Joined April 2013
14,954 Photos and videos
Pinned Tweet
📚 Metin Külünk ile İmza Günü Sofa Yayınları olarak, Şule Yüksel Şenler 4. Kitap ve Kültür Günleri kapsamında okurlarımızla buluşuyoruz. Yazarımız Metin Külünk, “Velev Kâne Yüz Seksen 1-2-3” serisi için okurlarıyla bir araya geliyor. 🗓 15 Haziran 2026 ⏰ Saat: 14.00 📍 Rami Kütüphanesi / Huzur Sokağı 🎟 Katılım ücretsizdir. Kitap, fikir, kültür ve okur buluşmalarının bereketine ortak olmak isteyen tüm dostlarımızı Sofa Yayınları standımıza bekliyoruz. Sofa Yayınları 🌐 sofayayinlari.com 📲 @sofayayinlari ☎️ 90 505 314 55 67 #SofaYayınları #MetinKülünk #VelevKâne #VelevKâneYüzSeksen #İmzaGünü #RamiKütüphanesi #KitapVeKültürGünleri #ŞuleYükselŞenler #KitapFuarı #OkurBuluşması #Kitap #Kültür #İstanbulEtkinlikleri
7
27
117
125,178
Dün Doğu’nun Çanakkalesi’ndeydik Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden biri olan Kafkas Cephesi’nde, Arhavi Balıklı Köyü’nde mücadele ederek vatan toprağına düşen aziz şehitlerimizi anmak ve şehitliğimizin bulunduğu alanda maden çalışması yapılmaması yönündeki hassasiyetlerimizi paylaşmak üzere, Pilarget Köyü Derneği’nin davetlisi olarak Arhavi’deydik. Vatandaşlarımızla bir araya gelerek hem şehitlerimizi rahmet ve minnetle andık hem de son dönemde bölgede gündeme gelen maden faaliyetleri konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunma, birbirimizi anlama ve hasbihal etme fırsatı bulduk Balıklı Şehitliği’nin bulunduğu alanın doğal sit alanı ilan edilmesi, Çanakkale’de olduğu gibi burada da anlamına yakışır bir anıtın inşa edilmesi, tespit edilen ve henüz tespit edilemeyen şehitlerimizin isimlerinin araştırılarak bir kitabe hâline getirilmesi gerektiğini ifade ettik. Ayrıca, Doğu Karadeniz’den başlayarak Kuzeydoğu Anadolu’daki tüm illerimizin öğrencilerinin bu bölgeyi tanımalarına imkân sağlayacak çalışmaların yapılmasının önemine dikkat çektik. Teşkilat-ı Mahsusa’nın cephedeki teşkilatlanmasını, son derece sınırlı imkânlar ve az sayıdaki düzenli muvazzaf askerle, çok güçlü Rus birliklerine karşı nasıl destansı bir mücadele verildiğini ve nasıl yenilmeden direndiklerini anlatan ibret dolu hatıraların gelecek nesillere aktarılmasının elzem olduğunu vurguladık. Bu vatan için canlarını ortaya koyan kahramanlarımızın hatıralarının yaşatılması ve emanetlerinin korunması gerekiyor. Öte yandan vatandaşlarımız, bölgede yürütülen maden tartışmalarıyla ilgili hassasiyetlerini, beklentilerini ve hangi noktalarda neden ısrarla itiraz ettiklerini bizlerle paylaştılar. Biz de kendilerini dikkatle dinleyerek anlamaya çalıştık. Bu anlamlı organizasyonu gerçekleştiren Paget Köyü Derneği ve Başkanı Hazım KURTOĞLU’na Arhavili dostlarımıza gönülden teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle, Doğu’nun Çanakkalesi olarak nitelendirdiğimiz Balıklı’daki aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyor; Kafkas Cephesi’nde mücadele eden Teşkilat-ı Mahsusa kahramanlarını da saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
4
10
63
2,745
VATANSEVERLİK. YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA TARİHİ KIRILMA VE GELECEĞİ OKUMA MECBURİYETİ Yapay zekâ ve dijital devrim yalnızca teknolojiyi değil; insanlığın psikolojisini, sosyolojisini, ekonomisini ve devlet anlayışını da kökten dönüştürüyor. İçinde bulunduğumuz dönem, tarihin en büyük kırılmalarından birine sahne oluyor. Bu değişimi doğru okuyabilen milletler geleceği şekillendirecek; geçmişin alışkanlıklarına tutunup yeni gerçekliği kavrayamayanlar ise geride kalacaktır. Bugün önümüzdeki temel soru şudur: İnsanlık, özellikle de İslam dünyası, bu büyük dönüşümün ruhunu ve aklını anlayıp anlamlandırabilecek mi?
