yanındayız kardeşim, suçlular umarım en kısa sürede hakettikleri cezayı alır.
Üç yıl önce İzmir Çeşme’de hayatımın en karanlık gecesini yaşadım. Bir insanın başka bir insana bunu yapabileceğini aklım almıyordu. Üç farklı yerimden bıçaklandım; sadece bedenim değil, içimdeki güven duygusu da paramparça oldu. O an yaşadığım korku, çaresizlik ve hayatta kalma mücadelesi hâlâ zihnimin bir köşesinde canlı. Geceleri uyuyamadığım, gözümü kapattığımda o anları tekrar tekrar yaşadığım çok zaman oldu. İnsanların arasına karışmak, arkama bakmadan yürüyebilmek bile bir süre lüks gibiydi.
Olaydan sonra fiziksel yaralarım bir şekilde iyileşti ama asıl zor olan mental yük oldu. Güvenmek zorlaştı, kalabalıklar ürkütücü hale geldi. En basit bir ses bile o geceyi hatırlatmaya yetiyordu. Buna rağmen toparlanmaya, güçlü kalmaya çalıştım. Çünkü başka çarem yoktu.
En acı olan ise şu: Karşı taraf her şeyi itiraf etti, tüm kanıtlar ortadaydı. Ama buna rağmen sadece 8 ay cezaevinde kaldı. Üç yıl boyunca süren bu süreç, adaletin ne kadar yavaş ilerlediğini bana fazlasıyla öğretti. Beklemek, sabretmek, yeniden yeniden aynı olayı anlatmak… insanı en az yaşanan olay kadar yoruyor.
Yarın saat 10:45’te bir kez daha mahkeme salonunda olacağım. Belki de son kez. Tek isteğim, bu uzun sürecin sonunda adaletin gerçekten yerini bulması. Çünkü bazı yaralar zamanla kapanır ama adalet yerini bulmadıkça içindeki boşluk asla dolmaz.