Pazar sabahları, bir ülkenin uykuya doyduğu sabahlardır.Ama bugün 86 milyon tek yürek olmuş, ekran başına kilitlenmiş durumda. Çünkü söz konusu olan sadece bir futbol maçı değil; ay yıldızlı formanın sahadaki mücadelesi. Ne var ki oynanan futbol keşkelere boğdu bizi pazar sabahında.
Kerem 4-5-1’in yalnız bırakılmış santrforu değil. Arda Güler kenarda bekletilecek bir oyuncu hiç değil. Bunu herkes biliyor. En önemli silahını etkisiz hale getiremezsin.
Rakibin fizik gücü yüksek, temposu yüksek. Böyle bir maçta mücadele gücüyle öne çıkan isimlerden biri Barış Alper Yılmaz’dı. Ancak ilk yarının ardından onu da oyundan almak, sahadaki direnç noktalarından birini kendi elinle ortadan kaldırmak oldu.
Utandırmak için Kanada’ya kadar gitmenize gerek yoktu.Bu mağlubiyet oyuncu kalitesiyle açıklanamaz. Sorun oyuncularda değil, oyuncuları kullanış biçiminde.
Futbolda yenilmek vardır. Ama elindeki en büyük silahları etkisiz hale getirerek yenilmek kabul edilemez. Milli takımın sorunu yetenek eksikliği değil, teknik adamın sahaya yansıttığı tercihlerdir. Arda kenarda, Kerem etkisiz bir rolde, ilk yarıda mücadele eden Barış Alper dışarıda…
Buna kötü gün değil, akıl tutulması denir.
Montella’nın kredisi tükenmiştir.