Sabahın bir sahibi var, sorarlar bir gün...

Joined February 2017
313 Photos and videos
Dar sokakların, geniş kalabalık meydanların, tarladaki ırgatın, plazadaki çalışanın, inşaattaki amelenin, okul sırasındaki çocuğun, emzikteki bebenin, ölümü erteleyen büyüklerimizin... Herkesin umudu @eczozgurozel ✊️
Diyarbakır Sur'dayız. Genel Başkanımız Lüleburgaz'da. Diyarbakır Genel Başkanımız Özgür Özel'i dinliyor 😊 @eczozgurozel #ÖzgürÖzel
18
Çok doğru ve önemli 👊
İktidarın iletişim taktiklerinin gerçekten farkında olsaydık; sırf tepki göstermek, çürütmek veya alay etmek için bile olsa o absürt açıklamaları paylaşıp yeniden üretmezdik. "Böyle saçmalık mı olur?" diyerek alıntıladığınız her cümle, tuzağa bedavadan hizmet ediyor. Birine "Fili düşünme" derseniz, zihninde anında bir fil belirir. Birilerinin attığı yem bir cümleyi çürütmeye çalışırken onların kavramlarını kullanırsanız, o argümanın zihinsel altyapısını güçlendirmiş olursunuz. Siyasal iletişimde amaç her zaman haklı çıkmak değildir; tartışılacak "konuyu" seçmektir. Biz bir açıklamayı tiye almak için günlerce konuştuğumuzda sahayı onların istediği mindere çekeriz. Sosyal medya algoritmaları bağlama değil, etkileşime bakar. Öfke ve alay, dijitalde en hızlı yayılan duygulardır. Birinin irrite edici bir lafını alıntılayıp sövdüğünüzde, algoritma sizi değil o mesajı ödüllendirir ve trendlere sokar. Siz, bedava bir dağıtıcı olursunuz. Dönün bakın, 'Sana Özel' kısmında en fazla kimlerin gönderileri var ve bunun nedeni sizsiniz. Oyunu onların sahasında oynamayın.
10
Vladimir bodura vermiş küsküyü🤣
5
NOAH retweeted
Lüleburgaz’da vatandaşlarımızla buluşuyoruz. x.com/i/broadcasts/1AGRnnXVO…
450
2,819
14,235
172,301
NOAH retweeted
Jun 11
öyle oluyorsa ben de maliyetlerden dolayı vergi vermek istemiyorum.
TRT, Dünya Kupası'nda maliyetlerden dolayı 4K yayın yapmayacak. (Webtekno)
113
3,275
81,468
1,413,638
Bu yaşananlar, yaşatılanlar... İnsanın nefesi kesiliyor, diyecek söz bulamıyor. Tabi bu refleksler 'insan evladı' olanlar için geçerli! Baş örtüsü için namus meselesi muamelesi yapanlar şimdi kafasını kuma gömerse biz kimin insanlık onurundan, haysiyetinden bahsedebileceğiz⁉️
ÇIPLAK ARAMA, ÇOCUKLARIYLA TEHDİT... Dünden beri, İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in savunmasını okuyorum. Okudukça insanın kanı çekiliyor. Bir dava düşünün ki, tutuklandıktan ancak 15 ay sonra hakim karşısına çıkıp, savunma yapabiliyorsunuz. Gözaltına alınırken geride 2 kız çocuğunu tek başına bırakmak zorunda kaldı. Emniyette "çıplak aramaya" tabi tutuldu. Tutuklandıktan sonra savcının kendisini itirafçılığa zorlamak için " Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" diyerek çocuklarıyla tehdit ettiğini anlatıyor. Fatoş Pınar Türker'in Silivri Cezaevi'ndeki savunmasını, herkese duyurmak gerekir ki bu ülkede adalet sisteminin ne hale getirildiğini herkes görsün. "Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar, ben hemen onları görünce şeyde ekranda, Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler. POLİSLER 'CİNAYET MASASINDAN GELİYORUZ" DEDİ, KIZLARIM AVAZ AVAZ AĞLIYORDU İşte çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedim ki "Kaşe var mı" dedim. "Ne kaşesi" dedi. "Şirket kaşesi" dedim. "Yoo" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi. 