Joined May 2010
1,421 Photos and videos
Pinned Tweet
Hayırlı uğurlu değil, haram zıkkım olsun! Ahı kalmaz hiçbir yaradılanın, hiç kimsede, emin olun! #sokakcanlılarıöldürülemez #YasayıGeriÇekKatliyamaHayır
11
81
209
6,577
Çocuğa Türk bilim insanı diye Alper Gezeravcı'yı ödev olarak vermişler. Furkan Öztürk'ü yaptırdım, yolladım!
3
364
Ak Partili bir milletvekilinin üslubuna bakın hele! Afedersiniz ama; - İşinize gelince hayvansever - yerel hayvan koruma görevlisi işinize gelmeyice mama lobisi, terörist! - Vergisini alırken yem değil mama, terminoloji edebiyatına gelince mama değil yem! Duyanda 2004'te kanunu çıkaran siz değil, görevini yapmayan yine siz değil, terminolojiyi kuran da siz değil sanacak! Çıkarına göre fırıldak gibi dönen adamlara kalmış memleket... Siyaset ahlakı batmış adamlar kalkmış necasetten taharetten bahsediyor! Mama değil de yem ise, candost-çocuk falan değil de it ise; köpeğin kedinin mamasından da bebek mamasından aldığın vergi oranı olan yüzde 20 diliminden değil, yem için aldığın yüzde 1 diliminden vergi alacaksın önce! Önce statüyü doğru kuracaksın, sonra ona uygun terminolojiyi bekleyeceksin bir zahmet! "Bir paket köpek yemi için neden yüzde 1 olan yem oranından değil de yüzde 20 oranından vergi ödüyoruz" dediğimizde "köpek yemi diye birşey yok kedi köpeğinki mama, onun vergisi yüzde 20" cevabını almayacağız maliyenizden! Hal böyle olduğundan, mesajınızın "Önce zihnimizi, dimağımızı, dilimizi necasetten taharet ile temizlemeliyiz" kadarına katılabiliyorum açıklamalarının... Kalan kısmı zaten necasetten ibaret sadece!
Önce zihnimizi, dimağımızı, dilimizi necasetten taharet ile temizleyelim: -Candost / çocuk DEĞİL köpek / it -Hayvansever DEĞİL köpeksever / mizantrop -Mama DEĞİL hayvan yemi / yal -Hayvan hakları DEĞİL hayvanları koruma -Mama lobisi DEĞİL köpekçi terörü /Türkiye Köpekçi Terörüne Teslim Olmayacak!/ #MilletKöpekçiTeröründenBüyüktür
4
37
106
2,965
Yasa tasarısına karşı kaygılar dile getirilirken sayın Cumhurbaşkanı dahil hepiniz "sahiplendirme seferberliği yapılacağı" türküsü söylüyordunuz hep bir ağızdan. Tasarı meclisten geçtikten sonra bırakın sahiplendirme seferbirliği bir yana, sahiplenme süreçleri baltalandı! Barınaklar ziyaretlere çoğu kapalı, ulaşılması güç uzaklıkta, sahiplenmek isteyene de sahiplenenlere de her türlü zorluk çıkartılıyor. O günden bugüne tek bir il hayvanları koruma kurulu, tek bir valilik, bakanlık seferbirlik bir yana sahiplendirme teşviki yönünde bir gündem maddesi dahi görüşmedi, tek bir yetkili böyle bir şeyi anmadı. Katliam yasası eleştirilerine üst perdeden itiraz edip tepki gösteriyordunuz o günlerde ama ne söylediyseniz tersini yaptınız, her endişe ve eleştiriyi haklı çıkardı tutumunuz tavrınız. Sadece şunu cevaplayabilir misiniz? Nasıl bir sahiplendirme seferbirliği yaptınız? Her Allah'ın günü toplamak, beslenmesini engellemek, olmayan barınaklara toplamadı diye belediyeleri tehdit etmek, hayvanseverleri taciz etmek gibi işler öncelikli gündeminiz oldu da bir gün olsun şu sahiplendirme seferbirliği sözlerinizi hatırlayıp bir tek gündeminize almayı düşündünüz mü acaba bunu da hiç? Başka sorumuz yok! Bunu cevaplasanız kafi!
