Baba Hakkı EFSANESİ
İŞTE BABA HAKKI'NIN BEŞİKTAŞ'I: Beşiktaş'ın üst üste 5 yıl lig şampiyonu olan ünlü kadrosu (soldan sağa) Ayaktakiler: Hakkı (kaptan), Hristo, Dr. Hikmet, Şükrü, Dr. Vedii, Faruk, Şeref, Etem. Oturanlar: Yavuz, Vecdi ve ''Çengel'' Hüseyin.
YARIM ASIRLIK GERÇEK İKİ DOST!.. Türk futboluna sporcu ve idareci olarak büyük faydalar sağlayan Eşfak Aykaç ile Hakkı Yeten, geçen yıl İnönü Stadı'nda son kez biraraya gelmişlerdi...
17 yıl Beşiktaş formasını giyip 22 şampiyonluğa imzasını atan Hakkı Yeten tarihte de, gelecekte de kimsenin ulaşamayacağı bir unvan kazanmıştı
Âbide futbolcu 1931-48 arası oynadığı 439 maçta 382 gol atarak kulübünün tarihinde bir de gol rekoru kırmıştı
En büyük kaptan
Beşiktaş'ın Simgesiydi - Ulvi YENAL - Yazısı 13. sayfada
önce insandı - Fahri SOMER - Yazısı 13. sayfada
Vala SOMALİ - Yazısı 13. sayfada
Baba'yı bugün toprağa veriyoruz - Yazısı 12. sayfada
En Büyük Kaptan
Yazar: VÂLÂ SOMALİ
TÜRK FUTBOLU'nun günümüzdeki gibi ''ÇITKIRILDIM'' edasıyla oynanmadığı günlerdi... Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray forvetlerinde, şahsî beceri bir yana, 100 metreyi en az 12 saniyede katedemeyenlerin yeralmadığı yıllardı... Ve o dönemin çelik gibi sağlam yapılı, rakip kale önlerinde devleşen, takır takır attığı gollerle Hüsamettin BÖKE, Cihat ARMAN gibi, Necdet ERDEM, Erdoğan ATLIOĞLU gibi süper kalecilerin belâlısı bir HAKKI KAPTAN vardı futbol sahalarında...
Futbolu bıraktığı 1947'den bu yana, 42 yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen unutulmayan HAKKI KAPTAN, şahsî meşin top ustalığı, üstün futbol bilgisi ve olağanüstü renk aşkı sayesinde, umut kesilen, kaybedilmiş gibi görünen çok sayıda maçı, tek başına sırtlayıp galibiyetlere dönüştüren, kurtaran adamdı...
Futbolun gerektirdiği her meziyete sahip, büyük, hem de çok büyüktü HAKKI KAPTAN... Seksen küsur yıl dimdik ve özelliklerini muhafaza edebilmiş, Beşiktaş gibi bir büyük kulüpte, âdeta ''devlet içinde devlet'' olmuştu. Bir maçı kazanabilmek, şampiyonluğa ulaşabilmek için, arkadaşlarını hırslandırır, moral, taktik kondisyonlar verir ve en fazla çalışan, koşan kişi olarak, onlara rehber olurdu.
1930 ile 1945 yılları arasında, yıldız futbolcu açısından Türk sporu, çok zengin bir dönem geçirmişti...
Beşiktaş kaptanı HAKKI YETEN, dönemin zengin kuşağı içinde futbol kariyerini bina ederken, sadece üstün sporculuk yetenekleriyle değil, takım kaptanlığı görevine getirdiği yeniliklerle de saygınlık uyandırmış müstesna bir meşin top ustası olmuştu futbol sahalarında...
Özel hayatında son derece insancıl olan, etrafındaki çarpık davranışlara toleranslı davranan bu büyük sporcu, bir maçın 90 dakikalık süresi içindeki yanlış, kusurlu hareketlere karşı ise, en küçük bir müsamaha göstermezdi... O anda ellerini beline dayayıp, hatayı yapana sert sert bakması bu sebeptendi... O gülmeyen kartal bakışlarda arkadaşlarının kusurlarını okumak, hiç de zor olmazdı, o an, onu takip edenler için...
