Birkaç dakikanızı alacağım. Bu işsizlik süreci ve yaşadıklarım artık çok zor. Bu kokuşmuş düzen ve gazetecilerin gördüğü muameleden sıkıldım.
Yaklaşık bir ay önce bir arkadaşımın referansıyla TYT Türk’te, 7 aylık işsizlik sürecimden sonra işe başladım; yani gazetecilik yapmaya yeniden başladım.
20.05.2026 tarihinde yeni kurumumla olan basın kartı başvurum için İletişim Başkanlığı’nın İstanbul Şubesi’ni aradım ve bilgilendirme yaptım. Kartımı yenilemek için ne yapmam gerektiğini sordum, prosedürleri konuştuk. Başvurumu internet üzerinden yaptım.
Akabinde, 21 Mayıs 2026 tarihinde kuruma gittiğimde, 8. Etnospor Kültür Festivali kapsamında görevliydim ve görevimi yerine getirmek üzere kurumdan çıkmak için hazırlanıyordum. Bu sırada haber merkezi yöneticilerimden biriyle görüştüm. Şoförümüz olmadığı için araçları biz kullanarak gidiyorduk ve hangi araçla çıkacağımı sorduğumda, “Sen gitmiyorsun Murat, sıkıntılar var” şeklinde bir cümleyle karşılaştım.
“Neden?” diye sorduğumda, yönetim tarafından arandığını ve bir sorun olduğunu söylediler. Gerekçe olarak geçmişim ve CV’mde Halk TV olması, ayrıca Halk TV’de birlikte çalıştığım gazetecilerden bazılarını referans göstermem gösterildi. Özellikle referanslarımdan İsmail Küçükkaya ve Ece Üner. Neden muhalif medyadan, Halk TV geçmişi olan ve referansları bu insanlar olan birini neden işe aldınız, bunu görmediniz mi?” şeklinde ifadelerin kullanıldığı belirtildi. Ayrıca referans gösterdiğim gazetecilerin ve geçmişte çalıştığım Halk Tv’nin mevcut sistemi eleştiren, muhalif çizgide yayın yapan yapılar olarak değerlendirildiği, bu nedenle işe alım sürecimin sorgulandığı ifade edildi. Sabahın erken saatlerinde yöneticimin aranarak bu değerlendirmelerin kendisine iletildiği ve durumun doğrudan yönet tarafından iletildiği aktarıldı.
15 yıllık mesleki kariyerimde çalıştığım farklı kurumlara bakılmadan, amatör ve ayrıştırıcı bir anlayışla, 1,5 yıllık bir kurum geçmişi üzerinden gazeteciliğim ve etik anlayışım sorgulanarak çıkışım verildi.
Yaşadığım şaşkınlığı tarif edecek kelime bulamadım. “Şaka yapıyorsun” diyerek yaşananların gerçekten bundan ibaret olduğunu anlamaya çalıştım. Olayın şokunu atlatmaya çalışırken kendimi insan kaynaklarında buldum. “Yönetimimiz böyle karar aldı, istersen istifa et, istersen deneme sürecinde çıkışını verelim” denildi.
Bunun üzerine ikinci bir şok yaşarken, “Gereken neyse yapın, ben istifa etmiyorum, iş akdime son verin” diyerek ayrıldım, arkadaşlarımla vedalaştım ve çıkışım yapıldı.
İnsan kaynakları tarafından işe alınan ben, yönetim kurulu tarafından muhalif medya geçmişim olduğu gerekçesiyle apar topar işten çıkarıldım. Bununla da kalınmadı. Bana referans olan yönetmen arkadaşımın da daha önce kurum içinde çeşitli gerekçelerle birkaç kez savunmasının alındığını öğrendim. Yönetimin, bana referans olan kişinin o olduğunu öğrenmesinin ardından onun da işine son verildi. Sadece bir kişiye referans olmak nedeniyle bir çalışanın hedef haline getirilmesi ve işsiz bırakılması, hem korkunç hem de insan onurunu derinden yaralayan bir davranıştır.
Şimdi şahsi olarak söylemek istediğim şeyler var, X (Twitter) ahalisi.
16 yıla yakın mesleki tecrübem boyunca çalıştığım her kurumu en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım. Mesleki etik kurallara ve kendi ahlakıma uygun şekilde hiçbir zaman çalıştığım kuruma zarar verecek davranışlarda bulunmadım. Her zaman sahada gazeteciliği en iyi şekilde yaparak kurumu en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım.
Bu şekilde iş akdimin sonlandırılması, öncelikle mesleki geçmişime, meslek etiği anlayışıma ve meslek onuruma yapılmış bir hakaret ve saygısızlıktır.
Her kurumda şunu açıkça ifade ettim: Siyasi görüşüm, dini inancım, yaşam felsefem ne olursa olsun, çalıştığım kurumun kapısından girdiğim anda bunları dışarıda bırakırım. İşimi yapar, işim bittiğinde çıkar giderim.