Türk Tabipleri Birliği, Türkiye’deki hekimlerin örgütlü sesidir.

Joined May 2011
11,752 Photos and videos
RT @ttborgtr: 📢 Çevrimiçi Basın Toplantısı Daha Doymadınız mı! Aile Hekimliğinde Paralı Dönem ve Rant Paylaşımı Başladı! İzin Vermeyeceğiz…
17
Muayenehanesi Olan Hekimlere Hukuka Aykırı Sınırlandırma ve Konsültasyon İçin Kadro Şartı Getiren Hükümlerin Yürütmesi Durduruldu 👇 ttb.org.tr/785yl7q
16
42
4,424
Etikle Hukuk Çatışınca Panelinin Kitabı Yayımlandı 👇 ttb.org.tr/795yl7p
9
24
2,901
Çocuk İşçiliğinin Ortadan Kaldırılması, Çocukların Sağlıklı Gelişim Hakkının Korunması Açısından Temel Bir Toplumsal Sorumluluktur 12 Haziran, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 2002’de çocuk işçiliğine dair farkındalığı artırmaya yönelik Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü olarak ilan edilmiştir. Çocuk işçiliği çocuğun yaşına uygun olmayan, eğitimini engelleyen, sağlığına ve gelişimine zarar veren her türlü ekonomik faaliyeti kapsamaktadır ve tüm dünyada; onların ruhsal, bilişsel, bedensel gelişimlerini tehdit eden en büyük sorunlardan biri olmaya devam etmektedir. ILO verilerine göre, dünyada 160 milyon çocuk işçi bulunurken; Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’de 2019 yılı itibariyle 5-17 yaş grubunda 720 bin çocuk ekonomik faaliyetlerde yer almaktadır ve yaz aylarında okulların kapanmasıyla çalışan çocuk sayısı 3 milyonu bulmaktadır. Çocuk işçiliği tarım, hayvancılık, sanayi, hizmet sektörü, sokakta çalışma ve ev içi görünmeyen emek gibi farklı alanlarda ortaya çıkmaktadır. 5-14 yaş arasındaki çocuk işçilerin çoğunluğu; tarlada, sokakta, şantiyelerde ve atölyelerde güvencesiz şekilde çalışırken; 15-17 yaş grubunda çocuk işçiler ise kent merkezlerinde sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde istihdam ediliyor. TÜİK’in son yayımladığı çocuk işgücü istatistiklerine bakıldığında 2006 yılından 2020 yılına doğru ailesinin yanında çalışan çocukların oranı düşerken, başkasının yanında yevmiyeli çalışan çocuk sayısının arttığını görüyoruz. Çocuk işçiliği ekonomik bir sorun olmanın ötesinde bir halk sağlığı sorunudur. Kapitalist sömürü düzeni içinde düşük ve orta gelirli ülkelerde yaygın olmakla birlikte göç, savaş, iklim krizi ve ekonomik eşitsizlikler nedeniyle artık yüksek gelirli ülkelerde de görünür hale gelmiştir. Çocukların erken yaşta çalışmaya başlamaları; okula devamsızlıklarınave okul terklerine yol açmaktadır. Bu da çocuğun bilişsel gelişimini, benlik algısını ve geleceğe yönelik beklentilerini olumsuz etkilemektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, bugün Türkiye’de ortaöğretim kademesinde 1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin dışındadır. Diğer yandan Türkiye’de meslek liseleri, çıraklık sistemi ve özellikle Mesleği Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında yürütülen işyeri temelli mesleki eğitim uygulamalarının yapısal niteliği, yasal çerçevesi ve fiili işleyişi incelendiğinde dikkat çeken bir tablo ortaya çıkmaktadır. Öğrenciler “öğrenen” konumundan hızla “ucuz işgücü” konumuna kaymakta, okul destekli istihdam mekanizmaları bazı sektörlerde çocuk işçiliğinin fonksiyonel bir türüne dönüşmekte ve bu dönüşüm hem eğitim hakkı hem de iş sağlığı ve güvenliği açısından çok boyutlu sonuçlar yaratmaktadır. 