Joined March 2015
671 Photos and videos
TKP’nin bu bizi dinleseniz her şey çok güzel olacak tavrı patolojik bir hal alıyor iyiden iyiye.
Eğer TİP ve diğer sol partiler TKP'nin çağrısına karşılık verme cesaretini bulabilirse Türkiye'de başka şeyler konuşulur...
1
2
267
Yirmi dört saatte nereden nereye…
Fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür Türk gençliğinin son kalesi olan Dizgin Dergisi’nin dijital altyapısına yönelik gerçekleştirilen yetkisiz bir müdahale neticesinde, yayın hayatımızın sonlandırıldığına dair asılsız bir metin, korsan yollarla dolaşıma sokulmuştur. İlgili korsan metin, kurumsal irademizi yansıtmadığı gibi barındırdığı teslimiyetçi üslup ve seçilen yöntem itibariyle de ilke ve yayın çizgimizle mutlak bir zıtlık içindedir. Dahası, hesaplarımızın fiili kontrolden çıkarılmaya çalışıldığı bu bulanık süreçte geçmişe dönük olarak dolaşıma sokulan Kemalist ideolojinin ilkeleriyle bağdaşmayan, misyon ve vizyonumuzu temsil etmekten yoksun sığ ve dürtüsel söylemler de bugün tasfiye edilen bu işgalci zihniyetin bir ürünüdür. Bu topraklarda ilericiliğin, aydınlanmanın ve anti-emperyalizmin yegane temsilcisi Kemalist Devrim’i slogan olmaktan çıkarıp akademik bir zemine taşıyan vizyonumuz karşısında sapmalar yaşayan odakların mevcudiyetimizi dijital vandalizm yoluyla tasfiye etme çabası, onlardaki acziyetin tescilidir. Muktedir odakların ideolojik aygıtlarına eklemlenmiş, fikirleri akıl ve bilimin süzgecinden geçiremeyenlerin, iletişim araçlarını gasp ederek Kemalizm’in yükselen sesini boğabileceklerini sanmaları, dâhili bedhahların içine düştüğü yanılsamadan ibarettir. Dizgin Dergisi, kaba indirgemeciliklere, 19. yüzyılın köhne dogmalarına, emperyalist zihniyetlere ve sığ hamasetlere karşı, Kemalist Devrim’in rasyonel eksenindeki yayınlarına hiçbir taviz vermeksizin devam edecektir. Söz konusu asılsız metni, ardındaki yöntemsel sapmayı ve bugüne dek yaratılmaya çalışılan ideolojik tahrifatı bütünüyle reddediyoruz. Türkiye'nin en büyük Kemalist yayın organı olan Dizgin Dergisi; tabanını emekçi aydın kesimlerde ve tarihin her döneminde ilericiliğin öncü gücü olan öğrenci kitlesinde bulan okur topluluğuyla, Kemalizm’in ilke ve devriminden sapmayan yayıncılık anlayışı ve yeni dosya konusuyla çok yakında yeniden okurlarıyla buluşacaktır. Dizgin Yayın Kurulu
2
30
3,226
Bu topraklarda bir saat bile iktidarların yükselip düşmesine yeter bir süre… kazandım dediğin an kaybedersin…
3
412
larpiye larpistan larparator özlarpçıhan larparoğulları
Adnan Menderes’in 6 Eylül 1958 günü söylediği, “İdam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya.” sözüne İsmet İnönü’nün bir gün sonra verdiği yanıt: ❝Sehpalar kurulursa nasıl işleyeceğini kimse bilemez.❞
15
1,090
taha retweeted
yeni nisan yönetim kurulu👇👇

2
2
16
1,288
Koca TKP, TİP’in adını vermeden göndermeli tivit atıyor, tüm programını Kürt hareketine küfretmekle şekillendirmesine rağmen şimdi Apocuların kampanyasına ortak olup düşene vuruyor. Herhangi bir dergi çevresinin bile düşemeyeceği kadar aşağı hareketler. Sebebi bariz. CHP de DEM de hatta ne hadlerineyse TKP de Türkiye solunun TİP tarafından örgütleniyor olmasından rahatsız. Gelmekte olanı görüyorlar ve omuz verecek cesaretleri olmadığından çelme takmaya kalkışıyorlar. Türkiye Komünist Partisi ismini onursuzca işgal ediyorsunuz.
