💻 Bilgisayar & Teknoloji Tutkunu

Joined March 2009
1,197 Photos and videos
AKP hükümeti, 25 ilçeyi il yapmaya hazırlanıyor.
163
Hiç kimse dile getirmiyor ama yakında Türkiye'nin en büyük problemlerinden olacak konu moto kuryeler Bunun önlemini Şimdiden almak gerekiyor yoksa taksi Terörünü geçecek bunlar
160
Bende anlamadım ne demek gerekiyor :) Mahmut diyeceğim bundan sonra Herkes bir şey yazmış fikir belirtmişim izah etmişim Amk çocukları Apple hayranlığından beni linç edecekler görende Annelerini Apple sikiyor sanacak
178
Çin'de garip bir kurye sistemi
1
194
Daha önce bunu duydunuz mu?
107
Yanlış böceği yutarsan ne olur
66
Siz kimsiniz?
Edip Akbayram hayatta olmadığı için birşey diyemiyorum.. Ama.. ♦️ Zülfü Livaneli ♦️ Ali Altay 🔷 Sabahat Akkiraz ♦️ Grup Yorum 🔷 Onur Akın ♦️ Suavi Bu saçma zırva tavrınız ile o kadar alçalttınız ki kendinizi.. Bizim için yok hükmündesiniz artık!!
153
Irfan ALTAY 🇹🇷 🇺🇦 💛🌿💙 retweeted
İstanbul’da bir turist, Arnavutköy’den Fatih’e gitmek için kendisinden 4.300 TL ücret istenmesi nedeniyle tartıştı. Taksici şahıs kamerayı kapatması için turisti zorladı. Bu tür taksiciler kadar Türkiye’yi rezil eden başka grup yoktur. Birisini alıyorsunuz ama çok daha fazlası aynı devam ediyor.
342
1,022
7,984
399,929
Irfan ALTAY 🇹🇷 🇺🇦 💛🌿💙 retweeted
1
1
3
208
Hem kör hem sağır :)
1
257
Hoşçakal Marjane Satrapi… Persepolis ile yalnızca bir hikâye anlatmadın; korkunun, baskının ve sürgünün içinden geçen milyonlarca insanın sessizliğine ses oldun. Siyah-beyaz çizgilerin arasında büyümeyi, kırılmayı, direnebilmeyi ve insanın kendi kimliğini aramasını izledik. Senin anlattığın dünya sadece İran’ın değil; aidiyet arayan, korkularıyla yaşayan ve özgürlük için mücadele eden herkesin dünyasıydı. Persepolis’i izlediğimizde bir animasyon film değil, hafızaya kazınan bir hayat gördük. Çizgilerin bazen bir cümleden daha güçlüydü. Bir çocuğun gözünden savaşın neye benzediğini, baskının insan ruhunda nasıl iz bıraktığını ve mizahın bile direniş olabileceğini öğrettin. Aramızdan ayrıldın ama bıraktığın hikâyeler hâlâ yaşamaya devam ediyor. Çünkü bazı sanatçılar ölmez; söyledikleri, çizdikleri ve hissettirdikleri insanın içinde yaşamayı sürdürür. Hoşçakal Marjane… Persepolis ile vicdanımızda silinmeyecek bir yer bıraktın. Güzel kadın, ışıklar içinde uyu.
1
228
Uzun yıllardır hem otobüsle hem uçakla seyahat eden biri olarak çok ilginç bir gözlemim var: Otobüste tam anlamıyla “kro” davranan insanlar, uçağın koltuğuna oturduğu anda bir aristokrata dönüşüyor. Sanki herkes İngiliz prensi ya da prensesi oluyor. Çok sevdiğim yakın bir arkadaşımla yıllar önce otobüs yolculuğu yapmıştım. Top kek dağıtılacak diye heyecanlanan, telefonda bağıra bağıra konuşan, adabımuaşeretten tamamen uzak biriydi. Geçenlerde ilk kez birlikte uçak yolculuğu yaptık. Aynı insan bu kez o kadar kibar, sessiz ve kontrollü davranıyordu ki çocukluk arkadaşımı tanıyamadım. Gerçekten merak ediyorum: Uçak yolculuğunun insan psikolojisi üzerinde nasıl bir etkisi var da davranışlarımız bu kadar değişiyor?
1
165
Irfan ALTAY 🇹🇷 🇺🇦 💛🌿💙 retweeted
Hesabıma özellikle birkaç gün güçlü bir destek verirseniz çok sevinirim. Dört koldan saldırıyorlar. Birlikte yürüyecek daha çok uzun bir yolumuz var. Hepinize şimdiden çok teşekkür ederim 🌹❤️
2,328
1,952
10,320
138,601
Neden bu şirketler takmış vaziyette sineklere Microsoft da aynı stratejiye sahip
1
2
165
Zaman acımasızdır… Bir zamanlar dünyanın kapağına sığan o bakışlar, bugün hayatın bütün yükünü taşıyor. Bazı insanlar yıllar geçtikçe değişmez; sadece içlerindeki savaş büyür. National Geographic'in İkonik Fotoğrafı Afgan kızının dün ve bugünü
3
212
Herkes Celal Şengör'ü konuşurken Kimse Tuna Tavus'un zayıflamasını konuşmuyor 6 Ayda Tam 70 Kilo Verdi Acaba İğne falan mı kullandı
1
184
Selçuksports' operasyonu: Sahibi gözaltında Korsan maç yayınlayan ‘selçuksports’un sahibi Selçuk Yılmaz gözaltına alındı.
