iyi değilim ama hayat devam | parody account

Joined July 2015
4,519 Photos and videos
Barış Alper kötü oynayınca eleştirilmesin diye “bakın gol krallığında 2. oldu” paylaşımı gelmiş
Golden önceki son pasın sahipleri. 🎩 Trendyol Süper Lig'de geride bıraktığımız sezonun asist krallığı listesine bir göz atalım. 😉 #TrendyolSüperLig | #FutbolaAşığızKüfüreKarşıyız
19
1,415
Euro 2024’te çeyrek final oynayan da, Uluslar Ligi’nde A grubuna çıkan da, Dünya Kupası’na gelen de bu takımdı. Öyle mücadele yok, ruh yok, taktik yok falan demek komik. Son 3 senede kötü oynadığımız 2 maçtan birini yaşadık sadece.
5
71
3,696
Bir tane sığır da aldığı her topu sağına çekip orta açtı
Avustralya savunmacılarının boyları: Beach - 1.90 cm Circati - 1.90 cm Souttar - 1.98 cm Burgess - 1.94 cm Bu 4 ile savaşsın diye kanattan forvete çektiğimiz Kerem: 1.73 cm ve 70 kg 🤦🏽‍♂️
2
3
254
52,003
Turnuvayı kadar büyütmüşüz ki bizimkiler “Dünya Kupası” adının altında ezilmiş iyice. 24 yıl sonra gitmenin dezavantajı.
1
12
1,457
Ayağına topu alan yanlışlıkla ya sektiriyor ya ayağından açıyor. Şu heyecanı bir atabilsek çok rahat geri döneriz
2
26
2,411
Orkun’u oynatacağız diye tek kanatla oynuyoruz o da BARIŞ ALPER
3
35
2,756
Kulüple bağlantısı olmadan desteğini sürdüren herkese sıkı sıkıya sarılmalı bu camia. Tüm süreç için senden razıyız, yollar elbet yeniden kesişir..
Hakan Safi'den açıklama 👇
2
2
88
3,742
Bu site kafayı yemişlerle dolu. Attığım mention gayet netken birine göre alici, birine göre azizci, birine göre sarancı oldum.
Replying to @Fenerbahce
Ali Koç’un stadyum özelinde verdiği en büyük zarar o tribündü. Sadettin Saran kalsaydı düzeltecekti, Safi gelseydi düzeltecekti. E siz geldiniz ve düzelttiniz bize de teşekkür etmek düşer
1
16
3,401
Bir gün öldüğünde sıradan bir mezarı olmayacak. Bosna’nın Atatürk’ü.
Edin Dzeko, Bosna Hersek'teki çocuklara muhteşem bir mektup yazdı. "Bosna Hersek'teki sevgili çocuklar, sizin için bir mesajım var. Hiçbir şey imkansız değil. Hiçbir şey. Bosna Hersekli olduğumuz için şanslıyız. Bunu hayalini yaşayan bir adam olduğum için söylemiyorum, ayrıca savaştan kurtulmuş bir çocuk olarak da söylüyorum. Bambaşka bir kaderim olabilirdi. Saraybosna'daki o günler hakkında konuşmayı sevmiyorum ama o günleri anlamanız çok önemli. Başladığında 6 yaşındaydım. Sirenlerin çaldığı ilk anı hatırlıyorum. Annem beni aldı ve ayakkabılığın arkasına saklandık. Bu birinci gündü. Dört yıl boyunca sürdü. Ne olduğunu tam olarak anlamamıştık ama her günümüz korkunç geçiyordu. Evimiz kalmak için tamamıyla güvensiz hale gelince, dedemlerin yanına taşındık. 40 metre kare bir evde 15 kişiydik. Hepimiz yerde uyuyorduk. Birlikte Monopoly oynardık. Dışarı çıkmak tehlikeliydi çünkü her yerde keskin nişancılar bekliyordu. Kuzenlerimle birlikte yere oturur, saatlerce oynardık. Sirenleri ve bomba seslerini duyardık. Bazen yer sallanırdı. Oynarken birkaç dakikalığına savaşı unuturduk. Sadece bir anlığına çocuk olmamıza izin vardı. Dışarıda futbol oynamak istiyorduk ama her gün dışarıda masum insanların ambulanslarla hastaneye götürüldüğünü görüyorduk. Peki ya bir çocuğu dört yıl boyunca bir evde nasıl tutabilirsiniz? Tabii ki tutamazsınız ve büyüklerimiz de bunu biliyordu. Nadiren de olsa etraf sakin göründüğünde, annem dışarı çıkmamıza izin verirdi. Çıkardık ve mahalledeki