4
18
77
121,768
KARŞILIKLI BAĞIMLILIK ÇAĞI VE ORTAK YAŞAM ZORUNLULUĞU Yeni çağın bize gösterdiği gerçek şudur: Sürekli çatışma ve kutuplaşma dönemi zayıflarken, karşılıklı bağımlılık ve birlikte yaşama zorunluluğu güç kazanmaktadır. Çünkü ne insanlar ne toplumlar ne de devletler birbirinden tamamen bağımsızdır. Hepimiz görünür ve görünmez bağlarla birbirimize bağlıyız. Bu nedenle geleceğin en önemli meselesi, sadece bizim gibi düşünenlerle değil, farklı düşünenlerle de ortak bir yaşam zemini kurabilmektir. Aynı havayı soluyan, aynı şehirleri paylaşan, aynı ülkenin geleceğine umut bağlayan insanlar olarak bizi bir arada tutacak en güçlü bağ; ortak vatan duygusu, ortak sorumluluk bilinci ve insan onuruna duyulan saygıdır.
1
5
38
2,210
VATANSEVERLİĞİN YENİ ANLAMI: ORTAK GELECEĞİ SAVUNMA ERDEMİ Yeni çağın kazananları; farklılıklarını ayrışma nedeni değil, ortak zenginlik olarak görebilen toplumlar olacaktır. Vatanseverlik; yalnızca toprağı sevmek değil, o toprak üzerinde yaşayan insanların geleceğini birlikte savunabilme erdemidir.
5
6
35
1,937
Demokrasinin nasıl işlediğini anlamak için Almanya Duisburg’ta Bekir Sipahi beyin yaşadıklarına bakmak yeterli olacaktır. Çünkü Sayın Sipahi,Ermeni Soykırım yalanlarının kocaman yalan olduğunu söylemiş,Merhum Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’na olan sevgisini saklamamış. Türkiye’deki ulusal medyanında bu konuya ciddi anlamda duyarlılık göstermesi gerekmektedir Çünkü mesele doğrudan Avrupa’da Avrupalı Türkleri Türkiyesizleştirme projesinin önemli adımlarından birisidir Korku ve gözdağı vererek Avrupalı Türkleri Türkiye’den koparma peşindeler Şimdi dikkat çekilmez ve konuya dair hassasiyet gösterilmezse yarın Avrupa’da sizi karşılayacak kimseyi bulamazsınız Bugün yalnız bıraktıklarınız size olan güvenim azalmasına sebep olur Bilmem anlatabildik mi?