3308 sayılı kanun ile düzenlenen çıraklık/aday çıraklık statüsü her ne kadar öğrencilere sigorta ve belirli koruyucu hükümler sağlıyor görünse de; bu statünün iş hukuku kapsamındaki işçi statüsü ile arasındaki farklar, özellikle iş güvencesi, denetim yoğunluğu, işveren yükümlülükleri ve çalışma saatlerinin izlenmesi bakımından öğrencilerin fiilen işçiden çok daha az koruma altında olmasına yol açmaktadır. Bu durum da sahadaki işlevsel pratiğin eğitimden ziyade üretim temelli bir modele kaymasını teşvik etmektedir. Tehlikeli koşullarda çalışma ve eğitimin aksaması, çocuklarda hem beden hem ruh sağlığı açısından birbiriyle bağlantılı ve derinleşen bir dizi risk yaratmaktadır. Genel olarak çocuk işçiler, çalışmayan akranlarına kıyasla daha yüksek oranda depresyon ve anksiyete belirtileri göstermektedir. Çalışan çocuklarda umutsuzluk, değersizlik, suçluluk duyguları ve sürekli kaygı belirtileri yaygındır. Çalışan birçok çocuk; ruh sağlığı üzerinde uzun süreli etkilere yol açan sömürüye, duygusal zorbalığa, istismara ve güvensiz çalışma koşullarına maruz kalır. Sürekli cezalandırılma veya yaralanma korkusu, çaresizlik ve kaygı duygusu yaratır. Özellikle tehlikeli işlerde ve sokakta çalışan çocuklar istismar ve şiddete daha çok uğramakta, bu durum travma sonrası stres bozukluğuna yol açabilmektedir. Kronik ve toksik stres çocuklarda planlama, karar verme, duygu düzenlemesi gibi işlevlerden sorumlu beyin bölgelerini olumsuz etkilemekteve bu da çocukların kaza geçirme riskini artırmaktadır. İSİG Meclisi verilerine göre; 2024 yılında 71 çocuk işçi iş kazasında ölürken bu sayı, 2025 yılında 94’e ulaşmıştır. Çocuk işçiliği, çocuklara yetişkin sorumluluğu yüklediği için özgüven gelişiminde de sorunlara yol açar. Yaşıt iletişimi ve eğitimden mahrum kalmak, sosyal izolasyona neden olur. Akran ilişkilerinde zayıflama, okuldan uzaklaşma, istismara açık hale gelme ve toplumsal dışlanma gibi sosyal etkiler, psikolojik sorunları derinleştiren bir döngüye neden olur. Çocuk işçiler, yeterli beslenme, hastayken bakım görme gibi temel bakım alanlarında da belirgin ihmal yaşamaktadır. Aile içi şiddete maruz kalma, madde bağımlılığı riskini artırmakta ve intihara karşı psikolojik dayanıklılığı zayıflatmaktadır. Tüm bu etkenler dürtüsellik, saldırganlık ve suça sürüklenme riskini de arttırmaktadır ve çocuk işçiliğinin yol açtığı ruhsal sorunlar erişkin dönemde de etkilerini sürdürmektedir. Çocuk işçiliği ile mücadele, yalnızca ekonomik politikalarla değil; çocuk ruh sağlığı, eğitimi, sosyal politikaları ve sosyal hizmetleri kapsayan bütüncül yaklaşımlarla ele alınmalıdır. Sadece çocukların değil, ülkenin de geleceğini etkileyen çocuk işçiliğine karşı TTB Okul Sağlığı Çalışma Gurubu olarak mücadelemizi sürdürürken; çocukların sağlıklı gelişimleri için gerekli eşit, nitelikli ve ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetine erişimlerinin, bilimsel ve güvenli eğitim ortamlarının hayati önemini bir kez daha vurguluyoruz ve ekliyoruz: Her çocuğa nitelikli okul ve eğitim, çocukluk çağında değilse ne zaman? Türk Tabipleri Birliği Okul Sağlığı Çalışma Grubu 👇 ttb.org.tr/kollar/okulsaglig…