diğer çocuklarla futbol oynardık. Annemin o anlara bakışlarını asla unutmayacağım. Yüzünde bir gülümseme vardı çünkü futbol oynarken beni görünce mutlu oluyordu. Ama gözlerine baktığımda da ne kadar korktuğunu görüyordum çünkü eve geri dönemeyebilirdim. Zaman zaman suyumuz biterdi. Kovalarımızı alır ve sıraya girerdik. Elektrik yoktu, dolayısıyla asansör de. O kovaları taşırdık. Üçüncü kat, dördüncü kat... 6 kat daha kaldı... Saraybosna'daki en zayıf çocuk bendim. Yemek de bizim için problemdi. Ailelerimiz bunun için hayatlarını riske etti. Bazen yemek dolu kutular gökyüzünden bırakılırdı, sanki sihirmiş gibi... Nereden geldiğini bilmezdik, umurumuzda da değildi. Tatları inanılmazdı. Her gün aynı şeyi yediğinde, fıstık ezmesi gökten gelen bir hediyeymiş gibi oluyor. Günün sonunda, bir şekilde hayatta kaldık. Geri dönüp baktığımda ne kadar güçlü olduğumuza dair şoka giriyorum. Küçücük çocuklardık. Onlarca masum insan öldü. Ne için? Para için. Güç için. Ego için. Yani hiçbir şey için. Bugün haberlerde savaş gördüğümde berbat hissediyorum. Bunun hiçbir yerde yaşanmasını istemiyorum. Ama nedense yetişkinler bunu asla öğrenemiyor. Savaş bittiğinde 10 yaşındaydım. Futbolcu olmak gibi bir planım yoktu. İmkansız geliyordu, bu konuda hayalim bile yoktu. Her şey paramparça edilmişti. Futbolu sadece sevdiğim için oynuyordum. Babam eskiden ekmek taşırdı. Ben ilk kulübüme katılınca, işine aralar verir ve beni götürüp getirirdi. Yoldayken bana hep 'kibar ol, herkese aynı şekilde davran, nereden oldukları ve ne yaptıklarının önemi yok' derdi. Bunu asla unutmadım. O da alt liglerde futbol oynamıştı, benim kahramanımdı. Arabadan indiğimde bana muz verirdi ve 'iyi şanslar oğlum' derdi. Hafta sonları televizyonda birlikte maç izlerdik. O dönemde Serie A en iyi ligdi. Shevchenko'yu duydunuz mu? Ona bayılırdım. İtalya'yı çok severdim. Dünyanın öbür ucundaki bir peri masalı gibi gelirdi. Orada futbol oynamayı hayal bile edemezdim. Zeljeznicar'ın A takımında futbol oynamak tek hedefimdi. Hocalarımdan biri bana Sheva diye seslenmeye başladı çünkü sarışındım ve çok gol atıyordum. Hoşuma gitmişti. 19 yaşındayken bir başka hoca geldi ve beni Çekya'ya götürmek istediğini söyledi. Bosna'dan ayrılmak istemedim ama oraya gidersem hayalimi gerçekleştirme ihtimalimin daha yüksek olduğunu söyledi. Dürüst olmak gerekirse hayalimin ne olduğunu bile bilmiyordum. Sadece daha iyi olmak istiyordum. Bedenimin en güçlü tarafı zihnim. Teplice'ye gittiğimde kendime şöyle dedim: "Edin, bu adamlardan daha çok çalışmalısın yoksa seni gönderirler." Beni 25.000 Euro'ya almışlardı. 2 yıl sonra Wolfsburg'a imza attım. Milan'la karşılaştık, Sheva ile forma değiştim. Sonra Manchester City beni 37 milyon Euro'ya satın aldı. Sonra Roma'ya gittim. Savaşta büyümüştüm. Gerçekten bir peri masalı yaşıyordum. Hiçbir şey imkansız değil. Bosna'yı Dünya Kupası'na götürmek bile. 2014'ü hatırlıyor musunuz, çoğunuz doğmamıştınız bile. İlk kez Dünya Kupası'na o yıl gitmiştik. Hayatlarımızın en iyi günüydü. Litvanya'daki eski bir stadyumda eleme maçı oynamıştık. Hakem son düdüğü çaldı, Bosnalılar sahaya girdi. 2 metrelik duvarı aşmışlardı. İçimden 'delirmişler' demiştim. Sonra diğerlerinden daha yavaş şekilde koşan bir adam gördüm. Gözünde yaşlarla bana doğru geliyordu. Babamdı. 'Baba, ne oldu?' dedim. 