One of the best evocations of the current mood in Turkey.
2023 yazı çok kötü bir dönemdi. Bir aile büyüğümüzü kaybettik, ben çok sancılı, ağır bir hastalık geçirdim ve üstüne üstlük 2023 Mayıs seçimleri hiç beklenmedik bir hayal kırıklığı ile sona erdi.
O yaz kimsenin yüzü gülmüyordu. İmkanı olanlar ne yapıp edip bu ülkeden gitmenin, kendisi gidemiyorsa çocuğunu göndermenin bir yolunu arıyordu. Öyle bir hayal kırıklığı vardı ki, muhalif seçmenlerin neredeyse her üçünden ikisi artık sandıktan ve ülkeden umudunu kesmişti.
2023 Mayıs yenilgisinden sonra, 6'lı masanın üç partisi siyasi olarak ömrünü tamamladı: Deva, Gelecek ve DP. Diğer üç parti, bir yıl içinde genel başkanlarını değiştirdi. Akşener ve Karamollaoğlu siyaseti bıraktı. İyi Parti de yok olabilirdi; ciddi kadro ve oy kayıpları ile geri çekilmek zorunda kaldı.
Mayıs 23 mağluplarından Kılıçdaroğlu ise ısrarla ve inatla 13 sene oturduğu koltuğu bırakmadı, CHP kurultayında aday oldu, ilk turda yenildi, ikinci turda bir daha aday oldu, onu da kaybetti. Seçmenin olağanüstü baskısı CHP delegelerinde nihayet karşılık bulmuş, 13 senede sayısız seçim kaybeden yaşlı lider nihayet gönderilebilmişti.
Kılıçdaroğlu buna rağmen siyaseti bırakmadı. Kurultaydan altı ay sonra yaplan yerel seçimden birinci çıkan, bütün Batı illerini silip süpüren, muhalefetin hayal bile edemeyeceği yerlerde seçim kazanan partisinin arkasında durmadı, partinin liderini ve 15 milyon gönüllünün aday gösterdiği cumhurbaşkanı adayını desteklemedi. Sandığa küsmüş milyonlarca insan tam da yeniden umutlanmışken, koltuğu kaybettiği 2023 Eylülünden neredeyse 3 sene sonra bir zombi gibi geri döndü.
Bu geri dönüşün iktidarı değiştirme, partisini iktidar yapma gibi hedefleri olmadığını herkes biliyor. Toplumsal desteği 0-35'e gerilemiş bir iktidara can suyu verdiğini, muhalefetin bir daha ayağa kalkamayacağı son bir darbeyle darmadağın edilebileceğini, bu düzenin belki de bir neslin yaşam süresi kadar daha uzayacağını bile bile geldi; makam koltuğuna kuruldu ve fotoğraf verdi.
Herkes oturdu günlerdir derin analizler yapıyor. Televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada harıl harıl tartışılıyor. Neler oluyor? Niye oluyor? Kayyum ve kadroları bunu niye yapıyor? Maksat hasıl olursa ne olur? Filan, filan, filan...
Siyasette her hamlenin şüphesiz ki bir rasyonalitesi var. Kılıçdaroğlu'nun üç sene sonra, Camoka'nın İntikamı filmindeki kötücül karakter gibi geri dönüşünün de kendisi ve arkadaşları bakımından bir rasyonalitesi vardır. Ancak bazen de toplumların, ulusların kaderi habis duygular taşıyan insanların hiçbir sorumluluk taşımadan yaptığı hamlelere bağlıdır.
Normalde hiçbir sistem, hiçbir ulus, hiçbir toplum kaderini prostat sorunları ile boğuşan yaşlı erkeklerin habis duygularla giriştiği politik hamlelere bırakmaz.
Yaşadıklarımızın en ürkütücü yanı da bu olsa gerek: 10-15 yıl sonra mental olarak kesin, biyolojik olarak çok büyük ihtimalle var olmayacak insanların milyonlarca insanın kaderini etkileyecek hamleler yapabilmesi, bu ülke insanları için taşınamaz en büyük yük olsa gerek.
Mantıklı ve rasyonal bir yaşam öngörülebilirliğe dayanır: Ekonominin gidişatı, faiz ve kur seviyeleri, tasarrufların gelecekteki değeri, ticari girişimlerin riskleri, kapınız çalındığında çalanın kim(ler) olabileceği, sokağa çıktığınızda hangi istikametten neyin gelip neyin gelmeyeceği, yurtdışına çıkarken pasaportunuzu uzattığınızda yurtdışına çıkma yasağınızın olup olmaması, diplomanızın ne işe yarayacağı, kariyer beklentiniz, ülkenin gidişatı...
Bütün bunları bilmediğiniz, öngöremediğiniz, geçmişin sisleri içinden çıkıp gelen bir ihtiyar adamın aniden, elindeki yetkisiz bir mahkeme kararıyla ülkenin en çok oy alması beklenen partisinin genel başkanlık koltuğuna kurulması bu ülkede taşıyabileceğiniz en büyük yüklerden biridir.
Hiçbir toplum böylesine bir bilinmezliğe, iradesinin aksine, inadına inadına hamleler yapanlara uzun süre dayanamaz. Sürekli tetikte yaşamak, her gün bir "şok" haberle uyanmak, haberlerde sürekli mahkemeler, savcılar, hakimler, her gün koluna girilmiş, başı öne eğilmiş birilerinin soğuk bir binaya sokulma görüntüleri, filanca da alınacak, falanca da tutuklanacak dedikoduları.
Hiçbir toplum buna uzun süre dayanamaz. Türkiye artık çok tehlikeli sınırlarda geziniyor. Bir adım sonrası felaket. İhtiyarların umurunda mı, bilmiyorum. Bir an önce siyaseten tasfiye edilmezlerse bir neslin geleceğini yakacaklar.