CHP MYK’sının geçtiğimiz hafta 9 milletvekilini ihraç kararının tüzük açısından hukuksuzluğu çok açıktır.
CHP tüzüğünde: MYK’nın hiçbir biçimde bir milletvekili, PM üyesi veya Büyükşehir belediye başkanını disipline sevk etme yetkisi yoktur. Bu yetki PM’dedir...
İvedilik konusuna gelince; tüzük sadece il yönetimlerinin yetkisinde olan alanlarda MYK’ya doğrudan yetki vermektedir.
Gelelim 28 PM üyesinin istifası konusuna. İstifaların muhatabı kimdir?
Mahkemeden gelen tebligatla PM üyesi olduklarına göre muhatap yine mahkeme denebilir, ama bu doğru olmaz. Çünkü mahkeme yetkiyi 37. Kurultayda seçilenlere doğrudan, isim belirtmeksizin, toplu olarak bırakmıştır. O halde karar itibariyle bireysel olarak muhatap mahkeme olamaz.
Gelinen durum çok açıktır. ĆHP zafiyet içine düşmüş ve yönetilemez bir hale gelmiştir. Daha bu sabah Silivri Belediye Başkanımız göz altına alınmıştır. Hangi yönetim bu mağduriyeti sahiplenecektir?
Çözüm elbette derhal bir kurultay yapmaktan geçiyor ama parti içinde ne yazık ki öylesine bir kutuplaşma oluştu ki, ucundan bir uzlaşma girişimi bile yapılamıyor. Bu kutuplaşmayı körükleyenleri izleyerek en büyük keyfi alan da Saray. Sarayın mukimi içinden “bir an önce bölünseler de rahat etsem”diye sürekli hayal ediyor.
Tedbir kararına ve bekleyen temyiz sürecine dayanarak siyasal meşruiyeti kalmamış bir yönetimle CHP seçimlere kadar yönetilemez. Yönetilemediği ortada. CHP haftalardır ana-muhalefet işlevini yapamıyor.
CHP seçmeninin beklentisi iktidar yolunda güçlü bir iddianın ortaya konulması. Oysa şu anda mahkeme kararıyla gelen yönetim ise tercihini ve tüm odaklanmasını CHP’nin “arındırılmasından” yana kullanıyor. Bu da müthiş bir tepki çekiyor…
CHP Genel Başkanı olarak Özel’in yaptığı temyiz müracaatının bu kez Genel Başkan olarak Kılıçdaroğlu tarafından çekilerek, istinaf mahkemesinin kararının kesinleşmesi sağlanmalı ve derhal bir kurultay yapılabilmesinin önü açılmalıdır. Bu da kutuplaşma ile değil müzakere ile sağlanabilir.