hiçbir şey; her şey

Joined July 2009
1,854 Photos and videos
Pinned Tweet
18 Mar 2020
“İnsanları ne birleştirir? Ordular mı? Altın mı? Bayraklar mı? Hikâyeler... Dünyada iyi bir hikâyeden daha güçlü hiçbir şey yoktur.” #TyrionLannister
11
15
118
Mustafa Ak retweeted
CHP milletvekilleri istifa etseler ve CHP'yi 20 milletvekilinin altına indirerek böylelikle gruptan düşürseler. Aynı gün yeni partiye geçerek, salı günü yeni parti grup toplantısını da yaparak kamuoyunun önüne çıksalar.. Kayyum efendi mecliste konusamasa böylelikle, kayyumcu butlancılari baş başa bıraksalar.. Kurulan oyunu bozsalar... Not: Tarihin çöplüğüne gönderseler bu koltuğa yapışmış kayyumcuları.
328
392
3,655
247,679
Mustafa Ak retweeted
Replying to @postMustafa
Özgür Özel'e temelli temelsiz her eleştiri yapılıp sonra siyaseten söyledim denebilir. Ancak artık "Kemal Bey"i eleştirmek halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek ve yalan bilgiyi alenen yaymaktır(!) "Millet" böyle istiyor. Yoksa millet bunun hesabını sorar.
2
1
1
70
Türkiye Cumhuriyeti’nin etnik/dini parçalanma, yok edilme sürecine, tüm etnik/dini fatklılıklarıyla Türk milleti karşı koyacaktır. “Siyaset”in bu yok edilme sürecine karşı koy(a)madığını, aksine destek olduğunu görüyoruz. Türkiye bu yıkım sürecinden “Soğuk Savaş” konseptiyle dünyayı algılayan, AB-D kompleksli siyasetçilerle çıkamaz.
28
Kılıçdaroğlu üzerinden Chp’yi “Alevi partisi” yapma çabası, etnik bölünme tamamlandıktan sonra sıranın mezhep eksenli bölünmeye geleceğinin işareti.
2
49
Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısını yok etmek için Türk-Kürt ayrışması körükleniyor. Etnik faşistler elitle devletin üniter karakteri yok edildikten sonra, sıra laik karakterine gelecek. O zaman da islamcılar üzerinden Alevi-Sünni çatışmasının körüklendiğini göreceğiz. İlk aşama tabii ki etnik ayrışma. O başarıldıltan sonra din/mezhep kavgası başlatmak çok daha kolay olacak.
21
Mustafa Ak retweeted
İncili Çavuş: “Türklerin yaşam hakkı yok mu sahi?” Sert milliyetçi arkadaşlarımız çok kızmaz mı! Tüh
Yalova’da kızıyla beraber arbedilen baba, adliye önünde sitem etti: “4 milyona aldığım evi 1.9 milyona bana sattırdılar. Adalet bakanlığının kapısının önüne gidiyorum.”
1
29
100
1,933
Kurultay yapacak olsalar butlan kararınin ne anlamı olurdu ki…
Bu kadar net.. Kurultay da yapmazlar o koltuklardan da kalkmazlar..
44
Mustafa Ak retweeted
🔴 Yüz kızartıcı suç işleyenlerin CHP’den ihraç edileceğini açıklayan Gürsel Tekin, Bodrum’da dört yıl kira ödemeden oturduğu daireden mahkeme yoluyla tahliye edildi. • MedyaRadar’dan Ercan Öztürk’ün haberine göre, mutlak butlan kararından sonra yeniden partinin başına gelen Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimiyle ilgili her gün yeni bir ‘arınma’ bombası patlıyor. • Geçtiğimiz yıl kayyum olarak CHP İl Başkanı olarak atanan Gürsel Tekin’in Bodrum Türkbükü’nde dört yıldır kira ödemeden oturduğu yazlık daireden mahkeme yoluyla tahliye edildi. Tekin’in avukatı Barış Demirkuş, tahliyeyle ilgili olarak “Bu bir hukuk davası. İtirazları yapacağız” diye konuştu.
