Şimdi meseleyi önce ele alalım, anlamak isteyen anlasın. Sonra bunun aslında anlamaktan değil kötü ahlaktan neşet ettiğini anlatalım. Esas mevzu zaten orası ;
1-Zatı ilahi ile esması arasında dahi fark vardır. Esmanın tezahürü anlamındaki alem zatı ilahi değildir. Esma zaten zattan bağımsız değildir. Esmanın alemde taayyün etmesini zatı ilahiden bağımsız gören sufi olmaz. Dolayısı ile zatı ilahi esma’ı ilahi ile zuhur eder.
2-Yani karşında gördüğün rızıklanmış kul, rezzak isminin taayyünüdür. Sen rezzak isminin zatı ilahinin tamamı olmadığını bilir misin ? Evet. Zira kainatta hayat ve ilim esmasının taayyünlerini de görürsün. Dolayısı ile esma zata bağlıdır ama zatın tamamı değildir. Kastın sadece rezzak ismine olsa çokça esmaya gidemezsin. Bu bir fazilettir ama kemal değildir. O yüzden kastı âli tutan zatı ilahiyi kast eder.
3-Bu yüzden esmayı dahi masiva kapsamına sokan çokça sufi vardır. Zira esma dahi zatın tamamı değildir.
4-Efendimize gelince o Allah ismi celilinin yanı tüm esmayı ihata eden lafzatullah’ın kamil müştakıdır. Onda fena bulmayı bırak, hiçbir şey anlamadan ona uyan dahi fazilet ehli mümindir. Şanı şerefi ırzı namusu müminlerin kendilerine tercih edeceği derecede faziletlidir. Dolayısı ile “bir numaralı” demesi zaten bu yüceliğine işaret eder. Ancak efendimiz zatı ilahinin bizzat kendisi değildir.
5-Efendimizi zatı ilahinin kendisinden ayırsan ve “kastımız ve yönelimimiz efendimizin zatınadır” desen, bununla Allah’tan gayrı bir şeye yönelmeyi kastetsen zaten akaidin bozulur. Bırak sufi olmayı müslüman dahi olamazsın. Hristiyanlıkla aynı şey olur. Dolayısı ile kasıt Allah’adır. İhlas da budur, istikamet de. Efendimiz Allah’a olan kastının taayyünüdür. Bu yüzden ondan öğrenirsin. Kastın efendimize olsa efendimize muhalefet etmiş olursun. Biz size bu bozuk anlamları sözlerinize suizan etmediğimiz için yüklemiyoruz mesela. Zira bu da efendimizden ve büyüklerden gelen nasihattir ve hakka isabetlidir.
6-Sizin şu suizannınız ile her bir sufiyi tek sayfada tekfir etmeniz lazım. İsimleri ile sözünüzü güçlendirdiğinizi sandıklarınız dahil. Hevanızın dilediğine hadis inkarcısı gibi gidip işinize gelmeyene tevil çalıştırıyorsunuz. Gerçekte olan şey nefsiniz bir insana buğzetmek istiyor ve başkasına çalıştırdığınız kaideleri ona çalıştırmıyorsunuz. Bu pür hevadır.
Şimdi siz gene insanlara öğretirsiniz bu işleri de önce gidin suizan, tecessüs, gıybet, nemime, müslümanlar arasına buğz sokmak gibi avamın şerlilerinin işlediği zahir günahlardan sakının. İşlediğiniz günahların çoğu şarapçıların günahlarından beter.
Ben bir cahil olarak sizden alınacak bir hayır görmekte zorlanıyorum. Dolayısı ile tasavvuf sizde temsili olan bir şey olsaydı ona ihtiyacım olmazdı.
Allah’tan Yunus Emre, Hoca Ahmet var da nasibimizi almaya çalışıyoruz.
Yine yalakalık ve prim peşindesin!
Yine çarpıtma ve iftira peşindesin!
Ma siva lüğat manası olarak Allah’tan ğayrı herşey demektir
Tasavvufi olarak ise “Kalbi Allah’tan Alıkoyan herşey” demektir
Molla Abdullah Ma Siva’yı tasavvufi olarak açıklayıp lüğat manasına bağlıyor. Kendisi neyi açıkladığını bilmiyor sırf bir kesim tasavvuf ehline sataşmak için kendisini rezil ediyor. Peygamber efendimiz Ma siva değildir aksine Kalbin ve ruhun Allah’a yaklaşmasını sağlayan birinci etken ve faktördür. Abdullah yıldız ise Rasulüllah efendimiz Ma siva’da ilk sıradadır diyor ve sizlerde yalakalık yapmak için bu saygısızlık ve edepsizliğe alkış tutuyorsunuz.
Hesabını veremeyeceğiniz işlere kalkışıyorsunuz tasavvuf ehli değilsin bırak bunları tasavvuf Alimleri yorumladın. Her alanda her dalda Alimlik taslama. Son zamanlarda rezil olduğun yeter artık dava fazla rezil olma. Kepazeliğini örtmek için birilerine yalakalık yapmayı da bırak artık.
Birinin peşinden gidip kaybettiğin itibarını tekrar toparlamak istiyorsan oda Rasulüllah efendimiz olsun!