Çözüm hattını, bir stratejinin parçası olarak görmek önemli. Yoksa günlük siyasetin sürükleneni olmak kaçınılmaz olur diye düşünüyorum.
Bu nedenle Öcalan'ın son görüşmede ifade ettiği "Temel amaç, Kürtleri Demokratik Cumhuriyetle bütünleştirmek, Kürt-Türk ilişkilerini yeni bir zeminde düzenlemek ve Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunmaktır. Şiddetin çözüm sistematiğiyle aşılması, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve kardeşlik hukukunun geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Demokratikleşmenin hem devlet hem de siyasi partiler açısından zorunlu olduğu, özellikle Cumhuriyetin demokratik içeriğinin güçlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yasal süreç geliştikçe demokrasi yasalarının ve diğer reformların da önünün açılacağı bilinmelidir" yaklaşımı bu anlamda da önemli bir hedefi işaret ediyor diyebiliriz. Kısa ve uzun vadeli bir stratejik önerme bu anladığım.
Son İmralı görüşmesinde öne çıkan kimi yanları, bana yansıyan kısımları eşliğinde yorumlayarak sizlere aktarmaya çalışacağım.
"Satranç gibi götürmeye çalışıyorum"
Demokratik Cumhuriyeti kurmak (çözüm)ve bütünleşmek (entegrasyon) başlığı, sanırım bir yarın mücadelesi kurulacaksa (ki kuralacak) tüm ilerici muhalif güçlerin temel alacağı bir yol olabilir.
Demokratik çözüm, demokratik entegrasyon ve demokrasinin olmazsa olmaz tüm değerlerini, "demokratik cumhuriyet" içerisinde, mücadele hattı olarak belirlemek, Türkiye'nin ikinci yüzyılının kurucu muhalif gücünü de oluşturmak demek olacaktır.
"Ortak kurulların görev aldığı bir mekanizma"
Dolayısıyla son görüşmede gündeme gelen ve Öcalan'ın ifade ettiği "teyit, tespit ve taahhüt esasına dayalı, ortak kurulların görev aldığı bir mekanizma" eşliğinde "kurulların karşılıklı beyan ve imzalarıyla sürecin yürürlüğe girmesi"ne dönük yaklaşımı, bundan bağımsız ele almamak gerekir.
Bir yarın kurulacaksa, bu işleyen bir sistemle, sürecin hukuki, yasal ve pratik zemininin sağlanmasıyla mümkün olacaktır diyebiliriz. Öcalan'ın "yasanın yalnızca güvenlik boyutu değil, demokratik toplum ve demokratik siyaset boyutu olmalıdır" sözü yaşananlar açısından anlamlıdır.
"Hukuk ve demokrasi kuralları içinde örgütlenmek"
Yine son görüşmede öne çıkan "Yasadışılık aşıldıktan sonra, örgütten geriye kalan yapıların hukuk ve demokrasi kuralları içinde örgütlenebilmesini öngörüyoruz. Bunun 'PKK’nin olduğu gibi yasallaşması' değil, demokratik toplumun örgütlenmesi olduğunu bilmek gerekir" cümlesi de, yol haritasının demokratik ayağına önemli bir vurgu olmakla birlikte, silahların yerine konacak olan örgütlenme modelinin üzerinde ortaklaşılmış olduğu izlenimini veriyor bize.
Öcalan'ın görüşmede öne çıkardığı ve sürecin amacına dair en net şekilde ifade ettiği,
"Kürt-Türk ilişkilerini yeni bir zeminde düzenlemek, Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunmaktır" cümlesi oldukça önemli. “Şiddetin çözüm sistematiğiyle aşılması, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve kardeşlik hukukunun geliştirilmesi" bir hedef olarak ortaya konmuş.
Daha da önemlisi, “Demokratikleşmenin hem devlet hem de siyasi partiler açısından zorunlu olduğu" gerçeğine vurgu yapan Öcalan, "Cumhuriyetin demokratik içeriğinin güçlendirilmesi gerektiği"nin altını kalınca çizmiş.
Bu ifade, yaşanan anti demokratik, hukuksuz durumlara da el atan bir fikri de işaret ediyor diyebiliriz.
Öte yandan, "Yasal süreç geliştikçe demokrasi yasalarının ve diğer reformların da önünün açılacağı bilinmelidir" diyen Öcalan, bu cümlesiyle, aslında en başta belirttiğim hususa bir kapı da aralıyor.
"Çözüme dönüştüremezsek altından kalkamayız"
Öcalan hem devlete hem topluma hem örgüte bir uyarıda da bulunuyor, "Kürt dinamiği denilen şeyi asgari bir çözüme dönüştüremezsek altından kalkamayız." Ve kendisine dair yaptığı özel belirleme ile süreci nasıl ele aldığını, "Ben 30 yıldır tüm gücümle toparlamaya çalışıyorum, ama bu az karşılık görüyor. Benim burada ağır şartlarda bulunuyor olmam yanıltmasın. Satranç gibi götürmeye çalışıyorum. Ama kolay değil. Kürt dinamiği büyük bir patlamaya yol açıyor. Karşı tarafta Türk psikolojisi de öyle" diyor.
Son olarak "elli yıllık mücadelenin hedefinin barış, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyet kültürünün inşası olduğu" vurgusuyla tüm kesimlere "herkese bu sürece katkı sunma çağrısı yapıyorum. Kaybedecek zamanımız yok" diyor...