25
52
2,902
📢 Çevrimiçi Basın Toplantısı Daha Doymadınız mı! Aile Hekimliğinde Paralı Dönem ve Rant Paylaşımı Başladı! İzin Vermeyeceğiz! 🗓 15 Haziran 2026 Pazartesi ⏰ 12.30 📽 TTB Sosyal Medya Kanallarından Canlı
17
37
4,961
RT @ttborgtr: Çocukları Sağlıklarından, Geleceklerinden ve Hatta Yaşamlarından Mahrum Eden Çocuk İşçiliği Önlenmelidir Dünyada ve ülkemizd…
47
Çocukları Sağlıklarından, Geleceklerinden ve Hatta Yaşamlarından Mahrum Eden Çocuk İşçiliği Önlenmelidir Dünyada ve ülkemizde tarihsel bir sorun olan çocuk işçiliğine dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2002’de, bugünü, 12 Haziran gününü Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü ilan etmiştir. Çocuk işçiliği, çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyen, onları eğitim hayatından uzaklaştıran ve temel insani haklarını ihlal eden önemli bir toplumsal sorundur. Ayrıca eğitim hakkı engellenen çocuğun uzun vadede düşük gelirli işlerde çalışma döngüsü devam etmektedir. Çocuk işçiliğinin ruh sağlığı üzerine etkileri hakkında yapılan incelemeler de, uzun çalışma saatlerinin, düşük sosyal desteğin çocuklarda kaygı, depresyon ve travma riskini artırdığını göstermektedir. ILO 2021 verilerine göre; dünya genelinde toplam 160 milyon çocuk (5-17 yaş) işçi vardır, yani her 10 çocuktan biri işçi olarak çalışmaktadır. Üstelik bu çocukların yaklaşık yarısı sağlıklarını, güvenliklerini ve ahlaki gelişimlerini olumsuz etkileyen tehlikeli durumlara maruz kalmaktadır. TÜİK 2019 yılı verilerine göre; ülkemizde 5-17 yaş arasında 720.000 çocuğun hizmet, tarım ve sanayi sektörlerinde çalışmakta olduğu rapor edilmiştir. Bu durum ülkedeki 5-17 yaş arası çocukların %4,4’ünün ekonomik faaliyetlerde yer aldığı anlamına gelmektedir. Yine TÜİK’in 2023 raporuna göre; 15-17 yaş grubunun işgücüne katılma oranı 2020’de ,4 iken, 2023’te ",1’e yükselmiştir. Kayıtdışı ekonomi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) çocuklar da dikkate alındığında bu sayı 4 milyonu bulmaktadır. Bu artış, ekonomik krizler ve yoksulluğun çocukları örgün eğitimden uzaklaştırarak çalışma hayatına yönlendirdiğini göstermektedir. Bu durum çocuk işçi ölümlerinin de artmasına neden olmuştur, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre; 2024 yılında 71 çocuk işçi iş kazasında ölürken bu sayı, 2025 yılında 94’e ulaşmıştır. MESEM’e çocuk işçiliğini artıran bir fonksiyon yüklenerek; işçilerin birikimleri ile (işsizlik sigortasından MESEM öğrencilerine ödenen ücretler) çalışmaya zorlanan, çalışmaya mahkûm bırakılan çocuklar işverenlere ucuz işgücü olarak sunulmaktadır. Staj tanımı gereği stajyer olmasa da o işin gerçekleşebilir olması gerekmektedir, oysaki MESEM öğrencileri işçi gibi çalıştırılmakta, uzun mesailer yapmakta, izin hakları ellerinden alınmakta ve söylenenin aksine hiçbir eğitim almamakta, deneyim kazanmamaktadırlar. İSİG Meclisi verilerine göre, 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. ⁠Türkiye’de ortaöğretim kademesinde 1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin dışında. ⁠“Mesleki eğitim” kılıfı altında 560 bini aşkın çocuk sanayide, atölyelerde ve