OMUZLARDAN İNMEYEN FUTBOL DEVİ
Tam 17 yıl, sırtında taşıdığı Siyah-Beyaz renkli formasını zaferden zafere koşturan, 22 resmî şampiyonluğa imzasını atan ve bu başarıların diğer yaratıcıları olan takım arkadaşlarını idarede gösterdiği maharetle de dikkatleri üzerinde toplayan HAKKI YETEN, ''takım kaptanlığı'' titrine getirdiği yeni boyutlarla da emsâlsiz bir futbol virtüözü idi.
Müthiş kafa vuruşları, balyoz kadar etkili sağ sol şutları, sürati ve kendine has çalımlarıyla ideal oyuncu tipinin en belirli örneği olan Hakkı YETEN, ayrıca yukarıda da belirtmeye çalıştığımız gibi, otoritesi sayesinde senelerce takımında kurduğu disiplinle kaptanlığın da vazgeçilmez numunesi olmuştu ülkemizde...
Bu sebeplerdir ki, bugün bile yalnız Beşiktaşlılar değil, Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar da onu, Türk futbolunun değişmez kaptanı olarak anarlar... Büyük küçük herkes ''KAPTAN'' diye hitap ederlerdi kendisine...
İSTATİSTİKLERE GÖRE:
Futbol oynadığı 17 yıl içinde, 5 senesi üstüste olmak üzere 8 İstanbul Ligi; 3 İstanbul Şild ve Kupası, 1 Teyyare Kupası, 1 İzmir Fuar Kupası, 3 Türkiye Ligi, 2 Başbakanlık Kupası ve 1 Türkiye Futbol Şampiyonluğu Şildi ile 3 özel turnuva birinciliği, toplam 22 şampiyonluk kazanan bir takımın orkestra şefliğini yapmak, o süper yıldızlardan oluşan müstesna kadro üzerinde saygı, sevgi uyandırmak, Hakkı YETEN'in futbol kariyeri hakkında yeterli ölçüyü verir sanırız
BEŞİKTAŞ'IN EN BÜYÜK GOLCÜSÜYDÜ...
1931 ile 1948 arasına sığan 17 yıllık faal futbolculuk döneminde Yeten, Beşiktaş forması altında 439 maç oynamış ve rakip kalelere tam 382 gol kaydetmişti...
Bu rakam, 83 yıllık Beşiktaş spor tarihi içinde sadece Hakkı YETEN tarafından ulaşılmış bir ''GOL REKORU''dur.
BEŞİKTAŞ'IN SİMGESİYDİ
Yazar: Ulvi YENAL
Hakkı YETEN'in vefatını büyük bir üzüntü ile öğrendim. Sadri USUĞLU'ndan, Kemal FARUKİ'den sonra, bir nesil arkadaşımız daha bizi yalnız bıraktı.
Hakkı'yı Halıcıoğlu Askerî Lisesi öğrencisi iken, parlamaya başlayan bir yıldız iken tanımıştım. Birkaç antrenman maçı müstesna, karşı karşıya oynamak kısmet olmadı. Ben gözlerimden rahatsız olduğum için futbolu çok erken bırakmıştım. Hakkı'yı Beşiktaş tazminatını ödeyerek kadrosuna aldı. Fakat Hakkı tahsili bırakmadı. Hukuk Fakültesi'ni bitirdi ve avukat oldu.
Hakkı, futbolumuzun çok talihsiz bir devresine tesadüf etti. Hakkı'nın ve Beşiktaş'ın en parlak devresi olan 1937 ile 1948 yılları arasında hiç millî maç yapılmadı. Bu yüzden Bekir ve Zeki'lerden sonra yetişmiş olan bu müstesna futbolcu kendini uluslararası sahada değerini gösterme fırsatını bulamadı. Yanılmıyorsam, biri berlin Olimpiyatları'nda olmak üzere üç defa millî formayı giydi. Eğer millî maçlara onbir yıl fasıla verilmese idi, Hakkı, Millî Takım'ın değişmez sağ içi ve kaptanı olurdu.