4
1,393
Türkiye'de Kadın Olmak; Ananın amından çüksüz çıkmaktı tek suçun... “Erkek bekliyorduk ama” diyerek karşılarlar seni doğduğunda. Bu cümledeki “ama” sözcüğünde sıkışıp kalırsın doğduğunda, kalan hayatında da bu üç harfe sıkışarak yaşayacağın gibi. Bir erkek çocuğu akşam saatlerinde saatlerce arka bahçede arkadaşlarıyla bütün cinselliği keşfedebilirken, sen beş dakika kaybolduğunda suratına dikilmiş bir çift göz ve seni bekleyen okkalı bir tokatla karşılanırsın. Ananın amından çüksüz çıkmaktı tek suçun; halbuki babanın anneni aldatırken ceplerine sokuşturduğu telefonun yaydığı radyasyon Y kromozomunu meyhanede içmeye götürmüştür ilişkileri sırasında, o kadar. Tabi kabahatli yine sensindir. Sevmediğin bir insanın yediği yemeğin faturasını ödemek gibidir dünyaya gelişin. Bilmezsin kocaman dünyada kitapsız tek öğretmenin sen olduğunu, hayat sana öğretecektir “ama”. Okuman kıyamet sayılır hatta, taş yastıkta yatıramazlar okursan seni, daha neler neler. Senin bir dünyan olduğunu kimse bilmek istemez. Çünkü senin bir dünyanın olduğunu kabul ederlerse; diğer gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaktır ailen. Çüksüz çıkmanın peşini incecik bir zar alır. Sen büyüyene kadar korumakla ailen kendisine sorumluluk biçer. Kulağına fısıldar annen “yüksekten atlama, oraya bir şey sokma sonra kocan olmaz”. İncecik zar, çüksüzlüğün yerini alır bilincin geldikçe. Hayat karabasan gibi o zarın üzerinde dönmeye başlamıştır. Senin bir dünyan olduğu; göğüslerinin büyüdüğü, adet günlerinin yaklaştığı zamanlarda, tüylenmeye başladığın ve dünyaya dair tüm hislerin alt üst olup çocukluktan kadın erkek dünyasına geçerken karşı cinsi ve kendini keşfederken tüm dünya ve ailen senin duygularının herhangi birisini sormak yerine, mesela kime aşık olduğunun, hangi arkadaşına kızdığının, arkadaşlarının hangisini çok seviyorsun, fark etmeden kalbini kıranların önemi yoktur. Gece uyurken senin zarından başka bir şey düşünmezler. Hatta geleceğine dair düşündükleri tek şey hayatını nasıl kazanacağından, hangi işi yapmak istediğinden, neye ilgin olduğundan önce bu siktiğimin zarı delinmeden bir an önce evlendirip başlarından nasıl savacaklarıdır. Evlendikten sonra yediğin dayak, iş kolu bile sayılmayan ev hanımlığını nasıl yerine getireceğin; yahut çalıştığın yerde kocanın kapının önünde cellat gibi bekleyerek seni döverek eve götürmesi senin sorumluluğuna kalır. Kendini iyi hissedip hissetmemen zerre önemli değildir. Saçlarına gereken bir tarak, birbirine karışmaması için gereken krem, adet olduğunda ahlak abidesi topluma rezil olmamak için kullanman gereken pet ve bir de göğüslerinin biraz büyük gözükünce kendini ne kadar iyi hissettiğini düşündüğünde kullanacağın balen herkese batar, çünkü bunlar çüklü olan biz erkeklerin masraf listesinde yoktur. Zaten sana yeterince masraf yaptıklarını düşünürler. Halbuki seni pahalı bir araba gibi görmekten başka bir şey değildir; durumu olmadığı halde yarışmada kazandığı arabayı satın almak için vergisini ödemek zorunda kalan yarışmacıların şaşkınlığıdır bu. Bakma kadınlara seçilme hakkı verdiğimize, kadın vekillerden bahsedenlere, başbakanımız kadındı diyenlere. Canın sıkıldığında oturup yol kenarında bir bira içsen köprü trafiğine çevirirsin yolları; meyhaneye gidip rakı içsen tuvaletinin kapısında bekleyen sayısı en az üçtür; evine gece geç dönsen ibibik kuşları yolunu gözler dedikodun için, “kim bilir nereden geliyor?” derler; yolda kahkaha atarsın aranıyor derler; spor yapıp çeki düzen dersin tutuşmuş derler; markete gidersin götüne bakar; vs. vs. çünkü ananın amından çüksüz çıkmaktır tek suçun. Gençliğin de böyle dört köşe geçip gider işte. Seni bekleyen kocaman bir dünyanın hayalini