Tavrımız ve çağrımızdır Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur. Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır. Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır. Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk. Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir. TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir. 
 İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz:
 Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. "Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir. Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır. Türkiye Komünist Partisi
 Merkez Komite
29
29
286
51,587
Bu iyi niyetli bir “barışalım, omuz omuza olalım” çağrısı değil. “Hata ettiniz, yenilgiyi kabul edin, babanızın evine dönün” çağrısı. Haklı çıktık diyebilmek için zayıf an kolluyorlar. Tarih kimin haklı çıktığını, kimin zayıflıklarına yenildiğini yazacak.
3
46
4,863
Kötü günlerimiz oldu ama dergi tamamen sağa savruluyor kemalizmi faşizme teslim ediyoruz diyip ofisi ateşe veren atayla artık sonsuza kadar barıştık….
2
20
8,309
taha retweeted
Mesela Burak onlar için bir haindir. Söylediklerini böcek gibi dinler, her nasılsa kendilerine uymayan yerler üstünden bir inşaat işçisini yok etmeye odaklanırlar. Siz kendinizi çok zeki ve gururlu görüyorsanız, tamam lan biz de öyle görüyoruz. Üzülmeyin!

10
9
92
8,580
taha retweeted
"İşçi Yürüyor Baştan..." 15-16 Haziran Direnişi “bir ağızdan söylemenin güzelliğiyle bir şarkıyı, birlikte sahip çıkmanın bir öfkeye bir hesabı birlikte ödetmenin ‘düşen kalır, bırakın ağlamayı’ demenin kutsal ve hüzünlü aleviyle yaşayıp durur o haziran akşamı” Büyük İşçi Direniş’ini yaratanlar bir şarkıyı bir ağızdan kardeşçe söylemenin güzelliğiyle yürüdüler. Söylenecek şarkının aşkıyla düşülen bu yolda bir serüvene çıkanlar, uzunca bir sessizliğin ve usulca mırıldanılan günlerin ardından bir Haziran sabahı gürlediler... O günlerde İstanbul’a üç koldan yürüyen nasırlı yumruklar, 1960’lara kadar türlü yollarla susturulmaya gayret edilen bu çoşkuya, bu şarkıya sahip çıkıyordu. Bu karadüzen içinde devlet eliyle kurulmuş Türk-İş, tek işçi konfederasyonuydu. Ancak Kavel Destanından DİSK’in kuruluşuna giden süreçte işçi sınıfı, burjuvazinin kendisine karşı ördüğü korku duvarını yıkmayı, kendi sözünü söylemeyi bildi. Bu düzenin sürmesini isteyenler, işçileri “ihtilal provası” yapmakla suçlayacak, milli burjuvazi ise Amerikan menşeili thomspson tüfeklerinin namlularını emekçi halka çevirecekti. İşte Büyük İşçi Direnişi’ne giden yol böyle açılmıştı. Bu anlamıyla merkez-kapitalist ülkelerde özellikle 60’lardan beri yükselen işçi sınıfı hareketi, bu topraklarda onun henüz “bir sınıf olup olmadığı” konusundaki tartışmalar sürerken bir cüret göstermişti. İstanbul’u ayağa kaldıranlar kendilerine inançsızca yaklaşanlara, kestirme bir yol bulmanın peşindekilere karşı, verdikleri mücadeleyle kurtuluşun ancak değeri yaratanlarda olduğunu bir kez daha kanıtlayacaktı. Ancak, korku duvarını alaşağı eden işçilerin karşısına hükümet bu sefer torbalardan ve panzerlerden, yığınaklar yapma yoluna girişti. Bunun karşısında İstanbul’u kuşatan emekçiler 15 Haziran’ın akşamında önlerine zırhlı tugayları da katarak Başbakan Demirel’in kardeşi Şevket Demirel’in ortağı olduğu fabrikasını işgal ederek cevap verdi. 