Milletimizin merhamet damarı güçlüdür; hayvanları severiz, koruruz, onlara sahip çıkarız. Çünkü biliriz ki onlar bize emanettir. Ancak bu gerçeğin yanında değişmez bir ilke vardır: Aslolan insandır. Devletin ve toplumun birincil görevi, insan hayatını korumaktır. Emanet olan hiçbir şey, asıl olanın can güvenliğini tehdit edecek noktaya gelemez. Bugün sokaklarımızda oluşan riskler, görmezden gelinecek ya da duygusal reflekslerle ertelenecek bir mesele değildir. Her bir vatandaşımızın canı, güvenliği ve huzuru her şeyin üzerindedir. Hiçbir vatandaşımızın hayatı sahipsiz sokak köpeklerinden daha değersiz değildir. Bu konuda tereddüde yer yoktur. Gerekli tedbirler, kararlılıkla ve gecikmeden alınmalıdır. Hem insanımızın güvenliğini sağlayacak hem de hayvanların kontrolsüz şekilde çoğalmasının önüne geçecek akılcı, sürdürülebilir çözümler hayata geçirilmelidir. Şefkat ile sorumluluk arasındaki dengeyi kaybetmeden, ama önceliğin insan olduğunu bilerek hareket etmek zorundayız. Devlet ciddiyeti bunu gerektirir. Millet vicdanı da bunu emreder.
2
15
41
1,353
Peki ya sahiplendirme? Aynı sürede sahiplendirdiklerinizin sayısı kaç? Eğer sahiplendirmediyseniz bakımevi kapasiteniz kaç? Kapasite ile "verdiğiniz hizmet" sayıları arasında oluşan ve bakımevinizde olması gerektiği varsayılan fark kadar hayvan nerede?
Sahipsiz hayvanlara yönelik bu haftaki rehabilitasyon hizmetlerimiz #haftalıkfaaliyetraporu #ibbveteriner
6
17
30
1,183
Hukukçu arkadaşlar yanılıyorsam düzeltsin ama yanlış görmüyorsam AYM'nin başvurumuz üzerine verdiği ihlal ve yeniden yargılama kararını alan mahkeme "yeniden yargılama" ile CMK'daki "yargılamanın yenilenmesi"ni feci şekilde birbirine karıştırdı galiba... Önce yeniden yargılama işlemlerine başlayarak eski kararı ek karar ile ortadan kaldırdı, sonra ek kararı kesinleştirip ortadan kaldırma kararına dair tali karar fişi düzenleyip bunu da adli sicile gönderdi, sonra da yeniden yargılama sonunda CMK 323/1'e göre 2023/222 Esas ve 2023/437 Karar sayılı kararı onayladığına karar verdi. E iyi de yeniden yargılama sonunda yeni bir karar vermeyecek miydik? Bu sebeple eski dosyadaki kararı da ortadan kaldırmamış mıydık? Yani mantık olarak yeni karar eski kararın aynısı olabilirse de ama eski kararın onaylanması olamaz diye düşünüyorum, zira o kararı daha yeniden yargılamaya başlarken ortadan kaldırmadık mı ve ortadan kaldırma kararı da kesinleşmedi mi? Yani olmayan bir kararı onaylamak nasıl mümkün oluyor tam olarak? "Onaylıyorum" dediği karar yok ki? Bana mı tuhaf geliyor normal mi bu durum, böyle bir karar verilebilir mi?😀😀😀
2
3
13
670
Okuduğunu algılamak ile gördüğünü yorumlamak arasındaki fark... Evrak Tarihi: 26.03.2026 ---> Son Tarih: 31.05.2026 Resmi yazıda belediyelere verilen 'Mayıs sonu' hedefinin, yazı tarihinden itibaren kaç güne tekabül ettiğini hesaplamak için temel matematik yeterli. Bu bağlamı kuramayanın; evrakın içeriğini de popülasyon kontrolünün lojistik imkansızlığını da anlayamaması ve derin düşüncelere dalması doğaldır. Evrakın gerçekleri ve bağlamını kavradığınızda durumunuz kendiliğinden aşağıdaki gibi güncellenecektir. 🤔 ---> 💡
30 günden kısa 🤔 02.08.2024 —->31.05.2026 #SonGün31Mayıs
2
8
621