Bekir Sipahi yalnız değildir 🇩🇪🇹🇷 Bekir Sipahi Bey‘in dil, din, ırk, mezhep, renk gözetmeksizin topluma faydalı olmayı şiar edinen ve insanların dertleri ile dertlenen bir abimiz olduğunu vurgulamak isterim. Kendisi, yıllarca Duisburg'da bütün topluma hizmet etmiş, farklı sivil toplum kuruluşlarında öncülük yapmış ve UID Duisburg'da da başkanlığımızı üstlenmiş, ömrünü sosyal, kültürel ve siyasi alanlarda dayanışmaya adamış bir büyüğümüzdür. Duisburg Belediye Meclisi, onun bu emeklerini Onur Ödülü ile taçlandırmıştır 🎖️ Ancak ödül sonrası bazı marjinal ve art niyetli çevreler yine harekete geçmiştir. Biz bu kişilerin hangi çevreler tarafından fonlandığını iyi biliyoruz. Toplumu bölenlere karşı birlikteyiz 🤝 #BekirSipahi#BekirSipahiYalnızDeğildir 🏅#Duisburg 🇩🇪 #OnurÖdülü 🏆 #SivilToplum 🎖️ #Adalet #HukukunÜstünlüğü ⚖️ #LinçKampanyasınaHayır 🚫 #UIDDuisburg
4
29
101
4,676
ANKARA KULİSLERİNDEKİ FOTOĞRAF NEYİ GÖSTERİYOR? Aydınlık gazetesinin haberine göre ortaya çıkan fotoğraf şu soruyu gündeme getiriyor: Ankara kulislerinde bu isimler ve bileşenleri, CHP’yi yeniden Tel Aviv–Londra hattında tutacak bir siyasi eksene mi taşımak istiyor? Bunun ardından sandıktan bir “Zelenski modeli” çıkararak Türkiye’yi yeniden Kırım savaşı eksenine sıkıştırmayı hedefleyen küresel finans aklının politikalarına eklemleme çabası mı söz konusu? Bu tablo, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir siyasi ve jeopolitik tartışmayı beraberinde getirmektedir. @AydinlikGazete @kaanarslanKA @HuseyinLikoglu @T_Muderris @pinarardor @ufukcoskunn
🚨Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Haşim Kılıç, CHP'deki "mutlak butlan" kararını Özgür Özel lehine çevirmek için devreye girdi! 🔻Aydınlık'ın bilgi aldığı kaynaklar, üç ismin mutlak butlanın kaldırılması için Yargıtay'a baskı yaptığını aktardı. 🔻AK Partili ve CHP'li isimler ne demişti? 🗨️@mkulunk: “AK Parti içerisinde Londra-Tel Aviv hattından beslenen bir akıl, ‘mutlak butlan’ kararından sonra Özgür Özel’e CHP’yi teslim etmek için ilgili kurumlara müdahale ediyor.” 🗨️@mkulunk: “Abdullah Gül’ün konuştuğu her yerde Kraliyet’in izlerini arayacaksın.” 🗨️@SavciSayan: “Yeni parti projesine AK Parti’de görevde olan ve AK Parti’den ayrılan bazı insanlar destek veriyor.” 🗨️@gurseltekin34: “Partideki İngiliz elini kırıp bitireceğiz.” 🔻Bülent Arınç, mutlak butlan sonrası Yargıtay'a iki kez çağrı yaparak tedbir kararınının kaldırılmasını istemişti. 🔻Haşim Kılıç da “Yargıtay onarsa ciddi sorun çıkar.” demişti. 🔻Abdullah Gül kararla ilgili henüz sessiz olsa da İmamoğlu'na operasyonları "endişeyle takip ediyorum" diyerek haksızlık yapıldığını söylemişti. 👇👇👇
67
114
289
155,675