şantiyelerde ucuz işgücü olarak kullanılıyor. ⁠MESEM, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıyla finanse ediliyor. ⁠“İstihdam teşviki” adı altında kamu kaynaklarından sermayeye aktarılan miktar 7,1 milyar TL’yi aştı. ⁠MESEM öğrencilerinin S,6’sı işyerinde fiziksel veya psikolojik şiddet görüyor. ⁠MESEM uygulaması yoksulluğu bir kaynak olarak kullanarak çocukları denetimsiz işyerlerine, psikolojik-fiziksel şiddete, uzun saatleri bulan mesailere, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm ediyor. ⁠MESEM kapsamında 18 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Çocuk işçiliğinin temel nedenleri, yoksulluk, eğitime erişim zorlukları, işsizlik, iç ve dış göçler, ucuz işgücü talebi ve yetersiz denetimlerdir. Çocuk işçiliği “normal” veya “kaçınılmaz” değildir, olmamalıdır. Çocukları sağlıklarından, potansiyellerinden ve geleceklerinden mahrum eden çocuk işçiliğini önlemek devletin, kamunun görevidir. Çocuk işçinin ufacık gelirine bile muhtaç yoksul ailelere sosyal yardımlar artırılmalı, yetişkinlere istihdam sağlanarak çocukların çalışmak zorunda kalması önlenmelidir. Örgün eğitim yaygın, ücretsiz ve kaliteli olmalıdır, yoksul çocuklara burs verilmeli ve tüm öğrencilerimize en azından günde bir öğün yemek desteği verilmelidir. Ayrıca mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için özel eğitim uygulamaları gündeme alınmalıdır. Ve tabi ki işyerleri etkin ve düzenli olarak denetlenmeli ve çocuk işçi çalıştıran işverenlere ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. MESEM aracılığıyla çocuklarımızın sözde mesleki eğitim denilerek sermayeye ucuz işçi olması uygulamalarına derhal son verilmeli ve çocuklarımıza, okullarındaki modern atölyelerde, öğretmenleri gözetiminde çağdaş, bilimsel bir mesleki eğitim sunulmalıdır. Türk Tabipleri Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi 👇 ttb.org.tr/745yl7n
47
76
7,060
“Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 8. Ulusal Kongresi” Ankara’da Yapıldı 🔗 ttb.org.tr/335yl7m Kongre kayıtları için 👇 📌 Açılış & I. Oturum 📽 youtube.com/live/yLRREOUhHfc… 📌 II. Oturum 📽 youtube.com/live/Pk1V2BJSs8U… 📌 III. Oturum & Sözel Bildiriler & Değerlendirme 📽 youtube.com/live/z4JBKsqa-fA… 📌 IV. Oturum 📽 youtube.com/live/95hoEVnNy_A… 📌 V. Oturum & Sözel Bildiriler 📽 youtube.com/live/GuHAd6kjmlg… 📌 VI. Oturum & Değerlendirme 📽 youtube.com/live/skI4ZZEzlsQ…
10
25
3,887
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İ. Uğur Toprak, II. Başkanı Şehmus Alparslan, Yazman Üye Süleyman Degerli ve İzmir Şubesi Yönetim Kurulu yedek üyesi Berçem Hanoğlu, TTB’yi ziyaret etti. Gıda Mühendisleri Odası heyeti ile görüşmeye TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap ve Merkez Konseyi üyesi Dr. Nilüfer Ustael katıldı. Görüşmede sağlıklı ve yeterli gıdaya erişimle ilgili yaşanan sorunlar, bunun sağlığa etkileri ve düzeltilmesi için birlikte yapılabilecekler ele alındı. Televizyonlarda akademik unvanlarını kullanarak görüş bildiren ve kamuoyunu yönlendiren hekimlerin verdikleri yanlış ve yanıltıcı bilgiler çeşitli örnekleri üzerinden değerlendirilerek halk sağlığının olumsuz yönde etkilenmemesi için alınabilecek önlemler konuşuldu.
