GÖZALTINA ALINMA GÖRÜNTÜSÜ GEREKLİ DEMİŞLER... YANDAŞA SERVİS EDİLMİŞ
BUĞRA GÖKCE EMNİYETTE YAŞADIĞI İTİBAR SUİKASTİNİ ANLATTI:
Benim tutukluluk sürecim, o tarihte nişanlım olan kıymetli eşim Filiz Hanım'ın evine sabah saat 06.00 sıralarında —kendisi evde bulunmadığı hâlde— çilingir marifetiyle izinsiz girilmesiyle başladı ve esasında açık bir hak ihlali gerçekleştirildi.
Biz dosyasında bu aramanın tutanağına bile erişemedik; polisin evde ne bulduğunu, neyi tutanak altına aldığını bilmiyoruz.
Arandığımızı öğrenince ben kendim Vatan Emniyet'e giderek teslim oldum; nitekim bu fotoğraf da benim emniyete kendi ayağımla gittiğim dönemde, bilgim dışında arkadaşların çektiği bir fotoğraftır.
Akabinde sağlık kontrolüne sevk edildim ancak emniyete gelişim polisin beni zorla almasıyla gerçekleşmediği için, bir "gözaltına alma görüntüsüne" ihtiyaç duyulduğu söylenerek emniyete girişimiz tekrarlandı ve bir fotoğraf daha çekildi.
Yukarı çıkıp nezarethaneye konulduktan sonra, "İlk fotoğraf dikey olmuş, yatay çekmemiz gerekiyordu" denilerek üçüncü kez dışarı çıkarıldım ve polis marifetiyle emniyete sokuluyormuşum gibi yeniden görüntü alındı.
Oysa ben emniyete en başında kendi ayaklarımla, teslim olmak üzere gitmiştim.
Sonra, dikkat ederseniz üstünde Takvim Gazetesi'nin web sayfasının yer aldığı takvim takılı görselde, "İBB'deki yolsuzluk soruşturmasında firari şüpheli Buğra Gökce yakalandı" ifadesi yer alıyor.
Bu haber sadece Takvim Gazetesi'nde çıkmadı; ben cezaevine girdikten sonra televizyonda kendim de gördüm ki birçok yayın organında "firari Buğra Gökce yakalandı" biçiminde haber olarak servis edildi.
İşte bana zorla çektirilen o fotoğraf, bu amaçla kullanılmıştır. Bunun da çok ağır bir hak ihlali olduğunu heyetinizin bilgisine sunmak isterim.
Ben bu fotoğrafların böyle kullanılacağını bildiğim için en başında rızamla kapının dışına çıkmamıştım; ancak prosedür böyle herhalde, demek ki böyle bir fotoğrafa ihtiyaç var diye düşünerek çıktım.
Ardından 23 Mart günü, bilindiği üzere birçok arkadaşımla birlikte tutuklanarak Silivri, sonrasındaysa Marmara 9 No'lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na konuldum.
Tek kişilik, tecrit edilmiş bir hayatı yaşamaya çalıştığım böylesi bir ortamda tam 15 aydır tutuklu bulunmaktayım.
Esasında bu "yakalandı" paylaşımı ve bunun arkasından yapılmış çok sayıdaki yayın o kadar saygısız ve hasmaneydi ki doğrudan itibarım hedef alındı.
Oysa ben oldukça saygın bir akademisyenim; bu hak ihlalini, hafızanızda tekrar yer etmesi adına özellikle belirtmek istedim.
#ibbdavası