdiğinden beri eğitim alıyor.
Peki soru şu…
ABD’de Baba Bush’tan sonra Oğul Bush ülkenin başına geçti.
Kanada’da da babası başbakan olan birinin oğlu başbakan olabildi. Bu örnekler çoğaltılabilir.
Bizde neden olmasın kardeşim?
Bal gibi de olur, mis gibi de olur.