ÖLMEK VAR GİTMEK YOK!
Demirel bu işin kurucu üstadıdır. 6 kere hükümet düştü, 7. seferde tekrar geldi. Siyaseti PES kariyerine çevirmişti. Her sezon başa sar, yeniden şampiyonluğa oyna. “Dün dündür, bugün bugündür” diyerek istikrarsızlığı istikrarlı hale getirdi. Emekliliği sadece diğer insanlar için bir seçenek olarak gördü. Sağlığı elverse bir el daha dönecekti.
Erbakan ise siyasetin başka bir klasörüdür. 70’lerden 2000’lere kadar her siyasi döneme bir parmak bastı. Yasaklandı, geri geldi, bir daha yasaklandı, yine geldi. Partisi kapandı, yenisini kurdu. Bitmek bilmeyen dava adamıydı. Hayatta kalsaydı, kesin bir parti daha kurardı. Siyaseti bırakmadı, sadece ölümle ara verdi.
Ecevit ise koltuğa öyle yapıştı ki, sağlık raporuyla bile ayrılamadı. Tekerlekli sandalyeyle Bakanlar Kurulu’na katılıp “Ben iyiyim” dedi. Vücudu gitmeye hazırdı ama siyasi ruhu hayırdır daha bitmedi modundaydı. Gitmek tuşu bozulmuştu, sürekli devam oynuyordu.
Çiller siyasete bir girip bin çıkamayanlardan. 90'larda zirvedeydi, sonra çekildim dedi. Şeker, kurban ve oruç bayramlarımızı toplu halde kutlardı. 2023’te ekranlara çıkıp miting yaptı.
Perinçek 1978'den beri aynı koltukta oturuyor. Oy oranı yüzde 0.1. Enflasyon değişir, dolar artar, mevsimler döner ama Perinçek oy oranıyla doğaya meydan okur. Bu sabitlikle doğal gaz hattına bağlanabilir. Radyoaktif bile onun kadar stabil değil. Kırk yılda bir koltuk eskimedi. Hâlâ bu sefer farklı olacak diyebiliyor. Yok hocam, aynı simit.
Karamollaoğlu, namı diğer sözde bilge dede ise istikrar kelimesinin vücut bulmuş hali. Parti aynı, söylem aynı, lider aynı. Değişen tek şey her seçimde afiş tasarımı. Zamanın akışına karşı direnen bir tür siyasal tapınak görevlisi gibi.
Akşener ise Türk siyasetinin duygu yüklü veda serisinin başrolü. Her seçim sonrası gidiyorum diyor, sonra bir anda kürsüde. Gitmedim sadece düşündüm. İçişleri Bakanlığı yaptı, Meclis Başkanvekilliği yaptı, parti kurdu, muhalefet kurdu, sonra kendi kurduğu masayı dağıttı. Yetmedi, tekrar oturdu. Sezon finalinde öldü sanılıyor, sonra fragmanda yeniden başrolde beliriyor.
B.Yıldırım siyaset masasının Jenga taşı. Bakan oldu, başbakan oldu, meclis başkanı oldu. Seçimi kaybetti ama danışman olarak hep sistemde bir boşluk buldu. Siyaset onun için Lego gibi. Bir yere oturmasa da hep bir parça olarak kalıyor.
Kurtulmuş tam bir siyasi navigasyon cihazı. HAS Parti, AK Parti, Meclis Başkanlığı. Görüş değiştirmiyor, sadece adres değiştiriyor. Vizyon değil yön değiştiriyor. Her yere uğranmış.
Bahçeli 1997'den beri MHP'nin başında. Her veda açıklaması yeni sezon fragmanı. Aday değilim der, sonra sistemi değiştirip tekrar aday olur. Adam istifa etmiyor, taktiksel ara veriyor. Siyasetteki varlığı fizik yasalarına kafa tutuyor. Hiç bir katkı sağlamadan kazanma sanatının kitabını yazmış belki ilk kişi.
RTE 1994’te başladı, hâlâ sahnede. Belediye başkanlığı, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı, sistem değişikliği. Her şeyi yaptı ama gitmek yok. Koltukla arasında duygusal değil tapulu bir bağ var gibi. Giderse bina çökecek sanılıyor.
Kılıçdaroğlu 2023’te yenilgi ile gitti ama fiilen hiç gitmedi. Her parti krizi sonrası Kemal Bey ne diyor diye bakılıyor. Kayyum ihtimali çıkınca da ben olmasam bu partiye kayyum gelir, çay bile demlenmez diyerek geri dönme simülasyonu yapıyor.
Baykal'dan, Soylu'dan vs hiç bahsetmedim. Liste bitmez.
Gelmeyin ve gidin artık. Yeter! Doğdum aynı yüzler, öleceğim aynı yüzler. 32. Gün arşivine bakıyorum, değişen tek şey saç rengi. Aynı laflar, aynı bakışlar, aynı “millet istiyor” replikleri. Arşiv değil zaman tüneli sanki. Ölene kadar sahnedeler. 2025’teyiz, hâlâ ben hazırım diyen çıkıyor. Ülke değil, tekrar eden bir sahne provası bu. Yeni bir cümle bile kuramayan kadrolarla sonsuz döngüye girdik. Politikacı diye meslek yok. Gelmeyin artık!