Joined October 2009
3,496 Photos and videos
Facebook-da qadın döşünün giləsi göstərilmir. Bir istisna ana-uşaq şəkilləridir. Buna görə də seks işçiləri hərəsi əlinə bir uşaq alıb döşlərini göstərirlər. Döşə baxanda bilinir ki, bu, yeni doğmuş ana döşü deyil. Altda da camaat yazır ki, "ana müqəddəsdir" zad)))
Emily Ratajkowski: "Oğlum doğduktan sadece 6 ay sonra eski kocamla cinsel hayatımız tamamen bitti. Olaylı boşanmamıza kadar hayatım boyunca sadece 8 kişiyle birlikte olmuştum ve o güne dek hiç tek gecelik ilişki yaşamamıştım. Boşandıktan sonra insanların bana acıyarak bakmasından ve 'terk edilmiş bekar anne' etiketinden o kadar nefret ettim ki... İçimdeki 'iyi kız' imajını bilerek yok edip adeta bir süper kötüye dönüşmek istedim. Açıkçası, seks yaparak yepyeni bir kadın kimliğine bürünmeye çalıştım." (NY mag)
1
633
2002, 31 may. 15:30-da TRT1-i açırsan ki, çempionat başlayır,1998 finalının əsəbi ilə Fransaya qarşı Seneqala azarkeşlik edəsən və… tv-da at yarışıdır. Bəs oyun? Aa,bu,TRT4 imiş.Aztv 2 oyun sonra NTV dan oyunları oğurlayıb Sega səsi ilə yayımlayacaq deyə TRT1-in yayımını kəsib.
1
3
286
Zaur 🇹🇷🇳🇱🇭🇷🏴󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿🇺🇸 retweeted
o zaman asıl şimdi Allah yardımcısı olsun...
1
6
2,236
Düşən adam sakitcə çıxdı getdi, başına adam düşən də telefon baxmağa davam eləyir))
3
8
601
Anam atamla bağlı yazırdı bu cənntədəki ad günü söhbətini. Bizə gələndə dedim, ay arvad, başını burax bu cənnət-zad söhbətinin. Kişi ölənə qədər yeyən-içən adam oldu, dinlə-zad əlaqəsi yox idi, kakoy cənnət. Sən elə yazdıqca qır qazanının altına 2 dənə də əlavə odun atırlar.
bu gün köhnə işçim statusunda qızını paylaşıb “cənnətdəki ad günün mübarək”yazıb başsağlığı verdim xəbərim olmadığını dedim,nə vaxt baş verdiyini maraqlandım. dedi 2013 de ölüb,2x pis oldum, ananın uşağından keçmiş zamanda danışmağa dili gəlmir deyə mən onu sağ bilirdim (
1
294
Zaur 🇹🇷🇳🇱🇭🇷🏴󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿🇺🇸 retweeted
90'lar Türkiye'si
96
689
5,340
279,036
Zaur 🇹🇷🇳🇱🇭🇷🏴󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿🇺🇸 retweeted
Replying to @KE_MrBlack
Client is white. Customer is black.
30
10
956
227,235
Zaur 🇹🇷🇳🇱🇭🇷🏴󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿🇺🇸 retweeted
Böğün Rüyamda na bunu gördüm.. Kan ter içinde uyandım. Hayırlara vesvese olsun inş..
9
20
121
3,519
Amerikada bunu facebook marketplace-də 3000 dollara qoy, göydə götürərlər.
Jun 15
Büfe diye ben buna derim işte abi…aksini iddaa edenle de selamımı sabahımı keserim
5
24
4,886
Zaur 🇹🇷🇳🇱🇭🇷🏴󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿🇺🇸 retweeted
Replying to @yankigundem
Ya önyargı, ayrımcılık, bilmem necilik yapmak istemiyorum ama... Şu bedava dağıtılan şeylere zombi gibi atlayanlar neden hep AKP'ye 5 kez oy verdiği 1 km öteden belli kilolu türbanlı karılar oluyor?
12
40
1,897
54,016
Erdoğanın uduzduğu son seçki - bələdiyyə seçkisi. Bələdiyyələri bölə-bölə zəiflətmək yolunu tutub. Nəticə - baxın Azərbaycana. Bir əyalət boyda ölkədə 70-dən çox inzibati subyekt var. Bizdə niyə Gürcüstan, Ermənistan kimi quberniya idarəçiliyi yoxdur, səbəbini təxmin etmək olur.
AKP iktidarı, 25 yeni il kurulması için kanun teklifi çalışmalarına başladı.
1
502
Arxamdakı Türk bayrağının bir hekayəsi var. Çoxdanıncı illərdən facebook üzərindən tanış olduğum bir türk abim var - Doğan Kulaksız. 2013-də əsgər ölümləri aksiyaları başlayanda Azərbaycana gəldi. 1980 darbesində təzyiqə məruz qalmış, yəni siyasi aktivliyi olmuş adamdır.
2
21
2,204
Bizimlə mitinqə çıxdı. Bu yuxarıdkı şəkil 12 yanvar, 2013 mitinqindəndir. Orda ön planda yuxarı qalxan əl mənim əlim, bir az arxadakı Türk bayrağı da indi məndə olan bayraqdır. Doğan abi mitinqdən sonra bayrağı verdi mənə.
1
5
348
O gün dostum deyir, Özbəkistana niyə azarkeşlik etmirsən. Dedim, bizim Türkiyə sevgimiz türklük sevgisi deyil. Bu, bizim uşaqlığımıza, xatirələrimizə, mübarizəmizə olan sevgidir. Bu bayrağın mənə əziz olmasını bu hekayələri danışmadan necə izah edim axı?!
9
312
1900-lərə qədər orta ömür müddəti 35 il olub. İndi 70 . 1900-lərdə adamlar reski daha dindar olmadılar. Qardaş, bu variant işləmir də. Tarixdə ən çox cəhd edilən və 1 dəfə də olsun, işləməyən, amma yenə cəhd edilən xəstəlikdir bu. Oyununuzu oynayın da, blət.
"Kaderi ancak dua değiştirir. " Hz. Muhammed (s.a.v)
2
8
680
❤️🇧🇦
Edin Dzeko, Bosna Hersek'teki çocuklara muhteşem bir mektup yazdı. "Bosna Hersek'teki sevgili çocuklar, sizin için bir mesajım var. Hiçbir şey imkansız değil. Hiçbir şey. Bosna Hersekli olduğumuz için şanslıyız. Bunu hayalini yaşayan bir adam olduğum için söylemiyorum, ayrıca savaştan kurtulmuş bir çocuk olarak da söylüyorum. Bambaşka bir kaderim olabilirdi. Saraybosna'daki o günler hakkında konuşmayı sevmiyorum ama o günleri anlamanız çok önemli. Başladığında 6 yaşındaydım. Sirenlerin çaldığı ilk anı hatırlıyorum. Annem beni aldı ve ayakkabılığın arkasına saklandık. Bu birinci gündü. Dört yıl boyunca sürdü. Ne olduğunu tam olarak anlamamıştık ama her günümüz korkunç geçiyordu. Evimiz kalmak için tamamıyla güvensiz hale gelince, dedemlerin yanına taşındık. 40 metre kare bir evde 15 kişiydik. Hepimiz yerde uyuyorduk. Birlikte Monopoly oynardık. Dışarı çıkmak tehlikeliydi çünkü her yerde keskin nişancılar bekliyordu. Kuzenlerimle birlikte yere oturur, saatlerce oynardık. Sirenleri ve bomba seslerini duyardık. Bazen yer sallanırdı. Oynarken birkaç dakikalığına savaşı unuturduk. Sadece bir anlığına çocuk olmamıza izin vardı. Dışarıda futbol oynamak istiyorduk ama her gün dışarıda masum insanların ambulanslarla hastaneye götürüldüğünü görüyorduk. Peki ya bir çocuğu dört yıl boyunca bir evde nasıl tutabilirsiniz? Tabii ki tutamazsınız ve büyüklerimiz de bunu biliyordu. Nadiren de olsa etraf sakin göründüğünde, annem dışarı çıkmamıza izin verirdi. Çıkardık ve mahalledeki diğer çocuklarla futbol oynardık. Annemin o anlara bakışlarını asla unutmayacağım. Yüzünde bir gülümseme vardı çünkü futbol oynarken beni görünce mutlu oluyordu. Ama gözlerine baktığımda da ne kadar korktuğunu görüyordum çünkü eve geri dönemeyebilirdim. Zaman zaman suyumuz biterdi. Kovalarımızı alır ve sıraya girerdik. Elektrik yoktu, dolayısıyla asansör de. O kovaları taşırdık. Üçüncü kat, dördüncü kat... 6 kat daha kaldı... Saraybosna'daki en zayıf çocuk bendim. Yemek de bizim için problemdi. Ailelerimiz bunun için hayatlarını riske etti. Bazen yemek dolu kutular gökyüzünden bırakılırdı, sanki sihirmiş gibi... Nereden geldiğini bilmezdik, umurumuzda da değildi. Tatları inanılmazdı. Her gün aynı şeyi yediğinde, fıstık ezmesi gökten gelen bir hediyeymiş gibi oluyor. Günün sonunda, bir şekilde hayatta kaldık. Geri dönüp baktığımda ne kadar güçlü olduğumuza dair şoka giriyorum. Küçücük çocuklardık. Onlarca masum insan öldü. Ne için? Para için. Güç için. Ego için. Yani hiçbir şey için. Bugün haberlerde savaş gördüğümde berbat hissediyorum. Bunun hiçbir yerde yaşanmasını