Ne kadar terbiyesizce bir yazı bu ya. Sosyal medya ergenliği ile yazıldığı ne kadar belli.
Rahmetli peder vefat ettikten sonra acımızı tam anlamadan cenazeyi taşıma, namazı ayarlama, anons yaptırma, köyde mezar yerini kazacak adamı bulma, gelen misafirlerle ilgilenme falan derken birden bir sürü telaşın içinde bulduk kendimizi. Ha yalnız da değildik; sağolsun tüm eş dost akraba işin bir ucundan tuttu, defin yapıldı, yemekler hazırlandı, taziye yapıldı.
Her neyse rahmetliyi defnettik, İstanbuldan cenaze için gelen arkadaşları uğurlamadan önce bir çay içmeye oturduk. Orada birisi bir espri yaptı muhabbbet arasında, birden kendimi katıla katıla gülerken buldum. Ve fark ettim ki iki gün sonra ilk kez orada tekrar gülebiliyorum. İlk kez bu acının da dağılacağını anlamış oldum orada. İlk kez hayatın devam ettiğini hissettim.
Bakmayın bu ergenlere, cenazemiz olunca karalar bağlayıp hayattan soyutlanmak yoktur bizim kültürümüzde. Ölene son görevini yapmaya gelenleri ağırlamak da ölene bir vefadır bir kere. Kalanın borcudur. İnsana hayatın ve dünyanın devam ettirdiğini hissettirir. Derin kuyulara ve isyana düşmekten korur insanı bu adetler.
Sivas'ta bir taziye evine asılan yazı: