artık nişan mişan baymadı mı zaten ya. anlaşma sağlayan bi zahmet gidip nikahı kıysın. pilavımızı yer, hediyemizi götürürüz. daha fazlası inanın ki fazlalık.
ay zaten karizması/yakışıklılığı dünyaca kanıtlanmış adamlara "çirkin adam seviyorum yhaa" demeyi kesin artık. yakışıklılık babyface olmak değildir illa. çirkin sevdiğinizi anlamak icin kendinize şu soruyu sorun; aşık olduğum adama benim harici herkes şam şeytanı gibi diyor mu?
Muhteşem Yüzyıl’da bi sahne vardı. Şehzade Mustafa Sultan Süleyman için “ben babama benzedikçe, o benden daha çok uzaklaşıyor” minvalinde bir cümle kuruyordu. Bazıları sizi en çok da, kendilerine benzettikleri için sevmiyorlar. Ondaki ateş sizde de varsa, o ateşe düşman oluyorlar
Yabancı bir ülkeye gidip oradaki Türk konsolosluğunda evlenmenin Türkiye'deki herhangi bir belediyenin nikah salonunda evlenmekten hiçbir farkı yoktur. Sonuçta mekan dışında herşey aynıdır. Nikahınızı Türk bir memur kıyar, aynı evlilik cüzdanını alırsınız ve Türk Hukuku'na tabi olursunuz. Hal böyleyken son yıllarda özellikle ünlüler arasında yabancı ülkedeki Türk konsolosluklarında evlenmenin yaygınlaşmasının amacını sorguladığımda aklıma iki ihtimal geliyor. Ya hava olsun diye bunu yapıyorlar ya da nikaha misafir gelmesin diye.
Ozan Güven, yaşanan olayların ardından açıklama yaptı:
"Eleştiri başka şeydir, linç başka şeydir. Tepki başka şeydir, insanı yok saymak başka şeydir.
Ben de bir insanım. Bu durum artık benim için kabul edilebilir değil.
Olayın yaşandığı mekân ve muhataplarını önce adalete, sonrasında da Allah’a havale ediyorum.
Böyle bir meseleyle sizleri yorduğum için hepinizden özür diliyorum memleketimin güzel insanları."
Tuzunuz kuruysa oturun bedavaya iş yapın, bir şey demek benim haddim değil. Ama millete “her şey para değil” diye ders vermeyin. Çık bak bakayım dışarıda her şey para mı değil mi? Dükkanlara gir, tek tek beleş bişey vermelerini iste, bakalım yüce vizyonunu kaç kişi paylaşıyor?