istemiyorum. Ama nedense yetişkinler bunu asla öğrenemiyor. Savaş bittiğinde 10 yaşındaydım. Futbolcu olmak gibi bir planım yoktu. İmkansız geliyordu, bu konuda hayalim bile yoktu. Her şey paramparça edilmişti. Futbolu sadece sevdiğim için oynuyordum. Babam eskiden ekmek taşırdı. Ben ilk kulübüme katılınca, işine aralar verir ve beni götürüp getirirdi. Yoldayken bana hep 'kibar ol, herkese aynı şekilde davran, nereden oldukları ve ne yaptıklarının önemi yok' derdi. Bunu asla unutmadım. O da alt liglerde futbol oynamıştı, benim kahramanımdı. Arabadan indiğimde bana muz verirdi ve 'iyi şanslar oğlum' derdi. Hafta sonları televizyonda birlikte maç izlerdik. O dönemde Serie A en iyi ligdi. Shevchenko'yu duydunuz mu? Ona bayılırdım. İtalya'yı çok severdim. Dünyanın öbür ucundaki bir peri masalı gibi gelirdi. Orada futbol oynamayı hayal bile edemezdim. Zeljeznicar'ın A takımında futbol oynamak tek hedefimdi. Hocalarımdan biri bana Sheva diye seslenmeye başladı çünkü sarışındım ve çok gol atıyordum. Hoşuma gitmişti. 19 yaşındayken bir başka hoca geldi ve beni Çekya'ya götürmek istediğini söyledi. Bosna'dan ayrılmak istemedim ama oraya gidersem hayalimi gerçekleştirme ihtimalimin daha yüksek olduğunu söyledi. Dürüst olmak gerekirse hayalimin ne olduğunu bile bilmiyordum. Sadece daha iyi olmak istiyordum. Bedenimin en güçlü tarafı zihnim. Teplice'ye gittiğimde kendime şöyle dedim: "Edin, bu adamlardan daha çok çalışmalısın yoksa seni gönderirler." Beni 25.000 Euro'ya almışlardı. 2 yıl sonra Wolfsburg'a imza attım. Milan'la karşılaştık, Sheva ile forma değiştim. Sonra Manchester City beni 37 milyon Euro'ya satın aldı. Sonra Roma'ya gittim. Savaşta büyümüştüm. Gerçekten bir peri masalı yaşıyordum. Hiçbir şey imkansız değil. Bosna'yı Dünya Kupası'na götürmek bile. 2014'ü hatırlıyor musunuz, çoğunuz doğmamıştınız bile. İlk kez Dünya Kupası'na o yıl gitmiştik. Hayatlarımızın en iyi günüydü. Litvanya'daki eski bir stadyumda eleme maçı oynamıştık. Hakem son düdüğü çaldı, Bosnalılar sahaya girdi. 2 metrelik duvarı aşmışlardı. İçimden 'delirmişler' demiştim. Sonra diğerlerinden daha yavaş şekilde koşan bir adam gördüm. Gözünde yaşlarla bana doğru geliyordu. Babamdı. 'Baba, ne oldu?' dedim. 'Duvardan atlarken ayağımı incittim ama problem yok, acı hissetmiyorum' dedi. Sarıldık ve ağladık. Ne yazık ki Brezilya'da şans bizimle değildi. Bunu hatırlamıyorsunuz ama Nijerya'ya karşı bir gol atmıştım, sayılmalıydı. O gün VAR yoktu ve gruplardan bu yüzden elendik. Ama bizim küçük ülkemiz Maracana'da sahaya çıkmıştı. Dünyaya kim olduğumuzu göstermiştik. Şimdi ise geri dönüyoruz. Komik olan ne biliyor musunuz? Martta 40 yaşına girdim ve kutlamadım. Müslümanım, o dönem Ramazan ayıydı ve bizim de Galler ve İtalya karşısında bir işimiz vardı. Ben de şöyle düşündüm, madem öyle o zaman ben bu maçları partiye çevireceğim. Galler karşısında 85. dakikaydı ve skorborda baktım, 1-0 gerideydik. Tek hissettiğim şey panikti. Zamanımız bitiyordu. Sonrasında bir korner oldu. Beni sıska bir adam marke ediyordu. 