Kamuoyuna yansıyan İstanbul Valiliği'nin E-89097970-325.99-24068830 sayılı ve "Sahipsiz köpeklerin toplatılması hk." konulu resmi yazıda; yerel yönetimlere Mayıs ayı sonuna kadar sahipsiz köpek popülasyonunu kontrol altına almaları, aksi halde suç duyurusunda bulunulacağı belirtilmektedir. Kanun ve yönetmeliklerde toplama faaliyetlerinin usulü bellidir. İdari bir yazı veya "süre kısıtı" baskısıyla, bilimsel ve etik kriterler dışına çıkılarak yapılacak her türlü işlem, ilgili personeli ve belediye yönetimini hukuki ve cezai sorumluluk altına sokar. Bu sürecin hem hayvan refahı hem de belediyelerin hukuki güvenliği açısından taşıdığı risklere dikkat çekmek isteriz. Mevcut kapasitesi dolu olan veya standartlara uygun yaşam alanı bulunmayan belediyelerin, 30 günden kısa bir sürede "toplama" yapması, hayvanların istiflenmesine, salgın hastalıklara ve ölümlere davetiye çıkarmaktır. Bu durum, 5199 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklere açıkça aykırıdır. Belediyelerin de bu bağlamda Valilikçe iddia edilen "sürüleşme ve tehdit" noktalarını kendi saha verileriyle teyit etmeden hareket etmemesi gerekir. Popülasyon kontrolü, yalnızca toplamak değil; kısırlaştırma, aşılama ve kayıt altına alma, sahiplendirme gibi aşamaları da kapsayan, sağlıklı şekilde yürütülmesi gereken süreçlerinin bütünü demektir. Bu bağlamda Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı şu hususlarda @TC_istanbul @gul_davut tarafından kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini değerlendirmekte ve bir açıklama yapmaya davet etmektedir. 1. Yazıda bahsi geçen "İlimizde bazı bölgelerde sürü halinde dolaşan köpekler" ifadesi ile kastedilen bölgeler ve ilçeler somut olarak hangileridir? Bu tespit hangi yöntem ile yapılmıştır? 2. Yazıda bahsi geçen "Bakımevi kapasitesi dolmaya başlayan belediyeler" hangileridir? 3. İstanbul genelindeki toplam bakımevi kapasitesi ve şu anki doluluk oranı nedir? 4. Kapasitesi dolmuş olan belediyelere, Mayıs ayı sonuna kadar (yaklaşık 30 gün) popülasyonu kontrol altına alma talimatı verildiği görülmekte olup, bu süre zarfında toplanacak hayvanların, mevcut kapasite yetersizliği göz önüne alındığında, hangi tesislerde ve hangi standartlarda barındırılması planlanmaktadır? 5. Yazıda belirtilen "yeni doğal yaşam alanları" için bugüne kadar hangi belediyelere, hangi tarihlerde yer tahsisi yapılmıştır? 6. Bu kadar kısa bir sürede yapılacak yoğun toplama işleminin, 5199 sayılı Kanun'un hayvan refahı ilkelerine aykırı bir "itlaf" hareketine dönüşmemesi için Valiliğinizce alınan ek denetim ve tedbirler nelerdir?
15
178
336
11,441
RT @veganzulal: İHBAR! Telegram’da (t.me/itcimer) adlı bir grup var. Bu grupta farklı şehirlerden insanlar bir araya gelip CİME…
560
2
Evden bankaya, bankadan eve, evden ATM'ye, ATM'den tekrar eve, sonra tekrar bankaya derken; amca baya DOLANDIRILMIŞ aslında… 😅
Burdur'da dolandırıcılara ısrarla para göndermek isteyen 78 yaşındaki emekli öğretmenin başına gelenler: - 2 kez bankaya gitti, banka görevlileri dolandırılacağını söyleyerek işlem yapmadı. - ATM'den dolandırıcılara para göndermeye çalışınca ATM bozuldu. - Telefon üzerinden göndermeye çalışınca şarjı bitti. - Bankaya 3. kez gidip görevlilerden yardım isteyince polise haber verildi. - Polisin iknası sonrası dolandırılmaktan kurtuldu. - Dolandırıcılardan şikayetçi olmadı.