Almanya’nın Duisburg kentinde ömrünü sivil toplum çalışmalarına adamış, özellikle Türk vatandaşlarının sorunlarının çözümü için yıllarca samimiyetle mücadele etmiş bir isim olan Bekir Sipahi’ye, Duisburg Belediye Meclisi tarafından Onur Ödülü verildi. Bekir Sipahi, Türkiye ile olan bağını her zaman açık ve dürüst bir şekilde ortaya koymuş; Türkiye’ye geldiğinde Türkiye’den yana, Almanya’ya döndüğünde ise Türkiye’nin aleyhine konuşan iki yüzlü anlayışlara hiçbir zaman prim vermemiştir. Demokratik haklarını sonuna kadar kullanmayı bilen bir toplum gönüllüsü olarak hem yaşadığı ülkeye hem de köklerine karşı samimi bir duruş sergilemiştir. Ancak ne hikmetse, ödülün açıklanmasının ardından bazı gazeteciler yine harekete geçti. Sorulan sorular ve oluşturulmak istenen algıyla adeta Duisburg Belediye Meclisi’ne “Bu ödülü nasıl verdiniz?” dercesine bir baskı kurulmaya çalışılırken, Bekir Sipahi de hedef gösterilerek bir linç kampanyasının önü açılmak isteniyor. Şimdi sormak gerekiyor: Almanya’da demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gerçekten herkese eşit şekilde mi işliyor? Yoksa bu değerler, yalnızca belirli çevrelerin hoşuna giden görüşler için mi geçerli? Takdiri kamuoyuna bırakıyoruz. instagram.com/reel/DZfTi_gtg…
2
21
83
2,848
Demokrasiden teknokrasiye geçiş süreci küresel ölçekte büyük savaşlar olmadan gerçekleşebilir mi? Yoksa teknokrasi, “Artık her şeye ulaşabiliyoruz” diyerek bu süreci savaşsız mı yönetecek? Savaş olmadan da bu geçişin gerçekleşmesi mümkündür. Ancak bu dönüşümün hayata geçirilebilmesi için bir dizi krize ihtiyaç duyulacaktır; başka bir ifadeyle, krizlerin üretilmesi gerekecektir. Bunlardan ilki finansal sektörde yaşanacak bir krizdir. Finansal sistemde ciddi bir çöküş yaşanmalıdır ki mevcut düzen kendi kendini tasfiye etsin. Hatırlayacaksınız, özellikle belirli bir kuşak, yani Baby Boomer olarak adlandırılan jenerasyon döneminde daha fazla genç nüfusa ihtiyaç duyuluyordu. Ardından ise savaşı reddeden bir kuşak ortaya çıktı. Sisteme uyum sağlayabilmeniz için, bir anlamda sahip olduğunuz varlıklardan arınmanız, daha bağımlı ve daha muhtaç bir konuma gelmeniz gerekir. Bu nedenle önce finansal sistemin çökmesi gerektiği düşünülmektedir. İkinci unsur ise toplumda bir korku iklimi oluşturmaktır. Bu kapsamda bazı açıklamalar yapıldı. Örneğin, uzaylılarla veya olası bir uzaylı istilasıyla ilgili bazı dosyaların açıklanacağı ilan edildi. Dolayısıyla sürekli olarak bir kriz üretmek ve bir tehdit algısı oluşturmak durumundalar. Bu iki unsura ihtiyaç vardır: Bir yandan sizi çaresiz ve muhtaç hissettirecek bir finansal kriz, diğer yandan ise dışarıdan gelen bir tehdit algısı. Böylece hükümetlerin veya merkezi otoritelerin daha fazla güç kazanması mümkün olacaktır. Bu süreç muhtemelen tek bir plana bağlı kalınarak yürütülmeyecektir. Birden fazla plan eş zamanlı olarak işletilecek, farklı senaryolar aynı anda devreye sokulacaktır. Ancak bütün bu uzaylı istilası veya yabancı varlıkların tehdidi gibi anlatılar, aynı zamanda şeytani veya metafizik bir tehdit şeklinde de resmedilebilecektir.