kurarsın. Tek beklentin ailenden görmediğin şeylerdir. Bacak aranın içine girip çıkmak için bin takla atan çüklü yaratıklardan kurtulup göğüslerin, vajinan ve dudaklarından başka içinde atan kalbinin odalarında oturup rahat bir uyku çekebileceğin bir insanın çıkması için dua edersin. Ama bütün sorulara hazırlıklı olman gerekir; daha öncesinde parayla defalarca başkasıyla birlikte olmuş ve düşürdüğü kızların orasını burasını arkadaşlarına anlatırken böbürlenen insan görünümlü götverenlerden gelecek sorulara: 1. Zarın yırtık mı değil mi? Yani daha önce kimseye verdin mi? 2. Değilse anal seks yaptın mı? Daha önce kiminle öpüştün, birinin çükünü gördün mü?, senin vajinana dokundu mu? 3. Yırtıksa kime verdin, onunla yaşadıklarını benimle kıyaslayacak mısın? (Tabi bunlar entelektüel düzeyde sorular, bazen daha kötüsü olur ve kendini dünyanın tek deliği gibi hissedersin) Bütün bu sorular gelir hayatının her dönemi, bütün haz aldığın anlar senin için Mekke kadar kutsaldır. Zaman geçer, kendine gömülmeyi öğrenirsin. Bir erkeğe sorduğunda ya işte oldu bişeyler der, sen öpüştüm dersin kıyamet kopar. Bilirsin artık bu zorlu yolun yamaçlarını. Sıra evliliğe gelir. Bu zorlu yolda tabii ki ailen seni yalnız bırakmaz. Zarını kimin daha iyi delebileceğini araştırmaya başlarlar; kimse ten uyumundan, aşktan, sevdadan bahsetmez. Hiç seks yapmadan bile mutlu olabileceğin, seni anladığında yüzünün kıvrımına dünyanın dönüşünü sığdırabileceğin bir insanın olup olmaması zerre düşüncelere gelmeden senden çüklü ya da çüksüz bir torun isteği gelir. Çünkü kendilerinin senin için düşündüklerini, hissettiklerini, yaşadıklarını yaşaman için yeterli cezayı alman gerekir. Ancak o zaman yakanı bırakırlar. Ailen yakanı bırakır, bir daha hiç tutmamak üzere. Kocan zaten seni satın almıştır; ya başlıkla ya fiyakayla. Boşanmak istersen orospu ve potansiyel verici olarak yaşamayı göze almışsındır. Karşılaştığın çoğu erkek boşandığını öğrendiğinde boşalmayı hayal eder. Halbuki boşanmış bir erkek boşalsın diye sürekli pışpışlanır: “Yalnızlık zor” diye. Sana da “yalnızlık yok, ihtiyaçlarını karşılamak gerek” diye yaklaşılır. Türkiye’de kadın olmak çocuğunun kız olmaması için dua etmektir, senin yaşadıklarını yaşamasın diye. Sevgili rimeli akmış kadın, Kubik ancak bu kadarına değindi. Çünkü babam başkalarının üzerinden kalkıp eve geldiğinde döverdi onu. Babası annemi mirastan muaf bırakmıştı. Parası yoktu, ekonomik özgürlüğü hiç olmadı. Ve onu kurtaracak tek şey de Sosyalizm olmuştu, o da hiç olmadı, annem de kendisinin kurtuluşunu Sosyalizmde görecek kadar hiç okumadı. Bütün kadınlar için geçerliydi bu; Ya sosyalist bir coğrafyada kimseye boyun eğmeden özgürce birisiyle birlikte olmakla bir çocuk dünyaya getirecek insanlar ya da mecburiyetler, şartlar ve zorunlulukların getirisiyle birlikte olacaklar ve istenmeyen çocuk olacak bütün çocuklar. İkisi arasında çok fark vardı. Ve bu fark bizlerin yaşamını tamamen etkiliyor. Bir gün mutlaka insanlar birbirini sevdiği için birlikte olup, miraslarını dünyaya isteyerek getirecekler. Ve biliyorum dünyanın kadın için en zor yeri Türkiye’dir. Bir ayağı medeni, bir ayağı gerici bu coğrafyanın. Her gün karıya giden adamların namusçuluk oynadığı, 11 ay boyunca pavyonda gezip 1 ay ahkam kestikleri, ona buna laf atarken kendi kız kardeşi mevzu bahis olduğunda ahlak abidesi kesilen dallamaların olmadığı ve coğrafyada kadınların erkeklerin birbirini gerçekten seveceği gün gelecektir. Hiçbir kadın, kız çocuğu olup da kendi yaşadıklarını yaşamasın diye erkek çocuğu olsun diye dua etmemeli yurdumda, annem gibi. Sevgiyle,
1
227
Bakınca ne görüyorsunuz ?
1
1
258
Mermer gibi yağ dokusu, efsane lezzet Bu sıradan bir et değil Wagyu. 🥩
1
202