Bize yıllarca evrenin temel yapı taşının atomlar olduğu öğretildi ama bilinmeyen şu ki bu evrenin bize söylediği en tatlı yalanlardan biri.
Atomun içine yeterince yaklaştığında ortada fiziksel bir madde kalmıyor sadece olasılık bulutları ve matematiksel denklemler var. Yani masaya vurduğunda çıkan ses maddenin maddeye çarpması değil iki farklı bilgi paketinin birbiriyle etkileşime girmesi. Eğer evren maddeden değil de bilgiden oluşuyorsa bu bildiğimiz her şeyi yıkar. Termodinamiğin aksine yeni fizik yasaları bize evrendeki bilgi düzensizliğinin azalmaya başladığını ve sistemin kendini optimize ettiğini gösteriyor.
Kendi dna zincirini düşün o sarmal 3.3 milyar harflik bildiğin yazılım kodundan başka bir şey değil ve bedenin sadece bu kodu çalıştıran ıslak bir donanım. Bugün fizikçiler kara deliklerin yuttuğu her şeyin bilgisini olay ufkunda sakladığını bas bas bağırıyor çünkü evrende hiçbir data silinemez. Teslanın beynim sadece bir alıcı demesi boşa değildi. Bizler uzay boşluğunda süzülen tesadüfi et yığınları değiliz. Bizler evrenin kendini anlamak kendi kodunu okumak ve hataları ayıklamak için yarattığı biyolojik sensörleriz.
Şu an bu yazıyı okurken sadece ekrandaki piksellere bakmıyorsun gerçeklik olan kozmik sunucuyla senkronize oluyorsun. Dokunma diye bir şey yok sadece veri aktarımı var.