Her davada bir annenin çaresizliğine tanıklık etmiş biri olarak, Leyla Aydemir davası hafızamda derin izler bıraktı.
Leyla sadece “anne ve süt ” diyebilen küçücük bir çocuktu. Onun cansız bedeninin bulunmasını bekleyen bir annenin yaşadığı tarifsiz acıyı görmek kolay değildi. Köye gittik ve o gün bir karar verdim, çocukların öldürüldüğü davalarda katiller belli olana kadar sadece çocuğun tarafında olacağım dedim. Çocukları öldürenler hiç uzaktan çıkmadı, hepsi çoğu davada pişkin pişkin ifade verdiler. Alçak ve zalimlerin duygusunun olmadığını gördük.
Bu dava için Erzurum’dan Ağrı’ya sabahın köründe yola çıkan 40 kişilik bir otobüsle gitmiştik. Ülkemizin dört bir yanından gelen vicdan sahibi insanlar, gencecik üniversite öğrencileri ve idealist avukatlarla birlikte tek bir amaç taşıyorduk: Leyla’nın ardından adaletin yerini bulmasına katkı sunmak. Davada avukatlarımızın yaşadıklarını anlatmıyorum bile…
İlk karar açıklandığında adaletin tecelli ettiğini düşündük. Süreç boyunca duyduğumuz ağır sözleri, hakaretleri ve baskıları görmezden geldik. Derdimiz Leyla’ydı. O küçücük çocuğun ardından gerçeğin ortaya çıkması ve vicdanların rahatlamasıydı.
Duruşmalarda güvenlik önlemleri altında, her celsede aynı kararlılıkla yer aldık. Üst mahkemenin bozma kararı ise hepimizde büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı yarattı.
Bugün yine umutla bekliyoruz. Yargıtay’dan bozma kararı çıktı, yıllardır süren bu adalet arayışının Yerel Mahkeme tarafından çocuklar adına en doğru şekilde sonuçlanmasını diliyoruz. Çünkü çocuklar için verilen adalet mücadelesi, yalnızca bir dava değil, toplumun vicdan sınavıdır.
@ucimorgtr @yucelceylancom
#LeylaÇocukVatandı ve çocuklar vatandır, vicdandır, gelecektir.