Mr.@xueqinjiang söyleşisinden bölümleri sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz Faydalı olması dileğiyle. İnsanların yönettiği demokrasiden, teknolojinin ve teknokratların yönettiği bir sisteme geçiyoruz. Bu geçiş büyük bir savaşsız olacak mı? Republic kitabında bu konuyu aslında Platon ele alıyor. Çünkü aslında demokrasinin bazı zayıf halkalarından da bahsediyor. Mesela Aristo. Yani özellikle çiftçiler bir şekilde daha kibirli olabiliyor. O yüzden de bu çok sürdürülebilir ya da iyi bir sistem değil diye bir eleştiri de var demokrasiye. Bir şekilde dünyadaki güzelliği ya da erdemleri ortadan kaldırdığına dair de bir eleştiri var. Ama monarşi ya da teknokrasi dediğimiz taraftan da meşruiyet krizine bakmamız gerekiyor. Çünkü şöyle bir şey var: İnsanlar kolaylıkla özgürlüklerinden vazgeçmezler. İnsanlar kolaylıkla haysiyetlerinden de vazgeçmezler. O yüzden bu yönde insanları ikna etmek gerekiyor. Yani Aristo ve Sokrates’in de dediği bu aslında. Yani yeni bir din yaratalım. Yeni bir din yaratalım, yeni bir uyanış olsun insanlar için. Böylece insanlar kendilerini hükümete ya da devlete teslim edebilsinler. Şimdi yapay zekâ oligarklarına baktığımızda ve Siyonistler, özellikle gerçekten kökten dinci diyebildiğimiz radikallere baktığımız zaman onların da aralarında bir ittifak olduğunu görüyoruz. Yani teknoloji uygarlıklarıyla Siyonist rejim ve radikal dinciler arasında da bir ittifak var
2
13
49
2,891
Metin KÜLÜNK retweeted
💢ABDULLAH GÜL, BÜLENT ARINÇ VE HAŞİM KILIÇ'TAN YARGITAY'DA 'ÖZEL' MESAİ ⚫️Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Nadir Temeloğlu (@nadirtemeloglu) soruyor; - AK Parti 26. Dönem Milletvekili Metin Külünk (@mkulunk) yanıtlıyor ➡️Özel Yayın bugün 20.30'da Ulusal Kanal'da 🔴youtube.com/live/Gcxkjxhbhk8…
1
9
30
1,429
ANADOLU DİNDARLIĞI HANGİ POLİTİK HEDEFLER İÇİN KULLANILDI? FETÖ ANADOLU DĞNDARLIĞINA SIZARAK ANADOLUNUN EVLATLARINI VATANINA VE DEVLETİNE NAAIL DÜŞMAN HALİNE GETİRDİ? Bir başka önemli soru da şudur: Anadolu dindarlığına sızarak saklanarak Türkiye dışındaki hangi güçlerin ve hangi egemen merkezlerin Türkiye üzerindeki politikalarını esas alacak bir güç devşirmek amacıyla kullanılmıştır? Dinî aidiyetler ve toplumsal hassasiyetler, dış kaynaklı stratejik hedeflerin taşıyıcısı hâline getirilmiş midir? Bu sorulara verilecek cevaplar, yakın siyasi tarihimizin daha sağlıklı okunmasına katkı sağlayacaktır. NASIL KATOLİKLİKTEN PROTESTANLIĞI ÜRETTİLERSE İSLAMI PROTESTANLAŞTIRMAK İSTEYENLER ANADOLU DİNDARLĞINA NASIL HANGİ AKIL HANGİ MODEL İLE SIZDI? FETÖ’NÜN SOLCULARI YAZILDI. FETÖ’NÜN SAĞCILARI DİNDARLIK ÜLKÜCÜLÜK YAPANLARI NERDE?