16 Haziran sabahında 100 binden fazla işçi fabrikalarından sokaklara çıkmışlardı. İstanbul’da valiliğe yürümek isteyenlerin önü zırhlılarca kesildi. İşçiler bu barikatı aşarak, valiliğin önünden Eminönü’ne doğru yürüdüler. Boğazın diğer tarafında ise kurulan barikatlar işçilerin üzerine kurşunlar kusmaya başlamış, asker silaha davramıştı. Kadıköy’de polis tarafından açılan ateş sonucu pek çok işçi yaralandı ve öldürüldü. Türkiye işçi sınıfını emek mücadelesini Amerikan menşeili tüfeklerinin kurşunlarıyla susturmaya çalışanlar bu yolda amansız bir mücadeye giriştiler. Öyle ki, aradan geçen 9 ayın ardından yapılan 12 Mart müdahalesinin gerekçesini Memduh Tağmaç “Sosyal gelişme ekonomik gelişmeyi aşmıştır.” diyerek açıklayacaktı. Egemen sınıflar, işçi sınıfının emek mücadelesini bastırmak için hiçbir zorbalığa girişmekten çekinmedi. Zira korktular. Haziran’ın 16’sında Unkapanı önünde direnen işçilerin karşıya geçmemesi için köprüyü kaldırıp, İstanbul’dan kaçanlar, memleketimizi Amerika’ya peşkeş çekenler, direnen emekçinin karşısında komanda kamplarında eğitilmiş kontrgerilla artıklarını yığanlar korktular. Biliyoruz ki aradan geçen 56 yıla rağmen egemenlerin korkuları hâlâ taze. 12 Eylül’ün ardından “gülme sırası artık bizde” diyen Halit Narin’in korkuları; bugün Ankara’da yürüyen sarı baretlinin nasırlı yumruklarında, Tokat’ta direnen tekstil işçisinin kesik avuçlarında, Edirne’de patron kurşunlarına rağmen hakkını savunan madencinin bileklerinde ve torna tezgahlarında ölüm beğendirilen genç bedenlerin akan kanlarında yeniden canlanıyor. Yeni Nisan Kadrosu yazdı...
1
12
27
1,739
Adam sizi incitmemek dayanışmayı kırmamak için eleştiri dilini yumuşattı diye kaç gündür itibar suikasti çekmeye çalışıyorsunuz demek ki size açık açık işbirlikçi reformist küçük burjuva milliyetçileri demek gerekiyor
50 tl ye satilan cam şişe munzur suyun solculuk
26
60
1,226
53,727
Okuyan bazen iyi yapıyor size ayda en az bir kez soyunuzu sopunuzu dalınızı kökünüzü…. diye başlamak lazım
2
2
59
11,713
taha retweeted
Takiminda tecavüzcü ve tecavüzcü arkadaşı onca topçu varken utanmıyor tırnağı boyalı adamdan gol yedi diye utanıyor mal oğlu mallar yaşayan en alt seviye canlı türü
ulan her şeyi geçtim de şu ibineden gol yemeye utanmadınız mı amk ya
47
2,905
40,598
588,038
Bugün Öğretmenler Sendikası’nın çağrısıyla bir araya gelen, tutulmayan sözlerin, verilmeyen hakların hesabını sormak ve müzakere etmek için Milli Eğitim Bakanlığı önünde buluşmak isteyen öğretmenlere dönük saldırıda; aralarında İl Başkanımız Fırat Çoban ile Çankaya İlçe Başkanımızın da bulunduğu çok sayıda öğretmen ve sendika yöneticisi gözaltına alındı. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın! #ÖğretmenlerGözaltında
15
360
911
44,727
taha retweeted
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim. Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım: “Birîndar birîna xwe dizane.” Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barış ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim. DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur. Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur. Sözlerimin kastı bundan ibarettir. Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz. Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var: Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.
