Siyasi eleştiri sınırlarını aşan,
doğrudan Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel mücadelesini,
milyonlarca yurttaşın iradesini
ve toplumsal umutlarını tartışmalı hale getiren açıklamalar mücadelemize zarar vermektedir.
Kongrede aday olmayacaksınız,
aylarca susacaksınız,
parti içindeki tartışmaları kamuoyu önünde büyütecek açıklamaları tam da iktidarın CHP’ye yöneldiği bir dönemde yapacaksınız…
Sonra da buna “partiyi korumak” denilecek…
Hayır.
Siyasette zamanlama da sorumluluktur.
Konuşmanın zamanı kadar,
kimin işine yaradığı da önemlidir.
Bugün Türkiye’de;
hukuk devleti krizi vardır,
yoksulluk vardır,
çiftçi borç altında ezilmektedir,
gençler gelecek kaygısıyla yaşamaktadır,
emekliler açlık sınırının altında hayata tutunmaya çalışmaktadır,
muhalefet belediyeleri baskı altındadır,
demokrasi ağır bir sınavdan geçmektedir.
Böyle bir dönemde,
Cumhuriyet Halk Partisi’ni kamuoyu önünde tartışmalı hale getirecek açıklamalar yapmak;
Saray siyasetinin değirmenine su taşır.
Cumhuriyet Halk Partisi;
kişilerin değil,
milletin partisidir.
CHP;
kişisel kırgınlıkların,
hesaplaşmaların
ve siyasi küskünlüklerin kürsüsü değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi;
Kuva-yı Milliye’nin devamıdır,
Cumhuriyet’in kurucu iradesidir,
halkın vicdanıdır.
Kimsenin,
kendi siyasi pozisyonu adına
partiyi toplum önünde yıpratmaya hakkı yoktur.
İmalarla,genel suçlamalarla,
muğlak ifadelerle,
partiyi toplum önünde zan altında bırakmak;
ne siyasi etikle,
ne parti hukukuyla,
ne de toplumsal sorumlulukla bağdaşır.
Cumhuriyet Halk Partisi,
iktidar yürüyüşünü kişisel hesaplara teslim etmez.
Çünkü bugün mesele kişiler değil,
Türkiye’nin geleceğidir.
Bu halk;
iktidarın baskısına karşı birleşmiş,
kararlı
ve umut veren bir muhalefet görmek istemektedir.
Tarih boyunca CHP’yi dışarıdan yıkamayanlar,
hep içeriden tartışmaları büyüterek zayıflatmaya çalıştı.
Ama herkes şunu bilsin:
Cumhuriyet Halk Partisi,
makamlarla değil,
mücadeleyle ayakta kalmıştır.
Ve hiçbir kişisel hesap,
bu büyük halk yürüyüşünün önüne geçemeyecektir.