6
26
3,801
📢 #CanlıYayın Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 8. Ulusal Kongresi 📌 VI. Oturum: Sağlık Çalışanları Sendikal ve Mesleki Örgütlenme Oturum Başkanı: 🎙 Sebiha Kablay Konuşmacılar: 🎙 Merve Kayaduvar 🎙 Seyhan Erdoğdu 🎙 Metin Özuğurlu 📌 Kongre Değerlendirme 👇 x.com/i/broadcasts/1DGleeOnq…

5
13
4,346
📢 #CanlıYayın Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 8. Ulusal Kongresi 📌 V. Oturum: Konferans Oturum Başkanı: 🎙 Sabri Dokuzoğuz Konuşmacı: 🎙 Mihrimah Öztürk 📌 Sözel Bildiriler Oturum Başkanı: 🎙 Eylem Kaya Eroğlu Konuşmacılar: 🎙 Hafize Çoban, Hatice Şeker Erdoğan 🎙 Ercan Küçükosmanoğlu 🎙 Eren Öztürk 🎙 Canan Demir 🎙 Serap Yıldırım 🎙 Sinem Sarıçoban 👇 x.com/i/broadcasts/1DxLddqjr…

16
30
4,589
📢 #CanlıYayın Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 8. Ulusal Kongresi 📌 IV. Oturum: Sağlık Hizmetinde Sağlık Çalışanları ve İş Sağlığı Oturum Başkanı: 🎙 Figen Şahpaz Konuşmacılar: 🎙 Sebiha Kablay 🎙 Gülbiye Yenimahalleli Yaşar 🎙 Ferruh Niyazi Ayoğlu 🎙 Figen Şahpaz 👇 x.com/i/broadcasts/1NGarrwdR…

10
25
4,939
📢 #CanlıYayın Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 8. Ulusal Kongresi 📌 III. Oturum: Biyomedikal Cihazlar ve Sağlık Çalışanlarının Sağlığı, Güvenliği Oturum Başkanı: 🎙 Tuğba Türk Konuşmacı: 🎙 S. Uğur Bayraktar 📌 Sözel Bildiriler Oturum Başkanı: 🎙 Azize Atlı Özbaş Konuşmacılar: 🎙 İrem Cinnet 🎙 Ezgi Erdoğan 🎙 Aydın Erol 🎙 İlke Karabağ 🎙 Nezaket Özgür 🎙 Yaşar Bilge 🎙 Zeynep Yaşar 📌 Kongre Değerlendirme 👇 x.com/i/broadcasts/1pJkOODBZ…

6
16
3,877
📢 #CanlıYayın Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 8. Ulusal Kongresi 📌 II. Oturum: Floroskopi Kullanımında Sağlık Çalışanlarının Riskleri Oturum Başkanı: 🎙 Doğan Bor Konuşmacılar: 🎙 Doğan Bor 🎙 Gonca Eldem 🎙 Gökçe Kaan Ataç 👇 x.com/i/broadcasts/1AxRnnmvb…

6
11
3,615
Kadınları ve Kürtleri Aşağılayan, Hekimlik Meslek Onurunu Hedef Alan Çirkin Sözleri Kınıyoruz Dün İzmir’deki bir özel hastane açılışında Türkiye’nin önde gelen sermayedarlarından birinin fıkra adı altında sarf ettiği sözlere ve eski bir başbakanın ona katılarak gülmesine tanık olduk. Başında olduğu sermaye grubunun tarihinin emek, emekçi ve halk düşmanlığının da tarihi olduğunu bildiğimiz bu kişinin sözleri bizim için elbette şaşırtıcı değildir. Öte yandan kadınları ve Kürtleri açıkça aşağılayan, hekimlik meslek onurunu hedef alan bu çirkin sözlerin dile getirilmesi ile bu sözlerin “fıkra”, “şaka”, “mizah” adı altında meşrulaştırılmaya çalışılması kabul edilebilir de değildir. Cinsiyetçi, ayrıştırıcı, hedef gösterici ifadeleri kınıyor; kamuoyunu da duyarlı olmaya ve tepki göstermeye çağırıyoruz. Eşit, ücretsiz, bilimsel bilgiye dayalı, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde sağlık hakkını ve hekimlik meslek onurunu savunmaktan bir adım geri durmayacağımızı bir kez daha vurguluyoruz. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi 👇 ttb.org.tr/855yl7l
430
2,390
39,469