Seyahatte otelde unuttuğumuz kiyafetleri kargolattik, kendi malımızı ithal edemeyeceğimiz için gümrükte bi hafta bekledi. Bahçeşehir'e gidip yalvarirsan belki alabilirsin dediler. Sonra da otele geri yolladilar. Çift yön kargo masrafı kiyafetler hâlâ elimde değil
Yurtdışından 800 liraya sevdiğim bir grubun tişörtünü satın aldım. Gümrükte takıldı. 800 liralık tişörtün gümrükten kurtarılması için minimum 5000 TL harcamam gerekiyor. Milleti daha rahat kazıklamak için bunun lobisini yapan tüm e-ticaret devleri kan kusarak geberirler umarım.
Bu arada tişörtü Türkiye'de satın alamıyorum (çünkü yok) Kendim yaptıracak olsam yaptıramıyorum (çünkü düz kumaşa baskı değil) Aptal bir tişört için gümrük müşavirliği şirketi bulup ithalat süreci başlatmam gerekli. Nasıl bir lobi gücüyse sikko bir tişört bile aldırmıyor.
Birlikte çalıştığımız bir ünlü eskiden gözaltına alındığında kriz çıkıp acil toplantılar yapılırdı. Şimdi "Demek ki ünlüymüş ki gözaltına alınmış." deyip yolumuza devam ediyoruz.
Antika bir sehpa için tamperli cam kestirmek istiyordum. Ebatlarını da verdim. Adam sehpanın fotoğrafını istedi. Fotoğrafı yok, çekmemişim. Adam sehpa için cam kestireceğime inanmadı ve bana cam kesmedi. Ulan tamperli cam ile ben ne yapabilirim? Adam mı öldürücem? Kesmedi herif.
Bir gün bakır levha lazım oldu. Aradık bulduk. Ama adam satmıyor. "Ne yapacaksınız?" diye soruyor, anlatsak da ikna olmuyor. Meğer büyü yapıyorlar diye büyü yapmadığımızdan emin olmak istiyormuş.
Hayatın tamamen rastlantılardan, dünyanın da saf kaostan ibaret olduğu bilgisiyle başa çıkamadığınız için uydurduğumuz bir şey. İnsanlara, mekanlara, anılara kaldıramayacakları anlamlar yükleyip hayal kırıklığına uğramak bize yaşadığımızı hissettirir. Bu da fena bir his değildir.
Bir insanın sesini bile hatırlamayacak kadar uzun süre görüşmeyip söylediklerini hatırlamak ne garip. Gülüşünü filan unutmuşsun ama iri köpekler hakkındaki düşüncelerini hatırlıyorsun.
Mehmet Aslantuğ, Ozan Güven'in mekandan çıkarılması ve yaşanan olaylara ilişkin açıklama paylaştı.
"Dün gece yaşanan gerilim sırasında yaptığım şey, giderek sertleşebilecek bir ortamın daha fazla büyümesine engel olmaya çalışmaktan ibarettir.
Oraya davet edildim. İlk kez gittim. Herkesin az çok yaşça büyüğü olarak tek tek konuşup asgariden gerekeni yapmaya çalıştım.
Farklı başlıklarla da olsa, linç kültürünün kimseye bir anlam katmadığına, derin yaralar, pişmanlıklar yaşattığına tanıklık eden biriyim.
30 yıl süren bir evliliği hüzünle uğurlarken bile, mahkeme yolunda 'Elimden tutar mısın' diyen bir ayrılığa mesafeli durmadım, duramazdım.
Bazı arkadaşlıklarda; hangi boşluğu/travmayı yalnız bırakmamam gerektiğini; payımıza düşen sorgulamayı/iyileştirmeyi başkalarının öfkesinden öğrenerek esirgeyecek de değilim.
Temsil etmeye çalıştığım sorumluluğu/nezaketi, haddini aşan söylem ve tavırla yayarak kişilik hakkına saldırganlığa dönüştüren muhataplar için, tüm bu ifşa ve kayıtların tamamı hukuki bir soruşturmanın da konusudur artık.
Saygılarımla."
Kuşların dünya ile kurduğu ilişki köpek ve kedilere kıyasla insanlara daha yakın. Koku duyuları neredeyse yok. Kulak kepçeleri olmadığı için sesin nereden geldiğini bile anlamıyorlar. Bir taraftan da inanılmaz duygusallar. Kuşları anlamak kayıp insanları anlamaya benziyor.
Kuş sevmeyen bir insana kuş sevgisini anlatmak çok zor. Mesela ben Suşi için canımı verebilirim. Neden veririm bilmiyorum. Bana karşı bazı bakışları çok anlamlı.
İmamoğlu 14 aydır hapiste. Bunlar pazar sabahı sucuklu yumurta yiyip tweet atarken beraber iş tutacakları AKP’li sermayedarlarla muhabbetteler bir yandan.
İmamoğlu, uçağın motoruna giren kuş gibi girdi CHP’nin içine…
Partimizi düşürdükleri hale bak…
Ah Özgür Özel, sana ilk gün söyledim İmamoğlu’nun peşine takılma diye…
103 yıllık partimizi ne hale soktunuz…
Sizin yüzünüzden içimiz yanıyor…
AK PARTİ’ye can suyu oldunuz…
Koca CHP’yi AK PARTİ’ye hesap verir hale getirdiniz.
Yazık çok yazık ettiniz CHP’mize…
Hastası olan her gün, ölüsü olan 40 gün ağlar. Gömer duasını okursun bi rahatlama olur, umutla beraber işkence biter, başka yollar aranır, aranırsa illa bulunur. Hayat devam ediyor. Halk burada, beraberiz, burası bizim ülkemiz.
Bugün sirf gs dayanişmanin sacma sapan örgüt ysnlısı faaliyetleri yüzünden cok sevdigim okuluma gelmeyeceğim, Okulu savunmak icin ordayiz berkin elvani, geziyi değil. Bu aptallar yüzünden bu yasaklar geldi.
Yine bu en azından simit. Evde çoluğu çocuğu aç olabilir insanların. Ama çocuklara UÇAN BALON filan dağıtılırken bile 7-8 tane almaya çalışan yetişkin insanlar oluyor. Parayla pulla açıklanamayacak şeyler. Dünyayla kurdukları ilişki temelinden çürük.
Üsküdar’da gerçekleştirilen hayır dağıtımı sırasında bazı vatandaşların ‘birer tane’ uyarısına rağmen çok sayıda simit almaya çalışması sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.