Müellif || Youtube’cu || Tin Holdingde Part-Time Patron “İroni bilmeyen giremez”

Joined December 2017
2,720 Photos and videos
Pinned Tweet
An gelir ve sabit twit değişir. Elhamdulillah. Kitapların “İçindekiler” bölümleri aşağıda.
164
350
4,035
705,289
Altay Cem Meriç retweeted
Anadolu Türkü İslam'ından Dönmedi | @AltayCemMeric
8
41
382
7,421
Altay Cem Meriç retweeted
''Türkler sonradan sünnileşti'' vb söylemini inceledik. Dört halife ve ibahilik(içki vb herşeyi helal görmek) hakkında söylemlerine ; Hacı Bektaş Veli, Kutadgu Bilig, Atabetul Hakayık, Yunus Emre, Niyazi Mısri, Hoca Ahmed Yesevi ve Mevlana metinlerinden örnekler verdik.
Eski Türkler Şii-Alevi Miydi ? youtu.be/nsVj-0V8Sms?si=k4bW… @YouTube aracılığıyla
15
99
850
29,667
Altay Cem Meriç retweeted
Taş gibi video.
Eski Türkler Şii-Alevi Miydi ? youtu.be/nsVj-0V8Sms?si=k4bW… @YouTube aracılığıyla
1
12
154
11,127
Eskiden olsaydı ''geç kalınmış bir iş'' derdim. Bunu hoca sadedinde söylemiyorum. Toplamda külli olarak ilim ehlini kastediyorum. Zira yıllarca şu düzeyde akide bilgisi ile çokça müslümana gadretti. Bunları da genelde nefsi çatışmaları ekseninde yaptı. Eğer nefsi için lazım olsa ''ehli sünnet kişinin kendisine yakışanı giymesidir'' tanımı ile dahi birilerini ehli sünnetten atacak bir jargon geliştirmişti. Şu an bakınca ''geç kalınmış'' demekten ziyade ''Allah böyle takdir etmiş'' demek daha doğru geliyor. Yıllardır avantajı ona yönelen eleştirilerin hadis inkarcıları ve tekfircilerden gelmesiydi. Dolayısı ile hiç alakası olmamasına rağmen onunla tasavvufun ve kelamcıların arasını ayırmak mümkün değildi. Düşünülünce tasavvuf ve ehli sünnetin zahir görüntüsünün böyle olması çok kişinin tasavvuf ve ehli sünneti tü kaka algılamasına sebep oldu. Demek ki Allah cc o zaman hak etmememiz sebebi ile tasavvuf ve ehli sünnetin üstüne bir tül atmış. Gayret etmeyenin ulaşmasına bir perde koymuş. Aynısı kelamda da vardı. O zamanlar Maturidilik sanki şarap içerken akşam felsefe konuşan ve dindarlardan rahatsız olan insanlar gibi algılanırdı. Öyle sanıyorum ki yavaş yavaş Tekfircilik, hadis inkarcılığı ve bu şekil bir garabet ehli sünnet-tasavvuf üçlüsü ve bu üçlünün kısır tartışmaları arasına sıkışmış olmanın sonuna geliyoruz. Türkiye müslümanlığına Allah hayır vermeyi murad ediyor diye umuyorum. Batılın tayini mutasavvıfın değil kelamcının işidir. Zira tenzih ve kamusal akaid onun işidir. Böylesi de güzeldir. Tasavvuf sureti ile tekfire benzer bir akide kurup, herkesi batıl ehli ilan etmek abestir. Bununla kamusal akaid belirlemek hevesi olan bunu istismara açar. Vakıada da müşahede ediliyor. Tasavvufun istismarını yine kamusal ilimlerle ilgilenen ama ehli tasavvuf kimseler eliyle defetmesinde de pek çok hayır olmalı. Zira tasavvuf düşmanı kimseler saldırdığında normal insanlar saldırının mutasavvıf olmaktan kaynaklandığını vehmederler. Oysa ömrü vehhabilerle tartışmak ile geçmiş bir mutasavvıf bu işi yaptığında konu belirginleşir. Tenzihi olmayan bir taasavvufun putperestliğe dönüşmesi an meselesidir. Şeriatsız tarikat denilen şey zaten böyle vaki olur. Tasavvufun güzelliği saldırgan bir dille tekfir etmekte, bid'atçı ya da sapık ilan etmekte değildir. Zira onun makamı tenzihten ziyade hakikatin intişarıdır. Yunus ve Hoca Ahmed senin kusurlarını arayarak seni tekfir etmez. Onlar kendi nefsini itham eder, nefsinin eksikliklerinden kaynaklanan işlerden Allah'ı tenzih eder(tesbih zaten budur) ve bunları düzeltmeye çalışır. Allah tenzihleri vesilesi ile onlara hakikat zerkeder.(hamd da bu anlamdadır) Onlar da bu hakikati sana bulaştırır. Böylece hak intişar etmiş olur. Tenzih düzgünce oturunca sen hakikati almaya uygun bir mahal olmaya başlarsın. Umuyorum ki külli anlamda Allah memleketimizi bir mahal olarak hamda hazırlıyor ve tenzih ettiriyor. Tekrar Osmanlı'da olduğu gibi tasavvuf yaygınlaşacak ama önce tasavvufun tenzihi gerekiyordu. Allahualem.
