💭 Ahmet Türk: “Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
🗣️ Cihat Yaycı da diyor ki: “Ahmet Türk kim mi?
— Devletin inkâr ettiği değil, devletin en üst makamlarına taşıdığı bir siyasetçi.
— Milletvekilliğinden belediye başkanlığına kadar devletin bütün demokratik imkânlarından yararlanmış, buna rağmen devleti ‘inkâr’ ile suçlayan bir siyaset figürü.
— Feodal düzenin içinden gelen, geniş toprak sahibi bir aileye mensup olmasına rağmen mağduriyet siyaseti yapan bir aktör.
— Cumhuriyet’in sağladığı siyasî imkânlarla yükselmiş, fakat Cumhuriyet’in kurucu kimliğiyle sürekli hesaplaşmış bir siyasetçi.
— Devletin dışladığı değil; devletin Meclis’te temsil ettirdiği, belediye yönetimini emanet ettiği bir isim.
— Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu imkânlardan azami ölçüde yararlanmış, fakat Türkiye Cumhuriyeti’nin millî kimliğini tartışmaya açmayı sürdüren bir siyasetçi.
— Öncelikle açıkça ifade etmek gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ‘Kürdistan’ adında bir devlet, özerk bölge veya hukukî statü bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti bölünmez bir bütündür.
— Bu ülkenin vatandaşlığının adı Türk vatandaşlığıdır. Türk vatandaşlığı; etnik kökeni ne olursa olsun herkesi eşit kabul eden anayasal bir aidiyettir.
— ‘Kimliğim yok’ demek de, ‘dilim yok’ demek de gerçekle bağdaşmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nde milletvekilliği yapmış, belediye başkanlığı yapmış, siyaset üretmiş ve büyük servet sahibi olmuş bir kişinin ‘yok sayıldığını’ iddia etmesi inandırıcı değildir.
— Eğer bir insan devletin sunduğu tüm siyasî haklardan yararlanmış, en üst düzey görevlerde bulunmuş ve ekonomik varlık edinmişse, ortada inkâr edilen bir kimlik değil; demokratik sistemin sağladığı imkânlardan yararlanmış bir vatandaşlık gerçeği vardır.
— Eleştiri başka şeydir, devleti ve milletin birliğini tartışmaya açmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti, bütün vatandaşlarına eşit fırsatlar sunmuş; karşılığında ise sadakat ve ortak gelecek bilinci beklemiştir.
— Bu topraklarda hak iddia etmenin temeli etnik ayrılık değil; ortak vatan, ortak tarih ve ortak vatandaşlık şuurudur. Ayrıştıran değil, birleştiren bir dil milletimizin geleceği için esastır.
— Sorun kardeşlik eksikliği değildir. Bu şahıs ve bunun gibilerinin amacı; ortak vatandaşlık değil, etnik kimliğin siyasallaştırılarak ayrı bir siyasî statü ve egemenlik alanı talebine dönüştürülmesidir.
— Kardeşlik söylemi üzerinden yürütülen bu sinsi yaklaşımın hedefi; Türk Milleti ve Türk vatandaşı tanımının değiştirilmesi ve hemen akabinde de devletin üniter yapısının aşındırılması ve etnik temelde yeni bir siyasî düzen kurulmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin buna rıza göstermesi düşünülemez.
— Türkiye’nin ihtiyacı geçmişin ayrılıkçı söylemleri değil; güçlü devlet, güçlü millet ve millî birliktir.”