2
1
15
1,074
Şile Belediye (@silebld) Meclis Üyesi Kemal Gedik bugün gerçekleşen belediye meclis toplantısında sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek tartışma yaratan sözleri ile ilgili bir açıklama yaptı.
19
15
34
2,011
2
41
94
1,848
Hakkımda HAGB veren ve itiraz üzerine yapılan yargılamada dosyaya UYAP'tan e-imzalı yazılı şekilde beyan yollayarak koca koca harflerle HAGB'yi kabul etmediğimi bildirdiğim halde yine HAGB veren ve itiraz üzerine bozularak yeniden mahkemenin önüne gelen dosyada açıkça reddettiğim halde 3. kez YİNE HAGB veren mahkemenin 5 yıl 3 aydır devam ettirdiği dosyamda Tazminat Komisyonuna yargılamada makul sürede yargılanma hakkının ihlali ve Anayasa Mahkemesine ise İfade Özgürlüğü, Mahkemeye Erişim, Hükmün Denetlenmesini Talep Etme ve Gerekçeli Karar hakkının ihlali sebebi ile ayrı ayrı başvurdum.
2
2
23
824
Standart bir halk sağlığı uygulama verisinin "kriz", "alarm" gibi başlıklarla çerçevelenip, okuyucunun rasyonel değerlendirme yetisi baskılanmakta ve "kedi/köpek = tehdit/tehlike" algısı bilinçli şekilde kodlanmaktadır. "Kuduz alarmı" diyerek olağanüstü durum paniği yaratmak ve toplumda korku endişe uyandırma amacına alet edilen sayısal veride; evdeki kedinizin tırmalaması durumunda dahi "ne olur ne olmaz" diyerek tedbir alan vatandaşlar vardır. Kuduz riskli temas başvurusu tıpkı paslı çiviye basınca tetanos aşısı için sağlık kuruluşuna başvurmak gibidir; çiviye basmak tetanos olduğunuzu göstermez ancak aşı olmanız bilinçli olduğunuzu ve önlem aldığınızı gösterir. Bir ilde olağanüstü bir gelişme yokken olağan seviyede seyreden istatistiksel yükselişi sayısal bir patlama varmış algısı yaratacak şekilde ve "kuduz alarmı" diyerek çerçevelemek, gazetecilik etiğine aykırıdır. Sayısal verilerin siyasi motivasyonlarla manipüle edilmesi tehlikesine karşı etik bir sorumluluk göstermesi gereken basının, kuduz riskinin değil, temas sonrası sağlık kuruluşuna müracaat edenlerin sayısının arttığını ve toplumun kuduz konusunda bilinçlendiğini ortaya koyan bir veriyi alıp, toplatma ve ötenazi tartışmaları gündemdeyken hayvanların toplatılıp öldürülmesi uygulamasına kamuoyunu ikna etme ve meşruiyet kazandırma gibi amaçlara hizmet eden "kuduz alarmı" diliyle çerçeveleyen panik haberleri son derece manidardır. Sağlık bakanlığının resmi verileri; toplumda kuduz bilinci ve sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştığını, "riskli temas" kavramına uyan durumlarda vatandaşın bilinçlendiği ve önlem almayı ihmal etmediğini göstermektedir. Nitekim, riskli temas sayısı her yıl kontrollü bir artışla seyrederken örneğin İstanbul'da en son pozitif kuduz vakasının 10 sene önce görülmüş olması ve yıllardır "0" pozitif vaka ile devam ediyor olması bunun kanıtıdır! KUDUZ 0 ÖNLENEBİLİR BİR HASTALIKTIR ANCAK DEZENFORMASYON, BAĞIŞIKLIĞI OLMAYAN BİR TOPLUM İÇİN EN ÖLÜMCÜL VİRÜSTÜR!