'Harika' dedim. Topu ağlara gönderdim, sevindim ve aklıma şu geldi: "Daha önce 4 kez seri penaltı atışlarına çıktım, hepsini kaybettim." Şükürler olsun ki gençler nasıl penaltı atılacağını biliyordu. Biz veteranlar gibi çok düşünmüyorlar. Sonra İtalya'yla oynadık. Donnarumma'dan korkuyordum. Çok büyük. Ona penaltılarda gol atıp atamayacağımı bilmiyordum. Sağ omzumu da incitmiştim ve kenara gelmiştim. İlk penaltımızı izleyemedim çünkü kolumu sargıya alıyorlardı. İzleyemedim ve golü attık. O an dedim ki, belki de izlememeliyim. Sadece tribünün sesini takip edeyim. Halkımı dinleyeyim. İtalya kaçırdı, taraftar golü attığımız andan bile daha çok ses çıkardı. Sonra bir kez daha kaçırdılar. Sadece dua ediyordum. Gördüğüm tek şey hocalarımızın sırtlarıydı. Esmir topu aldığında, hocamız da arkasını döndü ve 'Ben de izleyemiyorum' dedi. Geldi, bana sarıldı. Kafalarımızı birbirimize yasladık, gözlerimizi kapattık ve sadece dinledik. Sonra da duyup duyabileceğimiz en büyük gürültüyü duyduk. Buraya gelmek hiç kolay olmadı. 40 yaşına geldiğinizde, sırtınız acı içinde bağırabiliyor. Siz de ağrı kesicilere koşuyorsunuz. Ama bedenim ne zaman bu işi bırakmak isterse istesin, her zaman kaçırdığım kutlamaları, ailemden uzak geçirdiğim o günleri, kaçırdığım yaz tatillerini düşünüyorum. Mental olarak bu çok zor. Eleştiriler hala can yakıyor ama sahaya çıktığımda hala çocuk gibi hissediyorum. Sizler gibi. Karnımda kelebekler uçuşuyor. Eve her geldiğimde de şunu düşünüyorum: Değdi. Her şey değdi. Kötü anlar olmadan, iyi anlar gelmez. 20 yıldır Bosna'dan uzağım. Bosna'dan uzak kaldıkça, sevgim artıyor. Bu 20'nin 9'u İtalya'daydı. Çocuklarım Roma'da doğdu. Orası hala benim ikinci evim ama ne zaman Saraybosna'yı ziyaret etsem, annem yemek pişiriyor. Herkes orada. Ben de çok mutluyum. Bosna formasını giymek, kalbimi farklı attırıyor. Halkım için oynuyorum. Saraybosna'nın sokaklarındaki çocuklar için oynuyorum. Sahip olduğumuz farklı kültürlerden ve farklı dinlerdeki insanlar için oynuyorum. Bizim ülkemizi güzel yapan şey bu. Hala bazı insanlar bizi ayırmaya çalışsa da... Asla başarılı olamadılar. Benim sayemde değil. Yetişkinler sayesinde de değil. Biz asla öğrenemiyoruz. Sizin sayenizde çocuklar. Bana son bir iyilik yapın tamam mı? Saraybosna, Roma ya da St. Louis, nerede yaşarsanız yaşayın; ister Müslüman, ister Musevi, ister Katolik, ister Ortadoks olun. Nereden geldiğinizi asla unutmayın. Bosnalısınız. Dünya ayaklarınızın altında. Hepinizi çok seviyorum. Sevgilerimle, Edin."
4
477
Sütşurup nədi, ala? Yox bir, Nescafebolt. Şükür bizim soyadlara, 2-3 hərf artırıb söhbəti həll edirik.
Mustafa Sandal oğlu Yaman’ın mezuniyet törenine eşi Melis Sütşurup ile katıldı. Emina Jahovic’e küçük oğlu Yavuz eşlik etti @okanmermervip
4
16
2,049
Bugünkü məzunların 17 yaşı var. Mənim twitter account-um da 17 yaşındadır((( Qocaldıq?
Bu qiz məzun oldu axi dostlar
6
73
4,266
Oy oy oy. Adamdakı ürəyə bax ❤️
🗣️Candaş Tolga Işık: "2002 Dünya Kupası'nda aldığınız madalyayı başka birine verdiğiniz doğru mu?" Şenol Güneş: "Başka birine değil, emekçilere verdim." 🗣️Candaş Tolga Işık: "Onlara madalya verilmiyor mu?" Şenol Güneş: "Zaten beni yok sayıyorlardı; ben de madalyamı vererek kendimi yok saymış oldum 😊 Seremonide bize madalyalarımız verilmişti. Türkiye'ye dönmek üzere uçaktayken malzemecimiz Cengiz Çelik yanıma geldi ve 'Hocam, takımdaki herkeste madalya var ama bende yok' diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Ben de hemen yetkili arkadaşlara sordum fakat ellerinde hiç madalya kalmadığını söylediler. Her ne kadar bazıları beni yoksa da, o turnuvada teknik direktör olarak yer aldığımı zaten herkes biliyor. Ama o çocuk yarın bir gün 'Ben de o turnuva kadrosundaydım' dediğinde, insanlar 'Sen kimsin' demesinler diye kendi madalyamı ona verdim."
1
1
451