Ozan Güven meselesinde olayı, "E yargılanıyor ya, daha ne olsun?" noktasına indirgemek doğru değil.
Medeniyet dediğimiz şey tam da dün akşam Ozan Güven'e gösterilen tepkiye benzer olaylarla gelişir.
Cezalandırmadan anlaşılan tek şey yargı eliyle yapılan cezalandırma olursa, toplum her hatayı salt yargıya havale ederse, sosyal tepki arka plana atılırsa; bilinçli bir toplum olmanın, duyarlı bir vatandaş olmanın içi boşaltılmış olur.
Ozan Güven tanınmış bir sanatçı. Tanınmış birinin yapacağı iyi ya da kötü bir eylemin topluma yansıması, sıradan birinin fiiline göre çok daha güçlü olur.
Bir sanatçı kadın döverse bunun, toplumun gözünde kadına şiddetin normalleşmesine katkısı, tanınmamış birinin kadın dövmesine göre çok daha yüksek olabilir. Bu sebeple onun karşılaşacağı yaptırım da tanınmamış birinin karşılaşacağı yaptırımdan daha fazla olmalıdır.
Mahkeme sanığın tanınırlığını gözetmeyeceği için yaptırım yargının vereceği cezayla sınırlı kalırsa, suçtan dolayı toplumsal yapının gördüğü zarar ile ceza arasında uçurum oluşur.
Ozan Güven böyle bir sosyal yaptırıma maruz kalmalı ki tanınmış bir erkek bir kadına zarar vermek için elini kaldırdığında aklına bu gelsin ve iki kez, üç kez, beş kez düşünsün.
Hatta öyle olmalı ki bu tür işlere kalkışan tanınmış kişi, yargının vereceği cezadan çok toplumsal yaptırımdan çekinmeli. Medeni toplum, duyarlı toplumdur.