Cübbeli Ahmet’e cevabımdır.. youtu.be/9ZGp9tsih34
138
206
1,879
185,959
Muhammed Taki Osmani öncülüğünde yapılan bu çalışma Efendimiz sav’e nispet edilen(merfu) tüm hadisleri konu bağlamlarını da koruyarak tek bir kitapta toplamak için yapılıyor. Mesela “ameller niyetlere göredir hadisi” tüm hadis kitaplarında hangi lafızlarla geçiyorsa, hangi bablar altında verildiyse o şekilde not edilmiş. Ulemanın hadisler ve farklı senetleri hakkında verdikleri hükümler ve gerekçeleri de kaydedilerek, zayıf ve mevzu rivayetler bile senetleri ile kaydedilmiş. Bir hadisin tüm nakil lafızları, kadim ulemanın verdiği hükümlerle birlikte görülebiliyor. Dolayısı ile mesela bu hadis için tüm resmi 5 sayfada görebiliyorsunuz. Zaten rivayetler de birbirini şerhetmiş oluyor. Gerçekten büyük nimet. Yaklaşık 50 cilt civarı olması bekleniyor. Şu an ilk 6 cildi basılı şekilde var. Muazzam bir gayret. Efendimizin sünnetine bu hizmetini tamamlamayı Allah onlara nasip etsin. Hayra yaptığı bu öncülük sebebi ile Allah Taki Osmani’den razı olsun.
48
251
2,428
70,006
Altay Cem Meriç retweeted
Replying to @dranatomikro
Tahkik ehlisin ve taklit etmiyorsun. Delil şu mu ; ''Senegal'de yirmi bir çocuğun on altısının kesilen koludur.'' Bir tedavi var ve giden her 4 kişiden 3'ü kolunu kaybediyor. Bu sayede tedavilerinin başarısını ve modern tıbbın ''Senegal dahil ve hariç'' her türlü modern tıp dışında kalan uygulamaya ihtiyacı olmayan bir kuşatıcılığa ulaştığını ispat ediyorsun. Ancak giden her 4 kişiden 3'ünün kolunu kaybettiği bir tedaviye yine de insanlar gidiyorlar. Herhalde normal gözlemde dahi böyle bir tedavinin garip olduğunu farketmek zor değildir ? Yani baya baya kendileri uğradıkları zararı anlayamıyorlar. Böyle bir tedavi çeşidi var yani Senegalde ? Nasıl gelenekleşmiş uzun süre böyle zararlı bir tedavi ? Bu bilgiyi taklidi olmadan nasıl tahkik ederek aldığını anlatır mısın ? Bir makalede haber olarak geldiyse böyle garip bir haberin doğruluğunu nasıl tahkik ettin ?