'ÇOCUĞUMA BİR BARDAK SU BİLE VEREMEDİM' Yani hani delil karartma meselesi ve hani çocuğuma bir bardak su bile veremedim gerçekten ama o kadar hani tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç göremeyeceğim ama çok insani olan bir yanında polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm ama sonra ben 2. girdim herhalde nezarete. Asistanım vardı. "Sen niye buradasın Canan" dedim. EMNİYETTE ÇIPLAK ARAMA “Beni de aldılar Pınar Hanım” dedi. Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz çünkü şeyin altında olduğu için Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin." “Peki” dedim, “gidebilir miyim?” “Hayır” dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. “Şimdi yere çömel” dedi. Ondan sonra, o tutanlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani hani bu onurunu gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum. “Cinsel organını aç” dedi. Başını, arkanı dön, eğil filan. “Tamam” dedi. Halbuki ben şimdi biz ne olduğunu anlamıyoruz hani, bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızın farklı polis memurları varmış, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Bir de bunun biz şey olduğunu da anlamadık yani hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim. Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra, tutuklandıktan sonra Fatoş'un çığlıklarıyla Elif'in ağlamasını hiç unutmuyorum. Çünkü şimdi biz tutuklandık her şey film gibi. 'FATOŞ ÇOK ÇIĞLIK ATIYORDU' O an bir avukatın telefonuyla annemi aradım, kızlarımla konuştu. Hepsi ağlıyorlar filan. Sonra biz Silivri'ye geldik akşam vakti. Hakikaten film gibi. Çünkü insan cezaevine düşeceğini hani bir de böyle yedi sülalesinde böyle bir şey olmayınca, hiç suça bulaşmayınca filan hiç insanın aklının ucundan geçmiyor ama olabiliyormuş. Her şey insana dairmiş. Geldik, bize dediler ki sizi dediler merak etmeyin biz 5 kadınız. Bir de dışarıdan bir firma temsilcisinin eşiymiş o var. Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. A biz çok sevindik filan. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat işte talimat geldi dedi. Sizi ayrı ayrı koyacağız dedi. Bizi götürdüler böyle ilk biz el eleydik Elif'le zaten. Elif de İtalya'da tatildeydi, sonra ona hani firar filan dediler de Elif kendi ayağıyla geldi duruşma salonuna ve sürekli şey diye ağlıyor kendisi, hatırlamıyorum. "Ama ben gelmek zorundaydım Pınar Hanım, kaçamazdım" diyor. El ele tutuşuyoruz biz Elif'le, ilk koğuşun kapısına geldik, "Burası sen" dediler. Açtılar koğuşu, koydular beni içine. Kapı kapandı. Ben hemen cama koştum. Cama koştum çünkü bir yanımdaki koğuşa "Elif, Fatoş seni koydular mı?" Sonra Fatoş'u sonra seni sonra Elif'i. Fakat biz sırayla Fatoş çok çığlık atıyordu. SAVCI: FATOŞ ŞİMDİ AĞLARSIN BÖYLE KARŞIMDA Fatoş çok çığlık atınca, ben ona bir şey olacak diye ben bari susayım dedim yani bütün gece şey diye geçti o gecemiz. Çünkü birimiz susuyoruz, birimiz ağlıyoruz. Bir de daha fenası ses gelmezse birbirimizi görmüyoruz, camdan konuşuyoruz. Orası da ağırlaştırılmış müebbet arkadaşlar yatıyormuş. Alt katta da cama çıktı başka kadınlar, dedi ki İBB geldiniz mi dedi. Bizim için hazırlık yapılmış, o koridor boşaltılmış, biz de sizi bekliyorduk dedi. Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, şey dedi ki bana, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Dedim ben herhalde idam edecekler ya da şey, müebbet verecekler hemen hüküm giyiyorum. Yine ağlamaya başladım. "Dur" dedi, "mahkemeden niye ağlıyorsun?" Dedim ki "Ben bilmiyorum, bu ne SEGBİS ne?" İşte dedi böyle online ekrana bağlanıyorsunuz. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor Allah Allah diyorum, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi. SAVCI: Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını "Ben sana ne dedim" dedi, "ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. Dedi, dedim ki "Tamam" dedim, "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi. 'BEN HİÇ KİMSEYE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM' Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? Hepimiz zıbın giymedik mi? Ben hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum. "
6
Arsız hala yorum kapıyor! Ulan askeri vesayette bile insanlar yargılanıp cezaları kesildi. Şimdi ki yaşanan nedir? 12 sene yargılama nedir? Yolsuzluksa koy belgeyi,kanıtı kes cezayı! Vatana ihanetse koy kanıtı ver cezasını! Amaç yargılamak değil. İktidar kayığının kürekçileri!!!
İnsicamım bozulmasın diye Şule'nin araya giren sorusunu da buradan yanıtlayım. Şule Aydın: Siz bugün aynı Türkiye'de mi yaşıyorsunuz. Hayır, o gün daha kötü idi. Darbe döneminde ve o insanlar siyasetten, vatana ihanetten yargılanıp beraat ettiler. Bugün ise ne yazık ki iddialar yolsuzluk ve ahlaksızlık üzerine.
21
Özgür Özel 'götünde ayı bağırırken' 2-3 belde kazanmak için Anadolu turunda, bu hain ve çanakçıları iktidar cilasında! Yavşak bunlar, asalağın önde gideni. İşin bi ucundan tutmak yerine konforu tercih edenler. Özgür Başkan her yere yetişiyor; merak etme kimseyi ardına koymuyor!!!
Kemal Kılıçdaroğlu destekçisi CHP milletvekili Mustafa Adıgüzel: “Adaleti topyekün yok sayamayız… Biz sadece Silivri’nin kapısına kamp kurarak, siyasetimizi bunun üstüne kurarak iktidarı alamayız ve bu haksızlıkları gideremeyiz.”
19
Özgür başkan rüzgarı arkasına almış. "Ergen devrimci"den, sırtlan milliyetçi bunağa gitsin bu video! Önüne düşsün de izlesin Hain'in okul arkadaşı. Kahrında boğulsun 💪
Anadolu insanının kalbine giden yolu bulduysan, sırtın bir daha yere gelmez. Özgür Özel o kapıyı açmış ve girmiş bile. Samimiyetin, sarayların ve siyasetin üstünde bir güç olduğunu gösteren muazzam bir tablo...En saf sevgi bu işte!
33
NOAH retweeted
Fotoğrafı büyütüp tek tek yüzlere bakın. Aydınlığı, umudu, sevgiyi göreceksiniz.
197
1,014
9,090
63,191
Mendeburun önde gidenisin @kilicdarogluk Hamama gitsen; kese de attırsan, 40 tas su da dökünsen arınamazsın sen!!! Sana yakıştırılan ünvanın (HAİN) hakkını teslim etmişsin👏👏👏
Polis zoruyla girilen CHP Genel Merkezi'nde bozkurt işaretiyle poz veren emekli polisin, 7 TİP'li öğrencinin katili Haluk Kırcı ile arkadaş olduğu ortaya çıktı.
7
NOAH retweeted
Arınma… Ar sahibi insanların işidir. Ar yoksa arınma da yoktur. Arınma önererek birilerinin arınması isteniyorsa önce öneri sahiplerinin arınmış olması gerekir. “Ar-ı namus hırkası” giymeden kimse arınamaz. Yani; İnsanı edep ve şerefle örten manevi hırkan yoksa arsızsındır!
