Bazı yolculuklar vardır; bir şehirden başka bir şehre değil, bir çağdan başka bir çağa uzanır.
Bazı yürüyüşler vardır; ayakların değil, inancın izini taşır tarihe. İşte hicret, böyle bir yürüyüşün adıdır.
Yeni bir Hicri yıla daha kavuşmanın huzurunu ve bereketini hep birlikte yaşıyoruz.
Hicret; yalnızca bir şehirden başka bir şehre yapılan yolculuğun adı değildir. Hicret, bir medeniyetin doğuşudur. Tarihin yön değiştirdiği büyük bir yürüyüştür.
İnsanlığın, zulmün karşısında yeniden ayağa kalkışıdır. Çünkü hicret; güce değil hakikate yaslanmaktır. Sayıya değil imana güvenmektir. Karanlığın en koyu anında bile Allah'ın yardımından ümit kesmemektir.
Peygamber Efendimiz'in (sav) Mekke'den Medine'ye uzanan yolculuğu, aslında insanlığın zulmetten nura doğru yürüyüşüdür. Bu yürüyüşte yalnızca muhacirler yoktur. Onları bağrına basan ensar vardır. Yalnızca ayrılık yoktur. Kardeşlik vardır. Yalnızca çile yoktur. Paylaşmak, dayanışmak ve birlikte bir gelecek inşa etmek vardır.
İşte bu yüzden hicret, üzerinden asırlar geçmiş bir hatıra değil; bugün de insanlığa yol gösteren canlı bir hakikattir.
Çünkü hicretin içinde yalnızca bir yolculuk değil, derin bir hasret de vardır.
Resûlullah (sav), Mekke'den ayrılırken dönüp doğup büyüdüğü topraklara bakmış ve "Ey Mekke! Sen Allah'ın en sevdiği beldesisin. Kavmim beni çıkarmasaydı senden asla ayrılmazdım." buyurmuştur.
İşte hicret, gerektiğinde en sevdiğinden vazgeçebilmenin adıdır. Vatanını sevmekle hakikate bağlı kalmak arasında kalan bir gönlün imtihanıdır.
Bugün Gazze'de...
Bugün Lübnan'da...
Bugün dünyanın dört bir yanında yurtlarından edilen, evlerini terk etmek zorunda bırakılan milyonlarca mazlum insanın hikâyesinde hicretin izlerini görüyoruz.
Bombaların altında evlerini geride bırakan annelerde, bir sınır kapısında umut bekleyen çocuklarda, yurduna kavuşmayı özleyen her mazlumda, hicretin acısını da sabrını da yeniden görüyoruz.
Ancak biliyoruz ki hicret, sadece gitmek değildir. Aynı zamanda yeniden ayağa kalkmaktır. Yeniden umut etmektir.
Nasıl ki Medine'de kardeşlik üzerine yeni bir dünya kurulduysa, bugün de insanlığın kurtuluşu; adalette, merhamette ve dayanışmada saklıdır.
Yeni Hicri yılın; başta Gazze olmak üzere bütün mazlum coğrafyalar için huzura, adalete ve kurtuluşa vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.
Hicri yılımız mübarek olsun.