Çeşitli medya ve sosyal medya mecralarında “İSTANBUL’DA KUDUZ VAKALARINDA PATLAMA” şeklinde haber, yayın ve paylaşımlar ile ilgili basın açıklamamız... 🔗istanbul.gov.tr/basin-acikla…
1
42
101
3,203
Medyanın size neyi göstermeyi seçtiği, en az neyi göstermemeyi seçtiği kadar önemlidir.
9
23
611
Yemde KDV %1 fakat kedi ve köpek mamasında KDV ! Valla mama değil yem olması gerektiğini, KDV oranının da diğer hayvanların yemlerinde uygulanan orana eşitlenmesi yani %1'e çekmeleri gerektiğini yıllardır anlatıyoruz da anlayan yok. Ayrıca konunun nüfus, aile veya çocukla da hiç bir ilgisi de yok! Algı operasyonları sizin işiniz ve yaratıcılıkta da sınır tanımıyorsunuz maşallah...
CİMER BAŞVURUSU Yönetime Katıl - Aile ve Nüfus 10 yılı ---------- Konu: “Mama” kelimesinin TDK'ya aykırı şekilde hayvan yemi için kullanımının aile kurumu ve nüfus algısı üzerinde bilinçli etki oluşturması hakkında Türkçede “mama” kelimesinin kedi ve köpek yemi için sistematik biçimde kullanılmasının, basit bir dil tercihi olmadığı; medya, reklam ve ticari içerikler aracılığıyla aile kurumu, çocuk algısı ve nüfus bilinci üzerinde olumsuz bir zihinsel etki oluşturduğu açıkça görülmektedir. Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te “mama” kelimesi “bebekler için hazırlanmış yumuşak yiyecek” olarak tanımlanmasına rağmen, bu kelimenin hayvan yemi için özellikle ve ısrarla kullanılması, sözlük tanımıyla açık bir çelişki oluşturmakta; bebeklere özgü bir kavramın hayvanlarla özdeşleştirilmesine yol açmaktadır. Bu kullanımın tesadüf olmadığı kanaatindeyim. Televizyon, sosyal medya, reklamlar ve ambalaj dili üzerinden sürekli tekrar edilen bu ifade biçimi, kedi ve köpekleri çocukla aynı kavramsal düzleme yerleştirmekte; ebeveynlik, çocuk sahibi olma ve aile kavramlarını bilinç düzeyinde değersizleştiren bir algı üretmektedir. Dilin düşünceyi şekillendirdiği gerçeği göz önüne alındığında, bunun uzun vadede nüfus bilinci üzerinde etkisiz olduğu söylenemez. Dikkat çekici biçimde, Türkçe dışındaki birçok dilde bu ayrım özellikle korunmaktadır. İngilizce, Almanca ve Rusça gibi dillerde hayvan yemi ile bebek besini için tamamen farklı kelimeler kullanılırken; Türkçede bebeklere özgü bir kelimenin hayvanlara aktarılması, kültürel ve toplumsal değerlerle bağdaşmamaktadır. Aile kurumunun ve çocuk kavramının korunmasının anayasal ve toplumsal bir sorumluluk olduğu dikkate alındığında, dil yoluyla oluşturulan bu normalleşmenin masum bir tercih olarak görülmesi mümkün değildir. Bu durum, doğrudan yasaklanmasa dahi, bilinçli bir yönlendirme ve algı inşası olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle; -“Mama” kelimesinin hayvan yemi için kullanımının resmî dil kılavuzlarında açık biçimde yanlışlanması, -Hayvanlar için “kedi yemi / köpek yemi” ifadelerinin esas ve doğru kullanım olarak vurgulanması, -Medya ve reklam dilinde bu ayrımın gözetilmesine yönelik ilkesel bir tutum geliştirilmesi hususlarının değerlendirilmesini talep ediyorum. Gereğini bilgilerinize saygıyla arz ederim.
3
11
42
1,070