230
1,485
4,520
196,323
Mutlak butlan veya kayyum yönetimin haklılığı… Bu hayatta her şey savunulabilir. Zaten “siyaset” de bu değil mi? Siyaset, tüm saçmalıkları halka yedirme sanatı değil mi? Mesela şu okumaya nasıl karşı çıkabilirsiniz ki… “İnek Beni Kaktıya” — Heidegger’in Varlık ve Zaman’ı Üzerinden Bir Okuma Dasein’ın Taşraya Fırlatılmışlığı (Geworfenheit) Heidegger’e göre insan dünyaya “fırlatılmış” olarak gelir — seçmediği bir coğrafyaya, bir dile, bir hayata. Bu dörtlükteki özne de tam olarak böyle bir varoluşun içindedir: inek, kakti, obuz, diken. Bunlar seçilmemiştir. Dasein kendini bu kaba, dikenli, hayvanlı dünyada hazır bulur. Taşra, burada soyut bir mekân değil, fırlatılmışlığın ta kendisidir. Araçsallık ve Kırılan Alet (Zeug ve Vorhandenheit) Heidegger aletleri iki kipte ele alır: • Zuhandenheit (el-altındalık): Alet işlev görürken görünmezdir, arka plandadır. • Vorhandenheit (önünde-duranlık): Alet bozulduğunda, işlev dışına çıktığında aniden görünür hale gelir. İnek burada bir Zeug‘dur — köy yaşamının aletidir, çalıştığı sürece “yoktur.” Ama kaktığı anda varlığını dayatır. Diken de öyle. Yolun kenarında fark edilmez, ta ki yırttığı ana kadar. Bozulan alet, Dasein’ı varoluşsal şoka uğratır: Ben neredeyim? Bu dünya nedir? Kaygı (Angst) ve Atmaca Kız Dörtlüğün tam ortasında “Tutsana kız elimden” sızlar. Bu çığlık, Heidegger’in Angst kavramıyla örtüşür — ama dikkat: kaygı bir şeyden duyulan korku değildir, hiçliğe karşı duyulan varoluşsal gerilimdir. Özne ineğe kakılmış, dikene yırtılmış, bedensel acı içindeyken yine de kızın elinden tutmaya çalışmaktadır. Bu, ölüme-doğru-varlığın (Sein-zum-Tode) ortasında bile özgün varoluşu seçme iradesidir. Ölüme-Doğru-Varlık ve Diken “Diken beni yırttıya” — burada yalnızca gömlek yırtılmamaktadır. Heidegger’de her yara, her kırılma, Dasein’a kendi sonluluğunu hatırlatır. Diken, varoluşun kaçınılmaz tahribatının metaforudur. Ama bu yırtılma aynı zamanda uyanıştır: özne kendi bedenini, kendi zamanını, kendi ölümlülüğünü hisseder. Das Man’dan Kaçış Girişimi Heidegger’in en keskin kavramlarından biri “das Man” — “herkes” ya da “genel-insan.” Toplumun bizi erittiği, özgünlüğümüzü yuttuğu kipdir. Bu dörtlükteki kaos — inek, obuz, diken — Dasein’ı das Man’ın rahat dünyasından koparır ve onu çıplak, özgün varoluşuyla yüz yüze bırakır. Özne artık “herkes gibi” yürüyüp gidemez; kakılmış, yırtılmış, elleri tutmaya çalışan biridir. Ve tam da bu yüzden en özgün anındadır. Sonuç Bu dörtlük, taşra dilinin saf masumiyetiyle tam bir fenomenolojik şiirdir. Heidegger’in tüm büyük temalarını barındırır: fırlatılmışlık, araçların kırılması, kaygı, ölüme-doğru-varlık ve das Man’dan kopuş. Köylü ozanın haberi olmasa da söylediği şey şudur: “Ben varım, kakıldım, yırtıldım — ve yine de tutmak istiyorum.” Tam da Dasein böyle bir şeydir zaten…
1
61
Futbol Federasyonu Youtube hesabında bir Milli Takım Marşı yayınlamış. Video yoruma kapalı. Milli takımdan ziyade Akp propagandası olmasından galiba.