7
23
499
36,898
''Modern bilimin her şeye dokunduğunu görecek'' E o zaman niye halen tıbbi çalışma yapılıyor ? Her şeye dokunuldu ise ne gerek var ? Adamdaki dindarlığa bak yahu. Belli ki yerde ve gökte ne varsa hepsine hakim bu modern bilim. Modern bilim kalplerde gizli olanı filan da biliyor mu ? Aslında hitap ehli olmayan bir mukallit. Eğitim boyunca müfredat taklit etmesini zeki olmasının alameti olarak verdiği için, taklidini zekasından kaynaklanıyor sanıyor. O yüzden IQ filan diye cümleye giriyor. Mesela bu çarın herhangi bir bilgiyi tahkik edebilme imkanı yok. Ne okuduğu önemli değil. Çok okuması da önemli değil. Tahkik kabiliyeti yok adamın. Direkt anlamak ile ilişkiyi kesmiş. Bu yüzden zaten kendi sözünün bile anlamını kavrayamıyor. Ellerine bir oyuncak olarak ''eskinin tüm bilgisi bizde var(ilerlemeci anlatı). Başka şeyleri araştırmaya bile gerek yok.(videoda söylenilen)'' veriyorlar. Sen aslansın filan deyip piyasaya salıyorlar. Büyük bir kısmı ticaret olan bir sektörü din kitap savunur gibi savunuyor. Karikatürize edilen katolik ortaçağında soylusunu canı pahasına savunan köylüden farkı yok, ama eğitimle kendi halini bile tahkik edecek kabiliyet bırakmamışlar. Modern tıbba dair bir şey söylüyorsun doktorlar savunuyor. Sen icracısın olm, fayda görmesi gereken hasta. Senin sandığın kadar iyi olsa hastalar savunur. Sana dert olan ne ? İcradan memnun olunmasa kayba uğrayacak olan sen değilsin. Ticaret senin değil zaten. Ağasına saldırılınca ekmeğine saldırıldığını sanan köylü refleksi. Tıp senin sandığın gibi kemaline ulaşmış ve diğer tüm eski bilgiden müstagni olsa insanlar alternatif tıbba gitmezler zaten. Gerçi ne gam ''makaleler var makaleler'' deyip geçecek haşevi.
Adam herkesi 89 IQ'da ve modern ortopediyi Marstan gelmiş, insanlık tecrübesiyle alakasız sanıyor. Modern ortopedide fiksasyon, redüksiyon yok sanıyor. Ortopedi stajında çalışmadan geçmiş gibi. Oysa pubmed ya da google'a "bonesetter (sınıkçı, çıkıkçı)" yazsa modern bilimin her şeye dokunduğunu görecek.
34
93
1,045
90,698
Kabiliyetim olsaydı bir naat yazmayı çok isterdim. Çok imreniyorum. Ölmeden düzyazı şeklinde de olsa kalemi onunla şereflendirmek keşke nasip olsa. Şu anki halimle imkansız ama ilerde kalbimize cesaret gelse ve Allah layık bulsa ne güzel olur. Allah niyetimizi amel kılsın.
Sana iman etmenin tek karşılığı, seni sevmekten aldığımız lezzet olsaydı vallahi yeterdi. Seni seveni sevmeyi bile seviyoruz. Salat ve selam sana olsun.
62
116
2,905
62,541
Sana iman etmenin tek karşılığı, seni sevmekten aldığımız lezzet olsaydı vallahi yeterdi. Seni seveni sevmeyi bile seviyoruz. Salat ve selam sana olsun.