392
1,626
9,901
112,157
NOAH retweeted
Kendisini arındırsın! Hırstan, kinden, erdemsizlikten, adaletsizlikten, işbirlikçilikten, partisine ihanetten!
60
713
4,196
38,912
NOAH retweeted
Tarihin en Holdingçi bakanı, ülkenin köle kâhyası TİSK ve Mess Başkanı Özgür Burak Akkol’le birlikte çalışma rejiminin NATO’su ILO’da bozlak okuyorlar
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Prof. Dr. @isikhanvedat, ILO’nun 114. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda Genel Kurul’a Hitap Etti csgb.gov.tr/haberler/bakan-i…
3
85
357
7,331
NOAH retweeted
Siyasallaşan yargının “mutlak butlan” kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez’in @t24comtr’de ismimi de kullanarak yaptığı açıklama üzerine kamuoyuna kısaca bilgi vermek elzem oldu… Eylül 2018’de yaklaşık 30 yıl emek verdiğim Cumhuriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni oldum. GYY olduktan bir kaç hafta sonra (aradan 8 yıl geçtiği için günü tam hatırlamıyorum) gazetenin hukuk bürosu “2017 yılından bu yana gazetenin internet sitesinde reklamdan elde edilen gelirin bir bölümünün başka bir hesaba aktarıldığı, oluşan bu havuzdan internet sitesindeki bazı isimlere, yöneticilere maaş dışında ödeme yapıldığı” tespitini iletti. Ödeme yapılan isimler arasında internet sitesinin sorumlu haber müdürü Atakan Sönmez de vardı. Ben de Atakan Sönmez’in işten çıkarılmasına karar verdim. Bu kararı da kendisine odama çağırarak bizzat ilettim. Sönmez açıklamasında “İşten çıkarıldım ama hakkımda suç duyurusunda bulunulmadı” demiş. O konuyla ilgili de önemli ayrıntı şudur: Hukuk servisi, daha önce internet sitesinden ayrılan bir çalışan gazetenin talep ettiği para iadesinin büyük bölümünü gazetenin muhasebesine ödediği için suç duyurusunda bulunmaktan vazgeçmişti. 2021 yılının Aralık ayında sendikalı çalışanların işten atılması üzerine Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmenliği’nden ve gazetedeki tüm görevlerinden istifa eden bir isim olarak konuya açıklık getirdiğime inanıyorum, durum bundan ibarettir…
Jun 3
Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez’den “zimmet” ve “bankamatik personeli” iddialarına yanıt: 📌 "Kartal’da başkana danışmanlık yaptım, Cumhuriyet’te anlaştığım ücreti aldım" 📌 "Özgür Özel ne söyledi? CHP’li vekille polemiğe girmem" t24.com.tr/haber/kilicdarogl…
28
204
555
90,572
NOAH retweeted
KAMUOYUNA DUYURU Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Kamuoyuna… 2009 yılında Chp grup başkanı iken tvlerde yapmış olduğunuz, belgeye dayalı ve Akp’li rakiplerinizi adeta terlettiğiniz,istifaya zorladığınız ve iktidarın yolsuzluklarını yüzlerine vuran, sakin, kendinden emin, dürüst tavrınızla,muhalif kitlelere umut olduğunuz duruşunuzla sevmiştik sizi… Hayatı boyunca halkının sorunlarına yakın duyarlı,ihtiyaç duyulan her emek, barış, demokrasi ve özgürlük eksenli eylemlilik ve platformlarda bulunmuş, bu çizgide şarkılar da bestelemiş, sol değerlere sahip bir sanatçı olarak ,beni de heyecanlandırdınız ve harekete geçirdiniz… Duyduğum duyarlı