Hakkı, vücut yapısı itibari ile Bekir'e çok benzerdi. Bekir ile beraber oynamış, Hakkı'yı devamlı olarak seyretmiş bir futbolcu olarak, Hakkı'yı takım kaptanı ve sahadaki otoritesi ile üstün bulurum.
Hakkı'nın sahada hata yapan bir arkadaşına şöyle bir bakması yeterdi. Hakkı, bu on yıl içinde Beşiktaş takımını başarıdan başarıya götürdü ve Kartallar efsanesinin yaratılmasında başrolü oynadı. Hakkı'nın Beşiktaş'a hizmeti bundan sonra da devam etti.
Sükûneti, dürüstlüğü ve otoritesi ile çevresinde yarattığı saygınlıkla Beşiktaş'a başkan olarak yıllarca hizmet etti. 1950'lerden sonra İsmet Uluğ Fenerbahçe, Hakkı Yeten Beşiktaş, ben de Galatasaray reisi olarak geçirdiğimiz samimi devreyi ve üç futbol adamı olarak her mevzudaki şaşmaz anlaşmamızı spor hayatımın en tatlı devresi olarak hep hatırlarım. Hakkı YETEN ile mesai arkadaşlığımız da oldu. Hakkı, Denizcilik Bankası'nda müşavir avukattı. Ağırbaşlı, bilgili tutumu ile üzerimizdeki tesiri mükemmeldi. Aramızdaki sevgi ve saygıya bunu da ilâve ettik ve dostluğumuz hep devam etti.
Hakkı YETEN, Türk sporunun tarihini yazmış olan üç büyük kulübümüzden birinin simgesi haline gelmiş, unutulmaz bir futbol yıldızı, mükemmel bir idareci olarak daima anılacaktır.
Baba Hakkı'ya, Cenabı Hak'tan rahmet, yakınlarına sabır ve Türk spor âlemine başsağlığı dilerim.
ÖNCE İNSANDI
Yazar: Fahri SOMER
Hakkı Yeten'i de kaybettik. Değerli insan, büyük futbolcu ile uzun süre dostluğumuz devam etmiştir. Birçok hatıralarımız var. İşte bunlardan biri. Elli yıl kadar önce bir pazar günü Şeref Stadı'nda Beşiktaş-Galatasaray maçı oynanmıştı. Maçın orta hakemi Adnan Akın, yardımcıları da benimle birlikte Necdet Gezen Bey'di. Necdet Gezen ünlü komedyen Müjdat Gezen'in babasıdır. Maçın başlama saati geldi, fakat hakem Adnan Bey meydanda yok. Bunun üzerine o günkü statüye göre iki yan hakem arasında kura çekilir, çıkan maçı yönetirdi. Ben kura bana çıkmaması için bildiğim bütün duaları içimden okumaya başladım. Çünkü çok gençtim ve hakem kursunu yeni bitirmiştim. Ne ise kura Necdet Bey'e çıktı, ben de rahat bir nefes aldım ve maç başladı. Derken maçın yirminci dakikasında Hakkı Yeten'in ceza sahası dışından attığı kuvvetli bir şut kaleye girdi. Fakat ağ delikmiş top girmesiyle arkadan çıkması bir oldu. Hakem de buna aut işareti verince Beşiktaşlı futbolcular hakemin üzerine gitmek istediler. Ama kaptan Hakkı Yeten onları geri çevirdi ve oyun aut atışı ile başladı. Bereket aynı yerden Hakkı kaptan üstüste iki gol atarak maçı takımına kazandırmış oldu. Maçtan sonra duşlarımızı aldık soyunma odasından çıkarken Hakkı Bey'le karşılaştık. Bizlere ''Staddan beraber çıkalım. Taraftarlarımız sizleri benim yanımda görünce ses çıkarmazlar'' demiş ve bizimle birlikte Akaretler'e kadar yürümüştü. Yolda giderken hakem Necdet Bey'in ona ''Hakkı Bey takım yenilmiş olsaydı yine aynı şeyi yapar mıydınız?'' demesi üzerine merhum aynen şunları söylemişti: ''Tabiî yapardım. Yahu İnsanlık öldü mü be.'' İşte üstün spor terbiyesine sahip, büyük futbolcu ve büyük kaptan. Nur içinde yatsın.