77
1,268
13,607
258,484
Bu kervan Allah'ın kervanıdır. Bu kervanın koyunu olarak, bezmi elestten beri Mustafamızı(sav) beklemişiz. Tüm kainat bunun için yaratılmış. Bu anlamı gözünde küçültme. Bu sürü içinde kalmayı nimet olarak yetersiz sanan, bu sürüye çoban olmak isteyen aldanır. Yol da sürü de kervan da koyunlar da Allah'ındır kardeş. Onun sürüsünü almaya kimsenin gücü yetmez. Arkanda gördüklerin yolun aynı olduğu için arkanda yürüyen müslümanlar. Senin arkanda değiller, davete icabet ettiler hakikat istiyorlar. Yolda olduğun için onların senin peşinden geldiklerini sanıyor ve ardını kalabalık vehmediyorsun. Kervanda bir kaç iş sana nasip olsa da kervanı senin sansan ve nefsine hizmet edecek bir başka yola zıplasan, o koyunların ''koyun gibi'' peşinden gelmediğini anlarsın. İnsan çok aldanır. Kendi kudretine bir anlam atfeder. Gurur da mağrur olmak da aldanmaktan gelir. Beşer dediğinin kudreti nedir ? Kervanın anlamına muvafık düşen söz, amel ve fikirlerin dışında senin ne ehemmiyetin ve gücün olabilir ? Mağrur olup nefsine aldanan gayrını da aldatmaya çalışır. Şahsına insanları davet eder. Allah'ın kervanından eşkiya gibi koyun çalmaya kast eder. Yine de zaten sürüye layık olmayandan gayrısını peşinden sürükleyemez. Allah hak etmeyen kimsenin aldatılmasına da aldatmasına da müsaade etmez. Herkes layığını bulur. Senin ya da benim için en büyük itibar Allah'ın kervanında yolu tamamlamaktır. Bu kervan bezmi elestte düzüldü kardeş. Kaç zaman Mustafasını bekledi. İçindeki koyunlar da bir beşerin değil, Allah'ın sürüsüdür.
94
348
3,062
97,613
Bırak şeyhin kabirden dünyayı yönetmesine inanmayı, insanların bugün ya da dün yaşayan herhangi bir hayır ehlinin evliyalığına inanması dahi farz değil. Farz olmayan şey nerede kaldı akaid esası olsun. Yahu tüm bunları geç, normal insanların mutasavvıf olması dahi bırak itikadı, farz bile değil. Adam gelmiş bunu ehli sünnetlik kriteri gibi anlatmaya çalışıyor. Ayetlerden kendi çıkarmak istediği anlamlarla hevasına göre insanları tekfir edenler ehli sünnet olacak olsaydı, ehli sünnet piyasadaki tekfirciler olurdu. Bu işi aynı metodla yapıyorlar zaten. İtibar kelimelere değil anlamlaradır. Bir harici tekfir lafzı olarak ''kafirsin'' yerine ''ehli sünnet değilsin'' kelimesini tercih etse bu ne onu ehli sünnet yapar ne de zımni tekfirini tekfir olmaktan çıkartır. Eğer birisi ehli sünnet olmamakla itham edilecekse böylesini hariciliğe nispet edip ehli sünnet olmamakla itham etmek daha uygun olurdu. Çıkıp dünyevi kavgası için ayetten uzak istidlalle ehli sünnetlik kriteri icad ediyor. Maide 44 ile herkesi tekfir edenden bunun farkı ne ? Bu hariciliktir. Bu dinin akaidi, istikamet ehli olup olmama kriterleri hafif işler değildir. Bir kaç tane eşkiyanın hevasına ve dünya hevesine kalmış da değildir. Kimse de bu dinin sahibi değildir. Bu dinin tamamı Allah'ındır beşerin hevası ve dünya kavgasından ibaret olmaktan yücedir. قُلْ اِنّ۪ٓي اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَۙ
248
334
2,869
194,418