1
48
⚠️ “İstediğim gibi konuşmuyor, kalsın içeride!” 👉🏻 İBB Medya A.Ş. Reklam Alanları Müdürü tutuklu Elif Güven, itirafçı olmadığı için savcılık tarafından ‘uyarıldığını’ anlattı: • Tutukluluğumun 20. gününde infaz koruma memuru geldi, ‘Savcı seni çağırmış’ dediler. • Savcı, avukatıma ‘Daha 2,5 yıl biz bu iddianameyi yazmayız, söyle bildiklerini anlatsın’ demiş. • Savcı bana ‘Sana yardımcı oluruz’ dedi. İftiracı olmayacağımı söyledim ama hiçbirini zapta geçirmedi. • Kendisinin azarıyla karşı karşıya kaldım, ‘Hala istediğim gibi konuşmuyorsun Elif’ dedi bana. • Tamamen baskı kurulmaya çalışıldı üstümde, sonunda Savcı yüzüme karşı ‘İstediğim gibi konuşmuyor, kalsın içeride’ dedi. (Halk TV - Gamze Altunay)
48
Mustafa Ak retweeted
İBB Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven, yaklaşık 1,5 yıl sonra bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Savunmasına kendisini anlatarak başladı. Eczacı bir anne ve babanın kızı olduğunu söyledi. Reklam alanında ABD’de eğitim aldığını, kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen kurumsal şirketlerinde yöneticilik yaptığını anlattı. Aile olarak maddi durumlarının iyi olduğunu söyledi. İBB’de göreve başladığında ise özel sektöre göre daha düşük gelirle çalışmayı kabul ettiğini ifade etti. Hakkında gözaltı kararı verildiğinde annesiyle birlikte, İtalya’da eğitim gören yeğenlerini ziyaret etmek için yurt dışında bulunduğunu söyledi. Buna rağmen bazı haberlerde kendisinden “firari şüpheli” olarak söz edildiğini hatırlattı. Oysa kararın çıktığını öğrenir öğrenmez Türkiye’ye döndüğünü ve kendi iradesiyle adalete teslim olduğunu anlattı. Ancak bu kez de bazı haberlerde “havalimanında gözaltına alındı” ifadelerinin yer aldığını belirtti. Ve bütün bunlara şu sözlerle isyan etti… “Türkiye'ye giren ilk uçağa binerek annemle beraber Türkiye'ye döndüm. Kaçmak aklımın ucundan dahi geçmedi. Açıkçası işlediğim hiçbir suç yoktu. Endişelenmemi gerektiren bir gün olduğunu da sanmıyorum. Kendi ayaklarımla yüce Türk adaletine teslim olmuştum. Bu sebeple içim çok rahattı. Emniyet müdürlüğünde kendimden en iyi şekilde soruları yanıtlayarak ifademi verdim. Tutuksuz yargılanmamızı beklerken sonuç tutuklandım. Tutuklanma evrakına baktığımda ‘kaçma şüphesi’ yazıyordu. Soruyorum Sayın Başkanım. Yurt dışındayken gözaltı kararını öğrenip, uçağa binip Yüce Türk adaletine teslim olan, adresi, yeri, yurdu belli olan, hayatı boyunca hiç suç işlememiş bir kişi olarak ben nasıl kaçma şüphesiyle tutuklandım? Buna isyan edilmez mi…”
77
1,056
5,126
182,170
Şu adam kim bilir kaç masumun canını yaktı. “Halka tepeden bakanlar! Sırça köşklerde yaşayanlar. Milleti aşağılayanlar!” falan diyerek gelip, millete yaptıklarına, tavra, üsluba bak! Ülkeyi mahvettiler…
Canlı yayında sinirden elleri titreyen bir emekli başsavcı, şiddetli tartışma yaşadığı gazeteciyi yayından kovunca kavga dahada büyüdü;
4
76
Jun 10
“Ben gittim, oturdum karşımda bir ekran açık ama 'Adalet mülkün temelidir' yazmıyor. Bir ofis orası böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı bir tane kahve makinesinden anladım Savcı Beydi o” Savcı: Ya Fatoş, şimdi sen ağlarsın böyle karşımda. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen, bu adamlar sana kumpas kuracak demedin mi? Konuşmadın sen. Verecektin ifadeni, gidecektin. - Ama Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım. Bak, şimdi sen git, eşyaları topla. Ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim. Geleceksin, burada bana ifadeyi vereceksin. Çocuklarına gidersin. - Savcım, ben yine de ifade veririm, vermemi istiyorsanız. Bir avukatıma sorayım. Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bir kafayla daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi? - Evet. Velayetleri sende mi? - Evet. Senin çocukların reşit de değil, değil mi? - Değil. E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını. Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Biraz insanlığınız, biraz vicdanınız kaldıysa bu insanların yaşadıklarına kulaklarınızı kapatmayın.
