Ümit Demirel: “Söz Verildi, 3 Yıl Geçti; Artık Vaat Değil Kanun İstiyoruz”
2023 seçimleri öncesinde kamuoyuna açık şekilde 3 önemli söz verilmiştir:
1. dereceye gelen kamu çalışanlarına ve emeklilerine 3600 ek gösterge verilmesi,
Memur emeklilerine seyyanen zam yapılması,
Kamuda görevde yükselme ve atama süreçlerinde sözlü sınav uygulamalarına son verilmesi.
Bu üç başlık, kamu çalışanlarının ve emeklilerin yıllardır beklediği temel adalet başlıklarıdır.
Ancak bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki; bu sözler hâlâ kanuni düzenlemeye dönüşmemiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine yeterli kararlılıkla taşınmamış, milyonların beklentisi karşılıksız bırakılmıştır.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
3 yıl beklemek için çok uzun bir süredir.
Kamu çalışanlarının sabrı daha fazla zorlanmamalıdır.
Memur ve memur emeklisi verilen sözlerin gereğinin yapılmasını beklemektedir.
“1. Dereceye Gelen Tüm Kamu Çalışanlarına 3600 Ek Gösterge Verilmelidir”
3600 ek gösterge meselesi, yalnızca teknik bir maaş katsayısı düzenlemesi değildir. Bu düzenleme; emekli aylığını, emekli ikramiyesini, çalışma hayatındaki statüyü ve kamu görevlisinin geleceğe güvenle bakmasını doğrudan ilgilendiren bir haktır.
2023 seçimleri öncesinde, 1. dereceye gelen tüm kamu çalışanlarına ve emeklilerine 3600 ek gösterge verileceği ifade edilmiştir. Buna rağmen aradan geçen 3 yılda, bu söz tüm yönleriyle hayata geçirilmemiştir.
TEÇ-SEN olarak talebimiz nettir:
1. dereceye gelen tüm kamu çalışanları ve emekliler, unvan ayrımı yapılmaksızın 3600 ek gösterge kapsamına alınmalıdır.
Bu düzenleme yalnızca belirli meslek gruplarıyla sınırlı tutulmamalıdır. Kamu hizmeti bir bütündür. Devletin her kademesinde görev yapan memur, şef, teknisyen, tekniker, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, bilgisayar işletmeni, hizmetli, şoför, koruma ve güvenlik görevlisi, idari personel ve diğer tüm kamu çalışanları bu hakkın dışında bırakılamaz.
Ayrım değil, adalet istiyoruz.
Lütuf değil, verilen sözün yerine getirilmesini istiyoruz.
“Memur Emeklilerine Seyyanen Zam Verilmemesi Büyük Bir Adaletsizliktir”
Kamu çalışanlarına yapılan seyyanen artışın memur emeklilerine yansıtılmaması, emekliler açısından derin bir gelir kaybı oluşturmuştur. Bugün memur emeklileri, yıllarca devlete hizmet etmiş olmanın karşılığında insanca yaşayabilecek bir gelir talep etmektedir.
Memur emeklileri bu ülkeye yıllarını vermiştir. Masada, sahada, okulda, hastanede, adliyede, üniversitede, kamu kurumlarında ömürlerini kamu hizmetine adamıştır.
Ancak bugün memur emeklileri;
yüksek enflasyonla,
artan kira ve fatura yüküyle,
gıda fiyatlarındaki artışla,
sağlık ve temel yaşam giderleriyle
baş başa bırakılmıştır.
Emekli olmuş bir kamu görevlisinin geçim derdiyle mücadele etmesi sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz.
TEÇ-SEN olarak bir kez daha ifade ediyoruz:
Memur emeklilerine seyyanen zam verilmelidir.
Görevdeki memura verilen seyyanen artış emekliye de yansıtılmalıdır.
Emekli kamu görevlileri yoksulluğa mahkûm edilmemelidir.
Emekliler ülkenin yükü değil, bu ülkenin hafızasıdır. Emekliye vefa, sadece sözle değil, maaşa ve sosyal haklara yansıyan düzenlemeyle gösterilmelidir.
“Sözlü Sınav Uygulaması Kamu Vicdanını Yaralamaktadır”
Kamuda görevde yükselme, unvan değişikliği ve atama süreçlerinde sözlü sınav uygulamaları yıllardır tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
Sözlü sınav uygulaması; objektiflik, liyakat, ölçülebilirlik ve denetlenebilirlik açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Yazılı sınavda yüksek puan alan kamu çalışanlarının, sözlü sınav sonucunda elenmesi ya da sıralamasının değişmesi kamu vicdanını zedelemektedir.
Kamu çalışanları şu soruyu sormaktadır:
Yazılı sınavda başarı gösteren bir memur, hangi objektif kriterle sözlü sınavda başarısız sayılmaktadır?
Görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde esas alınması gereken ölçüt;
bilgi,
emek,
tecrübe,
hizmet yılı,
yazılı sınav başarısı,
liyakat
olmalıdır.