1
9
35
1,963
EVANJELİZM VE SİYONİZMİN TÜRKİYE’DEKİ ETKİ ALANI TARTIŞILMALIDIR Ve bir adım daha ileri gidelim. Evanjelizm ve Siyonizmin Türkiye’de dindarlık alanında sızarak nasıl bir yol haritası izlediğini, nasıl bir Protestan dindarlık kültürü geliştirmek istediğini ve hayatın bütün alanlarında kendilerine ait insan kaynağı ile fikrî yapı ve devşirme stratejileri oluşturup oluşturmadığını yeniden ve kapsamlı biçimde düşünmek zorunda değil miyiz? Türkiye’nin dinî, kültürel ve entelektüel alanlarında yaşanan dönüşümlerin bu perspektiften de değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
1
16
39
1,694
Güne Merhaba… Cuma, yalnızca hutbe dinlenen ve iki rekât namaz kılınan bir gün değildir. Cuma; insanın kendisinden başlayarak ailesini, mahallesini, toplumunu ve insanlığı düşünmesi gereken büyük bir buluşma günüdür. Camilerimiz cuma günleri sadece namaz kılınan mekânlar olarak kalmamalı; mahallenin derdinin konuşulduğu, ihtiyaç sahiplerinin görüldüğü, gençlerin, esnafın, ailelerin, yetimlerin, yoksulların ve bağımlılıkla mücadele eden insanların sahipsiz bırakılmadığı dayanışma merkezleri hâline gelmelidir. Cuma toplululuğu,sadece aynı safta duran insanlar topluluğu değil; ortak akıl geliştiren, çözüm arayan ve birbirinin yükünü hafifleten bir toplumsal irade olmalıdır. Bugün en önemli sorunlarımızdan biri şudur: Cami hayatın dışında kalmakta, hayat da caminin uzağına düşmektedir ve mesafe çok daha hızlı açılmaktadır Bu mesafe büyüdükçe yalnızlık artmakta, dayanışma zayıflamakta ve toplumun ortak sorumluluk duygusu aşınmaktadır. Belki de bugün yeniden sormamız gereken soru şudur: Camiyi hayatın merkezine, hayatı da caminin gündemine nasıl taşıyacağız? GELİN HEP BİRLİKTE DÜŞÜNELİM.
34
32
126
120,474
İstanbul Erkek Lisesi’nde yaşanan gelişmeler dikkatle takip edilmelidir. Türk Devleti içerisinde Almanya’nın, özellikle Doğu coğrafyasına yönelik uzun vadeli insan kaynağı oluşturma stratejisinde önemli adreslerden birinin İstanbul Erkek Lisesi olabileceği ihtimali üzerinde durulmalı mıdır? Elbette öğrencilerimizi bu değerlendirmelerin dışında tutuyoruz. Ancak Almanya’nın böyle bir planı veya stratejik yaklaşımı olmadığından emin miyiz? Benzer şekilde, İstanbul’da kurulan Türk-Alman Üniversitesi’nin karşılığı Almanya’da bir Alman-Türk Üniversitesi olarak hayata geçirilmesi için atılmış adımlar varmıdır? Türk-Alman Üniversitesi, iki ülke arasındaki akademik iş birliğinin ötesinde, Almanya’nın kendi ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirme ve yönlendirme stratejisinin bir parçası olarak mı değerlendirilmelidir? 15 Temmuz hain işgal girişiminin ardından Türk-Alman Üniversitesi’nde FETÖ yapılanmasına yönelik herhangi bir soruşturma gerçekleştirilmiş midir? FETÖ ile iltisaklı olduğu tespit edilen kişi veya yapılar konusunda herhangi bir idari ya da hukuki işlem yapılmış mıdır? Ayrıca Almanya’nın; eğitim, kültür ve sivil toplum alanlarında faaliyet gösteren kuruluşları üzerinden Türkiye’de hangi çalışmalar yürüttüğünü, hangi insan kaynağı ve etki alanlarını hedeflediğini yeterince biliyor muyuz? Özellikle Alman vakıfları, eğitim kurumları ve çeşitli iş birliği ağları üzerinden Türkiye’de uzun vadeli olarak hangi stratejik hedeflerin takip edildiği konusu daha derinlikli şekilde araştırılmalı ve kamuoyu tarafından yakından izlenmelidir. BU ÜLKE BAŞKA GÜÇLERİN KENDİ ÇIKARLARI İÇİN İNSAN KAYNAĞI MERKEZİ DEGİLDİR.
İstanbul Erkek Lisesi mercek altına alınmalı. Türkiye’nin en seçkin eğitim kurumlarından biri bu lise. Alman Devleti’nin kontrolünde. Almanya’ya beyin devşiriyor bu okul. Bir de başka bir felaket daha var: Kendilerine ‘Hiyerarşi’ adı veren bir grubun Müslüman öğrencilere baskı uygulayarak zorla ellerine alkol ve sigara verip fotoğraflarını çektiği ortaya çıktı. Derhal müdahale edilmeli! Bu nasıl bir rezilliktir! @tcmeb @Yusuf__Tekin
68
165
394
10,523