Jun 11
🔴 TİP Genel Başkanı Erkan Baş, T24 Ankara Bürosu'nun sorularını yanıtladı: 💬 Türkiye yol ayrımında değil, o nokta geçildi, laiklik de cumhuriyet de kalmadı 💬 Küresel bir karşı devrim var, Türkiye bunun denendiği öncü ülkelerden. İktidarın hedefi Azerbaycan’daki gibi seçimli otokrasi t24.com.tr/haber/tip-genel-b… @erkbas
939
512
2,814
937,447
RT @partymustgonnnn: Erkan Baş'ın özür borcu yok. DEM Parti Kürt sorununu tek gündem olarak ele alan bir yaklaşım benimserse, biz de kendi…
20
taha retweeted
Erkan Baş: "TİP’e verilen oylar boşa gider söylemi vardı. Peki şimdi onun sonucu ne oldu? Vatandaş bunu görmüyor mu? Mesela Antalya'da biz 2 bin oyla bir turizm işçisi arkadaşımızı seçtiremedik. Onun yerine kim seçildi? Serap Yazıcı. AKP'de şimdi. Doğru mu? İstanbul'da 1000 oyla belediye işçisi seçilemedi. Onun yerine seçilen Nedim Yaman AKP'de. Eskişehir'de motokurye arkadaşımız seçilemedi. İYİ Parti’ye taktik oy verildi. Şimdi AKP'de. Söylediğimiz şeyin doğru olduğu, TİP’in tek başına da milletvekili çıkartabildiği, bunların görülmesi elimizi kuvvetlendiriyor."
56
465
3,386
142,596
Yok biz bütün devrimcilerden komünistlerden ayrışacağız onları çirkin ithamlarla soldan dışlayıp sağcı çocuklarla cumhuriyetçi cephe kuracağız bu işin doğrusu budur alper ağabey bilgin olsun
“Devrimci, devrimcinin sığınağı olacak; sol, solun sığınağı olacak.”
2
27
5,639
taha retweeted
Kapital'in ilk cildinde bir dipnot var. İngiltere'de çalışma saatinin 10 saate düşürülmesi tartışılırken veliler, kapitalistler hatta bizzat kimi işçiler, artan zamanda gençler ahlaksız işlere bulaşır diyerek buna karşı çıkıyorlar. Sömürü aklanırken söylemler hiç değişmiyor.
8
470
3,511
58,333
taha retweeted
Bir rezilliğe tanıklık ediyoruz. Haftalar önce madenci kardeşlerimiz bileğinin hakkıyla, çocuklarının geleceği için bedenini açlığa yatırarak burada bir direniş kazandı. Devletin 3 bakanı söz verdi, “patron işçilerin tüm haklarını ödeyecek” dedi. Haftalar sonra bugün biz yine Yıldızlar SSS Holding önünde, tutulmayan sözlerin peşinde direniyoruz. Soruyorum: Devlet daha verdiği bir sözü tutmayacaksa nerede bunun kudreti? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir tane patron bozuntusuna işçilerin hakkını ödetemiyor öyle mi? Gençlere cop vurup biber gazı sıkarken çok güçlüsünüz ama bir patrona söz geçirmekten acizsiniz, öyle mi? Bu süreçte birkaç defa “bütün alacaklar ödendi” açıklaması yaparak işçileri kandırdılar, biraz önce de benzer bir açıklama yapıldı. Patronların ve yetkililerin sözüne güven duymadığımız için işçi arkadaşlarımız avukatlarımızla görüşme halinde, tüm hesaplar kontrol ediliyor ve herkes tüm haklarını alana kadar burada beklemeyi sürdürüyoruz. Şunu iyi bilsinler: İşçi kardeşlerimizin tek bir lirası bile patronda kalmayacak. Devran nasıl olsa dönecek; söz verip oyaladığınız, kandırdığınız işçilerin hesabı mahşere kalır zannediyorsanız yanılıyorsunuz!
31
947
5,395
63,629