Aksa denildiğinde tüm Tapınak Dağı (Temple Mount) anlamına gelir. Orda bir zamanlar bulunan Süleyman mabedini biz yıkmadık. Kudüs'ü Romalılardan aldığımızda Tapınak Dağı çöplük sahasına dönüşmüştü. Halife Ömer ve ona eşlik eden sahabeler o çöplük sahasını öz elleriyle temizledi.
Mescid-i Aksa diye bir cami yok. Ömer Mescidi ve Kıble Mescidi diye iki tane cami var. Şu anki sekizgen camiyi yapıp adını "mescid-i aksa" koyan, Emevi halifesi Abdulmelik b. Mervan.
Endülüslü meşhur coğrafyacı Ebu Ubeyd el-Bekri, Mu'cem'inde diyor ki:
Es-Sahra (Kaya), Beytü'l-Makdis'dir. [Süleyman Mabedi yani. KÇ]
Ebu Ubeyde'den rivayet edildiğine göre: Ömer b. el-Hattab'ın (...) yanında Ka'b el-Ahbâr vardı. Ömer ona: "Ey Ebu İshak! Sahra'nın [Kaya'nın] yerini biliyor musun?" diye sordu. Ka'b: "Cehennem vadisine bakan duvardan şu kadar arşın ölç, sonra kaz, onu bulacaksın" dedi.
Romalılar, Yahudilerin kıblesi Süleyman Mabedi'ni yıkmıştı. Kalıntıları vardı. Siyerlerde "çöplük" denilmesinin sebebi, Yahudilere hakaret amacıyla oraya çöp atılması.
İbn Kesir'in Bidaye'sinde (9/656) özetle şöyle geçiyor: "Ömer, Romalıların Yahudilerin isyanları nedeniyle yıkıp çöplüğe çevirdiği, bir kadının da hakaret olsun diye regl bezlerini attırdığı "Kaya"nın üzerine mescit yaptı."
Yeruşalayim'deki (Medinetu'l-Kuds) Ömer Camii, Yahudilerin kıblesi olan Süleyman Mabedi'nin üzerine, gasp edilmiş toprakta inşa edildi.
Mutezile, gasp edilmiş (mağsub) toprak üzerinde kılınan namazın geçersiz olduğu görüşünde.
Bu görüşü paylaşanlara göre namaz bir ibadettir (taat), oysa gasp edilmiş bir yerde namaz kılmak günahtır (mâsiyet).
Bunun sebebi; namazın kıyam, rüku, secde ve kuud (oturuş) gibi eylemlerden oluşmasıdır; bu eylemler ise gasp edilen mülkün mülksüzleştirilmesi ve kullanılması, hem mülkün alanının hem de atmosferinin işgal edilmesi anlamına gelir.
Eğer mülkün gerçek sahibi orada olsaydı gaspçının bu mülkü kullanmasına engel olurdu.
(Ebu’l-Muzaffer es-Sem’ânî, Kavâtîu’l-Edille fi’l-Usûl, 1/133).
Dinin temel kuralına göre bu mescitte namaz kılmak caiz değildir. Arazi, hak sahiplerine iade edilmelidir.
Empati yapmak isteyenler, bu durumu Kabe ile kıyaslayabilir.
Kabe tarih boyunca defalarca yıkıldı ve yeniden yapıldı. Tarihin bir döneminde Mekke'yi birileri fethedip Müslümanların elinden alsaydı ve Kabe yıkılmış olsaydı, üzerine de kendi mabetlerini yapsalardı Müslümanlar kıblelerinden vaz mı geçerdi?
Vazgeçmeyip kıblelerinin kendilerine iade edilmesini istediklerinde bu talep, arazi üzerine mabet inşa etmiş yeni sahipler tarafından tepkiyle karşılansaydı ne yaparlardı?
Şimdi bu kıyasta Müslümanlar yerine Yahudileri, Ömer Mescidi yerine de Süleyman Mabedi'ni koyun ve iyice düşünün.