'Duvardan atlarken ayağımı incittim ama problem yok, acı hissetmiyorum' dedi. Sarıldık ve ağladık. Ne yazık ki Brezilya'da şans bizimle değildi. Bunu hatırlamıyorsunuz ama Nijerya'ya karşı bir gol atmıştım, sayılmalıydı. O gün VAR yoktu ve gruplardan bu yüzden elendik. Ama bizim küçük ülkemiz Maracana'da sahaya çıkmıştı. Dünyaya kim olduğumuzu göstermiştik. Şimdi ise geri dönüyoruz. Komik olan ne biliyor musunuz? Martta 40 yaşına girdim ve kutlamadım. Müslümanım, o dönem Ramazan ayıydı ve bizim de Galler ve İtalya karşısında bir işimiz vardı. Ben de şöyle düşündüm, madem öyle o zaman ben bu maçları partiye çevireceğim. Galler karşısında 85. dakikaydı ve skorborda baktım, 1-0 gerideydik. Tek hissettiğim şey panikti. Zamanımız bitiyordu. Sonrasında bir korner oldu. Beni sıska bir adam marke ediyordu. 'Harika' dedim. Topu ağlara gönderdim, sevindim ve aklıma şu geldi: "Daha önce 4 kez seri penaltı atışlarına çıktım, hepsini kaybettim." Şükürler olsun ki gençler nasıl penaltı atılacağını biliyordu. Biz veteranlar gibi çok düşünmüyorlar. Sonra İtalya'yla oynadık. Donnarumma'dan korkuyordum. Çok büyük. Ona penaltılarda gol atıp atamayacağımı bilmiyordum. Sağ omzumu da incitmiştim ve kenara gelmiştim. İlk penaltımızı izleyemedim çünkü kolumu sargıya alıyorlardı. İzleyemedim ve golü attık. O an dedim ki, belki de izlememeliyim. Sadece tribünün sesini takip edeyim. Halkımı dinleyeyim. İtalya kaçırdı, taraftar golü attığımız andan bile daha çok ses çıkardı. Sonra bir kez daha kaçırdılar. Sadece dua ediyordum. Gördüğüm tek şey hocalarımızın sırtlarıydı. Esmir topu aldığında, hocamız da arkasını döndü ve 'Ben de izleyemiyorum' dedi. Geldi, bana sarıldı. Kafalarımızı birbirimize yasladık, gözlerimizi kapattık ve sadece dinledik. Sonra da duyup duyabileceğimiz en büyük gürültüyü duyduk. Buraya gelmek hiç kolay olmadı. 40 yaşına geldiğinizde, sırtınız acı içinde bağırabiliyor. Siz de ağrı kesicilere koşuyorsunuz. Ama bedenim ne zaman bu işi bırakmak isterse istesin, her zaman kaçırdığım kutlamaları, ailemden uzak geçirdiğim o günleri, kaçırdığım yaz tatillerini düşünüyorum. Mental olarak bu çok zor. Eleştiriler hala can yakıyor ama sahaya çıktığımda hala çocuk gibi hissediyorum. Sizler gibi. Karnımda kelebekler uçuşuyor. Eve her geldiğimde de şunu düşünüyorum: Değdi. Her şey değdi. Kötü anlar olmadan, iyi anlar gelmez. 20 yıldır Bosna'dan uzağım. Bosna'dan uzak kaldıkça, sevgim artıyor. Bu 20'nin 9'u İtalya'daydı. Çocuklarım Roma'da doğdu. Orası hala benim ikinci evim ama ne zaman Saraybosna'yı ziyaret etsem, annem yemek pişiriyor. Herkes orada. Ben de çok mutluyum. Bosna formasını giymek, kalbimi farklı attırıyor. Halkım için oynuyorum. Saraybosna'nın sokaklarındaki çocuklar için oynuyorum. Sahip olduğumuz farklı kültürlerden ve farklı dinlerdeki insanlar için oynuyorum. Bizim ülkemizi güzel yapan şey bu. Hala bazı insanlar bizi ayırmaya çalışsa da... Asla başarılı olamadılar. Benim sayemde değil. Yetişkinler sayesinde de değil. Biz asla öğrenemiyoruz. Sizin sayenizde çocuklar. Bana son bir iyilik yapın tamam mı? Saraybosna, Roma ya da St. Louis, nerede yaşarsanız yaşayın; ister Müslüman, ister Musevi, ister Katolik, ister Ortadoks olun. Nereden geldiğinizi asla unutmayın. Bosnalısınız. Dünya ayaklarınızın altında. Hepinizi çok seviyorum. Sevgilerimle, Edin."