Şimdi meseleyi önce ele alalım, anlamak isteyen anlasın. Sonra bunun aslında anlamaktan değil kötü ahlaktan neşet ettiğini anlatalım. Esas mevzu zaten orası ; 1-Zatı ilahi ile esması arasında dahi fark vardır. Esmanın tezahürü anlamındaki alem zatı ilahi değildir. Esma zaten zattan bağımsız değildir. Esmanın alemde taayyün etmesini zatı ilahiden bağımsız gören sufi olmaz. Dolayısı ile zatı ilahi esma’ı ilahi ile zuhur eder. 2-Yani karşında gördüğün rızıklanmış kul, rezzak isminin taayyünüdür. Sen rezzak isminin zatı ilahinin tamamı olmadığını bilir misin ? Evet. Zira kainatta hayat ve ilim esmasının taayyünlerini de görürsün. Dolayısı ile esma zata bağlıdır ama zatın tamamı değildir. Kastın sadece rezzak ismine olsa çokça esmaya gidemezsin. Bu bir fazilettir ama kemal değildir. O yüzden kastı âli tutan zatı ilahiyi kast eder. 3-Bu yüzden esmayı dahi masiva kapsamına sokan çokça sufi vardır. Zira esma dahi zatın tamamı değildir. 4-Efendimize gelince o Allah ismi celilinin yanı tüm esmayı ihata eden lafzatullah’ın kamil müştakıdır. Onda fena bulmayı bırak, hiçbir şey anlamadan ona uyan dahi fazilet ehli mümindir. Şanı şerefi ırzı namusu müminlerin kendilerine tercih edeceği derecede faziletlidir. Dolayısı ile “bir numaralı” demesi zaten bu yüceliğine işaret eder. Ancak efendimiz zatı ilahinin bizzat kendisi değildir. 5-Efendimizi zatı ilahinin kendisinden ayırsan ve “kastımız ve yönelimimiz efendimizin zatınadır” desen, bununla Allah’tan gayrı bir şeye yönelmeyi kastetsen zaten akaidin bozulur. Bırak sufi olmayı müslüman dahi olamazsın. Hristiyanlıkla aynı şey olur. Dolayısı ile kasıt Allah’adır. İhlas da budur, istikamet de. Efendimiz Allah’a olan kastının taayyünüdür. Bu yüzden ondan öğrenirsin. Kastın efendimize olsa efendimize muhalefet etmiş olursun. Biz size bu bozuk anlamları sözlerinize suizan etmediğimiz için yüklemiyoruz mesela. Zira bu da efendimizden ve büyüklerden gelen nasihattir ve hakka isabetlidir. 6-Sizin şu suizannınız ile her bir sufiyi tek sayfada tekfir etmeniz lazım. İsimleri ile sözünüzü güçlendirdiğinizi sandıklarınız dahil. Hevanızın dilediğine hadis inkarcısı gibi gidip işinize gelmeyene tevil çalıştırıyorsunuz. Gerçekte olan şey nefsiniz bir insana buğzetmek istiyor ve başkasına çalıştırdığınız kaideleri ona çalıştırmıyorsunuz. Bu pür hevadır. Şimdi siz gene insanlara öğretirsiniz bu işleri de önce gidin suizan, tecessüs, gıybet, nemime, müslümanlar arasına buğz sokmak gibi avamın şerlilerinin işlediği zahir günahlardan sakının. İşlediğiniz günahların çoğu şarapçıların günahlarından beter. Ben bir cahil olarak sizden alınacak bir hayır görmekte zorlanıyorum. Dolayısı ile tasavvuf sizde temsili olan bir şey olsaydı ona ihtiyacım olmazdı. Allah’tan Yunus Emre, Hoca Ahmet var da nasibimizi almaya çalışıyoruz.
Yine yalakalık ve prim peşindesin! Yine çarpıtma ve iftira peşindesin! Ma siva lüğat manası olarak Allah’tan ğayrı herşey demektir Tasavvufi olarak ise “Kalbi Allah’tan Alıkoyan herşey” demektir Molla Abdullah Ma Siva’yı tasavvufi olarak açıklayıp lüğat manasına bağlıyor. Kendisi neyi açıkladığını bilmiyor sırf bir kesim tasavvuf ehline sataşmak için kendisini rezil ediyor. Peygamber efendimiz Ma siva değildir aksine Kalbin ve ruhun Allah’a yaklaşmasını sağlayan birinci etken ve faktördür. Abdullah yıldız ise Rasulüllah efendimiz Ma siva’da ilk sıradadır diyor ve sizlerde yalakalık yapmak için bu saygısızlık ve edepsizliğe alkış tutuyorsunuz. Hesabını veremeyeceğiniz işlere kalkışıyorsunuz tasavvuf ehli değilsin bırak bunları tasavvuf Alimleri yorumladın. Her alanda her dalda Alimlik taslama. Son zamanlarda rezil olduğun yeter artık dava fazla rezil olma. Kepazeliğini örtmek için birilerine yalakalık yapmayı da bırak artık. Birinin peşinden gidip kaybettiğin itibarını tekrar toparlamak istiyorsan oda Rasulüllah efendimiz olsun!