32
Mustafa Ak retweeted
"Fransız genelevinde 20 yıldır çalışan bir kadın odasında intihar eder ve elindeki notta ben diğer fahişelerin bu işi para karşılığında yaptığını yeni öğrendim yazar.." 12 eylül öncesi ülkücü olan Nihat genç kendi tabiriyle darbe sonrasında ülkücülükten vazgeçişini üstteki fransız fahişenin hikâyesi ile anlatır. Uzun zaman Ankara’da kiralık bir evde yaşamını sürdürdü üstad.. düşünceleri satın alınamayacak,değerlerinden vazgeçmeyecek biriydi.. hayatta iki Trabzon’luyu sevebilmeyi başardım;volkan konak ve Nihat genç.. “Geçtiğimiz ay DEM’ li Sırrı Süreyya rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. ricali devlet dahil memlekette kim varsa hastane önünde kuyruk oldu. Memleketin en iyi lüks hastanesi Florance nightingale ve en iyi doktorları seferber edildi. Süreci ekranlardan dakika dakika verildi. Yani son günleri dahil bir hıyrını görmediğini söylediği cumhuriyetin tüm imkanlarını dibine kadar sömürdü. Okumak için Ankara’ya geldiğinde Cumhuriyetin sağladığı imkanlarla ilk defa bir ögünde 3 çeşit yemek yenildiğini tecrübe eden Sırrı ömrünü ona bu imkanları sağlayan cumhuriyete karşı savaşmakla geçirdi. Teröristbaşına babam dedi, devletin yıkılması milletin bölünmesi için terör örgütünün siyasi kanadında yer aldı, PKK’ lı leşler için şehit kavramını kullandı, sözde Ermeni soykırımı dahil her meselede Türk milletine hasımlık güttü. Bu hasımlıkları güderken vekil oldu, Meclis başkan vekili oldu. Teröristbaşına babam dedi, barış elçisi oldu. Postacılığını yaptığı terör örgütünün taleplerini kabul etmezsek örgüt tarafından öldürüleceğimizi ima etti ve ölüm haberini verecek başçavuşun evimize geleceğini söyledi. Tartıştığı Enver Ayseveri evine örgütü yığmakla tehdit etti. Bu haliyle sevimli adam oldu. Barış elçisi oldu. Ömrü Cihangir’in sosyetik mekanlarında geçti. Bu şatafatlı hayatı yaşarken muhalif aydın!!! sayıldı. Dün Nihat Genç abimizin entübe edildiği haberini aldık. Bir gün evvel hastaneye gitmiştik. Yenge hanım ve oğlu vardı. Nihat abi bir kuzey fırtınasıydı. Doğru, deli, dolu. Hayatını bu millet için yaşadı. Kalemi bu toprakların en güzel hikayelerini yazdı. Eyvallahsızdı. Yeri geldi seyyar satıcılık yaptı. Bir gün akşam yürüyüşü yaparken, gel dedi şurda sana bir döner ısmarlayayım. Abi aç değilim dedim. O an göz göze geldik, Fatih dedi param var. Param var dediği buraya yazsam pek çok insana komik gelecek bir rakamdı. İçim sızladı. Kitaplarından dolayı biraz telif gelmişti. Hayattaki mal varlığı bir evi oldu. Evi aldığında aramış ve o çocuksu heyecanıyla evim var artık Fatih demişti. Ev görmesine eşimle gittim. Evi nasıl bir heyecanla gezdirdiğini anlatabilmek için Nihat Genç olmam lazım. Yazacak çok şey