sanatçı sorumluluğu sabaha karşı 4 de bana Kılıçdaroğlu marşını besteletti…Siyasi partilerde seçim şarkısı algısını değiştiren ve kaliteyi artıran sıfır (yeni) beste geleneğini başlatan bu şarkıyı o günkü şartlarda yapmış olmaktan pişman değilim…Elimi duyduğum aydın sorumluluğuyla, ülkem, partim ve halkım için taşın altına koymam gerekirse,her zaman koydum, yine koyarım.. Fakat gelinen şu noktada 13 seçim yenilgisi, yapılan siyasi hatalar, artık nedense yapılmayan düellolar, ortaya çıkmayan belgeler, başarısızlıklarınız nedeniyle milyonlarca sol, sosyal demokrat, laik, Atatürk’çü ve cumhuriyetçi kitleleri tekrardan umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklediniz…Bu da haklı olarak yapılan seçimli kurultayda genç, çalışkan ve tekrardan umut vadeden, genel başkan adayı sn.Özgür Özel ve cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na karşı parti içi iktidarı demokratik yollarla kaybetmenize sebep oldu ve parti adeta tarihi olarak şahlandı ve ilk seçimde 1. Parti oldu… Benim sizden beklediğim ,eski bir genel başkan olarak partinizin başarısı için, bu genç ve başarılı kadroyu tebrik etmek,ellerini sıkmak ve kutlamaktı…Gerektiğinde diğer eski genel başkanlar gibi yanlarında durarak desteklemenizdi…Fakat sizin geldiğiniz nokta adına maalesef üzüntü duyuyorum…Türkiye 1.si olmuş iktidara yürüyen partiye iktidarın ve üst akılların kurduğu onlarca tuzağın üstüne, en büyük çelmeyi taktınız butlan kararına uyarak…Pir Sultan’ın dediği gibi, ille dostun bir tek gülü yareler beni…Olmadı sayın Kılıçdaroğlu, yakışmadı…Sizi alkışlayanlar emin olun tarihi bir yanılgının içindeler ve bu yaptığınız unutulmayacak…Bu saiklerle partiye yaptığım bir çok şarkımın içinde ,adınızın geçtiği şarkılarımın sizin ve meşru bulmadığım yönetiminiz tarafından kullanılmamasını ve dijital platformlarınızdan da kaldırılmasını istiyorum… Yeter bu ülkeye kıymayın efendiler!… Şarkılarımın kullanımına devam edilmesi halinde yasal yollara başvuracağımı da tarafınıza bildiririm… Saygılarımla… ONUR AKIN… @eczozgurozel #chp @ekrem_imamoglu @dk_imamoglu @ailedayanismagi @CHP_istanbulil @CBAdayOfisi @ozgurcelikchp @gunaydingokhan @alimahir @gokanzeybekCHP @veliagbaba @muratemirchp @mansuryavas06 @VahapSecer @arasahmetmugla @filizceritoglu @avfilizgencan @besimecz
2,514
5,903
33,146
1,201,079
Özşen Madencilik işçilerine polis müdahalesi! Yürüyüşümüzü engellemek isteyen kolluk kuvvetleri bu sefer müdahalede bulundu! Geleceğiz Kiremitçi! #KiremitçiyeHuzurYok
12
238
632
19,436
NOAH retweeted
🔴 Gazeteci Altan Sancar, Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanının geçmişini anlatıyor.

35
371
1,441
179,019
NOAH retweeted
Dün belediyenin tahsis ettiği araçlar hükümet, emniyet baskısıyla iptal edilmişti! Bugün işçilerin özel olarak anlaştığı, kapora ödediği araçlar Beypazarı Kaymakamlığının baskısıyla iptal edildi.. Ankara’ya gideceğiz dedik mi gideriz. Yarın görüşürüz.
42
1,608
6,575
280,807
NOAH retweeted
Arkana her baktığında bizi göreceksin. @eczozgurozel
308
3,598
34,362
343,677