63
79
842
76,172
Farsça yazan ve bu kavram setini kullanan herkes aksi ispat edilene kadar Türk kabul edilmeli zaten. Bir dil düşün ki orada ''iyi güzel'' anlamı Türk ile ifade edilsin. İşin ilginci şu Hacı Bektaş Veli'nin makalatında bu adem as'ın maddesi yaratılırken toprağının karıldığı yerlere işaretle verilir. Ontolojisi bina edilir yani coğrafya üzerinden. Sizin edebiyat sandığınız şey zaten bir ontoloji anlatısının ucu. Hacı Bektaş Veli'deki Türk övgülü ontolojik anlatıyı aynıyla dilde kullanan bir zattan bahsediyorsun. Tabi ''tasavvuf edebiyatı'' adı altında boş laf salatası yaptıklarını sandığınız için sevgili Musa. Oysa zaten edebiyat yapmadığını defalarca tasrih eden müellifleri (Örn Mevlana) okuyorsunuz. Bir aile hekimi olarak yorumlamam bu kadar.
Replying to @AltayCemMeric
Zamanında Murat Bardakçı bunu açıklamıştı aile hekimlerinin edebiyat konusunda yorum yapmaması gerekiyor
20
45
741
85,134
He söylenen tevil abes değil. Anlam buraya götürülebilir. Ama neden götürelim yani. Farsça şiir yazan Türklerin Türk olduklarını ifade edememesi sorunun çözümü hakkında khk istiyoruz. Farsça'da gerçek anlamda Türk olduklarını ifade edecek bir lafız yok ahaha
4
20
337
22,348
Normalde böyle konuşma aktarmak adetim değildir ama hüsnü şehadet olduğu için aktarıyorum. Geçen içimde olan bir halle ilgili Abdullah hocaya bir konu danıştım. Bana salavat önerdi. Bir kaç kere benzer durum oldu her seferinde tedavi maksatlı salavat önerdi. Başka zikir değil, her seferinde salavat. Şimdi bunların sui-zan ve iftiralarının nasıl bir şey olduğunu anlayın. Her meselenin çözümünü salavat zikrinde bulan birini efendimize düşmanmış gibi lanse ediyorlar. Allah bunların bu şerli amellerine bereket verir mi ? Şu iftira, tecessüs ve gıybetlerinin tek sebebi de kürsüden Abdullah hocaya tan eden efendileri. Zira efendilerini razı etmek için her türlü kötü ahlakı meşru sanıyorlar. Çünkü Abdullah hoca da efendilerinin kürsüden tan ettiği başka bir hocayla ilişkisini kesmeyerek efendilerini kızdırdı. Nasıl olur da onun hevasına herkes itaat etmez ? İtaat etmeyene her türlü gayrı meşru saldırıyı mübah alıyorlar. Hele şunların haline bak. Masiva ''Allah'ın dışındaki şey'' demektir. Efendimizin(sav) zatı Allah'ın zatının aynısı değildir. Bunun aksine inanan zaten Hristiyanlar gibi müşrik olur. Hocanın buradaki kastı bellidir. Efendimiz vesilesi ile Allah'tan gelene yöneliyorsun. Zatı için kendisine yönelilen ise sadece Allah'tır. Bunu zaten efendimiz emretti. Dinin temeli bunun üzerine kuruldu. Dolayısı ile hocanın şu sözü zaten efendimizden gelene yönelmektir zaten. Efendimize tazim ve ittiba zaten masivayı terketmek olur. Zira efendimiz de zatına yönelmemizi emretmedi.
Mahmud Efendi Hazretlerimizin sene-i devriyesinde onu anmayı putperestlik sayan Abdullah Yıldız, işi o noktada bırakmayıp şimdi de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i Allah’tan gayrı kalpten atılması gereken masivâya dâhil etti. Halbuki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi sevmek, Allah’ı sevmenin ta kendisidir. Nitekim Rasûlullah Efendimiz hadis-i şerifte buyuruyor: “Sizden biriniz beni anne-babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân, 8) Sevgisi iman olan ve kendisine itaat Allah’a itaat sayılan yegâne Zât olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi bile masivâya katarak Nurettin Yıldız’ı da, Talha Alp’i de, Mustafa İslamoğlu’nu da sollayan bu adamın sakalına, cübbesine aldanmayın.
195
204
2,266
250,350