var. Ancak yazacak takatim yok. Sırrı, Cihangirin sosyetik mekanlarında muhalif aydın??? rolü keserken Nihat abi Yüksel caddesinde Engürü kıraathanesinde oturuyordu. Nihat abi biricik evladına iş bakarken Sırrının kızı ve damadı Alaçatıyı üstlerine yapıyordu. Bu toprakların soylu çocuğu Nihat Genç hastanede entübe halinde. Tedavi gördüğü hastaneye gelip gidenler sadece dostları. Ne ricali devlet var ne mersedeslerle, makam şoförleriyle gelenler… Bir tarafta Cumhuriyet için yaşayan ve yazan Nihat abi diğer yanda Sırrı… Bu turnusol mahiyetindeki iki hayat size bir şey anlatamıyorsa benim yazarak anlatmam imkansız. Ne yazalım, ne anlatalım…” "Fransız genelevinde 20 yıldır çalışan bir kadın odasında intihar eder ve elindeki notta ben diğer fahişelerin bu işi para karşılığında yaptığını yeni öğrendim yazar.." Alıntıdır.. Bir avuç yobaz gerici Arabist din hastası mutlu olsun diye memleketin altını üstüne getiren Arabist ülkücülere yazmiş bu yazıyı yazar. Ahmet Alakuş..
143
787
4,433
325,331
Mustafa Ak retweeted
Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi şüphesiz yaşamsal bir soruna ne gelmiş olan uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığıdır. Uyuşturucu ve sanal kumar baronların emperyalizmin keşif kollarıdır. Ne yazık ki Türk milleti bu acımasız ve ahlaksız saldırı karşısında savunmasız bırakılmıştır. Türk milletine bu alçakça saldırı karşısında savunacak ve bu saldırıyı bertaraf edecek olan Zafer Partisi’nin Tertemiz Türkiye Projesidir..@zaferpartisi
71
617
3,367
50,206
Mustafa Ak retweeted
"KEMAL İNGİLTERE İLE ALAY EDİYOR." 1920 yılında İngiltere, Türk Ordusuna karşı Doğu Cehpesi'nde kullanılmak üzere Ermenistan'a 40 bin tüfek yollamıştır. Kazım Karabekir komutasında 15. Kolordu, Ermenileri mağlup ettikten sonra 40 bin tüfekle mühimmata el koymuştur. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, İngiltere Başbakanı Lloyd George'a gönderdiği ironi dolu mektupta İngiltere'ye Türklere yaptığı tüfek desteği için teşekkürlerini iletmiştir. Bu ironik mektup 6 Ocak 1921'de The New York Times gazetesinde şu başlıkla yer etmiştir: ''KEMAL İNGİLTERE İLE ALAY EDİYOR.'' #TarihKulübü
20
357
1,136
27,795
islamcılık İslam’ı yok ediyor.
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Huriye Martı’nın eşi Ali İhsan Martı kuraya sokulmadan “Mücamele” adlı özel vize ile hacca götürüldü. Diyanet görevlisi olarak giden ve bir ay Mekke’de kalan Huriye Martı’ya, kaldığı gün başına harcırah ödendi. (BirGün - Mustafa Bildircin)
1
119
Ya sev ya Sevr… #TürkSorunu
DEM Parti’den skandal istekler: • Öcalan’a özgürlük ve statü. • Yerel yönetimlerde özerklik. • Belediyelere eşbaşkanlık sistemi. • Belediyeler, Kürtçe çalışmaları desteklesin.
63