2
936
17,720
Hayır ya olur mu öyle şey Mustafa Eskihellaç, Emirhan Topçu çağrılmıyor, forvet özelliği olan tek oyuncu Kerem ileride oynuyor diye hoca değil deniyordu
Ferdi Kadıoğlu: "Montella bence çok iyi bir atmosfer yarattı. Herkes Milli Takım'a gelmek ve birlikte olmak istiyor. Bizi her takımı yenebileceğimize inandırdı. Gerçekten iyi bir atmosfer var. Oyuncular birbirine aile gibi bağlı."
62
8,675
Şunu kafaya takmayalım diyorum da kongre gelecek yerine geçmişi seçti biz de ayak uydurup kafaya takacaz mecbur.
#SONDAKİKA | Yağız Sabuncuoğlu: "Hakan Safi, Mason Greenwood ile 12 milyon euro maaş 3 milyon euro bonus karşılığında anlaşmıştı. 50 5 milyon euro da oyuncunun bonservisiydi, 4 yıllık sözleşmeydi. Protokoller imzalanmıştı, hatta gözlerimle gördüm. Oyuncu çarşamba günü İstanbul'a gelecekti. Oyuncunun şu anki şartları bu. Aynı şartlarda Aziz Yıldırım tarafı da teklif yaparsa oyuncu gelmeye sıcak bakıyor."
2
2
135
7,423
Kendi Selçuk Şahin’lerini de bulmuşlar kafayı yiyeceğim
🚨🚨| BREAKING: Pepe is set to join José Mourinho's coaching staff at Real Madrid. 🤝🇵🇹 [@Ramon_AlvarezMM]
72
5,562
Safi’nin seçilip akşam transfer açıklaması, sabah Türkiye maçı ile günleri geçirdiğimiz evren
Akşam program olsada bir yıldız açıklasan Fenerbahçe’ne Hakan Safi baba. Üşüyoruz…
5
32
603
11,439
Şu gündemin en iyi tweeti olarak seçiyorum
Aykut’un hocalığı yıllardır hocalık yapmamasından daha büyük sorun. Umarım yaptığı hocalığı unutmuştur da baştan başlar
1
47
4,308
Aziz Yıldırım döndü, Aykut Kocaman döndü, Kılıçdaroğlu döndü sene sanki 2017 bari dolar da 3’e dönsün ag
1
2
62
3,450
Greenwood’u alamayışımız üzdü ama Lube’yi vermemiz feci sevindirdi
🚨Maklubeci Lube Ayar: "15 yıldır elimden gelenden fazlasını yaptım her yerde Fenerbahçe'yi savundum ama Aziz Yıldırım varsa ben yokum. Bundan sonra parmağımı bile oynatmam."
4
1
215
20,580
İki rakam arasında neden bir karış mesafe var
Fenerbahçe’nin 26/27 sezonunda formalarında kullanacağı sayı fontu.
4
432
64,415
Aziz Yıldırım, malum tweeti sildirmiş. Güzel adım. Şu ön elemeleri geçip Şampiyonlar Ligi’ne katılmamızı her şeyden çok istiyorum. Camia ayrışırsa bir daha birleştirmek çok zor olacak. Naçizane desteğim her zaman olduğu gibi yine Fenerbahçe ile olacak. Hayırlısı olsun.
24
3
193
46,525
Vizyonunla bize hayal bile etmediğimiz isimleri sundun, enerjinle bizi heyecanlandırdın, inancınla bizi umutlandırdın. Eminim ki kulübe desteklerini sürdüreceksin. Ben senden razıyım.
Hakan Safi: “Aziz Yıldırım’ı tebrik ediyorum.”
5
18
514
13,410
Evet Aziz bey artık mayıs ayında yenilenmiş stadyumumuzda şampiyonluk kutlama borcunu ödersin herhalde. Tek vaadin buydu umarım yerine getirirsin.
20
39
924
28,749